Eski Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk partisinden istifa etti
AK Parti'den Bursa Milletvekilliği yapıp Ahmet Davutoğlu'nun kurduğu Gelecek Partisi'ne geçen Mustafa Öztürk, Genel Başkanı ve İl başkanını topa tutarak Gelecek Partisi'nden de istifa etti.
2022.11.01 13:20 - Son Güncellenme: 2022.11.01 13:40 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
ERCAN ÇALIŞIR - MEMET CAN YEŞİLBAŞ / BURSADA BUGÜN
Mustafa Öztürk, lidere olan inancının kalmadığını öne sürerek Gelecek Partisi'nden istifa etti.
Nilüfer Ramada Otel'de basın mensupları ile buluşan Öztürk, AK Parti'den sonra Gelecek Partisi'nden de istifa ettiğini açıkladı.
Mustafa Öztürk'ün açıklamaları şu şekilde;
İnsanı var eden şahsiyetidir. Şahsiyeti de kişinin inançları, ahlaki, like ve değerleri oluşturur. Insan bu değerleri için yaşar.
Partiler ise programları, etik kuralları, ilkeleri ile halkın problemlerine çözüm üretmek, ülkenin menfaatlerini korumak ve hizmet etmek için kurulmuş araçlardır. Yani halka bir umut olmak için kurulurlar. Maalesef ülkemiz siyasetindeki ideolojik saplantılar, çıkar ilişkileri, iktidar mücadeleleri, kişisel hirslar, ehliyet ve liyakattan yoksunluk, şeffaflığın olmaması, denetim mekanizmalarinin çalışmaması, parti fanatizmi, önyargı-bağnazlık gibi birçok unsur nedeniyle partiler, gerçek fonksiyonunu yerine getirememektedir.
Siyasette yapısal dönüşüm şart;
Bu nedenle siyasette yapısal dönüşüm olmadan (siyasi partiler yasası, seçim yasaları, şeffaflik yasası, dar bölge seçim sistemi, teşkilatların gönüllülük esasına göre kurulup, dağılması vs) yapılacak bir seçim Türkiye'mizin problemlerine çözüm olamayacak ve kosa bir süre sonra yeni bir seçim kaçınılmaz olacaktır.
Bu bağlamda seçime gitmeden önce milletimiz hangi yönetim modeli ( yasama, yürütme, yargı tarafsızlığının ve bağımsızlığının olduğu tam başkanlık sistemi ya da Cumhurbaşkanlık makamının sembolik hale getirildiği, yetki ve sorumluluğun Başbakana verildiği Güçlendirilmiş parlamenter sistem) ile yönetileceğine karar verdikten sonra seçime gidilmelidir. Aynca bu referandumla birlikte siyasi ahlak yasası, rant yasası ve şeffaflik yasası gibi siyasetin kişisel ve grupsal çıkar amaçlı kullanılmasinin önüne geçecek yasal düzenlemelerin yapılması elzemdir.
Bugün Türkiye'nin sorunlarına kısaca göz atarsak; Yönetim şeklindeki sorunlar (tek adamlık, TBMM'nin devre dışı kalması, denetim mekanizmalarının çalışmaması, devlet hiyerarşisinin bozulması, çift başlılık gibi derinleşen ekonomik problemler, hayat pahalılığı enflasyon, işsizlik alım gücünün düşmesi, gelir dağılımındaki adaletsizlik, borç stoğu, artan can açık, düşen milli gelir, rant, kaynakların kötü kullanımı gibi Dış politikadaki çıkmazlar,
Mülteci sorunu,
Eğitim kalitesindeki geri gidiş, eğitimde fırsat eşitsizliği
Zayıflayan aile yapısı
Adalet hukuk, ehliyet ve liyakat, kayırmacılık (torpili gibi kavramlardaki yozlaşmalar
Özgürlük alanındaki kaygılar
Ranta dayali çarpık kentleşmeler
İklim ve çevre sorunları,
Umutsuzluk güven erozyonu,
Yolsuzluk vs.

