Yazarlar
Elif Didem Danacıoğlu
elifdidemdanacioglu@gmail.comSavaşın en pahalı sonucu ne?
2026.03.27 20:35 - Son Güncellenme: 2026.03.28 01:01Ekonomi Köşesi'nden merhaba...
Piyasalarda olup biteni anlamak için sadece ekonomi verilerine bakmak yetmiyor.
Çünkü dünyada yaşanan her jeopolitik gerilim artık ekonomik güvenlik meselesi haline geldi.
Amerika-İsrail-İran hattında tırmanan gerilim de bunun en somut örneği...
Bugün gübre fiyatından navluna, enerjiden gıda enflasyonuna kadar uzanan bu dalgalanma bize çok net bir şeyi hatırlatıyor:
Artık küresel krizler en sert şekilde tarladaki üretimden sofradaki tüketime yansıyor.
*******
Tarım Ekonomisti - Gıda Yüksek Mühendisi - BTSO - Dış Ticaret Konsey Başkanı Dr. Murat Bayizit ile görüştüm ve değerlendirmelerini aldım.
Dr. Murat Bayizit'in ortaya koyduğu tabloya, sahaya temas eden bir bakış açısıyla bakmak gerekiyor.
Dolayısıyla bugün konuştuğumuz konu sadece bir jeopolitik gerilim değil, aslında çok katmanlı bir sistemin kırılganlığı.
*******
Dr. Murat Bayizit, tabloyu şöyle özetliyor:
"Yaklaşık Amerika - İsrail-İran savaşının hemen hemen bir ayı dolmak üzere...Şimdi Amerika-İsrail ve İran hattındaki bu gerilim aslında sadece siyasi bir mesele değil. Bence bu gerilim, bizim açımızdan bakıldığında tarladaki traktörden sofradaki ekmeğe kadar uzanan bütün sistemi doğrudan etkiliyor.
Tabloyu biraz spekülasyondan uzak rakamlarla ortaya koymak gerekirse, birincisi gübre ve hammadde şoku bence en önemli konu. Dünyadaki fosfat ve azotlu gübre ticaretinin ana damarının geçtiği bu bölgede yaşanan riskler nedeniyle üre ve DAP gübre fiyatları son 15 gün içinde yaklaşık yüzde 45 arttı.
Hepimizin bildiği Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik, bu küresel gübre arzının yaklaşık yüzde 20-22'sini tehdit ediyor.
Bu ne demek?
Bu, önümüzdeki hasat döneminde dünya genelinde yüzde 15 ile yüzde 30 arasında rekolte kaybı riski demek aslında. Yani mesele sadece maliyet değil, doğrudan üretim riski söz konusu burada. Bir istatistiğe göre, enerji maliyetindeki yüzde 10'luk bir artış zincirleme etkiyle gıda fiyatlarında yüzde 20'ye varan baskı oluşturabiliyor.
Özellikle yem maliyetine bağlı ürünlerde bu çok ön plana çıkıyor. Türkiye'de hayvansal üretim maliyetlerinin yüzde 60-70'i yemden oluşuyor biliyorsunuz. Yem fiyatlarında yüzde 15-20'lik bir artış, raf fiyatlarına yüzde 10-15 olarak yansıyabiliyor.
Bu nedenle tavuk, yumurta ve süt ürünleri bu anlamda ilk etkilenen gruplar olacak gibi duruyor. Bunun yanında sera ürünlerinde enerji maliyetinin payı çok yüksek olduğu için bu yüzde 25'lere kadar çıkabiliyor.
Bu da domates, salatalık, biber gibi ürünlerde kısa sürede yüzde 15-25 arası fiyat artışı riskini beraberinde getiriyor. Son 2 haftadır izlediğim kadarıyla Türkiye'de bu ürünlerde çok ciddi bir fiyat artışı söz konusu.
İkinci başlık da lojistik ve akaryakıt...
İşte Brent Petrol'ün fiyatı bir ara 130 dolar seviyesini aşma durumu ile karşı karşıya kaldı.
Ben geçenlerde lojistikçilerle de beraberdim.Orada da aynı konu geçti. Gıda taşımacılığında navlun maliyetleri hat bazında yüzde 40 ile yüzde 60 arasında arttı. Şu anda gerek karayolu gerekse denizyolu nakliyelerinde.
Konteyner bulunurluğunda da çok ciddi sorunlar var. Sigortaların bir kısmı artık yapılmıyor. Hatta bazı sevkiyatlar hiç planlanmıyor ve bekletiliyor.
Bu da şu anlama geliyor:Üretilen ürün bile zamanında pazara ulaşamayabilir.
Üçüncü başlık Türkiye'deki tablo...
Mart 2026 itibarıyla Türkiye'de gıda (yıllık) enflasyonu yüzde 56'ya dayanmış durumda. Tarım girdi fiyat endeksi sadece 1 ayda yüzde 8 artış gösterdi buna bağlı olarak.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Bu, üreticinin artık "üretsem mi, üretmesem mi?" noktasına geldiğini gösteriyor.
