Bursa'dan 22 Mart Dünya Su Günü'de "Suyumuza sahip çıkalım, geleceğimiz kurumasın!" mesajı 

Bursa'dan 22 Mart Dünya Su Günü'de "Suyumuza sahip çıkalım, geleceğimiz kurumasın!" mesajı 

Bursa Nilüfer Belediyesi, Bursa Çevre Platformu ve Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) 22 Mart Dünya Su Günü'nde Tarihi Nilüfer Hatun Köprüsü'nde 'Nilüfer Çayı Temiz Aksın' konulu basın açıklaması gerçekleştirdi.

2022.03.22 13:40 - Son Güncellenme: 2022.03.22 13:46 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
A
Bursa'dan 22 Mart Dünya Su Günü'de "Suyumuza sahip çıkalım, geleceğimiz kurumasın!" mesajı 
01:20 Bursa'dan 22 Mart Dünya Su Günü'de "Suyumuza sahip çıkalım, geleceğimiz kurumasın!" mesajı 

İLGİLİ VİDEO

Bursa'dan 22 Mart Dünya Su Günü'de "Suyumuza sahip çıkalım, geleceğimiz kurumasın!" mesajı 

CANSU ÖZDEMİR - RAMAZAN ACAR / BURSADA BUGÜN 

'Nilüfer Çayı Temiz Aksın' basın açıklamasına CHP Nilüfer İlçe Başkanı Fırat Yılmaz, Bursa Baro Başkanı Metin Öztosun, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Neslihan Binbaş ve Bursa Çevre Platformu'nun pek çok üyesi katılım gösterdi. Basın açıklamasında Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem ve Bursa Çevre Platformu'ndan Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy konuşma gerçekleştirdi.

Bursa Çevre Platformu adına konuşan Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy'un konuşmasından satır başları; "BURSA TEMİZ AKAN NİLÜFER ÇAYI İÇİN GÖREV ZAMANI DİYEREK SULARINA SAHİP ÇIKIYOR, UYARIYOR. Su, sürdürülebilir kalkınma, yoksulluk ve açlığın ortadan kaldırılması için kritik öneminin yanında insani gelişme, sağlıklı ve huzurlu bir yaşam için olduğu kadar doğa ve tüm canlilar için de vazgeçilmezdir. Güvenli su ve sanitasyona sınırlı erişim, su kaynakları ve ekosistemler üzerine artan baskı, afetler, artan kuraklık ve sel riski, gibi su ile ilgili uğraşı ve mücadele alanları tüm canlıların yaşamında, insanların refahı ve kalkınma süreçlerinde artan bir öneme sahip olmaktadır. Su, Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi, 2015-2030 Sendai Afet Riskini Azaltma Çerçevesi ve 2015 Paris Anlaşması gibi son kilometre taşı anlaşmalarının merkezinde yer alan, su krizi Dünya Ekonomik Forumu tarafından üst üste üçüncü yıl için de küresel risklerin ilk 3'ünde sıralanan bir öneme sahiptir.

Yukarıda açıklanan uğraşı ve mücadele alanlarına etkili bir şekilde yanıt vermemek, önlemler almamak, sürdürülebilir su kullanımını temel alan planlar geliştirmemek hem küresel hem de ülkesel boyutta yıkıcı etkilere sahip olacaktır.
Ormanların, sulak alanların yok edilişine ek olarak artan fosil yakit kullanımı, sanayileşme ve şehirleşmenin neden olduğu küresel ısınmaya bağlı iklimsel koşullardaki dengesizlik gelecek yıllarda ani ve aşırı yağışlara bağlı taşkınlar ile daha sık ve daha uzun kurak ve sıcak dönemlere neden olacağı son yıllarda yaşadığımız birçok insanımız mal ve can kaybına mal olan süreçler bize göstermiştir.

