Yeşiller ve Sol Gelecek Bursa'dan UNESCO tepkisi

Yeşiller ve Sol Gelecek Bursa'dan UNESCO tepkisi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Bursa İl Örgütü bugün bir basın açıklaması yaparak 40. Dönem UNESCO Dünya Miras komitesinin bugün İstanbul'da başlayan toplantısını eleştirdi, ortak kültürel ve doğal mirasımızın talanının son bulması için acil önlemler alınması çağrısı yaptı.

2016.07.11 16:28 - Son Güncellenme: 2016.07.11 16:28 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
A
Yeşiller ve Sol Gelecek Bursa'dan UNESCO tepkisi

Basın açıklamasının tamamı şöyle;

"ORTAK MİRASI KORU, MİRASYEDİ OLMA!

40. dönem UNESCO Dünya Miras Komitesi'nin (DMK), 20 Temmuz'a kadar sürecek toplantısı bugün İstanbul'da başladı.

UNESCO Dünya Miras Komitesi, listesinde kayıtlı kültürel ve doğal varlıkların korunup korunmadığını değerlendirecek, risk altındakiler için öneriler geliştirecek, listeye eklenmesi önerilen yeni varlıklar için geçici listeler hazırlayacak.

2015 sonu itibariyle UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kayıtlı 15'i Türkiye'de olmak üzere dünya genelinde 1031 kültürel ve doğal varlık bulunmakta. Bunların 802'i kültürel, 197'si doğal, 32'si ise karma (kültürel/doğal) varlık. Ayrıca UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'nde de 2015 sonu itibariyle Türkiye'deki 60 kültürel ve doğal varlık yer alıyor.

Toplumların ve toplumu oluşturan kültür gruplarının varlığının, kimliğinin ve sürekliliğinin simgesi olan kültürel ve doğal mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması toplumsal sorumluluğumuzdaki bir "emanet"tir ve uluslararası sözleşmelerle de güvence altındadır.

UNESCO Dünya Miras Listesi'nde olsun olmasın kültürel ve doğal varlıklarımızın pek çoğu tehdit altında, hatta yok edilmekte.

Örneğin henüz 2015'te UNESCO Dünya Miras Listesi'ne eklenen Diyarbakır Surları ile Hevsel Bahçeleri, adeta vahşice tarumar edilmiş durumda. Oysa Diyarbakır Kalesi, tarihi MÖ 3000'lere dayanan önemli bir savunma yapısı olmasının yanı sıra içinde barındırdığı Helen, Latin, Süryani, Ermeni ve Arap dillerindeki yazıtlarla Anadolu'da iç içe geçmiş uygarlıkları belgeleyen yüksek evrensel değere sahip bir kültür varlığıydı. Binlerce yıldır kaleyle bağlantısı olan Hevsel Bahçeleri ise Asurlulardan günümüze, şehrin yiyecek ihtiyacını karşılayan önemli bir doğal alandı. Buna rağmen Diyarbakır Suriçi bölgesinde (Mart 2016 sonunda çıkartılan bir yasa ile) binaların yüzde 80'inden fazlası hakkında acil kamulaştırma kararı alındı, yaşayanlar yerlerinden sürüldü, Suriçi'ndeki doku yok edilerek geniş yollar açıldı. Yeni restore edilen Surp Giragos Kilisesi, Dengbej Evi ve Cemil Paşa Konağı başta olmak üzere toplam 595 tescilli yapı tahrip edildi. Sadece Diyarbakır'da değil, Güneydoğu'da 10'dan fazla tarihi yerleşimde, 60'ın üzerinde sokağa çıkma yasağı kararı alındı, ardından yaşanan çatışmalar, yüzlerce tarihi caminin, kilisenin, sivil mimari eserinin ve binlerce ev ve işyerinin kısmen ya da bütünüyle yıkımına ve yüz binlerce insanın evsiz kalmasına neden oldu.

Ülkenin doğusundaki kültürel miras, çatışma politikaları ile tarumar olurken batısındakiler de sermayenin rant hırsı ile kamu ve yerel yönetimlerin kifayetsizliği yüzünden yok olmakta.

UNESCO Dünya Miras Listesi'nde bulunan diğer bir varlık olan İstanbul Tarihi Yarımada da "kentsel yenileme" projeleriyle yok oluyor. Süleymaniye'deki tarihi mahalle dokusu kentsel yenileme projesi ile ortadan kaldırılıyor, Ayvansaray, Sulukule gibi eski mahalleler yıkılıp inşaat şirketlerine teslim ediliyor. Yenikapı'da, 1 milyon metrekare deniz alanı doldurularak uygarlık tarihi yok edildi.

İstanbul metropoliten alanının en önemli tarihsel merkezlerinden biri ve sit alanı olan Taksim Meydanı ve Gezi Parkı'nın "tarihi eser inşa etme" bahanesiyle yapılaşmaya açılmak istendiğini bizatihi Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarıyla biliyoruz. Üstelik 2013 yılında yaşanan Gezi isyanına rağmen, bir inatla...

UNESCO Dünya Mirası Komitesi toplantısını yaptığı sıralarda, İstanbullular yine kendilerine hiçbir şekilde sorulmadan devreye sokulan Karaköy-Dolmabahçe sit alanındaki Kabataş bölgesinin ve kıyı alanının "martı" simgesiyle nasıl betonlaştırılmak istendiğini konuşacaklar.

Sadece İstanbul değil... Allianoi antik kenti baraj altında bırakıldı, Çanakkale'de Neandria antik kenti madenciliğe açıldı, Manisa'da Aigai antik kenti arkeolojik kazılarına destek"turizme yönelik olmadığı" için kesildi, Ankara'da Augustus Tapınağı bozuldu, Kasımpaşa'da Cezayirli Gazi Hasan Paşa Kışlası yıkıldı, Üsküdar'da Atik Valide Külliyesi'nin dibine beton döküldü, Aydın'da Deştepe (Dedekuyusu) Höyüğü imara açıldı, Bursa'nın Mudanya ilçesindeki Myrleia antik kentinin üzerine AVM yapıldı ve daha birçok kültürel ve doğal mirasımızın yok edildi.

Başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin pek çok kenti tarihi yapı yoğunluğu açısından adeta bir açık hava mimari müzesi iken binalar bakımsızlıktan tek tek yıkılmakta. Onarım bekleyen tarihi yapılar, ortaya çıkarılması, korunması gereken bunca kültürel miras varken AKP, her şeyi olduğu gibi bu konuyu da "değişim değeri" açısından ele alarak "inşaat ve rant" faaliyeti olarak algılıyor.

AKP'nin kültürel miras politikası; kültürel alanları imara açmak, arkeolojik sit alanlarını baraj altında bırakmak, yeşil alanlarda "tarihi eser inşa etmek", antik kentler üzerine AVM kondurmaktan ibaret.

Öte yandan Türkiye gibi Irak'ta, Suriye'de, Afganistan'da ve Mali'de bulunan kültürel ve doğal varlıklar da savaş, sermayenin kâr hırsı ya da yönetimlerin kifayetsizliği yüzünden yok olmakta. UNESCO ise bu yok oluşu "sadece" izlemekte.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi olarak ortak kültürel ve doğal mirasımızın talanının son bulması için gerekli önlemlerin acilen alınmasını, tahrip edenler hakkında işlem yapılmasını; korunması için de uluslararası standartlar uygulanarak yerinden, katılımcı bir yönetim anlayışı geliştirilmesini istiyor ve öneriyoruz."

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2016.07.11 16:28 - Son Güncellenme: 2016.07.11 16:28 - HABER MERKEZİ
A