"Ciğerin yanıyorsa Türk bayrağını Kandil'de göndere çek"

"Ciğerin yanıyorsa Türk bayrağını Kandil'de göndere çek"

İşte MHP lideri Bahçeli'nin grup toplantısındaki açıklamalarının satır başları:

2011.10.04 11:48 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Siyaset - HABER MERKEZİ
A
"Ciğerin yanıyorsa Türk bayrağını Kandil'de göndere çek"

Parti olarak iyi niyetli adımları asla karşılıksız bırakmayız. Türkiye'yi bütünüyle kucaklayacak siyasi adımları gözardı etmeyiz. Yeter ki siyasi muhattaplarımız samimi olup hatalarından dersler çıkarsınlar..

Aldığımız millet vekaletini gücümüz nispetinde muhafaza etmeye çalışacağız. Her türlü siyasi macera ve manevrayı boşa çıkarmaya da hazırız.

Kanlı terörün hain saldırıları milletimizin sabrını taşırma noktasına kadar gelmiştir. Artık terörün ölüm namlusu herkese dönmüştür. Genç kızlarımız, çocuklarımız, polislerimiz hunharca katledilmektedir.

Ankara'da patlayan bomba acılarımızı depreştirmiştir. Kamu görevlileri büyük bir tehdit altında. Polislerimiz askerlerimiz kaçırılmakta ve alenen sindirilmeye çalışılmaktadır. Güçlü ülke manzarasından eser kalmamıştır. ciğerim yanıyor dese de bu cümlesinin içi boş ve hamasetten uzan bir cümle olduğu açıktır. Hakikaten ciğerin yanıyorsa ciğerini yakanlara gününü göster de destek olalım.

Başbakan kanlı eylemlere rağmen teröristlerle görüşeceğini belirterek milletimizin haysiyetini ayaklar altına almaktadır. Başbakan'ın sözde önderlik yol haritasına bağlı kalarak bölücülere yol vermesi bir alçalma olarak hafızalara kazınacaktır, AK Parti'nin PKK ile gizli görüşmelerden medet unması ibretlik bir teslimiyettir. AK Parti'nin gerçek yüzünü ve hedefini artık görmeli, bu gidişatın kanlı bir bölünmeye doğru gittiğini kabullenilmelidir. Türkiye AK Parti eli ile tasfiye edilmektedir. Başbakan Erdoğan'ın teröristlerin arkasından serilenleri değil, şehitlerin arkasından sallanan yazmaları sahiplenmesi gerekir.

PKK ile yapılan müzakerelerin sonu karanlıktır, bölücülük ve terör bu şekilde bitirilemez. İspanya Başbakanı'da zamanında açılım yapmış ve terör örgütü ETA ile müzakereye oturmuştu ancak 30 Aralık 2006'da Madrid'de patlayan bir bomba süreci değiştirmişti' dedi.

Başbakan'ın krizi ve sorun üreten bakış açısından uzaklaşması hayırlı olmaktadır. Bizim de hedefimiz yeni bir anayasanın yazılması ve milletimize kazandırılmalıdır. Yeni anayasa birlikte yaşama duygusunu geliştirecekse büyük bir masa etrafında iftiharla oturur ve sorumluluk alırız. Siyasi rakiplerimize ait de olsa olumlu her görüşü omuzlamaya hazırız. Anayasa öncelikle toplumsal uzlaşmayla hazırlanmalı.. Parti olarak milli duyarlılıklar halinde anayasaları değiştirilemez şeyler olarak görmediğimizi defalarca söyledik. Demokrasiyi sadece siyasi bir rejim olarak değil bir yaşam biçimi olarak görmekteyiz.

Anayasa her meseleyi sihirli dokunuşuyla çözecek bir donanım olarak algılamayalım. Toplumun içinde bulunduğu siyasal zemin anayasanın da sağlamlığına temel oluşturmaktadır. Bugünkü Türkiye tablosunda demokrasinin yazılı metinle güçlendirilmesi hayal kırıklığını da beraberinde getirmektedir. Önce zihinsel iklim ve liderlerin olması gereklidir. Kaygımız siyaset ve düşünce arasında umut verici düşünsel adımların atılmaması sadece anayasal eksiklik olarak sorunun görülmesine neden olmaktadır. bugün anayasa değişikliğini dile dolayan bazı mihrakların milletimizin yanlızca daha iyi yaşamaları noktasına odaklanmadıkları ortadadır. Başbaka amaçlar ve hesaplar var. Terörürn zirve yaptığı bu dönemde anayasa tartışmalarının sürekli gündemde tutulması tesadüf değildir. Partimiz anayasa hazırlık sürecine münferit bir girişim olarak değil toplumsal gelişimin bir unsuru olarak yaklaşmaktadır.

TBMM'nin 1 Ekim'deki açılışında anayasadaki yetkisi çerçevesinde sayın Cumhurbaşkanı bir konuşma yapmıştır. Bu konuşma vizyondan da uzak bir konuşmaydı. Bu konuşmanın satır aralarının iyi okunfması gerekli.

Ara dönemlerin ürünü de olsa sayın Gül 1961 ve 82 anayasanın halk oyuyla kabul edilmesini es geçmiştir. Şurası bir gerçektir ki millet iradesinin karşısında olsalardı bu şahısların oturdukları koltuklara asla oturamazlardı.

Makamı ve pozisyonları ne olursa olsun milletvekillerine telkin ve ikaz sadece milletvekilleri tarafından yapılmaktadır. Bunun dışında üstten bir bakış hiç bir zaman kabul edilemez. Kimse millete istikamete veremez. Sınırsız bir özgürlük sözkonusdu olamaz. İstenirse negatif ve pozitif ayrımcılıkta bu görülebilmektedir. Sayın Gül'ün özgfürlük çağrılarının sınırı muammadır. Basılmamış kitapları toplatmanın neresinde özgürlük vardır. Telefon dinlemelerinin neresi özgürlüktür. Engin Alan'ın da aralarında bulunduğu vekillerin tutuklu bulunması mıdır özgürlük. Terörle müzakere etmek vatanseverleri mahkum etmenin neresi özgürlüktür. MHP'li belediyelere alçakça ve kalleşçe baskınların nedeni bastırılamayan özgürlük tutkusu mudur? Özel yetkili savcıların terör estirmeleri midir özgürlük. Çürümüş sözde aydınların, gazeteci müsvettelerinin itibar görgmesi midir özgürlük? Kurşun adres sormalıdır diyen hainlerin serbest bırakılması mıdır özgürlük? Sayın Cumhurbaşkanı özgürlükten siz neyi anlıyorsunuz? Eğer böyle düşünüyorsdanız MHP karşınızdadır ve asla geri adım atmayacaktır. 

ENSONHABER

Diğer Siyaset Haberleri için tıklayın


2011.10.04 11:48 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - HABER MERKEZİ
A