"Bursa'yı yönetmek büyük sorumluk gerektiriyor"
Bursa'yı yönetmek için, son derece büyük projeler ve sorumluluklar gerektiğini kaydeden BBP Bursa Büyükşehir Belediye başkan adayı Ekrem Alfatlı, "21. Asrın Türk asrı olacağından hareketle, bölgesinde lider bir ülke haline gelmekte olan Türkiye'nin beş büyük şehrinden biri olan Bursa'nın da, bu sürece uygun olarak yapılanması gerekmektedir" dedi.
2014.03.28 11:51 - Son Güncellenme: 2014.03.28 11:52 - Siyaset - HABER MERKEZİ
Bu seçimlerin yerel seçim olduğunun altını çizen Ekrem Alfatlı, "Tüm Bursa'lı hemşerilerimden, bütün iyi insanlardan ve bugüne kadar dokunduğum, bir şekilde irtibat sağladığım herkesten, her kişiden ve bu iyi insanların çevrelerinden, bursa büyükşehir, ilçe belediye başkanlıkları ve belediye meclis üyeliği seçimlerinde, doğrunun, hakkın ve hukukun yanında yer almak isteyen ve yerel yönetimlerde şeffaflık, denetlenebilirlik ve adalet arayan herkesten BBP'nin hilalli güllü amblemine oy vermelerini bekliyoruz. İnşallah 30 Mart günü baharın ve sevginin sembolü olan gülün sandıklardan çıkarmalarını bekliyorum" diye konuştu.
Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasların merkezinde bulunan Türkiye'nin bir yandan Türk dünyası, bir yandan İslâm dünyası ve diğer yandan da Avrupa ile ilişkilerini geliştirirken, İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi büyük şehirlerin de bu stratejik konuma uygun hale getirilmesi gerektiğine işaret eden Ekrem Alfatlı, "Köyler ve küçük kasabalar şehre göç etmiş, büyük şehirlerimiz âdete mahalle, mahalle Anadolu şehirleri haline gelmiştir. Bundan en çok nasibini alan illerin başında Bursa gelmektedir. Semtler arasında derin uçurumlar oluştu, bir yanda dünyanın en rahat, en refah hayatı yaşanırken diğer tarafta yoksulluk hüküm sürmektedir. Bu durum şehirlerin güvenlik huzurunu tehdit eder hale getirmiştir. Tüm büyük şehirlerimizde olduğu gibi Bursa'mızda da artan nüfus beraberinde betonlaşmayı, sanayi artıklarının yol açtığı kirlenmeyi, tarım alanlarının ve ormanların süratle tüketilmesini, çevre kirliliğini, erozyonu ve daha pek çok tehlikeyi ortaya çıkarmaktadır" diye konuştu.
Bursa için şehircilik planlaması, ulaşım, eğitim, sağlık, turizm, spor gibi konularda neler yapılması gerektiğini önerileriyle anlatan BBP Bursa Büyükşehir Belediye başkan adayı Ekrem Alfatlı, görüş ve önerilerini şöyle dile getirdi;
"Büyük şehirlerimizde ve özellikle Bursa'mızdaki bu yapılaşma sonsuza kadar devam edemez. Washington'da nüfus yıllardır 400 binler seviyesinde durmakta ve yeni yapılaşmalar ortaya çıkmamaktadır. Oysa bizim büyük şehirlerimiz delik deşik. Her gelen kat müsaadeleriyle rantçılığı körüklüyor. 3 katı 5'e, 5 katı 8'e çıkartıyor. Şehirlerimiz beton yığınlarıyla inim inim inliyor. Bursa'da yapılacak olan hizmetlerin kenarlara kaydırılmasıdır. Banliyöler "çevre kentlere" dönüştürülmelidir. Mevcut şehir merkezimiz ise, yeşil alanlar, parklar, yürüyüş ve gezinti parkurları yapılmalı, şehrimizin tarihî ve kültürel dokusu muhakkak muhafaza edilerek acil yenileme çalışmalarıyla bu doku ortaya çıkarılmalı, Bursa kendi tarihî ve kültürel kimliği ile tekrar buluşturulmalı ve kültürel turizme yatırım yapılmalıdır. Tek, tek restore edilen tarihi eserler kirli paslı ellerde pırlanta yüzük gibi durmaktadır. Bu eserler çevreleriyle birlikte restore edilmelidir. Muradiye, Hisar, Tahtakale gibi tüm tarihî semtler terk edilmiş binaların çoğu çürümeye terk edilmiştir. Bu semtler BM ve AB fonlarıyla finansmanı sağlanarak miras ve projelendirme sorunları çözülüp kültür turizmine kazandırılmalı ve sivil toplumun çalışma alanı haline getirilmelidir.
Bursa'da "uydu-kent" uygulamalarından "çevre-kentler" projesine acilen geçilmelidir. Kentsel dönüşüm eski binaların yıkılarak yerine yeni ve çok katlı binaların yapılması değildir. Yıkılan binaların arsaları parklar ve spor alanları haline getirilmeli kültürel merkezler haline getirilmelidir. Merkezdeki nüfus ise "çevre kentler" projeleri merkez dışına çıkarılmalıdır. Bizim en öncelikli hedefimiz "çevre-kentler" uygulaması olacaktır. Bursa'nın kent merkezi giderek sıkışmakta, yanlış yapılanmalar kenti boğmaktadır. 1940'larda Londra benzeri şekilde yoğunlaşıp sıkışınca İngiltere'de Mahalli İdareler başkanlığı kurulmuş ve Londra etrafında önce 3, daha sonra 20 kadar "çevre-kent" yapılmış ve Londra rahatlatılmıştır.
