'Allah CC' için karar çıktı!

'Allah CC' için karar çıktı!

Muş Sulh Ceza Mahkemesi'nin, Twitter'da "Allah CC" adını kullandığı ve yazdığı mesajlarla "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçunu işlediği gerekçesiyle öğretmen Ertan P'ye verdiği 15 ay hapis cezasına ilişkin açıkladığı gerekçeli kararda, ''Sanığın söz konusu tweetleri çok sayıda kişinin takip ettiği bir sosyal paylaşım sitesinde paylaştığı, buradan bahisle aleniyet unsurunun gerçekleştiği ve fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır'' denildi.

2014.06.17 13:38 - Son Güncellenme: 2014.06.17 13:39 - Yaşam - HABER MERKEZİ
A
'Allah CC' için karar çıktı!


 

Mahkemece hazırlanarak avukatlara dağıtılan gerekçeli kararda, davanın  iddianamesi, sanık ve avukatının her aşamadaki beyanları, müştekinin ifadesi ve  sanığın dava konusu attığı tweetlere yer verildi.

Kararın ''Delilleri Değerlendirme'' bölümünde, sanığın, ''Twitter''  isimli sosyal paylaşım sitesinde "Allah CC" isimli rumuzla hesap açtığı, bu  isimle sosyal medyada Allah, peygamberler ve kutsal meleklerin isimlerini  kullanıp, kendisini de onların yerine koymak suretiyle değişik tarihlerde  tweetler attığı belirtilerek, bu tweetlerden bazı örnekler sıralandı.

  Sanığın çelişkili beyanları

Sanığın savcılık ifadesini mahkeme aşamasında değiştirdiği, çelişkili  beyanlarda bulunduğu anlatılan gerekçeli kararda, sanığın savcılık ifadesinde,  davaya konu twitter hesabının şahsına ait olduğunu ancak söz konusu mesajların  hepsini kendisinin yazmadığını, şifresinin kırıldığını ve bu hesabı kapatmayı  düşündüğünü söylediği belirtildi.

 

    Ertan P'nin mahkemede verdiği ifadede ise bu hesabın kendisine ait  olmadığını, hesabı hacklediğini ve bazı paylaşımlarda bulunduğu ancak bu  paylaşımların suçlamalarla ilgili olmadığını savunduğu kaydedildi.

Gerekçeli kararda, sanığın dosya kapsamındaki çelişkili beyanları, söz  konusu tweetlerin yazıldığı IP numaraları ve telefon hattının sanığa ait olduğuna  dair raporlar, sanığın bu hususa ilişkin ikrarı ile sanığın üzerine atılı suçtan  kurtulmaya matuf beyanlarına itibar edilmediği ve söz konusu eylemlerin sanık  tarafından gerçekleştirildiği hususunun mahkemece sabit görüldüğü belirtildi.

   Gerekçeli kararda, şu ifadelere yer verildi:

 

    ''Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama şeklinde  sübut olan suçta korunan hukuki yarar; Allah, din, peygamberler, kutsal kitaplar,  mezhepler değil, kişilerin bu kavramlara yönelik dini hisleridir, şüphesiz ki;  kişi bu kavramlarla birlikte düşüncelerini açıklayabilir, eleştirebilir ancak  bunu yaparken dikkat edilmesi gereken husus, başka kişi ve kişilerin dini  duygularının incitilmemesidir, zira kimsenin başkasının kutsal saydığı kavramlara  ilişkin saygı duygusunu incitmeye hakkı olamaz.

