CHP'li Oran Bursa'da konuştu: 16 Nisan tek adamların sonu olacak
CHP İstanbul Eski Milletvekili ve Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, referandum çalışmaları kapsamında geldiği CHP Bursa İl Başkanlığı'nda basın toplantısı düzenledi. Gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Oran, gittiği şehirlerde yurttaşların Cumhuriyet ve demokrasiden yana, milletin birlik ve bekasından yana karar verdiklerini görmekten mutluluk duyduğunu ifade etti.
2017.03.11 15:16 - Son Güncellenme: 2017.03.11 15:16 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
CHP İstanbul Eski Milletvekili ve Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, referandum çalışmaları kapsamında geldiği Bursa'da, İl Başkanlığı'nda basın toplantısı düzenleyerek gündemi değerlendirdi. İl Başkanı Şadi Özdemir'in açılış konuşmasını yaptığı toplantıya çok sayıda partili de katıldı. İl Başkanı Şadi Özdemir 16 Nisan'da yapılacak olan referandum tarihi yaklaştıkça, Cumhuriyet Halk Partisi'nin de sahadaki çalışmalarını hızlandırdığını ifade etti. Süreç içinde partinin her kademesinden konukları da ağırladıklarını belirten Özdemir; "Bu çerçevede bugün Sayın Umut Oran burada. Artvin Milletvekilimiz Uğur Bayraktutan burada. Örgütümüz bütün bölgelerde çalışıyor. Eski il başkanlarımız, eski milletvekillilerimiz, örgüt yöneticilerimizin tamamı sahada çeşitli noktalarda Türkiye'yi bu sarmaldan kurtarmak için, bu rejim değişikliğinin önüne geçmek için çalışmalarına hızla devam etmektedir. Bursa'daki çalışmalarımızı da tempoyu artırarak sürdürüyoruz" dedi. Toplumun rejim değişikliğine ve tek adam yönetimine karşı duruşu netleştikçe, AKP'nin eski siyaset anlayışının da ötesine geçerek konuyu parti meselesine çektiğini ve toplumu germe mücadelesinin devam ettiğine dikkat çeken Özdemir, camilerin de kullanılmaya başlandığını belirterek; "İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu'nun Nilüfer'de bulunan Kuba Camisi'nde miting yapacağına dair afişler vardı. Biz yakınındaki meydanı kullanacaklarını düşündük ama görüyoruz ki camilerin bahçelerinde nokta mitingleri yapıyorlar. Geçen gün yine Yıldırım ilçemizde cemaat, bir caminin bahçesinde 'Burası siyaset alanı değildir' diyerek karşı çıkmıştır. Biz başından beri söylüyoruz, camiye, kışlaya ve adliyeye siyaset sokulmaz. Buralar toplumun ortak değerleridir. Ama AKP, çıkış yolu olarak yine camileri kullanmak, yine kendisi gibi düşünmeyen kitleleri ötekileştirmek, terör örgütleriyle beraber anmak gibi bildiğimiz çalışma metotlarını sürdürmektedir. Ama ne yaparsa yapsın bu millet, Türkiye Kurtuluş Savaşı'nı vermiş, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'ten, padişahtan alınıp halka verilen egemenliğin yeniden bir kişiye verilmesine karşı duracak bir millettir" diye konuştu. Özdemir sözlerini şöyle tamamladı: "Bursa'da da partili kardeşlerime, sosyal demokratlara ve Cumhuriyetçilere düşen; Bursa'da da Hayır'ı ortaya çıkarmak, anayasa değişikliğine, rejim değişikliğine karşı duruşu Bursalıların da net bir şekilde göstermesini sağlamaktır. Örgütümüzle birlikte ev çalışmalarımız devam ediyor. Bütün evlere girip bu meseleyi anlatacağız. Sonuç olarak Bursa'da yüzde 50'nin üzerinde bir Hayır'la Türkiye'ye katkı koymuş olacaktır."
