TÜSİAD'tan MHP ve BDP'ye çağrı
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Boyner, Başbakan Erdoğan ile Kılıçdaroğlu'nun dünkü görüşmelerine değinerek, diğer siyasi liderlere de bu tabloda yer almaları çağrısında bulundu.
2012.06.07 12:00 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Güncel - HABER MERKEZİ
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu görüşmesine ilişkin, ''Sayın Başbakan ile ana muhalefet liderinin dünkü buluşmalarını önemsiyor ve ümitle karşılıyoruz. Diliyoruz ki diğer siyasi liderler de bu tablonun bir parçası haline en kısa zamanda gelirler'' dedi.
Boyner, TÜSİAD ve Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği (BUSİAD) tarafından BUSİAD Evi'nde düzenlenen ''Dış Politikadaki Gelişmeler ve Ekonomik Görünüm'' konulu panele katıldı.
Boyner, panelin açılışında yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu görüşmesine değinerek, şunları söyledi:
''Sayın Başbakan ile ana muhalefet liderinin dünkü buluşmalarını önemsiyor ve ümitle karşılıyoruz. Diliyoruz ki diğer siyasi liderler de bu tablonun bir parçası haline en kısa zamanda gelirler. Bu yaklaşımla bir süredir hepimizi yoran sert söylemlere yol açan salı günü grup toplantılarını siyasi diyaloğa vesile olabilecek toplantılar olarak görmeyi arzu ediyoruz.''
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, ''Bizler adına kamuyu denetleyen Sayıştay'ı yeterince takip etmiyoruz. Bu yıl bu algıyı ve ilgiyi artırmak ve kalıcı kılmak için bir dizi faaliyeti programımıza almayı tasarlıyoruz'' dedi.
Boyner, TÜSİAD ve Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği (BUSİAD) tarafından BUSİAD Evi'nde düzenlenen ''Dış Politikadaki Gelişmeler ve Ekonomik Görünüm'' konulu panelin açılışında yaptığı konuşmada, Türk özel sektörünün son 10 yılda, yüzde 10'lara yakın reel büyüme göstererek, ortalama yıllık yüzde 20 yatırım artışı sağladığını söyledi.
Bu gelişimin dikkat çekici olduğunu belirten Boyner, şöyle devam etti:
''Ancak bunu daha ileri iddialara taşımalıyız. Artan iş gücü arzını, nitelikli işler yaratarak karşılamalıyız. Hızlı büyüyen iş gücü arzını, Türkiye'yi büyüme yarışında, inovasyon yarışında farklılaştıran bir unsura çevirebilmeliyiz. Bu iddia içinde eğitim en öncelikli yapı taşıdır. Eğitimin niceliği ve niteliği Türk özel sektörünün en önemli taşıyıcı elemanıdır. Bu çerçevede ortalama 6 yıl olan okullaşma oranını süratle ikiye katlamak ve eğitimin nitelik sorununu birinci gündem maddemiz olarak belirlememiz şarttır.''
Devletin kamu harcamalarını şeffaf ve denetlenebilir kılması gerektiğini dile getiren Boyner, şunları aktardı:
''Kamuda verimsizlik öncelikle harcama reformu ile aşılmaya çalışılmalı, oluşabilecek verimsizlik vergi ve benzeri yükler ile girişimciye ve tüketiciye yıkılmamalı. Kayıtsız bir ekonomiden toplanamayan temel vergi açığı, kayıtlı, devletin elinin altında her zaman hazır bulunan ve kayıtlı kesimde büyümüş kurumlara ve kişilere yıkılmamalı. Yine aynı çerçevede kayıt dışı kesimden bir türlü toplanamayan vergi, dolaylı vergiler üzerine yıkılırsa, bu çok kolaycı bir tercih olur. Zira biliyoruz ki dolaylı vergiler halkın, özellikle de dar ve sabit gelirli vatandaşın alım gücünü olumsuz etkiliyor. Basit bir girdi çıktı tablosu analizi ile anlaşılacaktır ki, dolaylı vergilere yığılma, gerek kayıt dışı ile mücadelenin zayıflaması, gerekse rekabet politikaları açısından önemli sorunlara zemin hazırlamaktadır.''
