TMMOB Bursa İKK: Deprem gerçeği unutulmamalı
TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, 17 Ağustos'un 27. yılında basın açıklaması düzenledi.
2026.08.17 13:21 - Son Güncellenme: 2026.08.17 13:21 - Bursa Bölge - MERVE DENİZ EKİCİ
MERVE DENİZ EKİCİ / BURSADA BUGÜN
TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27. yıl dönümünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, deprem gerçeğinin unutulmaması ve kentlerin olası afetlere karşı dirençli hale getirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

"EN ACI ÖRNEK OLARAK TARİHE GEÇTİ"
TMMOB Bursa İl Sekreteri Murat Korkut, "20 binden fazla yurttaşımızın hayatını kaybettiği, 50 binden fazla kişinin yaralandığı, yüzbinlerce yapıyı yerle bir eden 17 Ağustos Depremi'nin 27. yılında kaybettiklerimizi bir kez daha özlemle anıyoruz. Başta İzmit, Yalova ve Adapazarı olmak üzere Doğu Marmara'nın tamamını etkileyen 7,4 büyüklüğündeki deprem, gerekli tedbirler alınmadığında doğal afetlerin ne büyük toplumsal felaketlere dönüşebildiğinin en acı örneği olarak tarihe geçti. Bilim ve meslek çevrelerince ortaya konan risk ve afet yönetimine ilişkin görüşlere, alınması gerekli önlemlere dikkat çeken açıklamalara itibar edilmemiş, yıllar süren çalışma ve raporlar göz ardı edilmiştir. Bu ihmal ve umursamazlık nedeniyle yıllar içinde yaşanan felaketlerde binlerce insanımız hayatını kaybetmiştir. Ülke tarihimiz adeta bu ihmallerin tarihi haline dönüşmüş durumdadır. Büyük Marmara Depreminin ardından, 2003'te Bingöl'de, 2011 Van'da, 2020'de Elazığ-Sivrice ve İzmir'de ve 11 ilimizi etkileyen 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş ve 20 Şubat 2023 Hatay depremleri ne yazık ki bu ihmalin en ağır sonuçları olmuştur" dedi.
"RİSKLER ESAS ALINARAK GRUPLANDIRILMALIDIR"
Korkut, "Depremler başta olmak üzere, afetlere karşı bütünlüklü, sağlıklı, insanca bir yaşam ve çevre için, ülkemizin yeni büyük sosyal afetler, sosyal yıkımlar yaşamaması için gereken önlemlerin ivedilikle alınmasını, yapı denetimi uygulamasını yönlendiren kararlar ve ilgili tüm mevzuatın, TMMOB ve bağlı Odalar, üniversiteler ve ilgili kesimlerin katılımıyla düzenlenmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Güvenli yapılaşmanın sağlanması ve tüm bu süreçlerin sağlıklı işletilebilmesi için meslek odalarının sürece etkin katılımını sağlayacak yeni bir planlama, tasarım, üretim ve denetim süreci modeli derhal benimsenmelidir. Kentsel rant için değil, depreme hazırlıklı şehirler kurabilmek için imar planları oluşturulmalı, parsel bazında yapılan imar tadilatları ile ormanlık alanlar ve su havzaları dere yataklarıyla birlikte yapılaşmaya açılmamalıdır. Deprem Şurası, Ulusal Deprem Konseyi gibi oluşumlar mutlaka devreye sokulmalıdır. Büyük beklentilerle hazırlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planının gerekleri yerine getirilerek; başta okul ve hastaneler olmak üzere, Türkiye'deki bina envanteri çıkarılmalı, mevcut yapılar hasar görebilirlikleri ve riskleri esas alınarak gruplandırılmalıdır" ifadelerini kullandı.