Geri Kâbus dalga dalga 'geliyorum' demiş! 2 yıl önce raporlanmış

Kâbus dalga dalga 'geliyorum' demiş! 2 yıl önce raporlanmış

Marmara Denizi'ndeki kirliliğin nedenlerinin araştırıldığı raporda, bölgeyi etkisine alan müsilajın sebebine işaret edildi! Marmara'daki kirlilikle ilgili 2 yıl önce ortaya konulan raporlara rağmen, geç kalındığı belirtiliyor.

18 Haziran 2021 Cuma, 08:55 - Güncel
A
Kâbus dalga dalga 'geliyorum' demiş! 2 yıl önce raporlanmış
02:49 Bursa Gemlik Körfezi'nde müsilaj yoğunluğu

İLGİLİ VİDEO

Bursa Gemlik Körfezi'nde müsilaj yoğunluğu

 Marmara Denizi'nde yaşanan müsilaj felaketinin ayak seslerinin önceden ortaya konulmasına karşın, gereken müdahale ve denetimlerde geç kalındığını gösteren bilgilere ulaşılmaya devam ediliyor.

TÜBİTAK-MAM tarafından yürütülen "Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme 2017-2019 Programı" kapsamında 2 yıl önce ortaya konulan raporlardan yansıyanlar felaketin adeta göz göre göre geldiğini gösteren bilgiler içeriyor.

DENİZ TAM BİR ÇÖPLÜK OLMUŞ 

TÜBİTAK MAM Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü'nden uzmanların 2018'de Karadeniz, Ege ile Marmara Denizi'ndeki ağır metal kirliliğine yönelik araştırmada, Marmara Denizi'nde özellikle İzmit Körfezi'nde yüksek seviyede civa zenginleşmesi; Küçükçekmece istasyonunda da kadmiyum, bakır ve çinko açısından orta-yüksek seviyede bir zenginleşme olduğuna dikkat çekilmiş.

'Marmara Denizi Diplerinde Bulunan Deniz Çöplerinin' dağılımı başlıklı raporda ise Marmara Denizi'ndeki deniz çöplerinin kritik bir konu olduğuna dikkat çekilerek, 34 istasyonun 32'sinde çöp bileşeni tespit edildiği, 280 trol çekiminden 443.2 kg ağırlığında 626 adet çöp bileşeni tanımlandığı, çöp miktarının 2017 senesine göre önemli derecede arttığı tespit edilmiş.

Raporda, "En fazla çöp bolluğu Gemlik ve İzmit Körfezi civarında da nispeten yüksek kirlilik görülmüştür. Güney ve Batı Marmara'da konumlanan istasyonlar arasında Gönen çayı nehir ağzına yakın 15'inci istasyon ortalama bolluk ile en fazla kirliliğe sahiptir" görüşleri sıralanıyor.

TAVİZSİZ DENETİM ŞART 

Bandırma Çevre Derneği Başkanı Harun Algül, Marmara'da yaşanan çevre felaketinin önüne geçilmesi için denetimlerin çok sıkı ve tavizsiz şekilde uygulanması gerektiğini belirtti. Algül, "Bandırma'da henüz atık su arıtma tesisi faaliyete geçmiş durumda değil. Derin deşarj sistemi uygulanıyor ve bir şekilde ekolojik sistem zarar görüyor.

Yaşanan çevre sorunlarını önüne geçmek için mutlaka ÇED yönetmeliğinde değişikliğe ihtiyaç var. Denetim sorunu ve aksaklığı ortadan kalkmadıkça kirlilik bitmez. Çiftçi, sanayici, vatandaş da çevreye duyarlı olmalı" dedi.

 Milliyet, Marmara'nın kurtuluşu olarak görülen ileri biyolojik arıtma tesisine girerek, atık suların nasıl zehirsiz hale getirildiğini adım adım takip etti.

