Ağızda aft oluşumunun nedenleri nelerdir? Nasıl tedavi edilir?

Ağızda aft oluşumunun nedenleri nelerdir? Nasıl tedavi edilir?

Aft ağız içerisinde oluşan dil yüzeyi, iç yanak kısımları ve diş etleri üzerinde görülen ağrılı genellikle solgun beyaz, gri renklerde, çevresinde yoğun kızarıklar olan ağrılı oluşumlar olarak bilinmektedir.

2015.10.06 09:18 - Son Güncellenme: 2015.10.06 09:18 - Sağlık - HABER MERKEZİ
A
Ağızda aft oluşumunun nedenleri nelerdir? Nasıl tedavi edilir?

Peki ağızda oluşan aft ile ilgili bilmediklerimiz ve sebep olan etkenlerin neler olduğu ve nasıl tedavi edildiği konusunda bilgimiz var mı? 

Aft Nedir?

Aft ağız içerisinde oluşan dil yüzeyi, iç yanak kısımları ve diş etleri üzerinde görülen ağrılı genellikle solgun beyaz, gri renklerde, çevresinde yoğun kızarıklar olan ağrılı oluşumlardır.
Aftlar, ağız içi yaralar, uçuklar toplumun %18-20 lik kısmında sürekli olarak tekrar eden bir biçimde görülür. Çoğu zaman tek bir noktada oluşsa da bazen ağzın belirli bölgelerinde birden çok alanda çıkabilir. Ağız içi yaralar gündelik yaşamı olumsuz bir biçimde etkiler.
Aft ve ağız içi yaralarının oluşum nedenlerini belirlemek için bir çok çalışma yapılmıştır. Ağız içi oluşumları hızlandıran olumsuz bir çok faktör belirlenmiş olsa da aftın asıl oluşum nedeni tam olarak saptanamamaktadır.

Aft sebebleri neledir?

Diş Hekimi Baran Karaoğlu, ağız içerisinde yanak ve dudak mukozasında bazen dil ve diş etlerinde görülen, sarı ve kırmızı renkle çevrilmiş aftlerin sebeplerini açıkladı. "Günümüzde toplumun yüzde 18-20 bölümünde sıklıkla rastlanan genellikle tek tek görülen lezyonlarda bazen aynı anda bir kaç bölgede seyredebilir." diyen Baran Karaoğlu, Aft'yi tetikleyen nedenleri şöyle sıraladı:
Besinler: Sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler gibi mukozayı tahriş edebilecek gıdalar aft oluşumunu tetiklemektedir.

Travma: Yanak veya dilin tekrar tekrar ısırılması ile ısırılan bölgede kısa sürede travmaya bağlı olarak aft oluşumu gözlenmektedir. Bunların yanı sıra sert bir şekilde diş fırçalanması sonucunda da yine travmatik aftlar oluşabilir. Hareketli protez kullan (damak protez) hastalarda protezin vurması sonucunda da aft oluşabilir.
Stres: Günümüzde bir çok hastalığın temel faktörlerinden olan stres, günlük hayatımızdaki gerginliklerin vücudumuzdaki yansımasıdır. Kadınların adet öncesi dönemde aft oluşumu buna örnek verebileceğimiz bir durumdur.

Behçet Hastalığı: Konjuktivit, retinit, genital ülsel, ağız kuruluğu gibi belirtilerle tanısın yapılan Behçet hastalığının, diğer bir belirtisi sık sık tekrarlayan ağız içi aftlarıdır. Bunun gibi bir çok otoimmün hastalık (Sjögren Sendromu, multip sklersoz) seyrinde sık tekrarlayan aftlar söz konusu olabilir.
Diğer nedenler : B12 vitamini ve demir eksikliğinde, yoğun sigara kullanımında veya tütün çiğneme alışkanlığını aft oluşumunda önemli faktör olarak gösterebiliriz.

Ağrıyı azaltmak için ne yaplıyız?

Sıcak ve asitli yiyecek içecekler tüketmemeliyiz.
Ağız gargarası ve ağzı duşu kullanarak, diş fırçalama dışında da ağız hijyenini arttıracak önlemler almalıyız.
Aft için piyasada satılan bir çok krem ve sprey lokal anestezi kullanılabilir. Bu sayede bu periyot içerisinde aftın oluşturduğu yoğun ağrı ve acı hissedilmeden atlatılabilir.

