TÜRKONFED Finans sohbeti Bursa'da gerçekleşti

TÜRKONFED Finans sohbeti Bursa'da gerçekleşti

Bursa, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından düzenlenen TÜRKONFED Finans sohbetlerine ev sahipliği yaptı. 

2022.02.21 17:09 - Son Güncellenme: 2022.02.21 17:42 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
A
TÜRKONFED Finans sohbeti Bursa'da gerçekleşti

RAMAZAN ACAR- ERCAN ÇALIŞIR / BURSADA BUGÜN 

MARSİFED ev sahipliğinde Bursa'da gerçekleştirilen finans sohbetlerinde TÜRKONFED Genel Başkanı Orhan Turan ve MARSİFED Başkanı Ramazan Kaya açılış konuşmalarıyla başladı. Etkinlik "halka arz ve finansman teknikleri" konulu panel ile devam etti. 

NOSAB Bölge Müdürlüğü içinde yer alan Yalçın Aras konferans salonunda gerçekleştirilen panelde önemli konuşmacılar yer aldı.

TÜRKONFED Genel Başkanı Orhan Turan'ın konuşmasından satır başları;

Üye federasyonumuz MARSİFED'in ev sahipliğiyle, kadim kentimiz Bursa'da sizlerle bir araya gelmekten onur duyuyoruz.  
 
Aramızdaki güçlü bağın ve etkinliğimizin artması adına, federasyon ve derneklerimizle düzenli olarak bir araya geliyor; Türkiye'de Anadolu'nun ve iş dünyasının sesi olmak üzere fikir paylaşımlarımızı sürdürüyoruz. Finansmana Erişim Komisyonumuzun düzenlediği TÜRKONFED Finans Sohbetleri'nin de amacı tam olarak bu. Sohbetlerimiz ve paylaşımlarımızla işletmelerimizin ve KOBİ'lerin finansmana erişimini kolaylaştıracak yol haritalarını birlikte netleştirmeyi hedefliyoruz.
 
Bununla birlikte Türkiye'nin geleceğine ışık tutacak, ekonomik yolculuğuna yön verecek birçok önemli meseleye değinirken, tüm bu meselelerin özüne yakından bakacağımıza ve paylaşarak, iş birliklerimizi güçlendirerek fikir birliğine varacağımıza gönülden inanıyorum.


 
Bugün aramızda her biri birbirinden farklı hikayelere sahip işletmelerimizin temsilcileri var. Her bir hikaye ve ölçek birbirinden farklılaşsa da tüm işletmelerin belki de ortak noktası, bir hayalin sürdürülebilirliğine dayalı olmalarıdır. Her girişim, bir fikirden, bir hayalden doğar. Tıpkı bir geminin tersaneden denize indirildiği ilk anda olduğu gibi o hayali hedeflerine taşıyan yıllar boyu sergilenen emek, vizyon ve tutkudur.
 
Bugün burada bulunan her birimiz, bir hayalin kurucusu ya da onu sürdürülebilir kılma tutkusuyla çalışan mirasçılarıyız. Gemimizi, önümüzde uzanan dalgalı denizde doğru limanlara ulaştırmak için emeğimiz, vizyonumuz ve tutkumuz tek başlarına yeterli olmayabilir. Zira gemiyi ve içindekileri rotalarında tutacak bir iklime ve rotamız boyunca kullanacağımız yakıta ihtiyacımız vardır. Çağımızda her firmanın iklimi ekonomi, yakıtıysa finansmandır. Her iki boyutta sorunları ve çözüm önerilerini tartışmak için öncelikle ekonominin ve finansmanın bugünü ifade eden fotoğraflarını çekmeliyiz. Ben ekonomimizden başlamak istiyorum.
 
2021'in son günlerinde, merkezi Londra'da bulunan Ekonomi ve İş Araştırmaları Merkezi (CEBR), yıllık Dünya Ekonomi Ligi Tablosu raporunu yayınladı. Raporda, çok çarpıcı bir sonuç yer alıyor. Öngörülere göre, dünya ekonomisi gayri safi yurtiçi hasılası, içinde bulunduğumuz 2022 yılında "ilk kez" 100 trilyon doları aşacak.  
 