Türkiye'nin en büyük arıtma tesisi olan İSKİ'ye bağlı Ataköy İleri Biyolojik Arıtma tesisindeyiz. Günlük 600 bin metreküp suyun arıtıldığı tesiste, arıtma işlemi esnasında oluşan metan gazından da elektrik üretiliyor. 2 milyon 400 bin kişilik nüfusa hizmet veren tesiste, 7 ilçeden gelen atık sular, ilk olarak kollektörler vasıtası ile terfi merkezine ulaşıyor.

BİYOFOSFOR HAVUZU 

Burada bulunan 5 milimlik ardından 1 milimlik ızgaralarda, kaba atıklar ayrıştırılıyor. Sonrasında çıkan atık su, kum ve yağ arıtımı için kum tutucu havuzlara aktarılıyor. Çöktürme havuzlarına gelen atık su, tesis ileri biyolojik arıtma değilse bu aşamanın ardından Marmara'ya deşarj ediliyor.

SIFIR ATIK 

Tesise girişte kapkara bir rengi ve içerisinde her türlü atık olan su, saydam bir renge büründükten sonra deşarj ediliyor. Avrupa 1. Bölge Atık Su Arıtma Şube Müdürü Serhat Kuş, "Arıtma neticesinde oluşan çamurlar, kurutulmak üzere kurutma ünitelerine aktarılıyor. Burada yüzde 90 kurulukta ürün elde ediliyor. Bu kuru madde çimento fabrikalarında ikincil yakıt olarak değerlendiriliyor. Sistemden çektiğimiz çamur kurutulmadan önce, Çamur çürütücü ünitelerimizde bekletilerek gaz elde edilmesi sağlanıyor. Elde ettiğimiz bu gazı kurutma ünitelerinde çamuru kurutmak için gerekli enerjiye dönüştürüyoruz. Tesisimizde hiçbir şekilde çevreye zarar vermeden arıtmamamızı gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı.

ZEYTİN KARASUYU AKIYOR 

Raporda şu ifadeler kullanılıyor: "İlin üretime dayalı sanayi tesisi potansiyeli yoğunluklu olarak bu ilçelerde faaliyet göstermektedir. Bu ilçelerdeki üretime dayalı sanayi tesislerinden ve yerleşimlerden kaynaklanan evsel ve endüstriyel nitelikli atık sular direkt veya dolaylı olarak Marmara Denizi'ni etkilemektedir.

Yaz aylarında turizme bağlı olarak artan nüfustan kaynaklanan evsel atık sular, kış aylarında ise zeytinyağı üretiminden kaynaklanan zeytin karasuyu en önemli çevresel sorunları oluşturmaktadır."

DSİ eski Genel Müdür Yardımcısı Dursun Yıldız ise şu tespit ve uyarıları sıraladı: 

"Susurluk ve Biga nehirleri havzasında aşırı gübre kullanımı sonucunda Marmara'ya taşınan azot ve fosfor yükleri Marmara Denizi'nin dengesi tamamen bozdu. Bu nedenle Marmara Denizi'nin acil eylem planı kapsamında hemen oksijen çadırına alınması gerekiyor.

Müsilaj bu ekolojik dengedeki çöküşün bugün itibariyle bize yansıyan sonucudur. 2007 yılından bu yana kendini göstermiş ancak yönetimler bu mesajı almayınca daha geniş alanlara yayılmak zorunda kalmıştır."

YÜZDE 70'İ EVSEL 

"Marmara'da özellikle azot ve fosfor kirlilik yükünün yüzde 60'ı daha çok karasal kirlilik yükü olarak Marmara'nın çevresinden geliyor. Özellikle Güney Marmara, İzmit Körfezi ve İstanbul kirlilik yükünde başı çekiyor. Marmara Denizi'ne havzadan gelen karasal kirlilik yükünün yaklaşık yüzde 70'inin evsel, yüzde 28'inin derelerden gelen yayılı yük, yüzde 2'sinin de sanayi kirlilik yükü olduğunu biliyoruz.

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


18 Haziran 2021 Cuma, 08:55
A