Uludağ Alan Başkanlığına tepki büyüyor: Kapadokya'daki gibi talan olursa
Bursada Bugün Genel Yayın Yönetmeni Aysın Komitgan'ın hazırlayıp sunduğu Gün'Aysın' programına konuk olan TMMOB Bursa İKK Sekreteri Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek ve DOĞADER Başkanı Sedat Güler, çok başlılık varmış gibi bahanelerle Uludağ'a Alan Başkanlığı getirilmesini Bursa'ya ihanet olarak yorumladı. Kapadokya'daki alan başkanlığını 'talan' diye örnek gösterip Uludağ'da yeni yapılaşmaların önünün açılacağını ve doğal ekolojinin yok olacağını iddia ettiler.
2022.12.14 13:43 - Son Güncellenme: 2022.12.14 14:44 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ / BURSADA BUGÜN
Uludağ Alan Başkanlığı, mecliste ilgili komisyondan geçti.
Alan başkanlığının amacının farklı olduğunu dile getiren TMMOB Bursa İKK Sekreteri Şimşek ile DOĞADER Başkanı Güler, Bursada Bugün ekranlarında yayınlanan Gün'Aysın' programında önemli açıklamalarda bulundu.
"KAPADOKYA'DAKİ GİBİ TALAN OLURSA..."
DOĞADER Başkanı Sedat Güler Uludağ Alan Başkanlığı hakkında, "Yaklaşık 4 senedir uygulanmaya çalışılan bir durum var. Uludağ Alan Başkanlığı olarak belirtilen bu durum valiliğin, belediyenin ve diğer kurumların yönetimde olacağı bir başkanlık olacak. Çanakkale'de başarılı olan bir uygulama var ama Kapadokya'da uygulanan alan başkanlığı bir talan uygulaması örneği oldu. Kapadokya'da olan talan Uludağ'da da olursa büyük sıkıntı yaşanacak" dedi.
Bursa'da Uludağ çok önemli diyen Güler, "Bursa'nın suyu Uludağ'dan geliyor. Karbon salınımının çok yüksek olduğu Bursa için Uludağ çok önemli. Bu nedenle alan başkanlığı için akademik odalar gibi kurumlarla danışma kurulu yapabilir, bunlar da bilimsel çalışmalarla görüş bildirebilir. Ama danışma kurulunda BTSO, TURSAB gibi kurumlar var. Milli Parkların 1 kişi ile temsil edileceği bir sistem ön görülüyor" ifadelerini kullandı.
"YASA KOMİSYONA ALEL ACELE GETİRİLDİ"
Yasa tasarısı alel acele komisyona getirildi diyen Güler, Biz Ocak başı gibi yasayı bekliyorduk. Komisyona davet edildik. Bilgi ve görüş sunduk. Konu Bursa'da biliniyor fakat Ankara'da bilinmiyor. Ciddi bir kuraklık yaşadık. Kimse bilmiyor. BUSKİ 136 su kuyusu açtı. Komisyonda başkan bize söz hakkı verdi. Uludağ'ın önemini ve yaşanan kuraklığı anlatmaya çalıştık. Fakat komisyondan birkaç madde değişikliği ile geçtiğini öğrendik. Biz bunu istemiyoruz. Bursa'ya ihanet olarak görüyoruz. Gelecek kuşağı düşünmemiz lazım. STK, üniversite, akademik odalardan görüş alınmalı. 2'nci Oteller Bölgesi'ne bitkiler gözünden bakılınca 'cinayet' deniyordu. Uludağ ağaç örtüsündeki her bir ağaç 70 kişinin oksijenini sağlıyor. Alan başkanlığı denen bölgede, ormanlık alanlar, su kaynakları ve endemik türler var. Tüm bunların yok olacağı bölge oluşturulacak.
"ULUDAĞ'A ÇIKILSIN, BURSA'DA KONAKLANSIN"
Recep Altepe, dünyanın en hızlı teleferiğini yaptığını söylemişti. Teleferikle hızlıca Uludağ'a ulaşıp kayak yapılacağını söylemişti. Uludağ'daki ilk otel, Büyük otel, devletin oteliydi. Diğerleri özel ve kaçak oteller. 23 sene önce açılan 2'nci Oteller Bölgesi de dolmak üzere. Bölgede kanalizasyon bile yok. Hangi siyasi düşünceden olursa olsun, Bursa'da konaklanıp Uludağ'a çıkılsın, cafeler olsun ama aynı gün geri dönülsün istiyoruz. Bu hayal ürünü olarak kaldı. Büyük Otel'de tek resmi oteldi ve yıkıldı. Otopark oldu. Şimdi 3'ncü ve 4'ncü gelişim bölgeleri çıkacağı konuşuluyor. Yetki karmaşası kalkacak deniyor fakat alandaki yetki karmaşası aslında o zaman başlayacak. Burada ki asıl amaç; Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle alanların genişletilebileceği bir yapıya geçiş yapmaktır. Doğayı ve ekolojik dengeyi bozmaktır" diye belirtti.
