Türk edebiyatının ustası Atilla İlhan'ın aramızdan ayrılışının 19. yılı
Edebiyatımızın usta ismi, unutulmaz eserlere imzasını atmış ve sonsuza dek yaşayacak biricik şair, yazar, düşünür, gazeteci, senarist ve eleştirmen Atilla İlhan'ın aramızdan ayrılışının 19. yılı...
2024.10.10 09:16 - Son Güncellenme: 2024.10.10 09:34 - Güncel - SİBEL ÖZTOPÇU
Attila İlhan 15 Haziran 1925'te İzmir'in Menemen ilçesinde, Muharrem Bedrettin Bey ve Perihan Memnune Hanım'ın çocuğu olarak dünyaya geldi. Şiir, roman, eleştiri, senaryo, gezi yazısı, öykü, söyleşi ve anı türlerinde Cumhuriyet Döneminde eserler kaleme almış, Mavi Akımı'nın öncülerinden Türk şair, romancı, düşünür, deneme yazarı, gazeteci, senarist ve eleştirmendir.

Türk edebiyatı ve düşünce dünyasına önemli katkılarda bulunan Attila İlhan, yazılarında Ali Kaptanoğlu, Nevin Yıldız, Ömer Haybo, Tilâ-Han, A.İ. Beteroğlu, Orhan Akrep ve Abbas Yolcu gibi çeşitli takma adlar kullanmıştır.

Yazıları çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan Attila İlhan, birçok dergi ve gazetenin yönetim kadrosunda da yer almıştır. Çeşitli televizyon programları da sunmuş ola Attila İlhan, 2005 yılında İstanbul'daki evinde geçirdiği kalp krizi nedeniyle vefat etmiştir.

Sanatçının adına, 2007'de kurulan "Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı" tarafından edebiyat alanında her yıl çeşitli ödüller veriliyor.

ATİLLA İLHAN'IN EN SEVİLEN ŞİİRLERİNDEN BAZILARI;
BEN SANA MECBURUM
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun
Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun
Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..
AYSEL GİT BAŞIMDAN
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan istemiyorum
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın
hiçbir dakikamı yaşayamazsın
aysel git başımdan ben sana göre değilim
benim için kirletme aydınlığını
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün
gözlerim hızlandırır tenhalığını
yanlış şehirlere götürür trenlerim
ya ölmek ustalığını kazanırsın
ya korku biriktirmek yetisini
acılarım iyice bol gelir sana
sevincim bir türlü tutmaz sevincini
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
sevindiğim anda sen üzülürsün
sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş
uzak yalnızlık limanlarına
aykırı bir yolcuyum dünya geniş
büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
sakın başka bir şey getirme aklına
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan seni seviyorum
YAĞMUR KAÇAĞI
elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur götürecek yoksa beni
geceleri bir çarpıntı duyarsan
telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu\'ndan geçiyorum
akşamsa eylülse ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur götürecek yoksa beni.