-''Sayıştay'ı yeterince takip etmiyoruz''-
Boyner, ekonomi alanındaki diğer temel ve yalın beklentilerinin fiyat istikrarına ilişkin olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:
''Merkez Bankası'nın enflasyonu düşük ve ön görülebilir düzeyde tutması için özerkliğine azami itina gösterilmeli. Kamunun denetlenmesi konusu da çok önemli. Bu yıl Sayıştay'ın 150. kuruluş yılı. Maalesef kamu denetimi bu uzun geçmişe rağmen kamuoyuna mal olmuş, içselleşmiş bir konu henüz değil. Bizler adına kamuyu denetleyen Sayıştay'ı yeterince takip etmiyoruz. Bu yıl bu algıyı ve ilgiyi artırmak ve kalıcı kılmak için bir dizi faaliyeti programımıza almayı tasarlıyoruz. Yetki devrettiğimiz devleti yakından takip etmek, denetlemek, denetlendiğinden emin olmak, yetkinin asıl sahipleri olan bizler, yani, girişimciler, çalışanlar, vatandaşlar, açısından en önemli yurttaşlık sorumluluğudur.''
Boyner, Türkiye'nin son 10 yıldır tüm kesimleriyle çok büyük bir değişim ve gelişim çizgisine girdiğini belirtti. Bu gelişimin temel sürükleyicisinin başarıyla uygulanan makro uyum programları ve toplumun ve kurumların AB normlarına doğru ciddiyetle yönelimi olduğunu ifade eden Boyner, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu çerçevede geriye doğru baktığımızda, başta ekonomi politikalarından sorumlu bakanlarımız, AB uyum bakanlarımız ve çalışma arkadaşları olmak üzere tüm kabine üyelerini ve kamu teknisyenlerini bu temel dönüşümün önünü açtıkları için kutlarız. Ancak kalkınma hamlemiz içinde, önümüzde çok önemli bir basamak bulunmakta. Bu sene sıklıkla gündeme taşıdığımız 'orta halli ekonomi' ve 'orta halli demokrasi' tuzağı önümüzdeki en önemli risk olarak durmaktadır. Sayın Başbakan'ın kullandığı 'Durmak yok, yola devam' söylemi aslında bu tuzağı aşmamız için gereken birleştirici seferberlik ruhunu bize hatırlatmak için uygun bir söylem. Özellikle yakın çevremizde ekonomik kriz senaryolarının gündemde olduğu, komşularımızda siyasi belirsizliklerin arttığı bu konjonktürde, bu söylemin içini neyle doldurduğumuz daha da önemli. 'Yüksek demokrasi için birey temelli yeni anayasa', 'müreffeh ve huzurlu bir toplum için kapsamlı ve nitelikli eğitim' ve 'yüksek ve sürdürülebilir büyüme için üretken işletme ve üretken çalışan'... Biz bu hedeflerin bizi birleştirecek temel ilkeleri kapsadığına inanıyoruz. Toplumun önünde koşma donanımına sahip, programlı, ön görülebilir, şeffaf ve temel sorumluluklarıyla sınırlı hareket eden nitelikli, düzenleyici devlet... İşte yola, ilk 10 ülke arasına girme gayesi ile devam etmenin gerektirdiği anlayış bizce bunlardan oluşuyor.''
-Sezaryen ve kürtaj-
Boyner, son günlerde tartışılan kürtaj ve sezaryen konusu hakkında her platformda görüşünün sorulduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
''Konu malumunuz kürtaj ve hangi teknik temelde ilişkilendirildiğini bilemeyeceğim, sezaryen konusu. Bu konular sanki bir sosyal politika paketi gibi gündemin kucağına düştü ve hemen akabinde konuyla ilgili bir kanun düzenlemesinin, süratle, meclise sevk edileceği haberi de yayıldı. Öncelikle belirtmeliyim ki, TÜSİAD olarak popülerize edilmiş nitelikteki polemiklerin içine girmeyen, programı ve tüzük sorumlulukları ile sınırlı hareket etmeye azami itina gösteren bir kurumuz. Ben bu konunun ülkemizin gündemine geliş ve ele alınış biçimi ile ilgili bir değerlendirme yapmak istiyorum.''
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, ''Gelişmiş ekonomilerde büyümenin yavaşladığı bir dönemde, rakiplerimiz de dış talep yetersizliği nedeniyle büyüme sorunları yaşamaya başlamışken, yoğun bir rekabet içerisinde, ülkemizin rekabet gücünü ve ihracat performansını arttırmanın ciddi bir seferberlik, odaklanma ve planlama gerektirdiğini hepimiz görüyoruz'' dedi.
