Elif Didem Danacıoğlu

Elif Didem Danacıoğlu

elifdidemdanacioglu@gmail.com

Sanayi politikası şart mı?

2026.10.15 22:01 - Son Güncellenme: 2026.10.15 22:27
A

Ekonomi Köşesi'nden merhaba...

Yılın sonuna doğru ilerliyoruz. Bursa iş dünyasında da bütçe hazırlıkları başladı.

Şirketler önümüzdeki dönemin hesabını yapıyor, maliyetlerini ölçüyor, yatırım planlarını gözden geçiriyor.

Ancak hesap kitap yapmak, belirsizlikleri ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Bursa iş dünyası ekonomideki belirsizliklerden şikâyetçi!

Sanayinin giderek gözden çıkarıldığı düşüncesini dile getirenlerin sayısı da az değil.

Beklenti belli: Ekonomi yönetiminden destek...

Bir de iş dünyasının özellikle altını çizdiği başka bir konu var: Sanayi politikası şart!

Neden?

Çünkü sanayinin güçlü yanlarını koruyacak, zayıf halkalarını güçlendirecek ve gelecekte hangi alanlarda öne çıkacağını belirleyecek stratejik bir plana ihtiyaç duyuluyor.

Üstelik öyle yalnızca üretimden, fabrikalardan, makinelerden söz eden bir plan da değil...

Eğitim, havalimanı, demiryolu, tarım da olacak. Sanayinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağından lojistiğe, altyapıdan tarımsal üretime kadar birbirini tamamlayan unsurlar aynı stratejinin parçası olacak.

Dolayısıyla sanayi, tek başına bir fabrika binasından ibaret değil. Bir kentin eğitiminden ulaşımına, enerjisinden finansmanına kadar pek çok unsurla birlikte ayakta kalıyor.

Yani master plan...

Öyleyse soruyu yeniden soralım:

Bursa'nın, Türkiye'nin rekabet gücünü koruyacak bir sanayi politikasına ihtiyacı yok mu?

Bence bu sorunun yanıtını ararken, Bursa iş dünyasının sahadan aktardığı verileri de dikkate almak gerekiyor.

***

BUSİAD'dan ekonomiye ayna!

Anadolu'nun ilk, Türkiye'nin ikinci SİAD'ı olan Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği'nden (BUSİAD) söz etmek istiyorum.

BUSİAD'ın paylaştığı raporlar, Bursa iş dünyasının içinde bulunduğu koşulları yalnızca rakamlarla değil, sahadaki gerçeklerle ortaya koyması bakımından önemli.

Sözünü ettiğim çalışmalar, BUSİAD Ekonomi Platformu tarafından dört ayda bir hazırlanan 'BUSİAD Ekonomik Gösterge ve Eğilim Anketi' ile 'BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu'.

Üstelik bu kez kapsam da genişletilmiş.

BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, ankete ilk kez BUSİAD üyeleri dışındaki iş dünyası temsilcilerinin de katıldığını belirterek, katılımcıların yaklaşık yüzde 40'ının üye dışından olduğunu söyledi. Tuncer Hatunoğlu, amaçlarının Bursa iş dünyasının genel ekonomik eğilimlerini ortaya koymak olduğunu vurguladı.

Bu yaklaşım önemli...

Çünkü ekonominin nabzını tutmak için yalnızca belli bir çevrenin değil, mümkün olduğunca geniş bir iş dünyasının sesine kulak vermek gerekiyor.

BUSİAD'ın bu çalışmasının Bursa iş dünyasına rehberlik edeceğini düşünüyorum.

***

Sözü baştan söyleyelim:

BUSİAD'ın ortaya koyduğu tablo, Bursa iş dünyasının üretim, ciro ve kârlılık üzerinde artan baskılarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, üretim maliyetleri ile döviz kuru arasındaki dengesizliğin özellikle ihracatçıların rekabet gücünü zayıflattığını belirtiyor. Yüksek finansman maliyetleri ve zayıf iç talebin de sanayiyi zorladığını vurgulayan Başkan Tuncer Hatunoğlu, finansmana erişimin kolaylaştırılmasını ve üretim üzerindeki maliyet baskısının azaltılmasını istiyor.

Ekonomik zorluklara rağmen dijital ve yeşil dönüşüm yatırımlarının sürmesini önemli bir avantaj olarak gören Tuncer Hatunoğlu, Bursa sanayisinin bu birikimi yeni teknolojilere uyum için kullanması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu süreçte sektörlerin ihtiyaçlarını gözeten uzun vadeli bir sanayi politikası önem taşıyor.

***

BUSİAD raporları ne söylüyor?

Şimdi gelelim BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu ile BUSİAD Ekonomik Gösterge ve Eğilim Anketi sonuçlarına...

Önce BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu...

-Ekonomi kısa sürede normale dönecek mi?

