İstanbul'da unutulmaz gece

İstanbul'da unutulmaz gece

İngiliz komedyen Eddie Izzard "Force Majeur" adlı gösterisiyle geldiği İstanbul'da 2000 kişiye sadece kahkaha dolu bir gece yaşatmadı; onlarla sohbet etti, tartıştı ve hatta küfür etti. Ama sonuçta herkes evine mutlu gitti.

2013.04.02 10:51 - Son Güncellenme: 2013.04.02 10:52 - Güncel - HABER MERKEZİ
A
İstanbul'da unutulmaz gece

15 dakikalık bir gecikmeyle başlıyor Eddie Izzard gösterisine. Önce yoğun bir sis bulutu sarıyor sahneyi ( 80'lerden beri hayatımızın vazgeçilmezi o sis makinaları sağolsun ), James Bond müziğini andıran, ama daha doğulu bir ezgi eşliğinde. Ve ardından yüksek topuklu ayakkabıları, kırmızı ojeli tırnaklarıyla Eddie geliyor, alkışlar, uğultular eşliğinde. Bir rock yıldızı var karşımızda, şüphe yok. Öte yandan salonun neredeyse yarısı Türkiye'de yaşayan yabancılarla dolu, ona da şüphe yok. Büyük çoğunluk sanki hangi esprinin ne zaman geleceğini bile biliyor gibi bakıyor, dinliyor, tepki veriyor. Bense, hala Lenny Bruce, Richard Pryor, Bill Hicks gibi farklı kuşaklardan olsa da günümüz için eski moda sayılacak komedyenlere aşina olmakla beraber bir Izzard bakiresiyim ( bakirelikle ilgili espriyi düşünebilirsiniz tam burada, tabii eğer siz de TİM Show Center'daki kalabalığa dahildiyseniz ) ve tüm gösteriyi hiç bir beklentim olmadan, baştan sona keyifle izliyorum.


Gösterinin ilk yarısını balkondan, Eddie Izzard'a bir hayli uzak sayılabilecek bir mesafeden izliyorum ama her şeyi çok net duyabildiğim için bir sıkıntı yok. Sadece parmaklarını yakından göremediğim için kırmızı ojelerin yanı sıra İngiliz bayrağını andıran tırnağını seçemiyorum, o kadar. Anne babasının balaylarında onu ilk kez getirdiği İstanbul'a dönmekten mutlu olduğunu söyleyerek selamlıyor seyirciyi ve ingilizce öğrendiğimiz için çok teşekkür ediyor. İlk bölümde büyük ölçüde din ve inanç meselesi üzerinde duruyor ve bu da beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Hayır, din meselesine takıntılı olduğum için değil ( velev ki öyleyim ), ama bizim ( haksızlık etmeyelim, sadece bizim değil, tüm dünyanın ) suya sabuna dokunmayan, işi büyük ölçüde taklitler ya da belden aşağı esprilerle götüren komedyenlerin ( Cem Yılmaz'ı tenzih ederim ) aksine insanın aklında yer edecek, öyle ya da böyle hayatında bir fark yaratacak cümleler kurduğu, kendisi kadar izleyiciyi de adam yerine koyduğu için. İkinci yarı balkondan salona inip en önlerde bir yer buluyorum ve bu kez en küçük detayına kadar ( bir elinde İngiliz bayrağı gibi boyanmış, diğerinde ise Avrupa Birliği bayrağı gibi boyanmış iki tırnağını yani ) görebiliyorum. Böylece "ben Avrupalı ve İngiliz bir travestiyim" esprisi daha bir anlam kazanıyor. İlk yarıya oranla daha kısa sürse de yine herkesi kırıp geçiriyor Izzard ve 20.15'te başladığı gösterisine 22.07'de son veriyor. Sonra kısa bir bis için geri geliyor ve isteyenlerle gösteri sonrası fuayede sohbet edeceğini söylüyor. Gerçekten gelir mi acaba?

Bu sorunun cevabını yaklaşık 15 dakika sonra alıyorum ( diğer bekleyenlerle beraber ). Eddie Izzard kıyafetini bile değiştirmeden kendisini bekleyenlerin yanına geliyor ve ona yöneltilen soruları ( "Soru sormak isteyen elini kaldırsın" ) yanıtlıyor. İlk soru neden yeterince politik olmadığıyla ilgili. Izzard tüm gösterilerinde olduğu kadar politik olduğunu, kendisini kısıtlamadığını söylüyor. Hatta 2020'de Londra Belediye Başkanlığı'na adaylığını koyacağını söylüyor. Ciddi mi acaba? Neden karşı cins kıyafetinde ( cross-dress ) sahne almadığını soran bir başkasına ise "Öyleyim, içimde ne olduğunu nereden biliyorsun?" diyerek şaka yollu bir küfür savuruyor. "Bu üzerimdeki kadın kotu, tırnaklarım ojeli, ayağımdaki yüksek topuklu kadın ayakabısı, daha ne istiyorsun amk?" ( tabii ki bunun İngilizce karşılığı bir şey söylüyor ) diyor. Aynı anda el kaldırdığımız (ama benim elimde bardak olduğundan belki de sadece kadeh kaldırdığımı sandığı için diğerine söz veriyor Eddie ) bir izleyici tam da aklımdaki soruyu soruyor: en sevdiği 5 stand-up komedyeni kim acaba? Billy Connoly, Richard Pryor, Steve Martin, Robin Williams, Patton Oswald isimlerini sayıveriyor bir çırpıda. Ailenizin kaldığı otelde mi kalıyorsunuz diye soran birine "Evet" diyor ve Divan Oteli'nde kaldığını söylüyor. Hayatının hangi noktasında ateist olmaya karar verdiği sorusunaysa "Ben ateist değilim öncelikle, agnostiğim, ne olur ne olmaz, ahiret günü gerçekse sakata gelmeyelim. Ayrıca atesit inançsız demek, ama ben inanıyorum, bize, insanlara, 7 milyar insan nüfusunun büyük çoğunluğuna inanıyorum. Barış içinde yaşamak istediğimize inanıyorum." sözleriyle yanıt veriyor ve belki de gecenin en büyük alkışını burada alıyor. Sonra "Biraz da ben sormak istiyorum" diyor ve "Bir süredir iktidarda olan bir hükümetiniz var. Büyük bir halk desteği aldığını biliyorum ama bazıları da Mustafa Kemal'in size kazandırdıklarını geri aldıklarını söylüyorlar. Doğru mu bu?" diyerek bir seferde hedefi buluyor ve Türkiye gündeminin en can alıcı meselelerinden birine parmak basıyor. İngiltere'den gelen bu komedyen işte bunu merak ediyor. Karşısındaki kalabalıktan farklı sesler yükselir gibi oluyor ama ortayaşlı bir beyefendinin "Kurbağa nasıl pişirilir bilir misiniz?" sorusu sanıyorum aldığı en münasip yanıt oluyor. Izzard önce "Bu nereye gidecek anlamadım ama buyrun" diyor ve sonra kurbağayı nasıl pişirmesi gerektiğini öğrenince manzarayı kavrıyor. Seneye tekrar gelme sözü vererek hızlı adımlarla ve yanında kendisine yol gösteren bir insan grubuyla yanımızdan ayrılıyor. Kurbağa pişirme meselesi mi dediniz? Onu da araştırıverin bir zahmet.

NTV

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2013.04.02 10:51 - Son Güncellenme: 2013.04.02 10:52 - HABER MERKEZİ
A