Söz konusu suçta tanımlanan dini değerlerden maksat, inanç sistemi,  dini büyükler, ibadet yer ve şekilleri gibi o dini temsil eden ve o dine  inananlarca da sayılan varlıklara kıymet atfedilen her türlü şeydir. Söz konusu  suçta unsur olarak bahsedilen kamu barışını bozmaya elverişli olmaktan maksat;  aşağılamak fiilinin bireylerin taşıdıkları ve barış esasına dayalı bir toplumda  yaşadıklarına dair duyguyu zedelemesi ve zedeleme ihtimalini somut bir biçimde  ortaya koymasıdır. Aşağılamak ise değer vermemek, önemsiz, anlamsız, gereksiz ve  yararsızlığını belirtmek, kişilerdeki saygı ve güven duygusunu zedelemek şeklinde  kendisini göstermektedir. Sanığın söz konusu tweetleri pek çok sayıda kişinin  takip ettiği bir sosyal paylaşım sitesinde paylaştığı, buradan bahisle aleniyet  unsurunun gerçekleştiği ve fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu  kanaatine varılmıştır.''

Kararda, sanığın eyleminin düşünce özgürlüğü kapsamında kalıp  kalmadığı yönünden yapılan değerlendirmede ise anayasa, BM İnsan Hakları Evrensel  Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve Yargıtay içtihatlarından  örnekler verildi.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 24. maddesinde yer alan ''Herkes  vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir'' kuralı çerçevesinde bireyin  dinleri tartışmak, eleştirmek, dine inanmamak, görüş açıklamak hakkı var olduğu  ve bu temel hak ve özgürlüklerin demokratik bir toplum için gerekli olduğu  vurgulanan gerekçeli kararda, şöyle denildi:

''Ancak daha önemli bir gereklilik ve gerçeklik vardır ki; o da bu  özgürlüğe getirilen sınırlama ve kısıtlamadır. Çünkü bu kısıtlama ve sınırlama  yoksa toplumsal bir hayat, kamu barışı, dirlik ve düzen de yoktur. Zira ne kadar  değerli olursa olsun ifade özgürlüğü demokratik bir toplumda tek değer değildir.  Bu değer, ancak düşünceleri eleştirmek, düşüncelere karşı görüş bildirmek ve bu  eylemlerin belirtilen sınırlar dahilinde ve başkalarının temel hak ve  özgürlüklerini ihlal etmeyecek şekilde yapıldığı zaman bir anlam ifade  etmektedir. İnsanların din, düşünce ve duygularını aşağılamak, alay etmek ve  rencide etmek tarzındaki düşünceler ifade özgürlüğünün sınırlarını aşacağından bu  kapsamda değerlendirilemez."

Kararda, sanığın sabit görülen eylemi nedeniyle hakkında hükmedilen  ceza tayininde, suçun işleniş biçimi, sanığın kastı, suç işlemesindeki ısrarı,  suçun işlendiği zaman ve yeri, failin amaç ve saiki, konusunun önem ve değeri,  meydana gelen zararın ve kastın ağırlığı da göz önüne alınarak, sanık hakkında  takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak kanunen hapis cezasına hükmolunmasına karar  verildiği anlatıldı.

Sanığın suçu yayın yoluyla birden fazla işlemesi nedeniyle verilen  hapis cezasını artırma yoluna gidildiği belirtilen gerekçeli kararda, sanık  hakkında aynı suçtan dolayı Muş Cumhuriyet Başsavcılığı'nda devam eden soruşturma  dosyası bulunması hususları dikkate alınarak, sanığın bir daha suç işlemeyeceği  yönünde olumlu kanaate varılamadığı, bu nedenle sanık hakkında hükmün  açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesine yer olmadığına kanaat  getirildiği kaydedildi.

  Mahkemenin kararı

Muş Sulh Ceza Mahkemesi, 27 Mayıs'taki kararında sanık Ertan P'yi  "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlere alenen aşağılama" suçundan 8 ay  hapis cezasına çarptırmıştı.

Cezayı, suçun yayın yoluyla gerçekleştirilmesi ve değişik zamanlarda  birden fazla işlenmesi nedeniyle 15 aya çıkaran mahkeme, sanık hakkında takdiri  veya yasal indirim uygulamamıştı.

Mahkeme, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat  oluşmadığı gerekesiyle hükmün açıklanmasını geri bırakmamış ve cezayı da  ertelememişti. 

Diğer Yaşam Haberleri için tıklayın


2014.06.17 13:38 - Son Güncellenme: 2014.06.17 13:39 - HABER MERKEZİ
A