"TURİZME KARŞI DEĞİLİZ, BİZİ 'İSTEMEZÜKÇÜ' İLAN ETTİLER"
Milli Parklar Kanunu Türkiye'de tek ve her yerde aynı şekilde uygulanması gerektiğinden dem vuran Güler, "Uludağ'da bu yasa bile uygulanmıyor. Korkunç bir insan trafiği var. 60 senedir ekolojik dengeyi korumak için ilan edilen yasa bile çiğneniyor. Bursa merkezine eskisi gibi kar yağmıyor. Bursalılar Uludağ'ı kimin yönettiğini dahi bilmiyordur. Kar görmek için teleferik ya da araç ile Uludağ'a çıkıp kar izlemeye gidiyorlar. Teleferik en güzel ulaşım aracı. Teleferik yapılırken de o kadar ağaç kesildi. Biz hazır olan yerleri göstermiştik. Orada da dinlemediler. 3 bin ağaç kestiler, Teleferik için yol yaptılar. Sonra bizi, 'istemezükçü' ilan ettiler. Kendi istediklerini yaptılar. Şimdi durum ne? Sarı Alandan, oteller bölgesine teleferik, senede 2 buçuk ay çalışıyor. Kalanında yatıyor. 3 buçuk milyonluk kentin ısısı, ve Uludağ'da ki yapılaşmanın ısısı var. Senede sadece 2 buçuk aylık bir kış sezonu kaldı. Gittikçe de bu süre daralıyor. Uludağ yapılaşmalarla birlikte kış merkezi, kayak merkezi olmaktan çıkıyor. Öyle yasaların çıkması lazım ki; bazı bölgelere insanların girmesinin yasak olması lazım. Uludağ'da 12 ay turizmden söz ediliyor. Bu Bursa'nın ve Uludağ'ın fermanı. Bu yok oluşa gidecek. Gelecek nesil o endemik bitkileri göremeyecek. Mahkemeye vereceğiz. Anayasa Mahkemesi'nden döneceğine inanıyoruz. Mayıs ayında Kapadokya Alan Başkanlığı kuruldu. Akabinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle milli park statüsünden kaldırıldı. Aynısı Bursa'nın başına gelirse çok kötü olacaktır. Bu yüzden buna izin vermememiz gerekiyor." ifadelerinde bulundu.
"ULUDAĞ'DA ÇOK BAŞLILIK VAR DİYE ALGI OLUŞTURULUYOR"
Uludağ sahibi yok gibi yuvarlak cümleleri kabul etmiyoruz diyen Şirin Rodoplu Şimşek, "Uludağ Milli Parkların yönetiminde kanunen. Burada yan hizmetleri götüren belediye, DSİ gibi kurumlar var" diye konuştu.
Çok başlılık var gibi algı oluşturulmaya çalışıldığının altını çizen Şimşek, "Milli Parkların yaptığı bir çok çalışma var. Biz yerinde inceleme gezisi yaptık. Milli Parkların çalışmaları gayet başarılı. Koordinasyon açısından başarılı. Özel kurumların işleri de var. İnsanların kontrollü istifade ettiği bir dağ orası. Mahalle parkları gibi çok kolay gidebilecekleri yer zaten olmamalı. Endemik bitkiler, yabani hayvanların yaşam alanı oralar. İçme suyu kaynağının tamamını barındıran, yer altı sularının kaynağı olan, temiz hava, bitki çeşitliliği sağlayan, oksijen veren bölge ve tampon bir dağ varken insanların kolaylıkla yararlanacağı bir yer oluşturulmamalı" şeklinde konuştu.
Alan Başkanlığı'nın yetki kargaşasından dolayı gerekli olduğunu öne sürmenin iyi niyetli bir amaç olamadığına dem vuran Şimşek, Bunun bölgedeki yapılaşmayı korumak ve yeni yapılaşma alanları oluşturmak için yapılan bir oluşum olduğunu, bunu da işi bilen insanın net göreceği cümlelerle niyet edilerek açıklanan sistemden anladıklarını belirtti.
"YAPILAŞMAYI O BÖLGEDEN ÇEKMEYİ KONUŞMAMIZ GEREKİRKEN..."
