Kalp ve damar hastalıklarında belirtilere dikkat!
Kalp hastalıkları kadın ve erkeklerde farklı belirtiler gösteriyor. Hayvan sahibi olmak, evlilik, kalabalık aileler riski azaltıyor. Kalbi en çok yoran sağlık sorununun yüksek tansiyon olduğuna dikkat çekiliyor. Ağır enfeksiyonlar, tiroit bezinin çok çalışması ve uzun süren kansızlık da kalp-damar hastalıklarına davetiye çıkarıyor
2015.12.20 00:57 - Son Güncellenme: 2015.12.20 00:57 - Sağlık - HABER MERKEZİ
Kadınlar arasında bir numaralı ölüm nedeni kalp - damar hastalıkları. Bu hastalık erken yaştaki erkeklerde daha sık görülse de özellikle menopozdan sonra ve 65 yaş ile üzerinde olan kadınlardaki artış oranı erkeklerle eşitlenmesine yol açıyor. Kadın ve erkekte hastalığın ortaya çıkış belirtilerinin farklı olmasının ise dikkate alınması gerekiyor. Cleveland Klinik Kalp-Damar Hastalıkları Bölüm Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Murat Tuzcu, "Kadınlarda kalp - damar hastalıklarının erkeklerdeki gibi seyretmediğini sonradan anladık" diyor. Tuzcu'ya göre kadınlar doktora genellikle; halsizlik, yorgunluk ve nedeni olmayan bulantı şikâyetiyle başvuruyor. Bu cinste baygınlık veya fenalık hissi erkeklere oranla daha sık görülüyor. Klasik göğüs ağrısıyla gelen belirti tablosuna kadınlarda daha az rastlanıyor.
EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜ YAŞ
Kalp-damar hastalıkları açısından en önemli risk faktörünün yaş olduğu ve yaş ilerledikçe hastalıkta artış meydana geldiği belirtiliyor. Bu sorunda damarlar birçok olumsuz faktöre maruz kalıyor. Bu olumsuz faktörlerin; sigara, şeker hastalığı, metabolizma, yüksek tansiyon, kan yağlarının bozulması, yüksek kolesterol ve aileden gelen genetik yük olduğu belirtiliyor. Bir kişinin babasının 75 yaşında kalp krizi geçirmiş olması çok büyük bir risk faktörü sayılmazken babanın 41-51 yaşları arasında kalp krizi geçirmiş olması önemli bir faktör olarak değerlendiriliyor. 40'lı yaşlarda kalp krizi geçirmiş hastaların birçoğunda genetik kolesterol yüksekliği bulunuyor ve buna ''ailesel hiperkolesterol" deniyor. Aynı kişinin sigara da kullanması genç yaşlarda kalp-damar hastalığı geçirme riskini artırıyor. Tüm bunlara zemin hazırlayan nedenler arasında hareketsiz yaşam ve kilo da önemli yer tutuyor. Bu sorunun ortaya çıkışını sadece tek bir nedene bağlamamak gerekiyor. Kalp - damar hastalığının oluşmasında kişinin psikolojisini bozan duygusal nedenler de önemli görülüyor. Bunlar arasında; bir yakının kaybedilmesi, boşanma, para kaybı, kişisel geçimsizlikler, işteki gerilimler, çocuk ve aile üyeleriyle ilgili problemler bulunuyor.
KADINLARDA GÖRÜLEN FARKLI BELİRTİLER
Kadınlar klasik göğüs ağrısıyla gelen kalp hastalıkları belirtisini erkeklere oranla daha az gösteriyor. İşte kadınlara özgü belirtiler:
- Halsizlik
- Yorgunluk
- Nedeni olmayan bulantı
- Baygınlık veya fenalık hissi
KALBİ YORAN NEDENLER
KALBİ EN ÇOK YÜKSEK TANSİYON YORUYOR
Kalbi en fazla yoran hastalığın yüksek tansiyon olduğu belirtiliyor. Kalbin her atımında karşı karşıya kalınan bu sorun hastanın ağır bir halter kaldırması sırasında harcadığı efora benzetiliyor.
- Sepsis" adı verilen ağır enfeksiyonlar (özellikle de kandaki mikrobik enfeksiyonlar) kalbi yoran önemli nedenler arasında bulunuyor.
