G7 zirvesi Trump gerilimi ile gündemde: İran krizi müttefiklerle ilişkileri sarstı!
İran konusunda G7 ülkelerinden beklediği desteği bulamayan Donald Trump, bir zamanlar yakın ilişkiler kurduğu liderlerle peş peşe karşı karşıya geldi. Macron'dan Starmer'a, Meloni'den Carney'e kadar birçok isimle yaşanan görüş ayrılıkları, G7 zirvesini yeni diplomatik gerilimlerin merkezine taşıdı.
2026.06.16 09:07 - Son Güncellenme: 2026.06.16 09:07 - Dünya - AA
ABD Başkanı Donald Trump, son aylarda G7 ülkelerinin liderlerine yönelik sert açıklamaları ve eleştirel söylemleriyle bir kez daha uluslararası gündemin merkezine yerleşti. Özellikle İran konusunda yaşanan görüş ayrılıkları, Trump ile Washington'un geleneksel müttefikleri arasındaki gerilimi yeniden gün yüzüne çıkardı. Bir dönem yakın ilişkiler kurduğu liderlerle peş peşe tartışmalar yaşayan Trump'ın, G7 zirvesini yeni diplomatik krizlerin sahnesine dönüştürdüğü yorumları yapılıyor.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik politikalarına G7 ülkelerinin büyük bölümünden beklediği desteği alamayan Trump'ın öfkesinin temelinde de bu anlaşmazlık yatıyor. Hafta sonunda Tahran ile bir anlaşmaya varıldığını duyurmasının ardından İran dosyası, liderler zirvesinin en önemli gündem başlıklarından biri haline geldi. Ancak yaşanan gerilimler yalnızca son döneme ait değil. Trump ile G7 liderleri arasındaki ilişkiler, ilk başkanlık döneminden bu yana inişli çıkışlı bir seyir izliyor.
MACRON İLE KARMAŞIK İLİŞKİ YENİDEN GERİLDİ
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Trump'ın G7'de en uzun süredir tanıdığı liderler arasında yer alıyor. İki isim arasındaki ilişki yıllardır dalgalı bir görüntü sergiliyor. Zaman zaman karşılıklı övgülerin öne çıktığı ilişkide, zaman zaman da kişisel göndermeler ve sert çıkışlar dikkat çekiyor.
Uzun süre Trump ile diyalog kurabilme becerisiyle öne çıkan Macron'un, son dönemde ABD Başkanı'nın çıkışlarından yorulduğu ve daha mesafeli bir tutum benimsediği değerlendiriliyor.
KANADA İLE TİCARET GERİLİMİ BÜYÜDÜ
Kanada Başbakanı Mark Carney ile Trump arasındaki ilişkiler başlangıçta olumlu bir tablo çizmişti. Özellikle Trump'ın eski Başbakan Justin Trudeau ile yaşadığı sorunların ardından Carney ile daha yapıcı bir iletişim kurulabileceği düşünülüyordu.
Ancak ticaret politikaları konusunda ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve Carney'nin Davos'ta yaptığı sert açıklamalar, Washington-Ottawa hattındaki havayı değiştirdi. Trump'ın son dönemde Kanada'yı ABD'nin "51. eyaleti" yapma yönündeki söylemlerini yeniden gündeme taşıması ve Carney'den "Vali Carney" diye söz etmesi, iki ülke arasındaki diplomatik tansiyonu yükseltti.
STARMER İÇİN 'CHURCHILL DEĞİL' ÇIKIŞI
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Avrupa'da Trump ile yakın ilişki kurmak için en fazla çaba gösteren liderlerden biri olarak öne çıkıyordu. Ancak İran konusunda Washington'a beklediği desteği vermemesi, iki lider arasındaki dengeleri değiştirdi.
Trump'ın son açıklamalarında Starmer'ı "bir Winston Churchill değil" sözleriyle hedef alması, Londra ile Washington arasındaki ilişkilerde yeni bir kırılma işareti olarak değerlendirildi.
ALMANYA VE İTALYA DA ELEŞTİRİLERDEN NASİBİNİ ALDI
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Beyaz Saray ziyaretinde Trump'ın Almanya doğumlu büyükbabasına ait doğum belgesini hediye ederek olumlu bir başlangıç yapmıştı. Buna rağmen Merz'in İran politikasına yönelik eleştirileri ve ABD'nin Tahran yönetimi karşısında küçük düşürüldüğünü savunması, Trump'ın tepkisini çekti.
Avrupa'da Trump'a en yakın isimlerden biri olarak görülen İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de İran'a yönelik askeri girişimlere destek vermemesi nedeniyle ABD Başkanı'nın eleştirilerinden kaçamadı. Meloni'nin daha sonra Trump'ın Papa 14. Leo'ya yönelik sözlerini "kabul edilemez" olarak nitelendirmesi, iki lider arasındaki görüş ayrılıklarını daha görünür hale getirdi.
JAPONYA ŞİMDİLİK FIRTINADAN KISMEN UZAK KALDI
G7'nin en yeni liderlerinden Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Trump ile kişisel bağ kurmayı başaran isimlerden biri olarak dikkat çekiyor. Takaichi'nin, merhum Başbakan Şinzo Abe ile Trump arasında geçmişte kurulan yakın ilişkilerin mirasını sürdürmeye çalıştığı belirtiliyor.
Buna karşın Japonya'nın da İran'a yönelik askeri girişimlere katılmayı reddetmesi, Trump'ın Tokyo yönetimine yönelik eleştirilerinin önünü kesmedi. Oval Ofis'te Pearl Harbor hakkında yapılan zamansız bir şakanın Japon kamuoyunda rahatsızlık yaratması ise iki ülke arasındaki hassas dengelerin kolayca bozulabileceğini gösteren son örneklerden biri oldu.
İran krizi üzerinden şekillenen son gelişmeler, Donald Trump'ın yalnızca rakipleriyle değil, ABD'nin en yakın müttefikleriyle de yeni bir diplomatik mücadele dönemine girdiğini ortaya koyuyor.