Enkazı Felix firması çıkaracak
Bülent Arınç, Suriye'nin düşürdüğü Türk askeri uçağının enkazının çıkarılması için ABD'li Felix firması ile anlaşıldığını bildirdi.
2012.07.16 19:02 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Güncel - HABER MERKEZİ
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Suriye tarafından düşürülen Türk savaş uçağının enkazının çıkarılması ile ilgili faaliyetlerin eksiksiz yürütüleceğini belirterek, ''ABD'de, Felix firmasıyla görüşmeler yapılmış ve anlaşılmıştır. Arama-kurtarma çalışmaları bundan böyle TCG İnebolu gemisinden yürütülecektir. Bu geminin üzerinde arama ve kurtarmada kullanılacak alet, teçhizat Felix firması tarafından sağlanacak, gemimize monte edilecek ve arama-kurtarma faaliyetleri firma personeli tarafından yürütülecektir'' dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Suriye'de yaşanan katliamlarla ilgili CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun sessiz kaldığını savunarak, "Acaba yaşanan bu olaylardan Sayın Kılıçdaroğlu'nun haberi yok mudur? Sayın Kılıçdaroğlu'nun ağzından bir insan olarak en azından, bırakın siyasetçi olmayı, bu yaşanan gaddarlığa karşı Suriye yönetimiyle arası ne kadar iyi olursa olsun, CHP kitlesini temsilen, bunu kınayacak, lanetleyecek bir söz duymak çok mu acaba beklenecektir? Yani niçin böyle bir kınamayı CHP Genel Başkanı yapmamaktadır?" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, yaklaşık 5 buçuk saat süren Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında kameraların karşısına geçti. Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandıran Arınç, bir gazetecinin, Akdeniz'de askeri bir hareketlilik yaşandığını ve ABD, Rusya ve İsrail savaş gemilerinin burada bulunduğu yönünde haberler geldiğini hatırlatarak, bu konuda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Bakanlar Kurulu'na bilgi verip vermediğini sorması üzerine Arınç, özel olarak bu konunun görüşülmediğini söyledi. Savaş gemilerinin Akdeniz'de bulunmasının daha önceden planlanmış birer askeri tatbikat veya gösteri olabileceğine dikkat çeken Bülent Arınç, daha sonra sözü Suriye'de yaşanan katliamlara getirdi. 13 Temmuz'da Hama'nın Tremse köyünde Esed'in silahlı güçleri tarafından gerçekleştirilen katliamların kınanması gerektiğini belirterek, bu konuyu bütün dünyanın kınadığını söyledi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da bu katliamı kınaması gerektiğini belirten Arınç, şunları söyledi:
"Ama ben şuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Bugüne kadar 15 - 20 bin civarında insanın hayatını kaybettiği, 15-16 aylık Suriye'deki olaylar sırasında kandil gecelerinde bile katliamlar yaşanmıştır. Ve bunlardan bir tanesi son Tremse köyünde yaşanan acı olaydır. Çocukların başları kesilmiştir. İnsanlar, bir kısmı askerler, bir kısmı da Şebbiha milisleri tarafından vahşice katledilmiştir. Acaba yaşanan bu olaylardan Sayın Kılıçdaroğlu'nun haberi yok mudur? Sayın Kılıçdaroğlu'nun ağzından bir insan olarak en azından bırakın siyasetçi olmayı, bu yaşanan gaddarlığa karşı Suriye yönetimiyle arası ne kadar iyi olursa olsun, CHP kitlesini temsilen, bunu kınayacak, lanetleyecek bir söz duymak çok mu acaba beklenecektir? Yani niçin böyle bir kınamayı CHP Genel Başkanı yapmamaktadır? Suriye konusunda Türkiye'nin ve hükümetimizin tavrını eleştirebilirsiniz ama en azından halkına karşı, katliam yapan birisine karşı 'bu yaptığın kötülüktür, bu yaptığın iğrençtir, bu yaptığın katliamdır' demek, anamuhaleft partisinin genel başkanının ağzına yakışmıyor mu? Bunun örneğini başka siyasetçiler için de kullanabilirim. Ama yarından itibaren kurultaylarını yapacaklarına göre, Suriye konusunda ne düşündüklerini, yaşanan olaylardan kimi sorumlu tuttuklarını, Suriye'deki şiddetin durması, silahların susması için CHP olarak neler düşündüklerini elbette farklı biçimde anlatmaları gerekiyor. Baas partisi ağzıyla konuşmaların, bu sorunun çözümü konsunda hiçbir katkı sağlamayacağını hepimiz biliyoruz."
Açıklamalarına devam eden Arınç, "Rusya geliyor, şu gösteriyi yapıyor, filan ülke geliyor, bu tatbikatı yapıyor, yapıyorlardır, yapacaklardır. Bunları engelleme noktasında olmayabiliriz. Ama bildiğiniz gibi BM Güvenlik Konseyi'nde iki önemli ülkeden tavır değişikliği başlamıştır; bu Rusya'dır ve Çin'dir. Özellikle, öncelikle Çin'de...Şimdi de yaşanan olaylar sebebiyle Rusya da artık Suriye konusundaki yandaşlık veyahut da Suriye'ye karşı arka çıkmak, artık terk edilmeye doğru gidiyor. Ve Sayın Başbakanımızın yarından sonra yapacağı Rusya ziyaretinin yeni ufuklar açacağı ve yeni yaptırımların gündeme gelebileceğini rahatlıkla söyleyebilirim."