Ve bu bir ekonomi meselesinden çok daha fazlası aslında...
Bu doğrudan bir arz güvenliği meselesi...
Şimdi burada kritik bir soruya gelmek istiyorum.
Bu tablo, "Türkiye için sadece bir tehdit mi yoksa bir fırsat mı içeriyor?" ona bir bakmamız lazım.
Ben bu noktada biraz farklı düşünüyorum.
Evet, girdi maliyetleri ciddi bir tehdit ama aynı zamanda önümüzde çok büyük bir fırsat penceresi de açılıyor.
Bakın, Körfez ülkeleri ve Orta Doğu coğrafyası gıda ihtiyacının bugün yaklaşık yüzde 85'ini dışarıdan karşılıyor.
Bu bölgenin geleneksel tedarik hatları aksadığında, yeni bir merkez devreye girmek zorunda. İşte o merkez tam olarak Türkiye olabilir.
Bursa'da, Ege'de, Anadolu'nun farklı bölgelerinde kurulu ciddi bir üretim altyapımız var. Sadece iç pazarı değil, bölgeyi de besleyebilecek bir kapasiteye sahip aslında.
Özellikle dondurulmuş gıda tarafında yani bizim alanımızda uzun raf ömrü, lojistik avantajı ve ürünün stoklanabilir yapısı Türkiye için ciddi bir rekabet avantajı sağlıyor bu noktada.
Bana göre burada gıda diplomasisi konusu ön plana çıkıyor ve Türkiye'nin bunu çok iyi yönetmesi lazım.
Artık şunu çok net söylememiz gerekiyor: Gıda sadece bir sektör değil, gıda enerji kadar kritik bir stratejik alandır.
Yeni dünyada güçlü olanlar sadece enerjiye değil, gıdaya hükmedenler olacaktır.
Bu anlamda da Körfez'de yaşanan kriz, Türkiye açısından tarım ve gıda tarafında tehditten çok fırsat barındırdığı düşüncesindeyim."
*******
Velhasıl...
Üreticide baskı, maliyetlerde artış ve tüketici fiyatlarında mücadele devam ediyor.
Öte yandan da şu gerçek giderek netleşiyor:
Gıda, artık enerjiden bağımsız düşünülemeyecek kadar kritik bir stratejik alan.
Yazarın diğer yazıları
- Bursa'da şirketler dünyasında neler oluyor? 21 Ekim 2026 Çarşamba, 20:52
- Avrupa 'Made in Europe' diyor, Türkiye nerede? 20 Ekim 2026 Salı, 23:35
- Sanayinin bilançosu yemekhanede! 19 Ekim 2026 Pazartesi, 21:03
- Bursa'da otomobil alıcısı neden bekliyor? 16 Ekim 2026 Cuma, 21:52
- Sanayi politikası şart mı? 15 Ekim 2026 Perşembe, 22:01
- Bursa'nın meselesi... 13 Ekim 2026 Salı, 18:10
- Petrolün varili, faturanın yükü! 12 Ekim 2026 Pazartesi, 20:26
- Şimdi gözler Bursa Ticaret Borsası'nda... 09 Ekim 2026 Cuma, 19:30
- Bursa savunmaya hazırlanıyor! 07 Ekim 2026 Çarşamba, 20:25
- Fabrikaların yeni işçisi! 05 Ekim 2026 Pazartesi, 20:33
Yazarlar
- İş dünyası seçim havasından çıkmalı! Hasan Boztürk
- Bursa'nın o mahallesinde toplam 23 kişi yaşıyor Hasan Yalçın
- Bursa'da şirketler dünyasında neler oluyor? Elif Didem Danacıoğlu
- Bursa havada irtifa kaybediyor! İsmail Arslan
- 2016, 2020, 2024, 2026 derken... Hızlı tren ... E. Pınar Turan Kahraman
- Bursamız miras mı emanet mi? Prof. Dr. Murat Taş
- Sorunsuz akşamda güzel galibiyet! Çetin Sabırlı
- Geçmişin hatıraları, geleceğin rehberidir Cevdet Altınel
- Sizin de pul koleksiyonunuz var mı? Aylin Tekir
- İlk yardım eğitimi zorunlu olmalı artık Binay Kazan
- Bir Bursa klasiği: Gelenek ve modernlik aras... Prof. Dr. Celalettin Yanık
- Emekli aylıkları neden düşüyor? Ferdi Sönmez
- Zeytinde Bolluk Bereket Getirir mi? Ramazan Başan
- Sel felaketinin geleceği belli değil miydi? Yeşim Mutlu
- PISA 2025 verilerine göre ülkemiz için eğiti... Tolga Bahadır Şimşek
- Boşanmada çocuğun velayeti kime verilir? Av. Ezgi Ay Sayma
- Kabine değişikliği ve Mehmet Şimşek'in durumu Metehan Demir
- Kazanan yine kasa! Emre Özpeynirci
- Yarın faiz kararı ne yönde olacak? Levent Yılmaz
- Zeynep Sönmez Türk tenisinde bir ilke imza attı Engin Aksöz