'Halk para tuzağına düşüyor'
Çalışmaları süren tamamlayıcı tıp mevzuatının bir an önce çıkması gerektiğini belirten Dr. Ümit Aktaş, bu alanda kontrolsüz şekilde büyüyen bir pazar olduğunu söyledi, "Doktorların 'bitkisel tedavi yoktur' söylemleri ve mevzuat yokluğunda derdine çare arayan hastalar ticari tuzaklara düşüyor" dedi.
2013.12.23 13:50 - Son Güncellenme: 2013.12.23 13:51 - Sağlık - HABER MERKEZİ
Sağlık Bakanlığı, fitoterapi, ozonterapi, akupunktur, refleksoloji ve proloterapi gibi tamamlayıcı tıp uygulamaları ile ilgili mevzuat çalışmalarının sürdüğünü ve mevzuatın önümüzdeki yıl çıkacağını açıkladı. Bu alandaki yasal boşluktan yararlanan ve kendilerini "uzman" diye nitelendirenlerin toplum sağlığı ile oynadığını belirten Fitoterapist Dr. Ümit Aktaş, tamamlayıcı tıp mevzuatının bir an önce çıkması gerektiğine söyledi, "mevzuat yokluğunda olan hastalara, yani halka oluyor" dedi.
Türkiye'nin aslında 1993'de imzaladığı anlaşma ile Avrupa Birliği'nin tamamlayıcı tıp mevzuatına uyumlu davranmayı kabul ettiğini, bu taahhüt çerçevesinde, AB'nin ilgili kurumlarına 1993'den itibaren üye olduğunu aktaran Aktaş, "Türkiye, AB'nin fitoterapi (bitkilerle tedavi) konusundaki çalışmaları düzenleyen kuruluşu ESCOP'a (European Scientific Cooperative on Phytotherapy) üyedir ve aidat ödemektedir, yani fitoterapiyi resmi olarak kabul etmiştir" diye konuştu.
HASTALAR YANLIŞ UYGULAMALARDAN NASIL KORUNACAK?
Ancak geçen 20 yıl zarfında konuyla alakalı mevzuatın çıkarılmamış olmasının ciddi bir boşluk yarattığını dile getiren Aktaş, tamamlayıcı tıp mevzuatının olmamasının, devletin bu alanı denetleyememesi ve kontrol edememesi anlamına geldiğini söyledi. "Hangi uygulamayı, hangi yönetmeliğe göre denetleyeceksiniz? Bu uygulamaları yapmak için kimler yetkilidir? Bu alandaki tedaviler hangi standarda göre yapılmalıdır? Doğru ve yanlış uygulamalar birbirinden nasıl ayrılacaktır? Hangi tedavi tamamlayıcı tıp kapsamındadır, hangisi değildir? Hastalar, tamamlayıcı tıp olduğu iddia edilen yanlış uygulamalardan nasıl korunacaktır?" sorularını sıralayan Dr. Aktaş, durumun sakıncalarını ve yarattığı riskleri anlattı:
'VATANDAŞ, SUİİSTİMALCİLERİN KUCAĞINA İTİLİYOR'
"Ülkemizin tamamlayıcı tıp alanında bir mevzuatının olmaması, devletin bu tedavi alanlarını resmen tanımadığı şeklinde bir algı yaratıyor. Bazı doktorlar, bu tedavilerin yanlış olduğunu ve kullanılmadığını iddia ediyor. Oysa tamamlayıcı tıp uygulamaları, tüm dünyada kullanılmakta ve ciddi bilimsel yayınlarla desteklenmektedir. Doktorların tamamlayıcı tıbbı reddeden yaklaşımları, hasta vatandaşı, bu alanı suiistimal eden insanların kucağına itmektedir. Hayatın olağan akışı, boşluğu affetmez, doktorlar talebi karşılayamayınca doğan boşluğu, doktor olmayanlar doldurur. Özellikle günümüz ortodoks tıbbından çare bulamayan kronik ve ölümcül hastalıkları olanlar, doğal olarak tamamlayıcı tıp uygulamalarına yöneliyor. Üstelik tamamlayıcı tıp yöntemleri doğru uygulanırsa, bu hastalıkların pek çoğunun tedavisinde başarılı olmak mümkündür."
'ÇARESİZ HASTA, YANLIŞ UYGULAMALARIN KURBANI OLUYOR'
"Önümüzde kontrolsüz şekilde büyüyen dev bir pazar var" ifadesini kullanan Dr. Aktaş'a göre, çok sayıda hastanın tamamlayıcı tıp ile ilgili talebi var ancak bu talep doktorlar tarafından karşılanmıyor. Çaresiz kalan hastalar da uzman olmayan kişilerin para tuzağına düşüyor: "Hasta doktoruna bu talebini iletince, bir de üzerine azar işitiyor. Bu tedavileri doğru şekilde uygulayacak hekim bulamayan hasta da internetten, medyadan araştırıyor ve doktor olmayan, açgözlü sahtekârların ticari ağlarına düşüyor. Denize düşen yılana sarılır misali aslı astarı olmayan uygulamaları kullanmaya başlıyor."