Boyner, TÜSİAD ve Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği (BUSİAD) tarafından BUSİAD Evi'nde düzenlenen ''Dış Politikadaki Gelişmeler ve Ekonomik Görünüm'' konulu panelin açılışında yaptığı konuşmada 9. Kalkınma Planı, Orta Vadeli Program ve 2012 yılı Hükümet Programı'nın Türkiye için iddialı bir vizyon taşıyan, kapsamlı hazırlıklar olduğunu söyledi.
Bu programları desteklediklerini dile getiren Boyner, şöyle devam etti:
''Bu belgeler Türkiye'yi orta halli ve orta demokrasili bir ülkeden, 1. ligdeki ekonomik ve demokratik standartlara taşıyabilmek adına bir yol haritası niteliğini taşıyor. '2012 yılı Hükümet Programı' TBMM'nin oyu ile kabul edilen ve hükümeti o program ile sorumlu tutan bir belge. Diğerleri de Bakanlar Kurulu ve benzeri kapasitelerle çıkartılmış belgeler. Bu resmi belgeler ile devlet kendini topluma karşı bağlar, yasama programını belli bir süreçle ilişkilendirir, kendisine devredilmiş gücü öngörülebilir nitelikte kullanacağını beyan eder ve bu anlayış bir süreklilik arz eder.''
Boyner, hükümetlerin bu tür belgeleri uygulamak ve uygulayamadığı yerlerde de topluma dönüp ''nerede, neden'' eksik kaldığını anlatmak durumunda olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:
''İşte çoğulcu ve katılımcı demokratik rejim ve demokrasilerdeki hiç değişmeyecek toplumsal kontratın özü budur. Bugün, siyasal düzlemi işgal eden popüler gündemin maddelerinin, biraz önce sizlere sunduğum devlet gündemini belirleyen belgeler ile ilişkisini kurmakta güçlük çekiyorum. Çoğulcu, katılımcı demokrasiden aynı şeyleri anlıyor olduğumuzdan emin olmamız gerekiyor. Her hafta, siyasal düzlemi gündemin polemikleri ile doldurursak, Anayasa gibi hayati derecede uzlaşmaya ve birlikteliğe ihtiyacımız olan, yeni büyüme modelini aramaya ve hatta yaklaştığımızı düşündüğümüz şu kritik evrede, toplum kesimlerini kısır tartışmalar ile ayrıştırırız ve yorarız.''
Bireysel hak ve özgürlükler, üreme iradesi, demografi gibi konuların bilimsel temelleri ortaya konulmadan, zaman zaman tüm toplum kesimlerini hayrete ve hayal kırıklığına düşürerek, ölçüsüz şekilde tartışıldığını savunan Boyner, şunları kaydetti:
''Demokrasi kültürü ile ilgili beklentilerimiz için tahminim sabırla beklemeye devam edeceğiz ancak, tüm toplum kesimleri olarak yüksek standartlı bir demokrasi için mücadeleye devam edeceğiz. Korkarım, ikinci sorunun temelinde kadının ekonomik, sosyal ve siyasal alanının henüz arzu ettiğimiz noktada olmadığı gerçeği yatmaktadır. Kadının toplum içindeki rolünü erkek ile aynı seviyeye taşıyamazsak, toplumumuzun gelişimi, refahımız, huzurumuz ve gelecek nesillerin mutluluğu tehlikeye girecektir. Ne toplumumuzu, ne de herhangi başka bir toplumu tek kanatla uçurmak mümkün değildir. Bu çerçevede mücadeleye tüm gücümüz ile devam etmek görev ve sorumluluklarımız içindedir.''
-Uluslararası ekonomik ve siyasi riskler-
Boyner, kısır tartışmalarla yıllardır sanayicilere ve vatandaşlara haksızlık edildiğini belirterek, şunları kaydetti:
''Süratle devlet yetkililerini, siyasilerimizi, siyasi partilerimizi, kanaat önderlerimizi, sivil toplum kuruluşlarımızı, hem Türkiye'nin iç meselelerine çözüm üretmeye, hem etrafımızda artan uluslararası ekonomik ve siyasi riskleri bertaraf edebilecek programlarına odaklanarak iş görmeye davet ediyorum. Toplumun tümünü ilgilendiren ve bu nedenle olağanüstü önceliğe veya partiler-üstü niteliğe sahip yeni bir konu gündeme gelecek ise veya gerekli ise bu konuyu öncelikle bilimsel temellerde tartıştırmak ve toplumu ayrıştırmadan, germeden insanı ve vicdanı öne koyan çözüm yolları bulmamız gerekiyor. Devletten vatandaşların beklediği öncelikle budur. Devletler ne görev ve sorumluluklarının aşağısında kalabilirler, ne de kendilerini aşan alanlara girmeye hak sahibidirler.''
