TMMOB, Bursa'nın su sorununu ele aldı
TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, BAOB Ortak Salon'da 2. kez Su Paneli gerçekleşti.
2023.05.17 11:29 - Son Güncellenme: 2023.05.17 16:42 - Bursa Bölge - MEMETCAN YEŞİLBAŞ
İLGİLİ VİDEO
TMMOB, Bursa'nın su sorununu ele aldı: Vatandaş isyanını dile getirdi - 2
İLGİLİ VİDEO
TMMOB, Bursa'nın su sorununu ele aldı
SİMLANUR İNCE - MEMET CAN YEŞİLBAŞ / BURSADA BUGÜN
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Bursa İl Koordinasyon Kurulu, 9 konuşmacının yer aldığı Su Paneli'nin 2. kısmını BAOB Ortak Salonu'nda düzenlendi.
Gerçekleştirilen panele, Tekstil Mühendisi Uğur Onur Çinko, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Engin Er, BTÜ, Mühendis ve Doğa Bilimleri Fakültesi, İnşaat Mühendisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Egemen Aras, BUÜ Mühendis Fakültesi'nden Prof. Dr. Taner Yonar, EMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Halil İbrahim Bakar, BTÜ Orman Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Volkan Müftüoğlu, Makina Mühendisi Uğur Kümük ve Mimar Nizamettin Kaya konuşmacı olarak katıldı.

Bursa'nın an problemlerinden birinin konuşulacağının altını çizen Tmmob Bursa İl Koordinasyon Kurulu Genel Sekreteri Şirin Rodoplu Şimşek, "Su Paneli programın ilkini yapmıştık ancak deprem felaketi nedeniyle 2'ncisini bugüne kadar ertelemek zorunda kaldık. Şimdiden barajlarımız dolmuşta olsa maalesef önümüzde iyi yönetemediğimiz için su krizi kapıda bekliyor" dedi.
"İLK FORUMDA POTANSİYELİ GÖRDÜK"
Fikir birliğine vardığımız konulardan bir tanesi olan kentsel dönüşümü konuşacağız. Bu kentin ana konuları belli su ile başlayıp, deprem ile devam edeceğiz. Burası çok kıymetli uzmanların ve hocaların olduğu bir kurum. Su Paneli'nin 1' bölümünde suyun varlığını tartışmıştık. Suyun Bursa'da ki yönetimine doğru nasıl bir çalışma içerisinde olduğunu aktarmışlardı.
İlk forumda potansiyelimizi gördük ve forum 2'de de ne yapılması gerektiği konusunda uzmanların görüşleriyle ele alacağız. Forum kısmını heyecanla bekliyoruz. Sonuçları kamuoyuyla da paylaşacağız" ifadelerini kullandı.

Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Engin Er'in konuşmasından satır başları şöyle;
Bugün suyla ilgili bir toplantı düzenledik. Yoğun bir yağış var dışarıda. Şimdi su dediğimiz zaman önce yüzey sularına sonra yeraltı sularına bakmamız lazım. Yüzey sularıyla ilgili maalesef Bursa çok kötü yönetiliyor ve çok kötü bir idaresi var. Artık bizim Nilüfer şehrin içerisinden geçen Nilüfer suyundan bahsedildiği zaman neredeyse orada, neredeyse oraya teknik geziler düzenlenecek hale geldik. Yani temiz su bak burada var. Yani şehrin içerisinde hiçbir temiz su göremiyoruz. Bak temiz su bu, var diyerekten yürüyüş yolları düzenleniyor, oralara girer hale geldi. Halbuki bizim bu konuyla yapabileceğimiz çok şeyler var. Mesela Nilüfer Çay'ını mutlaka temiz su akmasını sağlamak için bütün akademik odalar ve yerel dairelerle beraber bu konuyla ilgili bir gayretimizin olması lazım. Yani bütün bulduğumuz pislikleri Nilüfer Çayı'yla temizletme durumundan çıkmamız lazım. Uludağ'dan gelen başka kaynaklarımız var. Bu kaynaklarımız da olduğu gibi denize gönderiyoruz. Bunların da artık denizlere bu şekilde gitmesini engelleyerek ya yeraltı su ya da işte su amacıyla kullanılan mesela tarımsal amaçla, içme suyu, depresyonla ilgili sular olarak muhafaza edilmesini, en azından ya bir gözetme gibi ya da yeraltı sularının gibi boşa gitmesini engelleyen çözümleri bizim bulmamız lazım.