Şimşek, "Belirtilen sınır, yapıların ve bitki türlerinin ağırlıklı olduğu bölge. Yapılaşmayı oradan çekmeyi konuşmamız gerekirken 'yapılaşmayı oraya daha fazla nasıl yükleyebiliriz' çalışması yapılıyor. 'Biz orayı iyi hale nasıl getirebiliriz' diye bir danışma kurulu kuralım istiyoruz. Birçok konuda üniversitelerle, STK'larla tartışma zemini buluyoruz. Bu ise tamamen art niyetli bir talan projesidir. Biz 'günlerce tartışalım, sunumlar yapalım' diyoruz. 'Turizmi desteklemek için yapılıyor' gibi basit bir kaçış olamaz. Burada koruyuculuk ile ilgili şartları ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Orada doğayı korumamız gerekiyor fakat yapılaşma kolaylaşacak. Bir imzayla işlerin hafifleyeceği bir proje yapılıyor. Biz ise akademik insanlar olarak ayrışınca Bursa'ya zarar veriyoruz. Zenginleşirken çevreye, doğaya zarar vereceksek ne anlamı var?" diye belirtti.
"SESİMİZİ DUYUYORLAR FAKAT DİKKATE ALMIYORLAR"
Sesimizi duyuyorlar fakat dikkate alınmıyor diyerek sitem eden Şimşek, "Diyalog talebi dolaylı olarak var. Doğru platforma taşımadığı sürece bu diyaloğun anlamı da yok.
Çanakkale'de talan olması mümkün değil. Oranın tarihi değeri çok başka. Biz doğal dokusu itibariyle baktığımızda işe yarayan bir yer var mı ona bakmamız gerekiyor.
Mesela Kapadokya'ya bakalım. Oradaki katliamın ne ölçüde olduğu akademik raporlarla önümüze geliyor. Peri Bacaları'na yol açacağız diye neler yapıldığını, iki peri bacası yok olsun n'olacak açıklamalarını hepimiz biliyoruz. Uludağ ise bambaşka bir doğa. Oranın endemik bitkisi, oksijen deposu olduğunu unutmayalım. Günübirlik gezilsin ama oradaki hayvanın ve bitkinin doğal yaşam alanını bozmadan aynı gün geri dönülsün. Her yaptığımız adım oradaki hayvanların ürküp alanını terk etmesine neden oluyor. Üreme sorunu yaşıyorlar. Ki birçok türün yok olduğu biliniyor" ifadelerinde bulundu.
"KOMİSYONLARI TURİZMCİLER, UYGUN GÖRÜRLERSE BİZE DANIŞACAKLARMIŞ"
Uludağ Alan Başkanlığı konusunda belediyelerle çalışamadıklarından şikayet eden Şimşek, "Diğer konularda beraber çalışabilsek de bu konuda olmuyor. Çünkü bu proje birilerinin talebiyle hayata geçirilecek bir proje.
Kendi oluşturdukları komisyon turizmcilerden oluşuyor. Güya gerek görüldüğünde komisyon yani turizmciler bizi toplantılara çağırabilirmiş. Burada doğayı korumak esas konuyken bunun gerçek amaca uygun bir plan ve proje olmadığı kesin. Komisyon, kurula danışacak. Ama kurul, turizmcilerden oluşacak" dedi.
"İNSANLARIN KENDİ EKONOMİK GÜNDEMLERİ VARKEN BU KONUYA EĞİLEMİYOR"
Şimşek sözlerini şöyle sonlandırdı; Biz siyaset yapmıyoruz. Bu zaten siyaset üstü bir konu ama biz siyasilerle bu konu hakkında görüşmeye başlayacağız. Kamuoyunda bu farkındalığı büyütmeye devam edeceğiz. Bursa'nın topyekûn çalışması gerekiyor. Uludağ giderse ne olacağını görmeden ön almak gerekiyor. Musilaj ile denizin yok olacağı konusunu tecrübe ettik. O yüzden sesimizi duyurmaya devam edeceğiz.
İnsanların ekonomi gibi gündemleri var. Bu gündemlerinden dolayı bu konuya yeterince eğilemiyor, gündemlerine alamıyorlar. Biz öncülük ederek ses olamaya devam edeceğiz.
Uludağ Alan Başkanlığı'na etrafındaki köylerden destek olduğunu duyuyoruz. İstihdam, sıcak para gibi görüyorlar. İstihdam orada olacak fakat o alanı yok edecek. Bazı muhtarlar refleks vermiyor. Kısa günün karı olarak değil uzun vadeyi düşünmek gerekiyor. O doğayı, hayatı, dengeleri düşünmek gerekiyor. Biz inanıyoruz ki Bursa bu konuda uyanacaktır.