Tuvalet molası saatlerini bile takip ettiler! Bankanın mobbing savunması yetmedi

Tuvalet molası saatlerini bile takip ettiler! Bankanın mobbing savunması yetmedi

Bir bankada uzun yıllar görev yapan çalışanın yöneticisi tarafından psikolojik baskıya maruz bırakıldığı iddiasıyla açtığı davada Yargıtay'dan dikkat çeken karar çıktı. Çalışanın mola sürelerinin takip edilmesi, tuvalete gitmesinin sorun haline getirilmesi, toplantılarda aşağılanması ve diğer çalışanlardan uzaklaştırılması mahkeme tarafından psikolojik taciz kapsamında değerlendirildi. Yerel mahkemenin banka aleyhine verdiği manevi tazminat kararı, istinaf incelemesinin ardından Yargıtay tarafından da onandı.

2026.11.08 17:38 - Son Güncellenme: 2026.11.08 17:45 - Güncel - AA
A
Tuvalet molası saatlerini bile takip ettiler! Bankanın mobbing savunması yetmedi

Olay, 2001 yılından itibaren bir bankada çalışan ve 2014 yılında İzmir'de takım lideri olarak görevlendirilen bir kişinin yaşadıklarıyla gündeme geldi. İddiaya göre çalışan, biriminde göreve başlayan müdürün kendisine karşı zaman içerisinde aşağılayıcı, tehditkar ve baskıcı bir tutum sergilemeye başladığını öne sürdü.

Çalışan, yöneticisinin davranışlarından rahatsızlık duyması üzerine durumu üst yönetime bildirdi. Ancak bu başvurunun ardından üzerindeki baskının azalmadığını, aksine çalışma koşullarının giderek zorlaştığını savundu. İddialara göre mola süreleri yakından takip edilen çalışan, diğer personelin yararlandığı bazı idari izinlerden de faydalandırılmadı.

İş yerindeki baskının yalnızca çalışma saatleri ve izinlerle sınırlı kalmadığı da dava dosyasına yansıdı. Çalışan, toplantılarda küçük düşürücü sözlere maruz kaldığını, görev yaptığı yerin değiştirildiğini ve hareketlerinin sürekli kontrol edildiğini ileri sürdü. Diğer takım liderleriyle iletişim kurmasının engellendiğini belirten çalışan, zaman içerisinde iş arkadaşlarından uzaklaştırıldığını ve çalışma ortamında yalnız bırakıldığını ifade etti.

Psikolojik baskı sağlık sorunlarına yol açtı

Çalışan, iş yerinde yaşadığını öne sürdüğü psikolojik tacizin sağlığını da olumsuz etkilediğini belirtti. Uzun süre devam eden baskı ve dışlanma sürecinin ardından depresyon ve hipertansiyon nedeniyle tedavi gördüğünü bildirdi.

Bankada yaşananların ardından iş sözleşmesi 13 Mart 2020 tarihinde feshedildi. Bunun üzerine çalışan, işveren aleyhine hukuki süreç başlatarak maddi ve manevi tazminatın yanı sıra ayrımcılık tazminatı da talep etti.

Banka yönetimi ise davacının iddialarını kabul etmedi. İş sözleşmesinin işin ve iş yerinin gereklerinden kaynaklanan nedenlerle sona erdirildiğini savunan banka, çalışan tarafından yapılan mobbing başvurusunun ardından disiplin soruşturması yürütüldüğünü bildirdi.

Soruşturma sonucunda çalışana yönelik sistematik bir yıldırma davranışının tespit edilmediğini ileri süren banka, işverenin hukuka aykırı hareket etmediğini belirterek davanın reddedilmesini istedi.

Tuvalet molalarına ilişkin e-postalar mahkemede delil kabul edildi

Davayı inceleyen İzmir 20. İş Mahkemesi, tarafların beyanlarının yanı sıra tanık ifadelerini, kurum içi e-posta yazışmalarını ve sağlık raporlarını değerlendirdi. Dosyadaki belgeler arasında yer alan bazı elektronik posta mesajları, iş yerindeki uygulamaların ortaya konulması açısından önem taşıdı.