"KONUNUN YERALTI SULARINA GELMESİ LAZIM"
Birinci önceliğimiz yüzey sınırları olması lazım. Mutlaka bunları kendi haline bırakmamız lazım. Bizim onlara müdahale etmememiz lazım. Bursa için bir yüz karasıdır. Mutlaka bu işin içerisine hep beraber olmamız lazım. Yani konunun daha çok yeraltı tutlarına gelmemiz lazım. Niye? Çünkü yüzey sularıyla ilgili biliyorsunuz yağışlar olmadığı zaman biz hemen yeraltı sularıyla ilgili oradan kaynakları kullanıp temel ihtiyacımız olan içme suyunu biz buralardan sağlamaya çalışıyoruz ama görüyorsunuz ki yeraltı suları Bursa'nın birçok yerinde birazdan hocalarımız da anlatırlar. Yeraltı suları artık yerin daha da altında hale geldi. Mesela Gürsu'da 7-8 metrede yer kapsülü varken 240 metre sondajlar açılır hale geldi. 150 metrenin altında sondaj açılmıyor. Parantez içinde söylüyorum başından tutan sondajların hepsi de kaçak açıldı.
"YEREL YÖNETİCİLER 'BANA NE BENİ İLGİLENDİRMEZ' DİYOR"
OSB'liler şu anda belki de anlatacağım ama yeraltı sularıyla ilgili açılan, kullanılan ne kadar sanayi ilerlerse ilerlesin bütüncül bir bakış açısı olmadığı müddetçe maalesef yerel idareciler bize konuyu anlattığımız zaman da 'bizi ilgilendirmez' diyor. Bakın bunu bir yerel derginin ağzından duydum. Diyor ki 'bana ne ya tekstilcinin derdi'. Halbuki biz dediğimiz insana yeraltı suyuyla da ilgili tarımsal suda sulamayla da ilgili, fabrikalarla da ilgili bütün sorumluluk bütünlüğü ele alan bir yaklaşım açısından olması gerektiği diye düşünüyorum. Tıpkı yeraltı sularında olmadığı gibi kaynaklar da olmadığı gibi depremsellikte olmadığı gibi maalesef böyle bir bütüncül sahiplenme veya yaklaşım yeraltıları içerisinde de yoktur. Yeraltı sularında biliyorsunuz 167 sayılı kanunla diğer hafta sularının 10 metreyi geçen bütün kuyular Devlet Su İşleri'nin yetki ve tasarrufu altındadır. Yani devralan işlemden izin almadan bu işlerle ilgili bir çalışma yapamazsınız bekliyor" dedi.

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu'nun düzenlediği Su Paneli'nin forum kısmına Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş katıldı.
Panelin forum bölümünde, Bursa'nun su sorunları hakkında 'ne yapmalı?' konusu ele alındı.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın konuşmasından satır başları şöyle;
Normal şartlar altında genel müdür yardımcımız ve genel müdürümüz ben bu bölümde de en azından bir miktar buğdayın konuşulanları az çok tahmin edebiliyorum ama eee yani katkı verebilir miyim? Onun için buraya geldim açıkçası. Bir de davet edildiğim için bir saygısızlık olmasın diye. Ondan sonra eee burada bir miktar da olsa ödenir misin? Yoksa arkadaşlarımız dikkatli dinleyip notları alıyorlar. Katkı veren destek veren herkese çok.
"SU KONUSU ÇOK HASSAS AMA BUNUN BİR SÜREÇ OLDUĞUNU UNUTMAYIN"
Su konusu çok hassas ve çok özel bir konu açıkçası. Kültür konusu özel değil mi? Önemli değil mi? Veya spor konusu veya imar konusu veya altyapı konusu başka konular önemli değil mi yani şehirle alakalı, ülkeyle alakalı var ama su bir yaşam kaynağı açıkçası. Ve biz bunu yıllardır çok tartışıyoruz. Ilgili kurumlar tartışıyor. Belediyeler ve devlet tartışıyor. Buna dair farklı çalışmalar yapılıyor. Işte Devlet Su İşleri gibi çok önemli, çok güçlü bir kuruluş var. Yıllardır çalışmalar yapıyor. Işte yerel yönetimler özellikle başta Büyükşehir Belediyeleri olmak üzere. Bunlarla alakalı çalışmalar yapılıyor. Şunu unutmayın bunun bir süreç olduğunu buradaki hiç kimsenin bir kere atlamaması lazım. Yani benden çok daha tecrübeli arkadaşlar var. Ben bir mühendis falan değilim. Sadece 19 yıl ilçe ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapıyorum. Tecrübem bununla kısıtlı ama o da çok daha o konuda deneyimli olan, hatta konusu, çevre mühendisliği ve farklı branşlardan dolayı su işini bizatihi yıllardır burada iş olarak yapan, bu konuyla alakalı projeler üreten, fikirler üreten bir sürü insanlar var. Onlara da saygısızlık yapmak istemem. Ama bunun bir süreç olduğunu unutmayın.
"SUYLA ALAKALI BİZ NE YAPABİLİRİZ?"
Bu saatten sonra suyla alakalı biz ne yapabiliriz? Bir kere küresel ısınma iklim değişikliği vaka mı? Türkiye'de de dünyada bir vaka değil mi? Bunu değiştirmemiz mümkün mü? Değil kardeşim yok. Iki sene önce son 30 yılın en kurak mevsimini geçtik. Bir taraftan da sanayi alanlarını arttırmayla alakalı durumlar var. Burada bir sanayi kültürü var. Iyi de ne sanayisini artıracağız biz. Ne yapacağız? Yüksek teknoloji mi üreteceğiz? Yine bol suyla, böyle yeraltı sularıyla iş yapan sanayi alanlarını mı üreteceğiz? Peki buna karar verecek olan kim? Büyükşehir belediye başkanı mı? Ticaret Odası Başkanı mı? Veya bir odanın başkanı falan mı? Buna bütün şehir karar verecek. Bütün meclis üyelerinin bu konuda görüşleri olacak.
"BİRBİRİMİZİ DÖVMEK İÇİN SUYU BİR ARAÇ OLARAK KULLANMAYALIM"
Bazılarının kör testere ile kesen bana ve partime oy vermeyeceğini zaten biliyorum. Hiç bu konuda şüphem yok. Lakin birbirimizi dövmek için suyu bir araç olarak lütfen kullanmayalım. Yani bu konuda gerçekten herkes fikirlerini ortaya koyacak, herkes bu konuda bununla alakalı adımlar atacak. Dolayısıyla da şehri de bir vizyon olarak o şekilde büyüteceğiz. Biz su zengini bir ülke değiliz. Yani bu gerçek. İçilebilir suyla alakalı sadece Türkiye'de değil bütün dünyada bir kullanılabilir suyla alakalı bir sıkıntı var.
Aktaş, konuşmalarının ardından dinleyicilerin sorularını yanıtladı.
"BU KENTİN BU KADAR HIZLI BETONLAŞMASINDA, SANAYİSİNİN VE YERLEŞİMİNİN BU KADAR İÇE İÇE GİRMESİNDE BU KENTİ İDARE EDENLERİN SORUMLULUKLARI VARDIR"
Forum kısmında söz hakkı alan bir vatandaş, "Nilüfer Çayı'nda su akmıyor. Bunun sorumluluğu vatandaş olarak ben de o zaman. Bu kenti idare edenlerde, bu kenti ulusal olarak yöneticilerde değil. Biz ne yapmalıyız? Bize bunu söyleyin. Sizin sorumluluğunuz. Sizden özür diliyoruz. Bu konuda madem siz bu kadar masumsunuz. Madem bu kararların alınma sürecinde ve buraya gelinmesinde sizin hiçbir dahiliniz yoktur. Bana göre vardı ve ben böyle düşünüyor olmaktan dolayı sizden özür diliyorum. Ama biliyorum ki bunların nedeni sistemsel. O fabrikaların dediğiniz emsali veren bu kentin idarecileridir. Bu kentin bu kadar hızlı betonlaşmasında, sanayisinin ve yerleşiminin bu kadar iç içe girmesinde bu kenti idare edenlerin yerelde ve ulusal bazda sorumlulukları vardır. Vatandaş olarak bunu bizim sırtımıza yıkarak siz sorumluluktan kurtulacaksanız biz zaten payımıza düşene razıyız. Biz bunun olumsuz sonuçlarından etkileniyoruz. Ama lütfen artık bunu elimizi taşın altına koyalım. Gidecek başka şehrimiz bir Bursamız yok. Bursa'nın sorunlarını biriktirdik. Çok olan, çok gücü olan çok sorun yarattı. Az gücü olan az sorun yarattı. Hepimiz paydaşız burada. İtfaiye araçları yangını söndüremiyorsa bu kenti idare edenlerin sorumluluğu vardır. Biz bir hafta boyunca o havayı soluduk. Hala bu kentte bu sorunlar için bir çözüm üreteceksek ben buraya geliyorum" dedi.
"TEK BAŞINA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI'NIN SORUMLULUĞUNDA MI BU?"
Aktaş ise, "Bakın ben genel bir stratejiden bahsediyorum. Hızlı büyüme bazı şehirlerdeki bu vahşi sanayileşme isteği, hızlı sanayileşme hamlesinin getirisi olarak görüyorum. Ben buraya gelme cesaretini göstermiş bir adamım. Geçen panele katıldık. Koskoca panelden 800 dönüm fabrikam kaldı. Bütün Bursa 800 dönüm arsamı konuştu. Bir tane evim var. Bir metre kare başka bir yerimi göstersinler. Başka bir yerimi göstersinler. Ben Bursa'yı değil ülkeyi terk edicem. Tek başına Büyükşehir Belediye Başkanı'nın mı sorumluluğu bu. Belki sizde bunu kendi içinizde kapalı devre yaptığınız toplantılarla başka yerlere anlatamıyorsanız. Niye burada ilgili Vali Yardımcısı yok? Niye burada ilgili müdürler yok? Belki onlarla da paylaşmak lazım. Topyekün bir şey oluşturmakla alakalı bir bilinç oluşturmak için hamle oluşturalım madem" ifadelerini kullandı.