Boyner, son 10 yıldır, makro ekonomik çerçevedeki sorunların Türkiye ekonomisi üzerindeki ağırlığı azalmaya başladıkça, büyüme sorununa ilişkin daha yapısal ve derin temelli meselelere eğilmeye başladıklarını belirterek, ''Belki kısa dönemli sorunların ekonomi gündemindeki ağırlığının azalması, belki de dönemsel çözümlerin bir politika tercihi olarak anlamlı bir etkisinin kalmaması bizleri uzun döneme bakmaya zorlamakta'' ifadelerini kullandı.
-Türkiye'nin sorunları-
Türkiye son yıllardaki başarısının yanı sıra bir takım sorunlarının da bulunduğunu anlatan Boyner, şu bilgileri verdi:
''Bunların başında, yurt içi tasarruflarımızın yetersizliği, dolayısıyla büyümenin dış kaynak ihtiyacı geliyor. Diğer yandan, ithal enerji bağımlılığımız bize büyük faturalar çıkarmakta. Dünyanın en hızlı büyüyen üç ekonomisinden biri olmayı başarıyoruz, ancak mevcut yapıda ihracatımızın ithalatı karşılama oranımız düşük ve ileri teknoloji ürünleri ihracatı açısından görece oldukça gerilerde bir konumdayız. Bu konular, Ar-Ge, inovasyon ve eğitim alanında büyük atılımlar gerektirmekte.''
Boyner, geçmişe oranla Türkiye'nin daha güçlü ve gelişmiş olduğu bir dönemde, oldukça kritik bir dönüşüme ihtiyaç bulunduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
''Bir yandan, istihdam ve üretimde büyük sorunlar yaşamadan uzun dönem ortalamasını aşmayan büyüme hızlarını bir süre de olsa devam ettirmek, diğer yandan da üretimimizi ihracata yönelterek, daha düşük tüketim büyümesi ile iç dış talep arasında bir dengeleme sürecini yönetmemiz gerekiyor. Üretimin ihracat sektörlerine yönelmesiyle birlikte, yatırım ve istihdamın da bu sektörlere yönelmesi, bu dönüşüm ve dengeleme sürecinin farklı bir boyutu olarak karşımıza çıkacak. Tabii, biz bu dönüşüm için çabalarken, Avrupa ekonomileri, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya başta olmak üzere gelişmiş ekonomilerdeki sorunlar, bizim açımızdan sürecin zorluğunu ve belirsizliğini giderek daha da arttırmakta. Özellikle, gelişmiş ekonomilerde büyümenin yavaşladığı bir dönemde, rakiplerimiz de dış talep yetersizliği nedeniyle büyüme sorunları yaşamaya başlamışken, yoğun bir rekabet içerisinde, ülkemizin rekabet gücünü ve ihracat performansını arttırmanın ciddi bir seferberlik, odaklanma ve planlama gerektirdiğini hepimiz görüyoruz. Ayrıca, rekabet gücümüz açısından, dünya enerji fiyatları, dolar Avro paritesi nedeniyle dış ticarette karşılaştığımız olumsuz dış ticaret haddi eğilimleri gibi riskleri de yönetmek durumundayız.''
-''AB üyeliğinin hala değerli olduğunu düşünüyoruz''-
Boyner, dış dünya ile ilgili sorunların sadece ekonomi ile kısıtlı olmadığını aktararak, şunları belirtti:
''Dış politika alanında dikkatle izlemeye çalıştığımız konuların başında, Orta Doğu ve özellikle Suriye'deki durum ve Avro krizi sonrası AB'nin siyasal haritasında meydana gelen değişikliklerin küresel siyasi ve ekonomik dengeler üzerindeki etkileri geliyor. Diğer yandan, AB'deki gelişmeler Türkiye açısından müzakere süreci anlamında da önem arz etmekte. Her ne kadar, AB projesini göz ardı etme yönünde çeşitli eğilimler söz konusu olsa da, TÜSİAD olarak, ülkemizin demokratik standartlarını yükseltme perspektifinde, AB üyeliğinin hala değerli olduğunu düşünüyoruz.''
Boyner, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin gündemlerindeki yerini korumaya devam ettiğini kaydederek, ''ABD'de seçim süreci ve ABD'nin dünya politik gündemiyle etkileşimi dikkatle izlemeye çalıştığımız konular'' ifadelerini kullandı.