Bu ve benzeri sorunlar kolay kolay bir partinin üstesinden gelebileceği sorunlar değildir.
Dolayısıyla bir uzlaşıya ve ortak akla ihtiyaç vardır. Bu da ancak ideolojik siyasetin terk edilmesi ve parti fanatizminden kurtulunması ile mümkündür. Yani demokrasinin kurumsallaşmas ve devlette sürekliliğinin sağlanması gerekir.
2023 seçimlerinin kaderini belirleyecek gruplar;
Bu seçimlerin kaderini z kuşağı ile birlikte gençler, kürt kökenli seçmen, emekliler, asgari Ücretle çalışanlar, esnaf ve tarımla uğraşan kesimlerin oy tercihi seçimin kaderini belirleyecek. Ekonomik durumun, güvenlik meselesinin de belirleyici etkisine dikkat çekmek isterim.
2023 seçimlerinde ortaya çıkabilecek sonuçla ilgili şu anki tabloya göre varsayımım;
(mevcut ittifakların bu şekilde devam etmesi durumuna göre)
1- Cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tekrar seçilmesi, fakat TBMM'de çoğunluğun muhalefetin (millet ittifakı) nin lehine oluşması. Ak Parti ve MHP'nin ciddi oranda milletvekili kaybı.
2- Cumhurbaşkanlığı seçimini muhalefet adayının kazanması ve TBMM'de çoğunluğun muhalefetin eline geçmesi.
Sonuç; her iki durumda da ülkemizin birkaç yıl içinde tekrar seçime gideceğini düşünüyorum.
Ayrıca seçime kadar ittifak yapılanı dahil, transferler ve terörle birlikte ülke güvenliği konularında önemli değişikliklerin olacağını düşünüyorum.
Bursa yerel değerlendirmesi;
Maalesef Bursa ülkeye yıllardır verdiğinin, ürettiği katma değerin çok azını hizmet olarak geri almaktadır. Bursa yıllardır siyaset, bürokrasi, sanayi, stk alanlarında birlikte hareket etmeyi başaramamıştır. Bu yapılar arasındaki güç savaşları, iktidar mücadeleleri halen devam etmektedir. Bu nedenle Bursa lobisi etkin olamamaktadır. Bursaspor'un geldiği nokta bile buna çok açık örnektir.
Maalesef yerel yönetimlerde Bursa iktidar partisinde olmasının avantajını kullanamamış ve son 15 yılı heba olmuştur. Şehrin sorunlarını çözecek kalıcı çözümler oluşturacak büyük projeler hayata geçirilememiştir.
Bursa'nın sorunlarına kısaca göz atarsak;
( Ulaşım-trafik, • Çevre - iklim, (dereler, arıtma, çöplük, tarım alanlarındaki fabrika atıkları vs)
• Şehrin planlanamaması, çarpık kentleşme, • Kentsel dönüşüm, başka bir deyişle rantsal dönüşüm,
• Yanlış Sanayi planlaması, tarım alanlarının yok edilmesi,
• Lobi eksikliği,
Gelecek Partisi;
AK Parti yıllar içinde kuruluş felsefesinden uzaklaşmış, güç zehirlenmesi ortaya çıkmış, istiş terk edilmiş, özeleştirinin esamesi okunmamaya başlamış, ehliyet ve liyakattan uzaklaşılmış Millet ve ülke menfaati yerine kişisel çıkar siyaseti öne çıkmıştı. Bunun temel iki sebebi vardı.
Birincisi, yıllardır adalet, hukuk, kul hakki, kamu menfaati, şeffaflık, hesap verme gibi değerler üzerine mücadele etmiş birçok arkadaşımızın güç eline geçince, değerlerini terk edip bu güç kişisel çıkarları uğruna kullanmaları yani bozulmaları.