Küresel iklim değişikliğine bağlı doğal dengenin, geri dönüşü olmayan bir şekilde insanların da katkılarıyla hızla bozulması; su krizlerinin, kuraklığın, kıtlığın ve açlığın yaşanması açısından hem dünya hem ülkemiz hem de yaşadığımız ilimiz için çok kritik bir eşikte olduğumuzun bir göstergesidir.

Ülkemizin yıllık kişi başına düşen su miktarı olan 1400 m3/yıl ile su noksani ( yıllık kişi başına düşen suyu 2000 m3/yıl dan az) bir ülke olarak su zengini (>7000 m³) ülkeler sınıfından çok, su fakiri ülkeler sınıfina (<1000 m³/kişi yıl) yakın olduğumuz gerçeği bize her damla suyumuzu kirletmemiz, korumamız; rant değil önce canlı yaşamı diyen bir anlayışa sürdürülebilir kullanmamız gerektiğini göstermektedir.

Gerçeklerden uzak, uluslararası sermaye tekellerinin, şirketlerin karını, çıkarlarını vatandaşların ve tüm canlıların haklarından, çıkarlarından üstün gören siyasi anlayış, bir yandan küresel iklim değişikliğini derinleştiren, küresel Isınmayı körükleyen, enerji ve ekonomi politikalarını uygulamaya devam eder iken, kanunları yönetmelikleri planlar yok sayan anlayışla su varlıklarının korunması ve geliştirilmesine ilişkin yatırımlar ve önlemler konusunda da yetersizl kalmaktadır. Bu nedenle ne siyasi irade ve bakanlık ne de yerel yöneticiler su varlıklarımız hızla kirlenmeye devam eder iken Nilüfer Çayı gibi kirletilmiş olanların. temizlenmesi konusunda da laftan başka hiçbir şey üretememektedirler.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın "Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği'nde Değişiklik yapılmasına Dair Yönetmeliği" 2021 yılında yapılan bir değişiklikle su kalite sınıfı renk kodlarından "çok kirlenmiş suya karşılık gelen ve "kırmızı" renkle ifade edilen 4. sınıf su kalitesini, ilgili tablodan çıkararak başka bir anlatımla kağıt üstünde kalite kodu değişikliği ile suların bir derece iyi 3. Sınıfa yani tarımda kullanılabilir su sınıfına yükseltilmesi yukarıda yapılan açıklamayı desteklemektedir.
Nilüfer Çayı namusumuzdur diyen geçmiş dönem valisinin üzerinden 10 yıl, BUSKI Genel Müdürlüğünün Bûyükşehir Belediyesi'nin Sağlıklı Şehir Bursa' hedefiyle çalışmalarına hız verdiğini, 2 yil içerisinde, Nilüfer Çayı'nın temiz akacağını ve kokunun ortadan kaldırılacağı açıklamasının üzerinden ise 8 yıl geçmesine rağmen Nilüfer Çayı yönetmelikte yapılan değişikliğe rağmen gerçekte sulamada bile kullanılmayacak derece de kirli (IV. Sınıf) akmaya devam etmektedir. Öyle ki yaz aylarında Nilüfer Çayı'nda akan su canlı yaşamına izin vermeyecek biçimde kirli ve bütünüyle atık sulardan oluşmaktadır.

DSİ'de su ve su yönetimi konusunda yıllarını harcamış dönemin başarılı Belediye Başkanı Erdem SAKER yönetiminde, Bursa Yerel Gündem 21 tarafından 6 Haziran 1998 tarihinde 24 YIL ÖNCE hazırlanan "Mavi Nilüfer Eylem Planı" uygulamaya koyulabilseydi Nilüfer Çayında kirlilik, koku sorunları şimdiki boyutlarda ciddi ve çözülemez sorunlara dönüşmezdi.

Küresel iklim değişikliğine, su krizine, kuraklığa, kıtlığa, açlığa neden olanları durdurmak için, tek yolun kamuoyuna doğruları ve gerçekleri açıklayarak bilgilendirmekten, halkımızın birlik ve mücadele ruhunu yükseltmekten geçtiğini biliyoruz.