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Suriye tarafından düşürülen Türk uçağının arama çalışmalarıyla ilgili ABD'nin Phoneix firmasıyla anlaşıldığını belirterek, "Bu görüşmeler ve anlaşma sonucunda arama kurtarma çalışmaları, Deniz Kuvvetlerimize bağlı TCG İnebolu Gemisi'nden yürütülecektir. Bu geminin üzerine arama-kurtarmada kullanılacak alet, teçhizat Phoneix tarafından sağlanacak, gemimize monte edilecek ve arama-kurtarma faaliyetleri firma personeli tarafından yürütülecektir" dedi.
Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında kameraların karşısına geçerek açıklama yapan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Avrupa Birliği ile ilgili Bakan Egemen Bağış'ın kurula bilgi sunduğunu ve 1 Temmuz itibariyle AB Dönem Başkanı olan Güney Kıbrıs'a tavır konulacağını Bakanlar Kurulu'nda belirttiğini söyledi. Ayrıca AB ile ilişkilerin de devam ettirileceğine dikkat çeken Arınç, "Pozitif Gündem AB'de de kabul edildi. Türkiye'nin atması gereken adımlar ve sorumlu olduğu konular üzerindeki gelişmeler kabul ediliyor" diye konuştu.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın, da 'Üreme Sağlığı Hizmetleri Kanun Taslağı' ile ilgili bir bilgilendirme yaptığını belirten Arınç, bunun ise kürtaj konusunu içerdiğini ve bunun da yeni isimle bir takdim olduğunu ifade etti. Toplantıda iç ve dış gelişmelerin de etraflıca ele alındığını belirten Arınç, Suriye tarafından düşürülen uçakla ilgili konuların görüşüldüğünü söyledi.
RUSYA TARAFINDAN VERİLEN BELGELER
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, açıklamalarının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un, Suriye'de düşürülen Türk jetiyle ilgili ellerindeki bilgi ve belgeleri Türkiye'ye verdikleri yönündeki açıklamalarını hatırlatarak, "Bu belgelerde Türkiye'nin tezleri ile örtüşen veya ayrışan yanlar var mı?" diye sorması üzerine Arınç, şunları söyledi:
"Her iki ülkenin dışişleri bakanları, söylediğiniz gibi ABD'nin büyükelçisi, Rusya'nın da Dışişleri Bakanı ellerindeki bilgileri paylaştıklarını ifade ettiler. Bu bilgiler nelerdir, Dışişleri Bakanlığımız bu konuda bilgiye sahiptir. Şüphesiz bizim yaşadığımız bir olay var; RF uçağımız bir radar test eğitimi yaparken düşürülmüştür. Üzerinden bir hayli zaman geçti. En son da 2 pilotumuzun naaşları denizden çıkarıldı, toprağa verildi, bu acıyı da milletçe birlikte yaşadık. Bu konuda benim sayın Başbakanımızın, Sayın Dışişleri Bakanımızın ve Sayın Milli Savunma Bakanımızın ve Genelkurmay Başkanlığımızın yazılı açıklamalarıyla birbirini teyit eden konular ortaya çkıtı. O da şudur:
Bildiğiniz gibi Nautilus tarafından yapılan çalışmalarla yeraltındaki uçağın enkazı tespit edilmiştir. Enkaz parçaları görüntülenmiştir, bunlar önemli veriler. Müteakiben iki pilotumuzun naaşları çıkarılmıştır ve deniz üstünde ve deniz altından bir kısım enkaz parçaları çıkarılmıştır. Bütün bu verilerle sayın Milli Savunma Bakanımızın da ifade ettiği gibi deniz altındaki uçak enkazının yüzde 10'u bile bulamayacak kadar bir parçasına kavuşma imkanımız oldu. Şuanda uçağın büyük enkazı halen su altında bulunmaktadır. Nautilus'un oradan bir şekilde ayrılmasıyla ki kendileri bunu optik sistemlerindeki arıza sebebiyle, göreve devam edemeyeceklerini, Karadeniz'e döneceklerini ifade etmişlerdir. Bundan sonraki arama kurtarma çalışmaları veya uçak enkazının yüzeye çıkarılması faaliyetleri eksiksiz şekilde devam edecektir."
Bu konudaki bir gelişmeyi paylaşmak istediğini belirten Arınç, "Nautilus'un yerinden ayrılmasıyla aynı görevi yapabilecek başka bir imkanlar da aranmıştır. Bunlardan ABD'de, Amerika Silahlı Kuvvetlerinin yüklenicisi konumunda bulunan Phoneix firmasıyla görüşmeler yapılmış ve anlaşılmıştır. Bu görüşmeler ve anlaşma sonucunda arama kurtarma çalışmaları, Deniz Kuvvetlerimize bağlı TCG İnebolu Gemisi'nden yürütülecektir. Bu geminin üzerine arama-kurtarmada kullanılacak alet, teçhizat Phoneix tarafından sağlanacak, gemimize monte edilecek ve arama-kurtarma faaliyetleri firma personeli tarafından yürütülecektir. Yarından itibaren bu teçhizatların yükleme çalışmaları ve iki gün sonrasında da arama-kurtarma faaliyetlerinin başlaması öngörülmektedir. Dolayısyıla, eğer uçak enkazına süratle ulaşılabilir ve uçağın büyük parçaları tamamı mümkün olur mu bilmiyorum; çıkarılabilirse uçağımızın ne şekilde vurulduğu, isabet aldığı, ne tür silahla vurulduğu ortaya çıkarılmış olacaktır. Bugüne kadar elimizdeki bilgiler ve başkaları tarafından bize ulaştırıldığı ifade edilen bilgi ve belgelerle bizim Türkiye olarak tezlerimizde tersine bir olguya yol açabilecek bir gelişmeye rastlanmamıştır" dedi.
"TÜRK UÇAĞINI MANYETİK BİR MÜDAHALE DÜŞÜRDÜ" İDDİASI
Bir gazetecinin Türk jetinin elektro manyetik bir müdahale ile düşürüldüğü iddialarını hatırlatması üzerine Arınç, "Bütün bu iddialar, bütün bu konuşmalar ister spekülasyon diyelim, isterseniz varsayımlar diyelim; bunlar üzerinde konuşulacak bir noktada değiliz. Yaptığımız açıklamaları takip edeceksiniz, bundan sonraki resmi açıklamalar da ilgili bakanlıklar ve Genelkurmay Başkanlığımız tarafından yapılacaktır. Yoksa hergün her gazetede bilen veya bilmeyen insanlar, birtakım varsayımlara dayalı olarak tezler ileri sürebilmektedir. Bizim daha önceki açıklamalara ilave edeceğimiz herhangi bir yeni bir bilgi mümkün değil, şuanda onu size veremiyorum" diye konuştu.
DİYARBAKIR'DAKİ OLAYLAR
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bir soru üzerine, BDP'nin Diyarbakır'da yapmak istediği mitingle ilgili olarak BDP Genel Başkanı Demirtaş'ın Valiyi suçlayan açıklamalarını ve Beşir Atalay'ın gösteri konusunda bilgilendirildiği yönündeki iddiaları da değerlendirdi. Arınç, "Böyle bir konuşma Bakanlar Kurulu'nda yapılmadı, gündeme de gelmedi" derken, "Olayı saptırmaya hiç gerek yok" dedi.
Arınç, mitinge izin verip vermeme yetkisinin Valilikte olduğunu hatırlatarak, buna rağmen BDP Genel Başkanı'nın ve milletvekillerinin sık sık yaptıkları konuşmalarla ve halkı sokaklarda direnmeye davet ettiklerini söyledi. Bunun bir suç olduğunu söyleyen Arınç, "Bu suç işlenmiştir. Ve tabi bu ısrar karşısında güvenlik görevlileri de yetkilerini kullanmak zorunda kalmışlardır. Yetki aşımı, orantısız güç kullanımı bunların hepsinden bahsedebilirsiniz. Ama ortada valiliğin verdiği bir karar vardır ama bu karar aleyhinde yargıya gitmemiştir BDP. Gitseydi, belki toplantı yapacak bir imkanı da bulabilirdi" diye konuştu.
Kentte silahlar bulunduğuna dikkat çeken Arınç, "Bazı arama ve taramalarda da silahlar bulunmuşsa, patlayıcı maddeler bulunmuşsa, orada toplanacak büyük bir kalabalığın suç işlemeye yönlendirileceği konusunda bir ishitbarat da temin edilmişse, valiliğin bu kararına hepimizin uyması gerekirdi. Dolayısıyla valilik elindeki yetkiyi kullanmıştır, bu yetkiyi kimseyle de paylaşmasına ihtiyacı yoktur" dedi.
"Sayın Bakanımız, İçişleri Bakanlığı yapmış bir insandır. Ve İçişleri Bakanlığı yapmış bir kişinin valiliğin bu yetkisini bilmemesi düşünülemez" diyen Arınç, "Dolayısıyla bu haberlerin doğru olmadığı kanatindeyim. Vali, emniyet müdürü ve bu organizasyonlarda sorumlu ve yetkili olanlar, 14 Temmuz'da yapılmak istenen bu mitingin, tarih itibariyle şu, şu olaylara denk geldiğini, dolayısıyla böyle büyüklükteki bir mitingin başka kötü amaçlar için de kullanılabileceğini ifade etmişlerdir" ifadelerini kullandı.
Bülent Arınç, konuyla ilgili son olarak, "Bir hukuk devletiyse Türkiye, ve bir siyasi partinin genel başkanları da bu gerçeği biliyorsa, valiliğin kararına karşı gelmek değil, bu kararı kolaylaştırıcı bir tavır takınmaları gerekirdi. Dolayısıyla bir bakanın bir valinin yetkisine müdahale etmesi söz konusu değil" dedi.