İkincisi partilerden bağımsız her dönem gücün yanında yer alanların AK Parti'de etkin olmaları. AK Parti bu sebeplerden ötürü oy kaybetmeye başlamış, bütün uyanlarımıza rağmen ders alınmamış ve sonucunda yerel yönetimler kaybedilmişti. AK Parti yorulmuştu artık.
Siyasette yeni bir soluğa ihtiyaç vardı. Bilgiye dayalı, şahıslar yerine kadro hareketine geçiş yapacak, istişare edecek, özeleştiri yapacak, insani ve yönetimsel değerleri önceleyecek, adalet duygusundan ayrılmayacak, hukuku üstün kılacak, ehliyet ve liyakata önem verecek, parti içi demokrasiyi işletecek, şeffaflığı sağlayacak, siyasette ahlaki değerleri egemen kılacak, ideolojik siyaset yerine proje ve çözüm odaklı siyasete dönerek ülke ve milletin problemlerine çözüm üretecek bir siyasi yapılanmaya ihtiyaç vardı.
En azından ben bu düşüncede idim. Ve yıllardır bunu savundum.
Bütün bu saiklerle o dönem mağdur olduğunu düşündüğüm ve 2019 Yılı Nisan ayında açıkladığı manifestonun içeriğini görüşlerime ve beklentilerime uygun bulduğum için, bir dönem beraber siyaset yaptığım önceki dönem başbakanlarımızdan Sn. Ahmet Davutoğlu'nun bizzat kendisinden ve yanındaki bazı dostlarımdan teklif gelince, daha parti kurulmadan önce ve parti kuruluş aşamasında kendisine görüş, öneri ve beklentilerimi ilettiğimde, geçmişten ders çıkarıldığına inandığımdan dolayı Gelecek Partisi kurucusu olmay kabul ettim. İlk andan itibaren inandığım değerleri savundum. Şunu da tarihe not düştüm. Eğer aynı hatlar bu partide de ortaya çıkar ve bunlara tavır konulmaz, normal görülür, kurumsallaşır ve de niyetlerin bozulduğuna kanaat getirirsem burada da durmam demiştim.
Bu süreçte Bursa ve sorumlu olduğum illerde teşkilatlanma çalışmalarına katkı sağladım. Diğer görevlerde de üzerime düşeni fazlası ile yaptım. Madden ve manen partinin kuruluş ve teşkilatlanmasına katkı sağladım.
Bursa'da benden önce görüştükleri kimseler Genel başkanı yalnız bırakmışlar, teşkilat kuramıyorlardı. Birkaç arkadaşımla yola çıktık. İli kurduk, yönetim oluşmasına yardımcı olduk. İlçe başkanı bulamadılar yardımcı oldum. Ofisimi verdim. Ama maalesef il başkanı olacak şahıs hep arkamızdan aleyhimize çalıştı. Yalan söyledi, mali konularda şeffaf davranmadı, iftira attı, çalışmadı. Ama maalesef genel merkez bu kişilerin yanında durdu. Defalarca bizzat genel başkanla görüşmemize, bana ve bu yanlışlardan dolayı il başkanına tepki olarak istifa eden 30'a yakın arkadaş için söz vermelerine, süreç içinde birkaç genel merkez başkan yardımcısı ile haber gönderip, beklesin çözeceğiz demelerine rağmen sözlerini yerine getirmediler. Değişik saiklerle hep oyaladilar.
Bu olaylar üzerine 2021 Mart ayında istifa dilekçemi verdim fakat problemlerin çözüleceği vaat edilerek dilekçe kabul edilmedi.
