Bursa Barosu vatandaşın yanında olmaya devam ediyor (ÖZEL HABER)

Bursa Barosu vatandaşın yanında olmaya devam ediyor (ÖZEL HABER)

Bursa Barosu Başkanı Avukat Metin Öztosun, baronun hedeflediği amaçları, yapılan çalışmaları ve hedef süre konularıyla ilgili açıklama yaptı. 

2022.01.19 12:40 - Son Güncellenme: 2022.01.19 12:51 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
A
Bursa Barosu vatandaşın yanında olmaya devam ediyor (ÖZEL HABER)
06:29 Bursa Barosu vatandaşın yanında olmaya devam ediyor (ÖZEL HABER)

İLGİLİ VİDEO

Bursa Barosu vatandaşın yanında olmaya devam ediyor (ÖZEL HABER)

CANSU ÖZDEMİR / BURSADA BUGÜN

Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun; baroların vatandaşların haklarını savunduğunu, Türkiye'de demokratik, laik, sosyal hukuk devleti anlayışının yürütülmesi adına çeşitli faaliyetlerde bulunulduğunu belirtti. 

Baroların Cumhuriyet'in kurucusu ve savunucusu olduğunu belirten Avukat Metin Öztosun, Bursa Barosu'nun geçmişten bu yana yapmış olduğu faaliyetleri, avukatlık mesleğinin temel amaçlarını şu sözleriyle aktardı; "Bursa Barosu 1909 yılında kurulan aslında Osmanlı'dan devraldığımız bir hukuk kurumu. Bu hukuk kurumunun başından itibaren Kuvâ-yi Milliye ruhuna sahip olan bir sürü başkanımız oldu. Cumhuriyet'in kuruluş aşamasında görev almışlar. Ve yıllar yılı devam ederek bu döneme kadar gelmiş. Cumhuriyet'in kurucu felsefesine inanan Bursa Barosu, Avukatlık Kanunu'nun bize verdiği yetkilerle 76'ncı ve 95'nci maddeler gereğince hukukun üstünlüğünü korumak, insan haklarına içtenlik kazandırmak ve bu bağlamda meslektaşların, meslektaşlarıyla olan ilişkilerini ve hukuk kurumları ile olan ilişkilerini düzenlemek ve meslek onurunu korumakla hükümlü.

Baroların iki tane temel fonksiyonu var. En temel fonksiyonu, Anayasa'mızda da ifade bulan demokratik, laik, sosyal hukuk devletini korumak, hukuk devletine ve insan haklarına içtenlik kazandırmak. Bu bizim temel fonksiyonumuz. Çünkü biz, hukuk alanında mesleğimizi ifa eden kamu niteliğindeki bir meslek örgütüyüz. Meslektaşlarımız da kamusal nitelikte bir görev ifa ediyorlar. Bu zemin oluşmadığı sürece de meslektaşlarımız doğru ve etkin bir meslek icrasını sağlayamıyor. Yıllarca bize karşı, barolara karşı, Bursa Barosu gibi demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin yılmaz savunucusu olan barolara karşı, 'Siz politik davranıyorsunuz ve ideolojik tavrınız var' diye suçlamalarla bu zemin kurutulmak ve zehirlenmek istendi. Oysaki baroların ve avukatların görev yaptığı alan hukuk devleti alanı. Hukuk devletinin de yansıması yasalarla oluyor. Yasalar da parlamento denilen siyasi organda yapılıyor. Bu siyasi organdaki parlamentodaki hukuk metinleri karşı birinci dereceden söz söyleme hakkına sahip olan avukatlardır. Hakimler söz söyleyemezler, onlar kararları ile konuşurlar. Akademik makalelerle konuşur. Ama barolar söz söyleme hakkına sahip, bu konuda söz söyleyebilecek, yetkili olan tek kurumdur ve avukatların temsilcisidirler. Bu sebepten dolayı parlamentoda yapılan veya idarenin yaptığı hukuksal metinlere karşı söz söyleme hakkımız, görevimiz ve yükümlülüğümüz vardır. Yargının üçlü sacayağından biridir. Yargı, savunma ve yükümden oluşan bu üçlü sacayağının en önemli temsilcisiyiz biz. Dünyanın her tarafında mahkemeler var ama o devleti hukuk devleti yapan, bu yargı sisteminin içerisinde avukatların edindikleri fonksiyonlar ve işlevlerdir. Devleti hukuk devleti yapan avukatlardır. Dünyanın her tarafında mahkemeler var, savcılar var ama gerçekten adil yargılanmayı sağlayan özgür, bağımsız avukatlar varsa o devlet hukuk devleti oluyor. Bu sebepten dolayı bizim ana omurgamız hukuk devletinin Anayasa'mızda ifade bulan demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin sağlanmasıdır. Bu alana yapılan her müdahale bizim birinci dereceden vazifemizdir. Buna parelel olarak avukatlık mesleğinin yapılması ve avukat haklarının, gerileten avukat haklarının da doğru zemine oturtulmasıdır. Bu alanda da çok etkin mücadele veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Çünkü biz kendi hakkımızı savunmuyoruz, vatandaşlarımızın haklarını savunuyoruz. Özellikle yatay adalet dediğimiz alan değil, dikey adalet yani eşitsizlerin arasındaki adalet de avukatın fonksiyonu çok fazladır. Özgür, itiraz edebilen avukatlar hak yolunda mücadele edebilirler. Bu mücadele yönünde barolara çok fazla yük düşüyor. 