- Tiroit bezinin çok çalışması (hipertiroidi) kalbin düzenini bozarak hızlı çarpıntıların ortaya çıkmasına yol açıyor.
- Uzun süren kansızlık da dikkate alınması gereken sorunlar arasında bulunuyor.
EN ÇOK PAZARTESİ GÜNLERİ KRİZ GEÇİRMENIN NEDENİ
Prof. Dr. Murat Tuzcu, "kalp-damar hastalıkları özellikle sabahları daha risklidir" diyor. Bunun nedenini vücudun ahengini düzenleyen bir iç saat olmasına bağlayan Tuzcu'ya göre uzun süren seyahatlerden sonra yaşadığımız rahatsızlık da bu nedenden kaynaklanıyor. Sabah 04:00-05:00 arasında kişinin kortizon salgılanımı ve tansiyonu artıyor. Bu durum kalp krizi saatlerinin en çok sabahları gerçekleşme nedenini açıklıyor. Bu sorunun en çok pazartesi günü gerçekleşme nedeninin pazar akşamından başlayan iş gerginliği olabileceği belirtiliyor. Diğer etken ise uykuyla ilgili bulunuyor. Hafta sonu yaşanan uyku dengesizlikleri de (az uyumak ve kaliteli uyku uyuyamamak) kalp krizi riskini artırabiliyor.
KALP KRİZİ EN ÇOK 70-80 YAŞ ARASI GEÇİRİLİYOR
"En sık görülen kalp hastalığı kalp krizidir" diyen Prof. Dr. Murat Tuzcu, kalp krizinin en fazla geçirilen dönemin "ileri yaş" olduğunu söylüyor ve "En fazla kalp krizi geçirenler 70-80 yaş aralığındaki kişilerdir" diyor. Genç yaştaki kişilerin kalp krizi geçirmesi ise daha tehlikeli bulunuyor.
PARASIZLIK KALBİ VURUYOR
Ekonomik durumu iyi olan kişilerin kalp-damar hastalıkları riski daha az iken ekonomik durumu zayıf kişilerde bu risk daha yüksek bulunuyor. Bunun nedeninin kötü beslenme ve zor yaşam şartlarının yarattığı stres olduğu belirtiliyor. Yoksul kişilerin çoğu ülkede kaliteli besine ulaşmaları çok zor iken ABD'de yapılan çalışmalar şehir merkezinden uzak yerlerdeki manavlarda satılan meyve sebzelerin pahalı olduğu için tüketilemediğini gösteriyor. Bu durum daha ucuz olup paketlenmiş, işlenmiş, içinde şeker bulunan, çabuk bozulan gıdalar ile fast-food türü besinlerin tercih edilmesine neden oluyor. Ekonomik durumu zayıf olanların birçoğunun ek işlerde çalışmaları nedeniyle çalışma saatlerinin çok daha uzun olması da olumsuz etkenler arasında bulunuyor. Durum ülkeler açısından değerlendirildiğinde zengin ülkelerde kalp - damar hastalığı oranının çok düşük, orta ve az gelişmiş ülkelerde ise daha fazla oluşu dikkat çekiyor. Dünyada kalp damar hastalığının 4'te 3'ünün Hindistan ve Güney Afrika gibi az ve orta gelişmiş ülkelerde görülmesi bunun bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
KALP KRİZI RISKINI AZALTAN GERÇEKLER
KÖPEK SAHİBİ OLMAK KALP KRİZİ RİSKİNİ AZALTIYOR
İnsanlarla yakın arkadaş olan kedi, köpek veya kuş gibi hayvanların kalp krizi riskini azalttığını gösteren çalışmalar bulunuyor. Bunun dışında, kişilerin sosyal ilişkilerinin iyi olması, yakın dostlukları, haftanın 3 günü arkadaşlarıyla oturup sohbet etme imkânları riski azaltıyor. Evli olanların olmayanlara göre kalp hastalıklarına yakalanma riskleri daha düşük olsa da bunun çatışmalı, kavgalı ve yüksek sesli evlilikler için geçerli olmadığı ve bu tür evliliklerde her şeyin daha kötüye gittiği belirtiliyor. Yalnız yaşayan insanların kalp krizi geçirme riskleri yalnız yaşamayanlara göre daha yüksek görülüyor. Bunun nedeninin yalnızlığın kişiye verdiği ruh hali ve tedirginlikten kaynaklandığı belirtiliyor.
