Dağ yöresinin geleceği bu proje bağlı - ÖZEL HABER
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ertuğrul Aksoy, Kozağacı Vadisine yapılması planlanan termik santralin dağ yöresine etkisinden, ithalata dayalı tarım ve hayvancılık politikasına, zeytin üreticisinin sorunlarına kadar birçok önemli konuda önemli açıklamalarda bulundu. Aksoy, termik santralle ilgili 15 köyün yok olacağını, 23 köy arazisinin ise değişik oranda zarar göreceği söyledi.
2012.11.15 16:39 - Son Güncellenme: 2013.03.15 09:23 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
Mesut DEMİR-Pınar TURAN/BURSADABUGUN.COM
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Ertuğrul Aksoy, Bursada Bugün'a önemli açıklamalar yaptı.
"15 KÖY YOK OLACAK"
Kozağacı Vadisi'ne yapılması planlanan termik santral ile ilgili 2006'dan beri Kozağacı bölgesinde, bölge halkını bilgilendirmek amacıyla çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Aksoy, "Kozacağı Vadisinin tarımsal üretim değerlerini korumak için önemli adımlar attık. Önceliğimiz tarımın sürmesi ve insanların kendi alanlarında yaşamasıdır. Keles ilçesinin en önemli meyve üretim alanlarından biri olan bu bölge termik santralle birlikte yok olacak. Termik santralle birlikte 15 tane köyün tarım alanları ve yerleşim yerleri yok olacak. 23 tane köyde ise değişik oranda araziler zarar görecek. Hatta Keles ilçe merkezi de zarar görecek. Köylüleri bu konularda uyardık" dedi.
"HAKLARIMIZ ANAYASADA GİZLİ"
Ziraat Mühendisleri Odası olarak köylülere yönelik çalışmalarının bulunduğunu dile getiren Başkan Aksoy, "Anayasadan gelen haklarımız ve görevlerimiz içerisinde tarımsal üretim kaynaklarının korunması ve bunun sürdürülebilmesini sağlanmasıyla ilgili her türlü görevi yapar' diyor. Buradan aldığımız yetkiyle köylülerimize yönelik bilgilendirme ve bilinçlendirme toplantıları yapıyoruz. Son yıllarda çıkarılan kanunlar tarım alanlarının doğal kaynaklarının daha çok ranta açılması yönünden yapılmıştır. Oradaki insanların üretim alanları ve yaşam hakları çok göz önüne alınmıyor. Biz bu konuda kaybedileceklerinin neler olacağıyla ilgili bilgilendirme çalışmalarını yürütüyoruz. Biz tecrübe ve deneyimlerimizi köylülerimizle paylaşıyoruz" diye konuştu.
"ŞİMDİ DE OT VE SAMAN İTHAL EDİYORUZ"
Bu yıl ithalatın azalacağını, ama yine de geçen yıla yakın bir ithalat hacmine ulaşacaklarına inandıklarını kaydeden Aksoy, "Tarımsal ham maddede dışa bağımlılığımız her geçen gün artıyor buğday ithal ediyorduk yanına sapla samanı ekledik. Yönetmelikle sap saman ve ot ithal edilmesi gerektiği ortaya çıktı. Mısır, soya fasulyesi, pamuk üretimiz artmış olmasına rağmen ihtiyacımızı karşılamıyor sanayi ve tarım gerektirdiği hammaddelerin çoğunda ithalatçı konumdayız" şeklinde konuştu.
"UCUZ ET YEMEK HAYAL"
İthalata dayalı hayvancılık politikasını iflas etmek zorunda olduğuna işaret eden Aksoy, "İthalata dayalı hayvancılık politikasının amacı insanlarımızın ucuz ete ulaşmasını sağlamaktı. Piyasada ne et fiyatları, düştü ne de hayvancılığımız istenen gücüne ulaşabildi. 1980'li yıllarla günümüzü kıyasladığımızda önceki dönemde insanların tüketebileceği hayvan sayısı kişi başına 1.9 hayvanken, 2011 yılında bu rakam 0.6 hayvana düştü yani kişi başına 1 hayvan bile düşmüyor. Biz Ziraat Mühendisleri Odası olarak desteklerin üretim odaklı olması gerektiğini düşünüyoruz. Bugünkü destekleme politikalarıyla hayvancılığın gelişmesi mümkün değil" diye konuştu.
"BURSA'NIN EN BÜYÜK GELİR KAYNAĞI ZEYTİNDİR"
Bursa'nın zeytin üretiminde geri plana düşmesi mümkün olmadığını belirten Başkan Aksoy, özellikle denize bakan kıyılarda insanların zeytinden başka üretim yapmasına olanak olmadığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü;
"Gemlik zeytinin Türkiye'nin en önemli sofralık zeytini olduğunu söyleyen başkan geçen senelerde meydana gelen soğuk hava şartlarından dolayı zeytinin büyük çoğunluğunun yağlık olması ve yağlık zeytinin Marmarabirlik tarafından alınmamasından dolayı üreticinin çok ciddi zararlar gördüğünü bu nedenden ötürü zeytin bahçelerinin çoğunun incir ve üzüm tarımına açılmıştır ama Bursa'nın en büyük gelir kaynağı zeytinin üretimine devam edilecektir. Türkiye'nin her yerinde Gemlik türü zeytin tarlaları oluşturuldu aslında Marmarabirlik üretici örgütlerinin yağ üretim kapasitelerinin artırılması gerekiyor ki iklime bağlı zararlar üreticiye yansıtılmasın."
"ÇİFTÇİLER DESTEKLENMİYOR, VERGİLENDİRİLİYOR"
Çiftçinin devletten 50 milyar alacağı olduğuna dikkat çeken Aksoy, "Tarım Kanunuyla Türkiye'de üretilen bütçenin yüzde birini biz üreticilere destek olarak vereceğiz diye söz vermişiz bunu da kanuna bağlamışız. Bu bir kanun maddesi uygulanması gerekir. 2006'dan bu yana uygulanan desteklere baktığımızda yüzde yarımı yani yarısını vermişiz. Geçen sene 7.2 milyar lira iken bu sene bu rakamın 9 milyar liraya ulaşılabileceği söyleniyor ama geçen sene çiftçilere verilmesi gereken desteğin 14 milyar lira olması gerekiyordu çiftçiler bunun yarısı alabildi. Çiftçilerin 50 milyar liraya yakın alacakları var. Bu koşullarda çiftçinin yaşaması mümkün değil ilginç olan bir diğer durum ise verilen paranın çoğu çiftçinin cebinden geri alınmıştır yani çiftçiler desteklenmiyor vergilendiriliyor diyebiliriz. Ülkemizde tarımın desteklenmesi için üretim odaklı üretici odaklı ve ülkemizin çiftçilerinden yana emeğinden yana bir tarım politikası izlenmesi, ikinci olarak ise alt yapı problemlerinin çözülmesi gerekiyor" dedi.