Aft Tedavisi Nasıldır?

Aftlar herhangi bir tedaviye ihtiyaç duymadan 7 ila 10 gün arasında kendiliğinden iyileşmektedirler. Aft sorunu yaşayan insanların ağrıyı hafifletmek için başvurdukları bir çok yöntem bulunmaktadır Bunlar;
Aft ağrılarını en aza indirgemek için sıcak ve aşırı baharatlı acı ve ekşi yiyeceklerden kaçının.
Steril edilmiş su ile sulandırılmış alkol pamuk ile ağız içerisinde bulunan ağrılı bölgeye uygulanabilir.
Su ve karbonat karışımı ile ağız çalkalanabilir.
Yarım bardak suya 2 tatlı kaşığı tuz ilave edilerek 2 saatte bir gargara yapılabilir.
Ağrının çok rahatsız edici olduğu durumlarda eczanelerde satılan solüsyon ve ağız içi gargaraları kullanılabilir.
Ağız içerisinde oluşun aft ların kesin tedavisinin bir doktor tarafından belirlenebileceğini unutmayın. Kesinlikle doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayın!

Aft ve Uçuk Arasındaki Fark Nedir?

Aft ve uçuk ağız içerisindeki oluşumları nedeniyle aynı belirtileri gösterebilirler. Bu yüzden aft ve uçuk sorunları sürekli olarak birbiriyle karıştırılabilir.
Aft ve uçuk arasındaki temel farklılıklar şunlardır;
Aft; Yalnızca ağız içerisinde oluşmaktadır. Bulaşı ve yayılıcı değildir. Aft oluşumuna neden olan belirlenmiş bir virüs yoktur.
Uçuk; Ağız içerisinde küçük, beyaz ve içi sıvı dolu kabarcıklar halinde meydana gelir. Nadiren ağız içerisinde görülür. Genellikle dudak ve yanak çevresinde oluşan kaşıntılı ve akıntılı oluşumlardır. Bulaşıcıdır. Virüs tarafından oluşur.

Uçuk Belirtileri Nelerdir?

Uçuk çıkmadan önce oluşacağı bölgeyi uyarır. Bu bölgede kaşıntı ve yanma hissi görülür. Bu sürecin ardından içerisinde su dolu kabarcıklar olan noktacıklar oluşur. Bu dönem çok hassasdır. Bu kabarcıkların kaşınması, koparılması yayılmaya neden olur. Geç iyileşen bu oluşumlar iyileşme döneminde yaraya dönüşür.

Uçuk Nasıl Bulaşır?

Uçuk her şeyden önce açık bir yara olarak değerlendirilmelidir. Uçuk sorunu yaşayan kişilerin temasda bulundukları bütün özel eşyalar, başka kişilerin kullanımından ayrılmalıdır. (Havlu, bardak, yastık kılıfı, kaşık, tabak)
Uçuğun başlangıç evresinde fark edilmeyen küçük kızarıklıklar uçuğun en bulaşıcı olduğu dönemdir. Uçuğa neden olan Herpes Simpleks adlı virüs insan vücuduna çok küçük yaşlarda yerleşir.
Hassas ve aşırı reaksiyonlar gösteren kişilerde iyileşme süreci oldukça ağrılı ve uzun olabilir. Uçuklar gerekli hijyen koşullarında tedavi edilmezse diş etleri, yanaklar ve dudaklar enfeksiyona açık hale gelir.

Uçuk Sorunu Yaşayan Kişilerin Dikkat Etmesi Gereken Kurallar;

Uçuğa hiçbir biçimde elle temas edilmemelidir.
Bayanlar kullandıkları kozmetiklerin hijyenine çok dikkat etmelilerdir. Kesinlikle göz makyajında kullanılan kozmetiğin ellerle veya uçuklu bölgeyle temas etmiş olmaması çok önemlidir.
Çocuk ve bebeklere dokunurken dikkatli olunmalıdır. Asla öpülmemelidir.
Yemek yerken yenilen malzemelerin tamamı kişiye özel kullanılmalıdır.
Uçuk üzerinde oluşan kabuk ve yaraların elle koparılmaması ve yüzün başka bölgelerine dokunulmaması gerekmektedir.

Diğer Sağlık ve Beslenme Haberleri için tıklayın


2015.10.06 09:18 - Son Güncellenme: 2015.10.06 09:18 - HABER MERKEZİ
A