BURSA SUYUNA SAHIP ÇIKIYOR, UYARIYOR "TEMİZ AKAN NILÜFER ÇAYI İÇİN GÖREV ZAMANI" sloganıyla Nilufer Çayı üzerindeki Nilüfer Çayının pırıl-pıril, civil-civil, berrak ve temiz aktığı günlere şahitlik etmiş tarihi köprüden 22 Mart Dünya su gününde bir kez daha tüm canlılar için suyun bir yaşam hakkı olduğunu, su varlıklarının kamusal varlıklar olduğunu, su hizmetlerinin de kamusal hizmet alanı olduğunu, suyun bir rant aracı yapılarak satılmamasi, kirletilmemesi, şişelenmemesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.

Su, şirketlerin üzerinden kâr elde edeceği bir meta aracı olmadığı gibi devletlerin şiddet ve savaş aracı da olmamalıdır. Su, tüm canlıların hakkı olan bir yaşam kaynağıdır.

Herkesin suya ulaşmasını güvence altına alan bir gelecek ve bir yönetim anlayışını,

Uladağ'ın derelerinin, pınarların çaylarının kısacası sularının özgür akmasını, şişelenerek satılmamasını,

Ormanlarımızın, su kaynaklarımızın ve beslenme havzalarının rant uğruna yok edilmemesini,

Su kaynaklarımıza, beslenme havzalarına, ormanlara zarar veren doğal varlıklarımızın kirlenmesine ve yok olmasına neden olan madencilik faaliyetlerinin durdurulmasını ve ruhsatların iptal edilmesini, yenilerine de izin verilmemesini,
Nilüfer Çayı'nın için derhal acil ve ciddi önlemler alınmasını, sağlıklı üretim için, sağlıklı beslenme için, sağlıklı Nilüfer için, tüm canlılar için, geleceğimiz için, temiz su, kirletilmemiş su ve temiz akan bir Nilüfer Çayı istiyoruz. 
Tüm yetkilileri, kamu kurum ve kuruluşlarını sadece kamu adına gerçek görevlerinizi yapın yeter diyor, bir kez daha uyarıyoruz."

Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in konuşmasından satır başları; "Bildiğiniz gibi 22 Mart tarihi Birleşmiş Milletler tarafından temiz ve güvenli suya erişememe konusuna ve bizi belleyen küresel su krizine dikkat çekmek için Dünya Su Günü olarak ilan edilmiştir. Biz Nilüfer'de 2022 yılını İklim Yılı ilan ederken, iklim değişikliğine bağlı olarak bizi bekleyen küresel gıda krizi ve su krizine dikkat çekmek istedik. Dünyada küresel ısınmaya bağlı olarak su krizlerinin, kuraklığın ve açlığın yaşanması kaçınılmaz duruyor. Bu konuda kritik bir eşikteyiz. Biz her fırsatta ifade ediyoruz; gelecekte ülkelerin en büyük silahı gıda ve su olacak. Belki de bu konuda dünyada su savaşlarına daha sonraki günlerde tanık olacağız. Dünya nüfusu artıkça tarım ve sanayi alanında ihtiyaç da buna göre artıyor. Kişi başına düşen su miktarı maalesef azalıyor. Tüm canlılar ve ekosistem için vazgeçilmez olan sadece su. Bizler var olan su kaynaklarımızı doğru kullanıyoruz. Yaşam kaynağımız olan su kaynaklarının kirletici faktörlerden korunmasını maalesef sağlayamıyoruz. Bunun en çarpıcı örneklerinden bir tanesi üzerinde bulunduğumuz Nilüfer Çayı'dır. Bugün Bursa bir sanayi kenti olmanın sancılarını yaşamaktadır."

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2022.03.22 13:40 - Son Güncellenme: 2022.03.22 13:46 - HABER MERKEZİ
A