Maalesef zaman içinde Bursa özelinde başlayan yanlışlar Genel Merkez yönetimlerince de yapılmaya ve kabul görmeye başladı. AK Parti'de iken ne eleştirildi ise aynısı yapılır oldu. Tüm bu değerlerimize, ilkelerimize, parti kuruluş felsefesine aykırı tutum ve davranışları bizzat genel Başkana dostça ve samimi bir şekilde defalarca iletmeme, karşılığında defalarca söz verilmesine rağmen olumlu adım atılmadığı gibi yanlışların üstü örtüldü, sümen altı yapıldı.
Şahıs partisi olmayacak kadro hareketi olacaktık, şahıs partisine döndük. Özeleştiri hatta eleştiri yapacaktık ama nafile...
Nepotizm yapmayacaktık fakat 900 bin nüfuslu Bursa Osmangazi ilçesinde 35-36 delegeden 5 delege il yönetiminden birinin annesi, eşi, kardeşi, oğlu vs... Genel başkan yrd.cılarına bakın nepotizmin eserlerini göreceksiniz...
Adaletli olacaktık adaletli olamadık.
Ehliyet ve liyakata önem verecektik, değişik saiklerle görevlendirmeler yaptık.
Parti içi demokrasiyi egemen kılacaktık daha ilk kongrede genel başkanın hazırladığı listeyi delegelere dayattık.
Teşkilatlardaki yanlışları, siyasi ahlaka aykırı davranışları vs, sirf gündeme bunlarla gelmeyelim diye sümen altı yaptık.
Ayrıca biz bu partide herkesin inancına saygı duyacak, insani ve yönetimsel ortak değerlerde buluşacaktık gel gör ki parti içinde kendi inancımıza aykırı görüş ve paylaşımları bile duymamazlıktan geldik, ne uğruna oy...
Yine biz tek başımıza, ilkelerimiz, değerlerimiz ve projelerimizle bu millete çözüm ve umut olacaktık. Hiçbir ittifakın içinde olmayacaktık. Sonunda geldiğimiz nokta, muhafazakar seçmenin (AK Parti ve MHP'den ayrılan seçmenin) oy vermeyeceği bir yapının içinde bir yer edinme oldu.
Parti içinde gruplar oluştu, maalesef grupların mücadelesi başladı.
Bu ve benzeri nedenlerden dolayı birçok kurucu arkadaşımız küstürüldü ve uzaklaştırıldı.
Yola çıktıklarını yolda bulduklarıyla çok çabuk değiştirdiler.
Hasılı geçmişten ders almayan, aynı hataları tekrar eden, bu hataları gündeme getiren bizleri arattırıp kol kırılır yen içinde kalır mantığı ile iknaya çalışan, değer, ilke ve proje siyaseti yerine birilerinin hırs ve hesaplaşma duygusu üzerine kurduğu anlayışa evrildiğimize şahit olduk.
Hayatımın hiçbir bölümünde düşük profilli bir kişiliği kabul etmedim. Bir beklenti ve çıkar siyaseti yapmadım. Bu partide bana yanlışları görmememi, kolun kırılıp yenin içinde kalması gerektiğini, siyasetin bu şekilde yapıldığını vs. söylediler.
Ben eğer parti ilke, değer, program ve tüzüğüne aykırı hareket ediyorsam disipline sevk edin, haklı iseniz partiden ihraç edin dememe rağmen disipline sevk edemediler, etmeyeceklerini istifa etmem gerektiğini söylediler.
İnancımı kaybettiğim bir yerde daha fazla durmanın anlamı kalmadı.
Benim yüksek lisans tezim örgütlerde güven' üzerine. Örgütlerde güvenin en önemli aşaması lidere güvendir. Lidere güven aidiyet duygusunu sağlar, verimliği arttine
Lidere güvenin olmadığı yerde aidiyet duygusunu kaybeder, faydalı olamazsınız.
Benim durumum tam da bu.
Hayal kırıklığımı bir kez daha bizzat Sn. Davutoğlu'na sizlerin aracı ile iletiyorum.
Gelecek Partisi maceramı burada bitiriyorum.