'BALIKYAĞI İYİDİR' İNANIŞINI TERK ETTİK
"Balıkyağı konusunda 1980'li yıllarda yapılmış İtalya kökenli araştırmalar hepimize umut verse de son 10 - 15 yıl içinde yapılmış karşılaştırmalı araştırmaların hiçbiri balıkyağının yararlı olduğunu göstermiyor" diyen Prof. Dr. Murat Tuzcu, bunun nedenini son 10-15 yılda yüksek riskli kişilerde kalp krizi riskini azaltan başka etkin tedavilerin ortaya çıkmasına bağlıyor. Kolesterol düşürücü yöntemler ve tansiyonun daha iyi kontrol edilmeye başlanması bunların en önemlileri arasında bulunuyor. Prof. Dr. Tuzcu, "Bundan 30 yıl önce ben de hastalarıma balıkyağı verirdim. Ancak balık yağı inanışını terk ettiğimizden beri hiçbir hastama balıkyağı önermiyorum. Buna karşın eğer hastanın trigliseridi (kan yağı) çok yüksekse başka ilaç yazmak yerine balıkyağı verilmesine karşı değilim" diyor.
VİTAMİNLERİN YARARLARI KANITLANAMADI
Dünyada büyük bir pazar haline gelen vitaminlerin kalp-damar sağlığı üzerinde iddia edildiği kadar büyük etkisi var mı? Prof. Dr. Murat Tuzcu, yapılan çalışmaların, hap olarak alınan vitamin, antioksidan ve destek haplarının kalp-damar hastalığını önlemede veya var olanı iyileştirmede yararlı olduğunu göstermediğini söylüyor ve "En az 20 yıldır binlerce hastanın karşılaştırmasının olduğu araştırmalar bu tür hapların yararlı olmadığına işaret ediyor. D vitamini eksikliğinde bunu hap olarak verdiğiniz zaman kalp hastalığını önleyici etki sağlamış olmuyorsunuz. D vitamini düşük olanların 'Bu sorunu düzeltirsem kalp hastalığım da düzelir' şeklindeki yaklaşımları doğru olmayan bir mantıktır. Tıpta mekanizmaya bakarak bir tedavinin iyi olduğuna karar vermek mümkün değildir. Vitaminler muhtemelen çok faydalılar, yeter ki doğal kaynaklar olarak adlandırılan sebze, meyve ve baklagillerden alınmış olsunlar. Bu noktada görüyoruz ki projektör gerçek koruyucu olanlardan alınıp bu yalancı vaatlerin üstüne tutuluyor ve ışık, gitmesi gereken yere ulaşmıyor" diyor.
ÇOĞUNLUKLA KADINLARDA GÖRÜLEN 'KIRIK KALP HASTALIĞI'
Sadece kadınlara özgü bir kalp hastalığı var mı sorumuza "Kadınlara özgü olmasa da çoğunlukla kadınlarda görülen bir kalp hastalığı var" yanıtı veren Prof. Dr. Murat Tuzcu devam ediyor; "Bunun adı 'Takotsubo'dur. (Kırık kalp hastalığı) 20 yıl önce ilk defa Japonlar tarafından bulunan bu hastalığın adı ahtapot tutmak için kullanılan ağzı dar bir çömlekten gelir ve ahtapot bunun içine girdiğinde çıkamaz. Kalp de bazı nedenlerle bu hale gelir. Çoğunlukla kadınlar hastaneye kalp krizi tabloları fark edilemeyecek şekilde başvurduklarında yapılan testler sonucunda damarların tamamıyla açık olduğu tespit edilse de kalbin o bölgesi kalp krizi geçirmiş gibi hareketsiz (ölü) görülür. Özelliği kalp krizinin aksine bir süre sonra kendini toparlamasıdır. Bu durum kadınlarda daha fazla olur ve bu hastalığa sahip kadınların çoğunun büyük bir duygusal sarsıntı yaşadıkları bilinir.