CHP Bursa Milletvekili Sarıbal: Ülke tarımını bitiren, çiftçiyi borçlandıran bir süreç yaşıyoruz
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, tarım politikalarının ve ithalatın Türkiye'de ulaştığı noktayı kamuoyu ile paylaşmak üzere basın açıklaması düzenledi. Sarıbal, gerçekleştirdiği basın açıklamasında, 21 yıllık AK Parti hükümetinde 27 milyonluk dönümün tarımdan çıktığına dikkat çekerek 600 bin çiftçinin de üretimden çıktığını vurguladı. CHP Bursa Milletvekili Sarıbal, devamında, "Türkiye'de ciddi anlamda Cumhuriyet tarihinin en büyük ithalatını yapan 2023 yılıyla karşı karşıya gelmiş durumda" dedi.
2023.09.25 13:10 - Son Güncellenme: 2023.09.25 14:02 - Siyaset - HÜSEYİN İZCİ
SİMLANUR İNCE - HÜSEYİN İZCİ / BURSADA BUGÜN
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Bursa İl Başkanlığında, Türkiye'nin ithalatta ulaştığı noktayı değerlendirmek amacıyla basın açıklaması yaptı.

Sarıbal, Türkiye'de günden güne artan nüfusla birlikte üretim artışının aynı oranda olmadığını belirterek, "İthalata maruz bırakıldık" dedi. Halktan, emekçiden ve çiftçiden yana olmalıyız diyen Sarıbal, "Daha da kara günlerin geleceğini görmek zorundayız" şeklinde konuştu.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal'ın konuşmasından satır başları şöyle;
Kimsenin konuşmak istemediği meseleleri konuşmak bizim görevimiz. Her şey konuşulur anlatılır ama ekmek memleketimizin en önemli meselesi. Dünyanın en çok ekmek tüketen ülkesiyiz. Gıda enflasyonunda dünyada ikinciyiz. Bunlar TÜİK'in istatistikleri. Tarımdaki çöküşün birer sonucu olarak görüyoruz. Tarımsal ithalatta zirvede olduğumuzu görüyoruz. Tarımsal ithalat arttı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra ülkede paradigma değişimi oldu. Son 21 yıldır AKP iktidarı tarımı oyuncağa çevirerek tarımı çürüttü. Tarımsal kitler kapatıldı. Birçok kurum etkisiz hale getirildi. Bütün kurumlar işlevsiz hale getirildi. Piyasayı koruyan, çiftçiyi koruyan hiç bir kurum kalmadı. Özel şirketlere piyasayı terk ettiler. Tavsiye fiyatlarla, piyasa tamamen şirketlerin kontrolü altında.
"TARIMSAL DESTEKLEME HER GÜN ZAYIFLADI"
Tarımsal desteklemeler eksik kaldı. Tarımsal destekleme her gün zayıfladı. 2006 yılında kanun çıktı. Tarımı destekleyeceğiz dediler. Mehmet Şimşek ile beraber bu oradan binde 23'e düştü. Sadece mazota gelen zam çiftçinin cebinden milyarlarca lira çıkarmaktadır. 59 milyar tarım desteği, faiz 600 milyarın üzerinde. Bu koşullarda çiftçiyi nasıl ayağa kaldıracaksınız. Gübre, mazot, ilaç hepsi dövize bağlı. Sürekli bir gerileme var. 27 milyon dönüm tarım alanı tarım alanından çıkarıldı. 600 Bin çiftçi üretimden çekildi. İktidar seçim beyannamesinde iç ihtiyacımızı karşılayacak çalışmalar yapıyoruz dediler. İktidar açıkça şunu söyledi. Biz Türkiye'de ürettiğimizde ülkenin ihtiyacını karşılayamıyoruz. Nüfus artışına göre üretim gerçekleşmediği için ithalat arttı. Ülke tarımını bitiren, sürekli çiftçiyi borçlandıran tarihsel bir süreci yaşıyoruz. Bunun en büyük sorumlusu 12 Eylül rejimi ve 21 yıllık AKP iktidarıdır.
"ÇİFTÇİNİN ELİNDE ÜRÜN VAR, SATACAK YER YOK"
İlk 7 ay, döviz fiyatlarının sürekli hareketliliği, dövizin baskı altında tutulması, ithalat koridorunun kullanılması sebebiyle ithalat arttı. Gereksiz yere çok fazla ithalat yaptılar. Çiftçinin elinde ürün var ama satacak yer yok. Bunun temel sorumlusu iktidarın uyguladığı ithalat durumudur. Bazı rakamları paylaşmak istiyorum. 2022 ilk 7 ay, arpa ithalatı 911 ton, 2023 ilk 7 ay bir buçuk milyon ton. 2022 ilk 7 ay Ayçiçek tohumu 452 bin 620 ton, 2023 ilk 7 ay 6 bin ton. Yediğimiz her şeyde biz dışarıya bağlıyız. Bu rakamlar iktidarın rakamlarıdır. Canlı hayvan ithalatında artış var. Bu da tam 6 buçuk kat. Canlı hayvan yetmedi, kırmızı eti de dışardan aldık. Tam 14 kat orada da artış var. 14 milyar lira bu zamana kadar canlı hayvan ithalatı yapılmış. Herkes marketleri, açlığı konuşuyor, ama bilinki bu iktidar eliyle çok uluslu şirketlerin elindedir. Bütün dünyada gıda fiyatı düşerken Türkiye'de artıyor. İktidarın uyguladığı program çok net. Vatandaşlara yok, ama şirketlere var. Kim bu şirketler. Yabancı şirketler. 85 milyon insanı müşteri olarak kullanırlar. Asıl fırtınanın Ekim ayından sonra kopacağını, 2024'ün çok daha pahalı olduğunu şimdiden belirteyim. Bu zamana kadar alınan ürünler dolar 17-18 lira seviyesindeyken alındı. Türkiye'de gıda krizi ve gıda kıtlığı var.
"BU BİR KADER DEĞİLDİR"
Mehmet Şimşek dayatmalı sermaye programı uygulanmaktadır. Türkiye bunlara muhtaç değildir. Bu bir kader de değildir. Saraya ayrılan paranın çiftçiye ayrılması lazım. Daha da kara günlerin gelebileceğini görmemiz lazım. Sorun düzen sorunudur. Sorun Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetinin yarattığı taribattır. İktidar gittiğinde bu insanlar her türlü tekrar ayağa kalkacaktır.