UMUT ORAN: SİYASET TARİHİNE GEÇECEK
İl Başkanı Şadi Özdemir'in ardından söz alan Umut Oran, referandum çalışmalarını pek çok kente giderek sürdürdüklerini, gittiği şehirlerde yurttaşların Cumhuriyet ve demokrasiden yana, milletin birlik ve bekasından yana karar verdiklerini görmekten mutluluk duyduğunu ifade etti. Türkiye'nin pek çok önemli sorunu varken, referandum sürecine sokulmasına vatandaşların tepkili olduğunu belirten Oran sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye işsizlik, terör, Suriyeli sığınmacı misafirlerle yanarken, yangını söndürmesi gereken iktidar, yangına körükle gidiyor hatta yangından mal kaçırır gibi bir sürü KHK ile milletin aleyhine kararlar alıyor. Türkiye'yi böyle bir referandum sürecine ve onun sonrasında da Türkiye'yi bir ortaçağ karanlığına götürmelerine karşı vatandaşlarımızın son derece tepkili ve bilinçli olduğunu ve bu konuda da hayırlı bir Türkiye için son derece kararlı olduklarını görmekten gerçekten memnunum." Referandum sürecinde aynı zamanda parti tabanlarının, koltuk sevdalılarına da hayır dediğini söyleyen Oran, parti tabanlarıyla koltuk sevdalılarının karşı karşıya geldiklerini belirterek; "Öyle sanıyorum ki 16 Nisan referandum süreci ve sonucu, Türk siyaset tarihine parti tabanlarının tek adamlara isyanı olarak geçecek. Parti tabanları şu anda tek adamlara, gücünü hükümetten almış, gücünü antidemokratik siyasi partiler kanunundan almış ve koltuğu bırakmamak için ülkenin bekasını göz ardı edebilecek olan bu liderlere karşı büyük bir isyan içerisinde. Bu tek adamların da aslında 16 Nisan bir anlamda sonu olacağını görüyorum" açıklamasında bulundu. Tek adam rejimini savunanların, topluma neden evet demeleri gerektiğini anlatamadıklarına dikkat çeken Oran; "AKP kendi tabanını bile ikna edemiyor. Çünkü bunu savunamıyor. Bunun milletle ilgili bir faydasını ortaya koyamıyor. Sürekli yanına yeni yandaşlar almaya çalışıyor, biri de MHP. MHP'nin de durumuna baktığınızda koltuğu bırakmamak üzere milletin bekasını, vatanın birliğini bir kenara bırakan Sayın Devlet Bahçeli ve taban apayrı. Gittiğim il ve ilçelerin birçoğunda MHP ilçe başkanları benim toplantılarıma katıldı. Benim gördüğüm, MHP'nin örgütünün hiçbiri Evet kampanyası yapmıyor, yapamıyor. Çünkü inanmıyor, savunamıyor. BBP'de de Sayın Destici'nin bir anlamda hükümetle işbirliği yapması, tabanı ile arasında büyük bir uçurum açtı.Dolayısıyla bu referandum aynı zamanda parti tabanlarının tek adamlara isyanı olacak" şeklinde konuştu.
ACZİYETLERİNİ DE ORTAYA KOYUYOR
Demokrasinin, toplumda yaşayan her bireyin en temel hakkı olduğunu vurgulayan Umut Oran, bireylerin farklı düşündükleri için düşman, hain, darbeci ilan edilemeyeceğini söyledi. "Benden farklı düşündüğü için karşımdakini terörist ilan edemem" diyen Oran sözlerini şöyle sürdürdü: "Karşımdakini açık hedef olarak gösteremem. Bu tutum koltuklarını bırakamayan, kendilerine yeni koltuklar yaratmaya çalışan bu tek adamcı anlayışın acziyetlerini de ortaya koyuyor. Çünkü korku, baskı ve şiddetle vatanın birliğini, milletin bekasını düşünen yurtseverleri, vatandaşı bir anlamda düşmanlaştırıyorlar. Hedef haline getiriyorlar. Bu aslında bir anlamda malumun ilanı demektir. Karşı tarafın güç kaybettiğini, güç kaybettikçe de daha agresif hale geldiklerini görüyoruz. Bu çerçevede bu hafta içerisinde Sayın Sinan Oğan, Sayın Yusuf Halaçoğlu ve Sayın Ümit Özdağ'a yapılan saldırılar son derece üzücü ve düşündürücü. Bir referandum sürecindeyiz ve ülkede bir iktidar var. Bu iktidar seçim güvenliğinden de sorumlu. Seçim çalışmaları yapan siyasetçilerin can güvenliğinden de sorumlu, vatandaşın can güvenliğinden de sorumlu. Fakat bugüne kadar Sayın Sinan Oğan, Sayın Yusuf Halaçoğlu ve Sayın Ümit Özdağ'a yapılan saldırılarla ilgili hükümetten, başbakandan veya herhangi bir bakandan hiçbir açıklama yok. Bu kişiler sonuç itibariyle Türk siyasetinin önemli aktörleri. Buradan hükümeti hem kınıyorum hem de derhal bu seçim güvenliği konusunda olağanüstü hal dönemindeyiz o zaman olağanüstü önlemler alınmasını gerektiğini vurguluyorum. Sayın Bahçeli'nin kışkırtıcı ve bu saldırıların devamın teşvik edici açıklamaları da beni hayrete düşürüyor ve kendisini kınıyorum."Yaşanan olayları parti göreviyle yurtdışına gittiğinde anlatamadığını ifade eden Oran, Türkiye'de demokrasinin ne hale geldiğini kimsenin anlamadığını belirterek; "OHAL dönemlerinde uluslararası hukuk kurallarına göre asla bir anayasa değişikliği olamaz. Bu tartışılamaz. Seçim olmaz, referandum olmaz. Yine bir anayasa değişecekse ve o anayasa bir rejim değişikliği içeriyorsa, Türkiye'de olduğu gibi, o zaman o anayasanın bütünü değişir. Türkiye'deki gibi 180 maddenin sadece içinden 18 maddeyi alıp 18 maddeye bir başkanlık formatı ekleyerek, Türkiye'yi kapsayacak ve ileriye götürecek, taşıyacak bir anayasa yapılamaz. Yani anayasanın ruhu parlamenter sistemse değişiklik yapabilirsiniz ama o ruhu bozamazsınız. Bizim 180 maddemiz olduğu gibi duruyor, bunun üzerine 18 maddeyle parlamenter ruhu olan, parlamenter dokusu olan bir anayasaya 18 maddeyle otoriter bir format ekliyorsunuz. Bu sürdürülemez bir durum. Evet çıksa bile, ki ihtimal vermiyorum, ertesi gün ölü doğan bir anayasa olacak ve Türkiye'de yeni bir anayasa tartışması olacak" dedi.
HAYIRLI BİR GÜN OLACAK
Bu şartlar altında Türkiye'de kaos ortamı yaratılmaz ve sürece müdahale edilmezse, halkın sağduyusuyla hayırlı bir 16 Nisan gördüğünü ifade eden Oran sözlerini şöyle tamamladı: "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak daha iyi bir Türkiye'nin mümkün olduğuna inanıyoruz. Ve daha iyi bir Türkiye'de sadece yeni bir anayasa değil, siyasi partiler yasası, seçim kanunu, seçim barajı, yerel yönetimler reformu, siyasi ahlak, etik reformu yani yepyeni bir demokrasiyi bizim tekrardan işletebilmemiz lazım. Halk için işleyen bir demokrasiyi tekrar Cumhuriyet Halk Partisi için insanlarımıza sunabilmemiz lazım. 16 Nisan bir milat olmayacak. 16 Nisan hayırlı bir gün olacak ama ertesi gün itibariyle de Türkiye'ye artık yepyeni bir demokrasi talebini karşılayan bir siyasi bir güçle karşı karşıya kalacak. CHP olarak biz halk için işleyen bir demokrasiyi tekrardan inşaa etmek için elimizden gelen bütün çabayı göstereceğiz. Bu konuların altını çizerek daha hayırlı bir Türkiye'nin mümkün olduğuna, daha umutlu bir Türkiye'nin mümkün olduğunu ve bu düzeni hep beraber değiştireceğimize ve birlikte başaracağımıza yürekten inanıyorum. Bursa İl Başkanımızın nezdinde bütün Bursa örgütüne hayırlı bir referandum süreci diliyorum."