Bir diğer ifadeyle, tüm dünyada bu yıl tarihte eşi benzeri görülmemiş ölçekte mal ve hizmet üretilecek. Dünyanın her ülkesinde tahribat yaratan COVID-19 salgınının etkilerini halen yaşıyorken, bu yönde bir öngörü, küresel çapta bir üretim ekonomisine geçildiğine işaret ediyor.
 
Bu durum, üretim ekonomisine geçme konusunda kamu, sivil toplum ve iş dünyası arasında tam bir konsensüs sağlanmışken, bizleri şüphesiz heyecanlandırmalı. Zira, kadim medeniyetlerden miras aldığımız ve olanca çeşitliliğe dayanan bir üretim kültürüne, bölgesel ekonomiler içerisinde bizi öne çıkaran genç bir nüfusa sahibiz. Ülke olarak, son 300 yıldır dünya ekonomisinde aldığımız payın, yüzde 1'in üzerine çıkmadığı düşünüldüğünde, bu makus talihi kırmak için bundan daha doğru bir zaman, daha verimli bir dönem belki de bulamayacağız.


 
Böylesine bir gündemde ne yazık ki, gündelik kısır tartışmalara odaklanarak vakit kaybediyoruz. Kronikleşmiş yapısal sorunlarımızı ise görmezden geliyoruz. Üretimi, yatırımı ve rekabetçiliğimizi geliştirmek için uzun vadeli ve etkili planlar yapmak yerine, faiz-kur-enflasyon sarmalı ile ifade edebileceğimiz ekonomik göstergeleri takip ediyor, yarın yerine geçmişi konuşuyor; gelecek yerine bugünü kurtarmaya çalışıyoruz. Oysa, ortak aklı çalıştırıp, kapsayıcı ve katılımcı süreçleri işletir; bilimsel gerçekler ışığında tartışırsak, bu ülkedeki her bir ferdin müreffeh ve güçlü bir Türkiye hayalini, elbette gerçeğe dönüştürebiliriz.

Ekonomi iklimi, üretimi, yatırımı ve istihdamı üç eksende besler. Bunlar, güven, istikrar ve öngörülebilirliktir. Halihazırda güvene, istikrara ve öngörülebilirliğe en çok hasar veren unsur ülkemizin yatırımcılar nezdindeki risk algısıdır. Bu algıyı oluşturansa, ağırlıklı olarak yapısal sorunlarımızdır. Değişen hükümet sistemimizin arzu edilen yapısal mimarisinin oluşmaması, denge ve denetleme eksikliği, Meclisimizin yasama yetkisinin ve fonksiyonunun etkisizliği akut sorunları kronik hale getiren bir yapısal iklimin bileşenleridir.


 
Elbette faiz-kur-enflasyon sarmalı da bu tabloya katkı sağlamaktadır. Son 20 yılın en yüksek enflasyon oranı karşısında ne üreticiler ne de tüketiciler arzu ettiğimiz sıçrama için gerekli öngörülebilirliğe sahip olabiliyor. Küresel tedarik zincirinde yaşanan sorunlara ek olarak enerji, hammadde ve navlun gibi girdi maliyetleri muazzam bir tırmanış eğiliminde.
 
Ancak bu sarmaldan da çıkışın yolu, yaraya ancak pansuman etkisi yapan gündelik önlemler değil, ülkemizin risk algısını büsbütün azaltacak kapsayıcılık, katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakate dayalı bir anlayışı tesis etmekten geçiyor. Türkiye'nin üreten gemileri, dalgalı denizlerde hedefe ancak bu rotayla ulaşabilir.  

MARSİFED Başkanı Ramazan Kaya'nın konuşmasından satır başları;

Federasyonumuz MARSİFED ev sahipliğinde, "TÜRKONFED Finans Sohbetleri" serisinin ikinci toplantısı olan Bursa etkinliğine hepiniz hoş geldiniz.

Türkiye ekonomisinin ve sanayisinin kalbi Bursa'da, işletmelerimiz için hava kadar, su kadar önemli olan bir konuyu finansmana erişim alternatiflerini ele alacağız.
Üretim, yatırım ve istihdam dinamiklerinin, özellikle içinden geçtiğimiz dönemlerde ivme kaybetmemesi için işletmelerimizin finansmana erişim kanallarının açılması ve finansman maliyetlerinin uygun koşullarda sağlanmasının önemine değineceğiz.

Etkinliğin bu noktada iş dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu bir konuya odaklanarak, ortak bir çözüm platformu yaratmasını önemsediğimizi de ifade etmek isterim.

