Bursa'da tarihe meydan okuyan sanat: Çini (ÖZEL HABER)
Osmanlı tarihinden günümüze kalan en özel ve nadide miraslardan biri olan çini sanatı, günümüzde de önemini koruyor. Cami ve türbelerin duvarlarında karşılaştığımız bu sanat dalı, köşk ve sarayların dış ve iç cephelerini de süslüyor. İnce detaylar ile işlenen objelere hayat veren Osmanlı tarihinin en gözde sanat dalı, günümüze kadar değerinden bir şey kaybetmeden Bursa İznik'te devam ediyor.
2019.11.12 09:54 - Son Güncellenme: 2019.11.12 15:44 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
İLGİLİ VİDEO
Tarihe meydan okuyan sanat: Çini
GÜLNAME PAÇA - EZGİ KAYI / BURSADA BUGÜN
Bursa'nın İznik İlçesi'nde, çini eserlerine olan hayranlığını mesleğe dönüştüren, Sevgi Vardarlı İnal, geleneksel çini sanatını sürdürmeye devam ediyor. Sevgi Vardarlı İnal, Türk çini motiflerini birçok ülkede sergilediği gibi yurtiçinde de yeni zanaatkârları yetiştiriyor.
Çini sanatını çok severek yaptığını söyleyen Sevgi Vardarlı İnal, "Ben Uludağ Üniversitesi Çini İşlemeciliği, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunuyum. İsteyerek başladım. 17 yıldır çini yapıyorum ve hayatta hem keyif aldığım hem de para kazandığım bir iş. Tabi en keyifli olanıysa, geleceğe kalıcı bir şeyler bırakmak" dedi.
Çini yapımının meşakkatli olduğunun altını çizen İnal, "Önce hamuru için gerekli formülle ham maddeleri hazırlıyoruz. Akışkanlığını verip, kalıpta veya tornada form almasını sağlıyoruz. 1 haftada kuruyor, astarlanıyor ve 930 derecede pişiyor. Fırından çıkıktan sonra, deseni kâğıda çiziyoruz. Kâğıdı delip, kömür tozuyla deseni aktarıyoruz. Daha sonra fırçayla boyayıp, 'sır' denilen bir maddeyle kaplıyoruz. Tekrar 930 derecede üç gün boyunca pişiyor. Yaklaşık 1,5 ay sonunda ürün ortaya çıkıyor" şeklinde konuştu.

"VERİLEN EMEĞİN KARŞILIĞINI ALMAK ZOR"
Son zamanlarda hammaddelerin fiyatının çok arttığını ve fırınların elektrikli olduğunu söyleyen İnal, "Elektriğe gelen zamlardan sonra, yaktığımız elektriğinde bir maliyeti oldu. Hem ham madde hem de elektrik deyince, ürünlerin fiyatı değişiyor. Vazo var, tabak var yani büyüklüklerine göre değişiyor. En önemlisi emek. O kadar çok zaman harcıyorsunuz ki, kaç gün emek verdiyseniz ona göre fiyat belirleniyor. Küçük 10 cm'lik vazorlar 20 lira. Boyut büyüdükçe 20 ya da 25 cm 200 lira. Büyüklük oranına, fırında aldığı riske ve harcadığınız zamana bağlı.
Verdiğin emeğin karşılığını almak biraz zor, çünkü ekonomi bozuk. İnsanlar önce kendi ihtiyaçlarını yani evi, kirası, çocuğu gibi bunlardan sonra, artan para bize geliyor. Çini bir kültür meselesi. Aileden görmüş olması lazım, kültür düzeyinin ona göre olması lazım ki Geleneksel Türk El Sanatlarını bilsin, evini onunla döşesin. Bizim bir yandan müşteri kitlemiz çok güzel kültür seviyesi yüksek, düzgün insanlar, bir yandan da biz herkese ulaşmak istiyoruz" ifadelerine yer verdi.

"ÇİNİ BOYAMADAN VE ÇİZİMDEN İBARET DEĞİL"
Çini yapmanın zor olduğunu dile getiren Sevgi Vardarlı İnal, " Çini yaparken belli formüller var. Formül bilmeniz için de fizik bilmeniz lazım. Çini sadece çizim ve boyamadan ibaret değil. Zaten en önemli olan kısmı gövde malzemesi. Bizim ürettiklerimiz orijinal İznik çinileri, kuvars oranı yüksek. Camilerde ve saraylarda gördüğünüz gibi dış mekana da döşeseniz, binlerce yıl dayanan karolar. Benimde en keyif aldığım kısım o karoları yapmak. Çizim ne kadar ustaysa, ürün o kadar kaliteli demek. Biz bir çizime baktığımızda usta mı acemi mi hemen anlıyoruz. Desenlerin dönemlerine göre çizilmesi lazım. Çini yapmak için çok birikim gerekiyor" dedi.

"ÇİNİ BİZİM KÜLTÜRÜMÜZÜN BİR PARÇASI"
Çiniye gösterilen rağbetin azaldığının altını çizen Sevgi Vardarlı İnal, "Rağbet azaldı diyoruz ama eskiden de böyleymiş zaten. Saraydan siparişle yaptırılırmış ve ona göre ödeme yapılırmış. Halkta da çok az bir kesimde varmış. Günümüzde de aynı şekilde. Bizim bir hocamız, ekonomi yüksek ise sanata rağbet vardır, ekonomi diplerdeyse bu rağbet olmaz derdi. Ama çini bizim kültürümüzün, tarihimizin bir parçası. İnsanlar öğrenmeli, benimsemeli ve gelip görmeli" şeklinde konuştu.