BUSİAD'ın değerlendirmesi, iş dünyasının kalıcı bir dönüşümle karşı karşıya olduğunu ve hızlı normalleşme beklentisinin gerçekçi olmadığını gösteriyor. Türkiye'nin temel önceliği, enflasyonla mücadele ederken üretim kapasitesini ve rekabet gücünü korumak; bunu da öngörülebilir finansman ve verimliliği artıran politikalarla desteklemek olmalı.

-Ciro artışı, kârlılık anlamına gelmiyor!

Yüksek finansman maliyetleri ve tahsilat sorunları, satışlar artsa bile şirketlerin kârlılığını ve nakit akışını zayıflatabiliyor. Bu nedenle işletmelerin satış kadar ürün bazında kârlılığa, stok yönetimine ve tahsilat süreçlerine de odaklanması gerekiyor.

-Verimlilik, en önemli çıkış yollarından biri!

Verimlilik; enerji ve su tasarrufu, üretim firelerinin azaltılması, iyi planlama ve dijitalleşmeyle maliyetleri düşürüp rekabet gücünü artırıyor. Yatırımlarda kalite ve teslimat güvenilirliği gözetilirken nitelikli iş gücünü ve teknik birikimi korumak da önem taşıyor.

-Avrupa'nın sanayi politikası Bursa'yı da ilgilendiriyor!

Raporun dikkat çektiği bir başka konu, Avrupa'nın değişen sanayi politikası...

Avrupa'nın değişen sanayi politikası, Türkiye için olduğu kadar Bursa için de rekabet ve yatırım meselesi. Gümrük Birliği'nin sağladığı avantajlara rağmen yeni kamu destekleri ve menşe koşulları, sanayicilerin mevcut konumlarını yeniden değerlendirmesini gerektiriyor.

Otomotivden metal ve temiz teknolojiye kadar birçok sektörde firmaların menşe, karbon ve izlenebilirlik verilerini hazırlaması önem taşıyor. Türkiye'nin AB ile görüşmelerinde de nihai ürünler ve ara mallar ayrı ayrı ele alınmalı.

Bursa sanayisi, Avrupa'nın değişen sanayi politikalarına ne kadar hazır?

-Yeni pazar arayışı, mevcut bağları koparmadan yürütülmeli!

Pazar ve tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek, riskleri azaltırken yeni pazarlarda talep, lojistik maliyetler ve ödeme koşulları dikkate alınmalı. Kalıcı başarı için mevcut pazarlarla bağları güçlendirirken yeni pazarlarda da maliyet, kalite ve teslimat performansıyla sürdürülebilir ilişkiler kurulmalı.

-Her sektöre aynı reçete olmaz!

Destek politikaları sektörlerin ihtiyaçlarına göre şekillenmeli. Tekstil ve hazır giyimde ürün geliştirme ve sürdürülebilirlik, otomotivde elektrifikasyon, tarımda kaynak verimliliği, turizmde ise hizmet kalitesi ve pazar çeşitliliği öne çıkıyor. Amaç, üretimi sürdürürken verimliliği ve katma değeri artırmak.

***

Gelelim BUSİAD Ekonomik Gösterge ve Eğilim Anketi sonuçlarına...

Bu çalışma, iş dünyasının mevcut durumunu ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini daha somut biçimde ortaya koyuyor.

-Küresel ekonomi: Riskler devam ediyor!

Küresel ekonomide Orta Doğu'daki çatışmalar, ticaret anlaşmazlıkları ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar büyüme ve enflasyon üzerindeki baskıyı artırıyor. Yapay zekâ yatırımları büyümeyi desteklese de yüksek enflasyon ve kamu borçluluğu, faizlerin yükselmesine ve para politikalarının sıkılaşmasına yol açıyor.

Sıkı para politikaları ve artan tahvil faizleri küresel finansman koşullarını zorlaştırırken, dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomiler üzerindeki baskıyı da artırıyor.

-Türkiye ekonomisi: Dezenflasyon sürüyor, sanayi zorlanıyor!

Türkiye ekonomisinde büyüme potansiyelin altında kalırken yüksek enflasyon sürüyor. Dezenflasyon programında ilerleme sağlansa da enflasyon hedeflenen hızda düşmüyor; 2027-2029 dönemini kapsayan OVP'de tahminler yukarı yönlü güncelleniyor. Veriler ise dezenflasyon sürecinin üretim ve istihdam üzerindeki etkileriyle birlikte sanayideki zayıflığın sürdüğünü gösteriyor.

Anket sonuçlarına göre firmaların verdikleri yanıtlar:

1. Firmaların mevcut görünümü ve riskleri:

Anket sonuçları, firmalarda üretim, ciro ve kârlılığın yavaşladığını, kapasite kullanımının imalat sanayinde yüzde 50-65 bandında yoğunlaştığını gösteriyor. Zayıf talep ve artan maliyetler, firmaların satış fiyatlarına yeterli zam yapmasını engellerken kârlılık üzerindeki baskıyı artırıyor.