"PARALEL BAROLARDA ZEMİN BOZUK"

"Bir sistem getirilmeye çalışıldı ve biz buna karşı direnç gösterdik. Bütün barolar buna karşı bir tepki koydu ama hükümet geri adım atmayınca biz de burada demokratik haklarımızı kullanarak Ankara'ya yürüyüşe geçtik. 2020 Haziran ayında Ankara girişinde bir barikat engeli ile karşılaştık. Bende o barikatın içindeydim. Yaklaşık 30 saate yakın fiili olarak gözaltına alındık. Daha sonra toplumdan gelen büyük tepki üzerine o barikat aşıldı ve ertesi gün Ankara Anıtkabir'e yüründü. Daha sonra Meclis'in içersinde ve Meclis bahçesinde eylemler yapıldı. Bizim buradaki amacımız demokratik hukuk devletine yönelik bir müdahale olarak algıladık. Dünyanın birçok yerinde örnekler verildi. O örnekler yanlış örneklerdi. Bu numaralandırma baroları politik olarak ayrıştırmaya ve güçsüzleştirmeye yönelik bir eylemdi ki halen biz onlara paralel barolar olarak nitelendiriyoruz. O barolar aslında doğru bir zeminde değil. Hukuk devletini de zehirleyen bir zemin oluşturuyorlar. Şu anda İstanbul'da bir 2 Nolu Baro kuruldu. Ankara'da da geçici kongresini yaptı, kurulmaya çalışıyor. Diğer barolarımız aslında buna karşı ve mevcut olabilecek ilk anda bu yasanın değiştirilmesini, numaralı baro kavramından çıkartılmasını talep edeceğiz. Bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Bu konu mutlaka geri döndürülecek bir hukuki işlem. Barolar sadece avukatların meslek örgütü olmakla kalmıyor aynı zamanda çevrenin, kadının, çocuğun, hayvanın, doğanın, her şeyin hakkını savunan bir fonksiyonu ifade ediyor."

"GEÇ KALINMIŞ ADALET HİÇBİR ZAMAN ADALET OLMUYOR" 