İş dünyası olarak uzun bir süredir ekonomik açıdan küresel ve ulusal düzeyde ciddi sorunlar yaşıyoruz. Çevresel felaketlerden ekonomik kırılmalara ve krizlere uzanan bir sıkıntılar yumağında, çözüme ulaşacak yollar arasından en kolay açılacak ipin ucunu bulmaya çalışıyoruz. Neler mi yaşadık bu süreçte;

▪ Orman yangınları ve sel felaketlerinden
▪ Dövizin değerlenmesi ile TL'deki aşırı değer kaybına,
▪ İşsizlikten enflasyonist ortamda faiz indirimi hamlelerine,
▪ Enflasyondan mülteci sorununa,
▪ Tedarik zincirindeki kırılmadan hammadde fiyatları ile navlun maliyetlerindeki astronomik artışlara,
▪ Yeni bir umut ile başladığımız 2022 yılında enerjiye gelen olağanüstü zamlara...
Ve bugün konuşacağımız finansmana erişim kanallarının kapanmasına listeyi iş dünyası olarak uzatmak mümkün...
 
Yaşadığımız şokları atlatamadan elektrik ve doğal gaz kesintilerinin yarattığı artıcıları ile sarsılmaya devam ettik. Üretime ve yatırıma odaklanması gerek biz iş dünyası temsilcileri de bu süreçte önümüzü göremeden Don Kişot misali yel değirmenleri ile mücadele ettik.
 
Hammadde fiyatlarının aşırı artması, tedarikte yeni teminatlara ihtiyaç doğurmaktadır. Bu durum sanayicileri sermaye sıkıntısından dolayı bir dar boğaza itmektedir.
 
Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, akaryakıt sektöründe yaşanan örnek ne ilk ne de son olacak gibi görünüyor. Son gelen zamlar ile bayiler yakıt alacak teminat gösteremediği için 1000 istasyon akaryakıt alamamaktadır. Böyle giderse mayıs ayı sonuna kadar 4000 istasyonun kapanması riski ile karşı karşıya kalabiliriz.


 
Amaç alım gücünü dengelemek ve maliyet artışlarına nispi de olsa bir
Nefes aldırmakta; gıda sektöründe yapılan KDV indirimlerinin, tüm sektörlerde de yapılması gerekmektedir. En azından %18 olan KDV'nin %8'e indirilmesi uygun olacaktır. Fakat yaşanan enflasyonun sebebi yüksek KDV oranları değildir. Enflasyonla mücadelede, tutarlı para ve maliye politikaları uygulayamadığımız sürece, maalesef bu yoğun baskı ile yaşamak zorunda kalacağız.  
 
TÜRKONFED Finansmana Erişim Komisyonu tarafından başlatılan Finans Sohbetleri serisine ev sahipliği yapmanın heyecanını yaşıyoruz. İş dünyasının ülkesinin sorunları için katılımcı bir şekilde bir araya gelerek sorunlara çözüm üretme iradesini önemsiyoruz.  

Ülke ekonomisinin ve sanayisinin önemli merkezlerinden biri olan Bursa'nın kalkınma yolculuğumuza yarattığı değeri arttırmak da yine işletmelerimizin giderek artan finansmana erişim kanallarını açmak ile mümkündür.
 
Bu nokta da TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanımız Orhan TURAN'ın da katılımın da uzman konuşmacılarımız ile işletmelerimizin önündeki finansman alternatifleri belirsizliğinin giderilmesine yardımcı olacağımıza inanıyoruz.

İş insanları ve toplum olarak çok kriz yaşadık, çok sıkıntı çektik. Ancak hepsini de atlatmayı bildik. Elbet bugünlerde geçecektir. Fakat neticede; insanlar sizin fırtınada karşılaştığınız zorluklara değil, gemiyi karaya çıkartıp, çıkaramadığınıza bakacaktır. Onun için tüm zorluklara rağmen mücadeleye devam edeceğiz.
 
Sözlerime son verirken, konuşmacı konularımıza ve siz değerli misafirlerimize katılımınızdan dolayı, NİLSİAD ve NOSAB' da ev sahipliğinden dolayı çok teşekkür eder, başarılı ve faydalı bir panel olmasını dilerim.

 

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2022.02.21 17:09 - Son Güncellenme: 2022.02.21 17:42 - HABER MERKEZİ
A