Türkiye nükleer inşaat projesinde çalışan sayısı 20 bine ulaştı
Akkuyu Nükleer A.Ş. Genel Müdürü Anastasia Zoteeva, 4 güç ünitesinde çalışmaların paralel olarak yürütüldüğü Akkuyu NGS projesinin, dünyanın en büyük inşaat projesi olduğunu belirterek, "Çernobil olayının tekrarlanması kesinlikle mümkün değil. Akkuyu'da tamamen farklı tür ve yeni nesil reaktör kullanılacak. Bu, daha önce kullanılan teknolojilere göre daha güvenilir, tamamen yeni ve eşsiz bir teknolojidir" dedi
2022.02.24 11:24 - Son Güncellenme: 2022.02.24 11:53 - Güncel - HABER MERKEZİ
Akkuyu Nükleer A.Ş. Genel Müdürü Anastasia Zoteeva, katıldığı bir televizyon programında, Akkuyu NGS inşaatında gelinen son durumdan santralin Türkiye'ye yapacağı katkılara, yerel şirketlerin inşaat sürecinde oynağı rolden nükleer santraller hakkında doğru bilinen yanlışlara kadar pek çok konudaki soruları yanıtladı.

"SAHADA ÇALIŞANLARIN SAYISI 20 BİNE ULAŞTI"
Şu an projede 20 bin kişinin çalıştığını söyleyen Zoteeva, inşaat sürecinin 4 güç ünitesinde paralel olarak yürütüldüğünü ve bu durumun nükleer tesis inşaat sahaları için olağanüstü bir durum olduğunu belirtti. Akkuyu NGS şantiyesinin, dünyanın en büyük nükleer inşaat projelerinden biri olduğunu vurgulayan Zoteeva, "Birinci güç ünitesinde Ana Sirkülasyon Boru Hattı (ASBH) kaynağı olarak bilinen çok önemli bir teknolojik işleme başlamak üzereyiz. Bir insan vücudu ile benzetme yapacak olursak bunun, insanın kalbinin damarları ve tüm dolaşım sistemi ile bağlantısı olduğunu söyleyebilirim. Başka bir ifade ile nükleer reaktör, boru hatları aracılığıyla buhar jeneratörleri ve sirkülasyon pompalarına kaynak işlemi ile bağlanıyor. Bu çok komplike bir teknolojik işlem ve biz bunu yapmaya hazırız, en yakın zamanda harekete geçeceğiz. Ardından ise çok ilgi çekici bir aşamaya geçeceğiz, reaktör binasının kubbesini kapatacağız. Orada yakıt yükleme işlerine de dahil olacak bir polar vinci kuruyoruz. Birinci güç ünitesinde olanlar bunlar. Ve elbette birinci güç ünitemize elektriği sağlayacak bir türbinin kurulumunun hazırlık sürecine de bu yıl başladığımızı hatırlatmalıyım. Birinci güç ünitesini takip eden ikinci ünitede de ünitelerin 1 yıllık ara ile devreye alınmasını planlıyoruz, bu sene içinde nükleer reaktörün gövdesinin kurumunu yapacağız. Bu da çok önemli bir aşama" diye konuştu.
"BU YIL ÖNEMLİ AŞAMALAR TAMAMLANACAK"
Reaktör gövdesinin montaj yönteminde 'open top' denilen bir teknoloji kullandıklarını kaydeden Zoteeva, "Reaktör, 3 bin ton kapasiteli büyük bir vinç aracılığıyla kaldırılarak doğrudan projede öngörülen konuma indiriliyor. Bu yıl üçüncü ünitenin kor tutucusunu kuracağız. Bu, Rus bilim insanlarının eşsiz bir teknik icadıdır. Nükleer santralimizin de pasif güvenlik sistemlerinin en önemli elemanlarından biridir. Basit bir şekilde tarif edecek olursam bu, yüksek ısıya dayanaklı özel bir çelikten yapılmış, aktif alanın erimesi durumunda onu emecek ve sızdırmaz bir şekilde muhafaza edecek, nötralize malzeme ile doldurulmuş, reaktör gövdesinin altına kurulan koni şeklinde bir metal tankıdır. Bu, nükleer santralin işletimine ilişkin çok aşamalı güvenlik sisteminin bir parçasıdır sadece. Dördüncü ünitede reaktör binası ve türbin bölmesinin temellerini hazırlamaya başladık. 4 ünite için gereken ana reaktör ve türbin binaları dışında santralin faaliyet göstermesini sağlayacak 560 bina daha inşa edildiğini vurgulamak isterim. Bunlar deniz hidroteknik yapıları, depolar, yakıt işleme, geri dönüştürme ve depolama binaları, arıtma tesisleri, demineralizasyon tesisleridir" ifadelerini kullandı.
"AKKUYU NGS DÜNYANIN EN BÜYÜK İNŞAAT PROJELERİNDEN BİRİ OLDU"
Her açıdan benzersiz olan santralin, dünyanın en büyük inşaat projelerinden biri olduğunu dile getiren Zoteeva, şöyle devam etti; "Rusya ve Türkiye ilişkileri tarihindeki en büyük yatırım projesi olmasının yanında, dünyanın da en büyük yatırım projelerinden biridir. Yatırım miktarı yaklaşık 20 milyar dolardır ve bu çok büyük bir finansmandır. İnşaat alanında çalışan 20 bin kişi, benzersiz ekipmanlar ve uluslararası bir takım. Tüm bunlar gerçekten NGS inşaatı tarihindeki benzersiz bir durumdur. Ana müteahhit takımının çok uluslu bir takım olması, dünya çapındaki nükleer inşaat sektöründe nadiren görünen bir örnektir. Genelde ana müteahhit şirketi, nükleer santral inşa eden ülkenin (Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Çin, Kore) temsilcilerini bulunduran şirketidir. Bizim burada ise ana müteahhit, Titan ve İçtaş şirketlerinin yüzde 50- yüzde 50 ortak girişimidir. Uzmanlarımız bu proje üzerinde beraber çalışarak Rus ve Türk çalışanlarının çok verimli etkileşiminin ve inşaat yönetiminin eşi benzeri olmayan bir örneğini göstermektedir."