Pek çok vatandaşın mağduriyetlerini dile getirdiği 'Hedef Süre' konusu ile ilgili düşüncelerini belirten Öztosun, mahkeme sayılarının artırılmasını, mahkemede görev alacak kişilerin nitelikli ve liyakatli olması gerektiğini savundu. Konuyla ilgili vatandaşlardan çok fazla şikayet geldiğini kendisinin de bu konuyla ilgili rahatsızlık duyduğunu belirten Öztosun düşüncelerini şu sözleriyle aktardı; "Konuyla ilgili çok fazla yakınma var. Ben kendim de yakınıyorum. Hatta müvekkillerim o sürelere uyulmadığından dolayı bizi suçluyorlar. Bizde mahkemelerde hakimlere karşı burada hedef süre var, hedef süre çok aşılmış, iki üç katı sürelere varmış durumda. Mahkemeleri de bir yere kadar anlayabiliyoruz. Ancak bu hedef sürelerin aşılmaması ile alakalı mahkemeler ile alakalı düzenlemeler yapılması lazım. Daha evvel mahkemelerde Tetkik Hakimlerinin göreve alınması yani bir mahkemede aynı anda çok fazla hakimin görev alması dosya bazlı, dosyaların daha çabuk yürütülmesi, süratle sonuçlandırılması için yeni kadro ihdas edileceği gündeme geldi ama bu konuda bir çalışma yapılmadı. Mahkeme sayılarının artması lazım ancak mahkeme sayıları artarken de buraya atanacak kadronun nitelikli ve liyakatli kadrolardan oluşması lazım. Halen liyakatli kadronun atanmadığı konusunda yoğun bir şüphe var. O şüpheden dolayı doğru kararlar verilmiyor ve halen yerel mahkemelerde verilen kararlar istinafta temyiz mahkemelerinde çoğunlukla bozuluyor, adalete ulaşmada da bir gecikmeye sebebiyet veriyor. Geç kalınmış adalet hiçbir zaman olmuyor. 6-8 sene süren dosyalar var. Dava nasıl olacak diye tabiri caizse insanların ömrü çürüyor. Ne olacak diye beklemek bir zulüm haline dönüşüyor. O açıdan bu sürelere uyulabilmesi için tekrar adli idari teşkilatın içerisinde yeniden bir yapılanma olması gerekiyor."

"AVUKAT MÜVEKKİLİYLE ÖZDEŞLEŞTİRİLMEMELİ"

Avukatların müvekkilleri ve davalılar tarafından şiddete uğraması, cinayete kurban gitmesi ile ilgili açıklama yapan Öztosun konuyla ilgili şu sözleri ifade etti; "Bazı kurumlar tarafından müvekkiller karşı karşıya bırakılıyoruz. Avukatlarımızın müvekkilleri ile özdeşleştirilmemesi gerekiyor. Biri suç işliyorsa onun da savunulmaya ihtiyacı var. Belki haksız yere suçlanılmıştır. Anayasa'daki temel kural bir kimsenin suçluluğu ispat edilene herkes suçsuz sayılır. İnsanlar şiddet olayı kendi başlarına geldiğinde bir avukatın değerini anlıyorlar. Karşılarında ilk buldukları kişi avukat olduğu zaman öfkelerini yöneltiyorlar. Avukatlara öfkelerini yöneltmemeleri gerekiyor." 

Avukatların sadece tarafsız bir şekilde görevlerini yaptığını belirten Öztosun, meslektaşlarının yaşadığı tüm şiddet olaylarının son bulması için çalışmalar yapıldığını belirtti. 

"VATANDAŞLARIMIZ YALNIZ DEĞİL, BURSA BAROSU VAR"

Başkan Öztosun, maddi gücü yetersiz olan vatandaşlara ücretsiz avukatlık yardımında bulunan Bursa Barosu'nun hizmetleri hakkında bilgi verirken kadın, çocuk, hayvan, çevre konuları ile ilgili özellikle hassasiyet gösterdiklerini belirtti. Ücretsiz avukatlık hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşlar için detaylı bilgi veren Öztosun şu sözleriyle aktardı; "Bursa Barosu kadının, çocuğun, hayvanın ve çevrenin yanında. Çevre, kadın konuları gibi ihbarlar geldiğinde bunlarla alakalı müdahalelerde bulunuyoruz, davalar açıyoruz. Ayrıca avukat tutmaya gücü olmayan vatandaşlarımız için başvuru yaptıkları zaman ücreti devlet tarafından karşılanmak üzere avukat tayin ediyoruz. Vatandaşlar hangi belgelerle başvuru yapılacağı bilgisine Heykel'de bulunan Bursa Barosu Adli Yardım Merkezi ve sosyal internet sitesinden ulaşabilirler. Hiçbir vatandaşımızın hukuk güvencesi dışında kalmasını istemiyoruz. CMK sisteminin içerisinde belirli suç tiplerinde zorunlu avukatlık var. Zorunlu avukatlık sisteminden de vatandaşlarımıza avukat tayin ediyoruz. Vatandaşlarımız yalnız değil, Bursa Barosu var."

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2022.01.19 12:40 - Son Güncellenme: 2022.01.19 12:51 - HABER MERKEZİ
A