Yüksek kredi faizleri ve finansmana erişim güçlükleri, özellikle ihracatçıların rekabet gücünü zorluyor. Tahsilat gecikmeleri, nakit akışı sorunları, işçilik ve finansman maliyetleri ile zayıflayan iç talep de firmaların başlıca riskleri arasında.

Küresel durgunluk, jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar belirsizliği artırıyor. Firmaların deneyimi ve mevcut dayanıklılığı önemli bir avantaj olsa da ekonomik baskıların sınırsız biçimde sürdürülemeyeceği görülüyor.

2. Sektörel ve makroekonomik beklentiler:

Firmaların önümüzdeki dört aya ilişkin beklentileri, ciro ve istihdamda durgunluğun süreceğine işaret ediyor. İhracat gelirlerinde yatay seyir öne çıkarken bazı firmalar dış pazarlarda toparlanma ve yeni pazarlara açılma beklentisi taşıyor.

Zayıf iç talep ve yüksek finansman maliyetleri, önümüzdeki altı aya ilişkin yatırım planlarını da olumsuz etkiliyor. Makine ve ekipman yatırımları sürse de bina ve tesis yatırımlarında isteksizlik dikkat çekiyor. Firmalar daha çok maliyetleri düşürmeye ve verimliliği artırmaya odaklanıyor.

Makroekonomik beklentilerde ise enflasyonun yüksek seyrini koruyacağı öngörülüyor. Firmalar 2026 yıl sonu enflasyonunu ağırlıklı olarak yüzde 30-32,9 aralığında, politika faizini yüzde 37 civarında bekliyor. Yıl sonu dolar/TL tahminleri 51-53, avro/TL tahminleri ise 58-60 aralığında yoğunlaşıyor.

3. Dijital ve yeşil dönüşüm!

Ekonomik zorluklara rağmen firmaların dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları sürüyor. Dijitalleşmede yapay zekâ, veri analitiği ve iş zekâsı; yeşil dönüşümde ise enerji verimliliği, elektrikli araç ve şarj altyapısı ile karbon emisyonlarının azaltılması öne çıkıyor.

Firmaların yeni projeler geliştirme ve verimliliği artırma çabası, Bursa sanayisinin geleceğin üretim modeline hazırlanması açısından önemli bir avantaj oluşturuyor.

4. Firmaların görüş ve önerileri: Seçici politikalara ihtiyaç var!

Anket sonuçları, dezenflasyon programının sektörleri farklı biçimlerde etkilediğini gösteriyor. Otomotiv ve yan sanayi döviz kuru ve ithal girdi maliyetleriyle, tekstil ve hazır giyim artan işçilik giderleri ve rekabet baskısıyla, makine ve metal sanayi ise hammadde, enerji maliyetleri ve daralan taleple mücadele ediyor.

Bu nedenle tüm sektörlere aynı politikayı uygulamak yerine, ihtiyaçlara göre seçici ve hedefli destekler geliştirilmesi gerekiyor. Firmalar öngörülebilir bir politika ortamı, işletme sermayesine erişim ve yatırım finansmanı talep ediyor. Ayrıca ihracat rekabetçiliğini destekleyecek kur politikası, orta-yüksek teknoloji üreticilerine yönelik vergi avantajları ve uygun finansman mekanizmaları öne çıkan öneriler arasında.

***

Son söz...

Peki, sanayi politikası şart mı?

Şimdi baştaki soruya dönelim.

Bursa iş dünyasının ortaya koyduğu tablo, yalnızca finansmana erişim, döviz kuru ve maliyet sorunlarını çözmenin yeterli olmadığını gösteriyor. Enflasyonla mücadele ve ekonomik istikrar sağlanırken üretim kapasitesinin, ihracat pazarlarının, nitelikli iş gücünün ve yatırım yeteneğinin de korunması gerekiyor.

Üstelik yapay zekâ, dijitalleşme, enerji verimliliği ve yeni ticaret politikaları sanayinin geleceğini yeniden şekillendiriyor. Bu süreçte sanayicinin geleceği tek başına planlamasını beklemek yeterli değil.

Eğitimden enerjiye, teknolojiden finansmana kadar farklı alanları birleştiren; sektörlerin ihtiyaçlarını gözeten, ölçülebilir hedeflere sahip uzun vadeli bir sanayi stratejisine ihtiyaç var.

Bursa'nın sanayi birikimini koruyan, ihracat rekabetçiliğini güçlendiren ve katma değerli üretimi destekleyen bir yol haritası oluşturulmalı. Mesele yalnızca bugünün sorunlarını aşmak değil, Türkiye'nin geleceğin üretim dünyasındaki yerini de belirlemek.

Sanayi politikası şart mı? Bursa iş dünyasının verileri, bu sorunun artık ciddi bir ekonomi politikası meselesi olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor.

Ekonomi Köşesi'nden şimdilik bu kadar...


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları