Devlet albayını neden öldürür?
1994 yılında lojmanında ölü bulunan Tunceli Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu'nun ailesinin mücadelesi sonuç verdi. Olay yeri fotoğrafları ve Çillioğlu'nun mezarından çıkarılan kemikleri inceleyen bilirkişi heyeti, olayın iddia edildiği gibi intihar değil cinayet olduğu sonucuna vardı.
2012.04.09 09:21 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Güncel - HABER MERKEZİ
Bursa Hakimiyet gazetesinden Ergun Babahan'ın yazısı...
Albay Çillioğlu önce dövülmüş, işkence edilmiş, ardından da vurularak öldürülmüştü.
Olay mahallinde inceleme yapan adli tabip, savcı, adli kolluk görevlileri bu gerçeği gizlemişler, bir cinayeti intihara dönüştürmüşlerdi.
Bu olayın ardından akla gelen 3 soru var:
1) Devlet kendi albayını niye öldürtür?
2) Cinayeti işleyenleri koruma cesaretini nereden alır?
3) Kendi albayına bunu yapan zihniyet, sıradan yurttaşına neler yapar?
Hukuksuzluğun, vatan-millet sloganlarının arkasında yatan kirli kavgayı net bir şekilde ortaya koyan bir olay Çillioğlu cinayeti.
''Devlet için kurşun atan da, yiyen de şereflidir'' anlayışının bir ülkeyi nasıl keyfiliğe, insan hakları ihlallerine sürükleyip insani değerlerden uzaklaştırdığının da bir örneği. Olayın çarpıcı yanı, cinayetle ilgili bilirkişi raporunun ulusal medyada sadece ''yandaş'' olmakla suçlanan gazetelerde yer almış olması.
Kendilerine ana akım diyen gazeteler, bu gelişmeyi birinci sayfalarında görmekten özenle kaçınmış.
Çünkü Türkiye'de medyanın uzun yıllar ana işlevi buydu. Devlet veya devleti temsil ettiğini iddia eden güçler hukuk dışı faaliyetlerde bulunur, yargı ve medya bunları görmezden gelir, karşılığını maddi ödüllerle alırdı.
Bugün bu gelenek, iktidarla iyi geçinme modeli olarak varlığını sürdürüyor.
Ancak Türkiye'nin geldiği nokta, bölgemizde yaşananlar, geçmişte tanık olduğumuz bu tip karanlık eylemlerin sonunun geldiğini gösteriyor.
Suriye'de bile insanlar hukuka ve demokrasi ilkesine saygılı bir rejim uğruna ölmekten çekinmiyorsa, bu topraklarda artık kendi albayını öldürüp intihar süsü vermenin devri kapanmıştır demektir.
Ama burada durmamak lazım.
Albay Çillioğlu'nun emir-komuta zinciri içinde öldürüldüğü, savcının, adli tabibin, kolluk güçlerinin bu cinayeti örtbas etmek için talimat aldığı kesin.
Çillioğlu'nu lojmanında işkenceyle öldürenler, Hrant Dink davasının tetikçilerinden farksız.
Dink cinayetinde bu suikastın planlayan, emrini veren, cinayeti örtbas ettirmeye çalışan odaklar ortaya çıkarılamadı.
Çillioğlu cinayetinde böyle olmaması gerekir.
Dönemin asker ve sivil yetkililerinin yargı önünde hesap vermesi gerekir.
Bu geçmişe yönelik bir intikam çığlığı değildir, özenle gizlenmiş bir cinayetin sorumlularının hesap vermesinin kaçınılmaz gereğidir.
Ellerinde toplumun kendilerine emanet ettiği bir gücü kullananlar, bu gücü kötü amaçlarına alet ettiklerinde aradan yıllar geçse de hesap vermek zorunda kalacaklarını bilmek durumundadır.
Bu Tunceli'deki yurttaş kadar, Kayseri'deki, Bursa'daki insanın da devletine güvenini sağlayacak, devlete olan bağlılığını artıracaktır.
Türkiye'nin 2023 hedefi sadece kişi başı milli geliri 25 bin dolar olan bir ülke yaratmakla kalmamalı, Avrupa Birliği'nin ileri demokrasilerinin standardına ulaşmak olmalı.
Bunun için de geçmişle hesaplaşmak şart.