Mahkemenin değerlendirmesinde, çalışanların tuvalete art arda iki kez gitmesinin dahi yöneticiler tarafından sorun haline getirildiği belirtildi. Hatta personele gönderilen bir e-postada, çalışanların ishal olmayacağına ilişkin ifadelerin kullanıldığı kaydedildi.

Davacının mola saatleriyle ilgili uyarıldığı, aynı gün içerisinde birkaç saat sonra mola kullanan personele yönelik rencide edici ve itham içeren başka e-postaların da gönderildiği dosyaya yansıdı.

Mahkeme, söz konusu yazışmaları diğer delillerle birlikte ele alarak çalışanın iş yerinde maruz kaldığı uygulamaları değerlendirdi. Davacının diğer takım liderlerine kıyasla daha fazla iş yükü üstlendiği, çalışma alanının değiştirilerek gözetim altında tutulduğu ve yöneticisi tarafından küçük düşürücü davranışlara maruz bırakıldığı tespit edildi.

Mahkemeden işten çıkarma gerekçesine ilişkin dikkat çeken tespit

Yargılamada yalnızca çalışanın yöneticisiyle yaşadığı sorunlar değil, iş sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin gerekçeler de incelendi. Banka tarafından fesih nedeni olarak iş yerindeki küçülme gösterilmişti. Ancak mahkeme, bu gerekçeyi destekleyen somut bir durum ortaya konulamadığına dikkat çekti.

Dosyada, çalışanın performansının yetersiz olduğuna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı belirtildi. Ayrıca küçülme gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedildiği ileri sürülmesine rağmen aynı kapsamda başka bir çalışanın işten çıkarılmadığı da tespit edildi.

Mahkeme, çalışanın uzun süre boyunca rencide edilmesini, çalışma arkadaşlarından uzaklaştırılmasını ve şikayetlerine rağmen yaşadığı sorunlara çözüm üretilmemesini birlikte değerlendirdi. Bu sürecin ardından iş sözleşmesinin feshedilmesi de dikkate alınarak olayda psikolojik tacizin oluştuğuna hükmedildi.

Bu gerekçelerle çalışanın manevi tazminat talebi kabul edildi. Buna karşılık maddi tazminat ve ayrımcılık tazminatı talepleri mahkeme tarafından reddedildi.

Bankanın itirazı istinafta kabul edilmedi

Yerel mahkemenin verdiği kararın ardından banka, hükme karşı istinaf yoluna başvurdu. Dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi, bankanın itirazlarını değerlendirdi.

Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşarak istinaf başvurusunu esastan reddetti. Böylece çalışanın psikolojik tacize maruz kaldığı yönündeki tespit ve manevi tazminat hükmü korundu.

Bankanın kararı temyiz etmesi üzerine dosya bu kez Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin önüne geldi. Yüksek mahkeme, dosyada bulunan belgeleri, tarafların iddia ve savunmalarını, yargılama sürecini ve hükmün dayandığı gerekçeleri ayrıntılı şekilde değerlendirdi.

Yargıtay bankaya karşı verilen kararı onadı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yapılan incelemenin ardından yerel mahkemenin verdiği kararın usul ve kanuna uygun olduğu kanaatine vardı. Bölge Adliye Mahkemesinin de hukuka uygun bulduğu hüküm, Yargıtay tarafından onandı.

Kararla birlikte çalışanın iş yerinde maruz kaldığı psikolojik baskıya ilişkin iddiaları, dosyadaki tanık anlatımları, e-posta yazışmaları ve sağlık belgeleri çerçevesinde değerlendirilmiş oldu. Özellikle mola ve tuvalet sürelerinin kontrol edilmesi, aşağılayıcı ifadeler içeren yazışmalar, çalışma arkadaşlarından uzaklaştırılma ve iş yükündeki farklılıklar mahkemenin mobbing tespitinde dikkate aldığı unsurlar arasında yer aldı.

Yargıtayın onama kararıyla birlikte bankanın temyiz başvurusu sonuçsuz kalırken, çalışan lehine verilen manevi tazminat hükmü de geçerliliğini korudu.

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2026.11.08 17:38 - Son Güncellenme: 2026.11.08 17:45 - AA
A