YDDMD Bursa Şube Başkanı Işık: Seçimlerden sonra kentsel dönüşüm öncelik olmaktan çıktı
Türkiye'nin yaşadığı ikinci büyük deprem olarak tarihe geçen 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin 25. yıl dönümünde Bursa'da kentsel dönüşüm olması gerektiğinin önemine değinen ve 17 Ağustos 1999 depremini anlatan Yapı Denetim ve Deprem Mühendisleri Derneği Bursa Şube Başkanı Serkan Işık, "17 Ağustos, o tarihe kadar gördüğümüz en büyük deprem ve Türkiye'deki tüm binaların elden geçmesi gerektiğini gösteren bir gündü" dedi.
2024.08.16 10:09 - Son Güncellenme: 2024.08.16 13:51 - Bursa Bölge - MERVE DENİZ EKİCİ
MERVE DENİZ EKİCİ / BURSADA BUGÜN
17 Ağustos 1999'da yaşanan deprem, Türkiye'de ilelebet izi kalacak olan derin yaralar açtı. Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu ve önlem alınması gerektiği uzmanlar tarafından sürekli vurgulanmakta. Yapı Denetim ve Deprem Mühendisliği Derneği Bursa Şube Başkanı Serkan Işık, 17 Ağustos depremi, deprem yönetmelikleri ve kentsel dönüşüm hakkında Bursada Bugün'e açıklamalarda bulundu.

"17 AĞUSTOS, TÜRKİYE'DEKİ BİNALARIN ELDEN GEÇMESİ GEREKTİĞİNİ GÖSTEREN BİR DEPREMDİ"
Yapı Denetim ve Deprem Mühendisleri Derneği Bursa Şube Başkanı Serkan Işık, 17 Ağustos 1999'da yaşanan deprem hakkında, "17 Ağustos, o tarihe kadar gördüğümüz en büyük deprem. Binaların ne kadar depreme dayanıksız olduğu, tüm Türkiye'deki binaların elden geçmesi gerektiğini gösteren gündü 17 Ağustos. Ama hiçbir yerel yönetim bunlara parmak basmadı" dedi.
"2018 YILI YÖNETMELİĞİ, YÜKSEK MUKAVEMETTE BİR YÖNETMELİK"
YDDMD Bursa Şube Başkanı Işık, "Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın tanıttığı yeni yönetmelik 99 depreminden sonra yürürlüğe girdi. Yeni yönetmelikle birlikte 99'dan önce kullanılan yerinde dökümleri iptal ettirip hazır beton kullanımı olması gibi değişikliklerle binaların daha da sağlamlaştırılması hedeflendi. Yenilik, Bakanlık tarafından devam ettiriliyor. 2018 yılında bir yönetmelik daha değişti. 2018'deki yönetmelik, son olan 6 Şubat depremini de karşılayacak şekilde yüksek mukavemette bir yönetmelik" açıklamalarıyla 2018'den sonra yapılan binalardan ev alınması gerektiğini vurguladı.
"SEÇİMLERDEN SONRA KENTSEL DÖNÜŞÜM ÖNCELİK OLMAKTAN ÇIKTI"
Yerel yönetimlere eleştirilerde bulunan YDDMD Bursa Şube Başkanı Serkan Işık, "Binalar yenilendikçe depremin etkisi azalmaya başlayacak fakat hiçbir yerel yönetim elini taşın altına koymuyor özellikle de Bursa'da. Bursa, 17 Ağustos depremini hissetti fakat bir yıkım yaşamadı. Ama olası bir Marmara depreminde bu yıkım gerçekleşebilir. Olası bir Marmara depreminde Yalova, İstanbul, Bursa, Çanakkale, İzmit, Adapazarı en çok etkilenecek illerdir. 17 Ağustos'ta gördük ki, eski yapılan yapıların yüzde 100'ü neredeyse yıkıldı. Pek çok insan molozların altında can verdi. Ama önlem alıyor muyuz? Almıyoruz. Seçim zamanı herkes kentsel dönüşümü birinci önceliği yapıyor. Ama şimdi kentsel dönüşüm birinci öncelik değil. Birinci öncelik konserler, konserler depremde hayat kurtarmıyor" şeklinde konuştu.
"1999'DAKİ İMKANLAR, BU ZAMANA GÖRE DAHA KISITLIYDI"
17 Ağustos 1999 depreminde de sahada çalışmalar gerçekleştirdiğini belirten YDDMD Bursa Şube Başkanı Serkan Işık, "68 gün sahada gerek dernek olarak gerek bireysel, gerekse personellerle araştırmalar, çalışmalar yaptık. Van depreminde de, İzmir depreminde de Kahramanmaraş depreminde de sahadaydık. Esasında 17 Ağustos ile 6 Şubat'ın çok kıyaslanmaması gerekiyor. 17 Ağustos'ta tüm araştırmalar yaklaşık 100 gün sürdü. Yıkılan binalardan insanlara bakmak, insanları kurtarmak uzun sürmüştü. Oradaki etkilenen kişileri ve şehri kıyasladığın zaman bu süre çok uzun bir süreydi. O zamanki gücüyle şimdiki güç arasında çok fark var. Kahramanmaraş depreminde 40. Gün neredeyse girilmedik yer kalmamıştı. 17 Ağustos, bu günlerde olmuş olsaydı daha çok can kurtulurdu. Devletin refleksi, gücü şimdi daha fazla. O zamanlar güç ve refleks şu anki kadar iyi değildi. 1999'da daha az imkan, çalışmalar ve güç vardı, o kadar yapılabildi. 17 Ağustos'ta insanlar o kadar büyük deprem yaşadı ki çaresizlikle akrabalarını, eşlerini, çocuklarını çıkartmaya çalıştı. Binalar altında kalan tanıdıklarını kimlerin çıkartacağını düşünüp beklerken çaresizlik içindeydiler. Şimdi devletin gücü ve refleksinden dolayı böyle bir çaresizlik 6 Şubat'ta çok kısa süre içerisinde çareye dönüştü. 17 Ağustos'ta herkes feryat içerisindeydi. Elden hiçbir şey gelmedi" ifadelerini kullandı.