Yenişehir, Gürsu, Kestel, Demirtaş, Çevre Yolu ile Katır Dağı arasındaki yamaçlar, Mudanya, Nilüfer'den Uluabat Gölü'nün güneyi çevre-kent projesi kapsamında değerlendirilerek çevre-kentler haline dönüştürülmelidir. Merkezdeki eğitim, kültür, sağlık, spor, eğlence ve ticaret imkânları buralara da taşınarak, sakin ve huzurlu mahalleler oluşturulup buralardaki insanların her gün Bursa merkezine taşınmaları engellenmelidir. Bursa ovası "Yeşil Kuşak" ile çevrilerek tarım alanı olarak kalması sağlanmalıdır. Böyle bir proje ve proje kapsamındaki yatırımlar ile hem Bursa merkezi rahatlatılmış olacak, hem de merkezdeki bugün aşılamaz gibi görünen ve her geçen gün büyüyen problemler çevre-kentlere bölünerek yatırım maliyetleri de paylaştırılmış ve merkezdeki nüfus patlamasının da önüne geçilmiş olacaktır.
En acil problemlerin başında şehir içi ulaşım gelmektedir. Son on yılda en büyük yatırımlar şehir içi ulaşıma yapılsa da merkezin yoğunluğu dağıtılmayıp, tersine artırıldığı için Bursaray'ın uzatılması da çare olmamıştır. Bursaray şehri yatay olarak ikiye bölmüş güney-kuzey istikametlerinde yeterli geçiş bırakılamamıştır. Ulaşım sorunun çözümü için öncelikli olarak güney-kuzey istikametinde arterler oluşturulmalıdır. Bursaray Gemlik istikametine de uzatılmalıdır.
Tüm bunlar Bursa için her ne kadar elzem de olsa yeterli olmayacaktır. Çünkü Bursa, tarihin önemli kavşak kentlerinden birisidir ve bugünde yine tarihte olduğu gibi Avrupa ile Asya arasında önemli bir kavşak kent olma özelliğini devam ettirmek zorundadır. İstanbul içinde bulunduğu nüfus yoğunluğu ve bu yoğunluğun beraberinde getirdiği sayısız ve devasa problemlerle savaşırken, Bursa bugün İstanbul'un elindeki bazı imkânları bünyesine transfer etmenin yollarını aramalıdır. Bir kere Yenişehir Havaalanı konusu acilen çözümlenmelidir. Bursa'nın eğitim, kültür, sağlık, spor ve hatta diplomasi alanında bile uğrak kentlerden biri olmanın acil yollarını bulmalıdır. Bahsettiğimiz alanlarla ilgili kongre merkezleri, kamp merkezleri, eğitim ve kültür merkezleri Bursa'da düşünülmeli, planlanmalı ve hayata geçirilmelidir. Bursa'nın iklimi, merkezinin, özellikle yakın çevresinin tabiî güzellikleri, kış ve yaz turizmine yönelik imkânları, sıkça vurguladığımız tarihî ve kültürel dokusu sebebiyle saydığımız bu alanlarla ilgili olarak Türkiye'nin en cazip şehirlerinden birisidir. Son yıllarda yapılan gayretler maalesef yeterli değildir. Bugüne kadar, bu konu ile ilgili istifade edilmeyen Bursa'nın bu imkânları hem Bursa'ya hem de ülkemize hizmet noktasında devreye sokulmalıdır.
Bursa'yı diğer şehirlerden üstün kılan özelliklerinden birisi de geçmişte bir su medeniyetini topraklarında barındırmış olmasıdır. Su, toprak ve insan üçgeninden fışkıracak yeni bir medeniyetin dirilişi için Bursa bir fırsattır. Fakat Bursa suları kirletilmiş, zehir haline getirilmiştir. Nilüfer'in kirli suları ile sulanan ovada yetişen meyve ve sebzelerle Bursa halkı zehirlenmekte âdete kirli bir zehir zinciri kurulu olmaktadır. Öncelikle Bursa sularının kirletilmesine acilen son verilmelidir. Nerede su varsa BM ve Dünya Bankası buradaki yatırımları desteklemek durumundadır. Su konusundaki zenginliği Bursa için büyük avantajlar sağlayabilecekken bu zenginliğin uzun yıllardır atıl bırakılması Bursa için büyük kayıptır. Avrupa'da Bursa'dan çok daha küçük ve imkânları bakımından çok daha sınırlı pek çok şehir sahip olduğu tabiî güzellikleri dünya sağlık ve kültür turizmine açarak bir yandan zenginleşip, diğer yandan ülkelerinin tanıtımına katkıda bulunuyor. Bursa'nın ve çok yakın çevresindeki sayısız güzelliklerin atıl bırakılması Bursa adına çok büyük bir kayıptır.
Bütün bunlar ehliyetli kadroların bir araya gelmesi ile hayata geçirilebilecek projelerdir. Tüm medeniyetler şehirlerde doğmuştur. Bursa tarihin hiçbir döneminde şehir kimliğini kaybetmemiş, insanlığa daima şehir olarak imkân ve güzelliklerini cömertçe sunmuş, mitolojik efsanelere konu olmuştur. Şehirler, girişlerine sloganvari tabelâlar asmak suretiyle temeddün etmezler, medeniyet merkezi olamazlar. Bursa da ancak içinden bir okuma ile medeniyet merkezi olabilir. Bursa bize sahip olduğu tüm güzellik ve imkânları tarihte olduğu gibi bugün de hazırdır. Yeter ki biz Bursa'nın farkına varabilelim, Bursa'yı doğru okuyabilelim..."