Tarihin en dar alandaki en kanlı savaşı!
Uludağ Üniversitesi (UÜ) Türk Ocakları Derneği Bursa Şubesi tarafından 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi'nin yıldönümü nedeniyle ortaklaşa panel düzenlendi. Rektörlük A Salonu'nda gerçekleşen paneli Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu yönetirken, konuşmacı olarak ise Prof. Dr. Tahir Baştaymaz ve Prof. Dr. Hüseyin Savaş Başkaya ise konuşmacı olarak katıldılar.
2012.03.16 18:11 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
Başta UÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek olmak üzere çok sayıda akademisyen ve öğrencinin katıldığı etkinliğin açılış konuşmasını yapan Türk Ocakları Bursa Şubesi Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı, Çanakkale Zaferi'nin milli mücadele için çok önemli olduğuna dikkat çekti. İngilizlerin Osmanlıyı bitik olarak görüp deniz harekatına cesaret ettiklerini anlatan Prof. Dr.Yusuf Oğuzoğlu, Çanakkale Savaşının Osmanlının hiç de öyle olmadığını gösterdiğini belirtti. Çanakkale Savaşı'nın Mustafa Kemal gibi bir dahiyi çıkardığını ve bunun da rastlantı olmadığını belirten Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu "Mustafa Kemal sonradan Çanakkale destanına sokulmamıştır. Çanakkale zaferindeki yeri ve önemi rastlantı değildir. Zaten oradadır, iki dil bilir, kitap yazar, son derece birikimlidir. Çanakkale Savaşı'ndaki büyük askeri başarısı adının duyulmasına neden olmuştur. Mustafa Kemal'in Milli Mücadele'yi derlemesinde de Çanakkale Zaferi'nin etkisi büyüktür" diye konuştu.
İNGİLİZLER SAVAŞA NASIL HAZIRLANDI!
Çanakkale Savaşı'nın deniz harekatını anlatan Prof. Dr. Hüseyin Savaş Başkaya ise İngilizlerin tarihe yaklaşımında zaferlerin ön aldığını, yenilgilerin ise susuşa getirildiğini belirterek Çanakkale Savaşı ile ilgili hiçbir belgeyi paylaşmaya yanaşmadıklarını söyledi. Prof. Dr. Hüseyin Savaş Başkaya, Çanakkale Savaşı'na yönelik hiçbir belgeyi dışarı vermeyen İngiliz Askeri Müzesi'nden bin bir zorlukla elde ettiği çok özel bir filmi de izleyenlerle paylaştı. Gökçeada'daki Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerlerin kara çıkarmasına nasıl hazırlandıklarının yer aldığı Çanakkale Savaşı ile ilgili belgesel büyük bir ilgiyle izlendi. Çanakkale'de savunma hattının sabit toplarla obüslerin bulunduğu giriş, orta bölge ve merkez tabyalarıyla kurulduğunu dile getiren Prof. Dr. Başkaya sayısı 76, 78 civarında olan Osmanlı toplarının çok eski ve menzillerinin 7 kilometre iken, düşman gemilerindeki toplam sayıları 170'i bulan topların menzillerinin ise 12 kilometre olduğunu ifade etti. 19 Şubat'ta 40 adet savaş, mayın tarama ve ikmal ve uçak gemisinden oluşan itilaf donanmasının Çanakkale Boğazı önlerine gelmesiyle harekatın başladığını belirten Prof. Dr. Başkaya çatışmaların ise 25 Şubat'ta şiddetlendiğini söyledi. 18 Mart'ta itilaf donanması gemilerinin art arda battığını kimisinin ise ağır yara aldığını belirten Prof. Dr. Başkaya, 7 saatte düşmanın gemilerinin yüzde 35'ini kaybettiğini bildirdi.
HAVADA ÇARPIŞAN KURŞUNLAR...
Daha sonra söz alan Prof. Dr. Tahir Baştaymaz ise İngilizlerin bir hafta içerisinde İstanbul'a girmeyi hedefleyerek çıktıkları yolda, 1 günde ele geçirmeyi planladıkları Kirte'ye ancak 8,5 ay sonra gelebildiklerini söyledi. Alman General Liman Von Sander'in düşmanın Kumkale'ye çıkarma öngörüsü ve ordunun geride tutulması önerisine şiddetle karşı çıkan Mustafa Kemal'in, düşmanın kara çıkarmasını neredeyse metre metre hesapladığını anlatan Prof. Dr. Baştaymaz, 5'e 3,5 kilometrelik bir alanda dünya tarihindeki en dar alanda en kanlı çatışmaların gerçekleştiğini belirtti. Bazı siperler arasındaki mesafenin 8 metreye kadar indiğini söyleyen Prof. Dr. Baştaymaz, savaş alanında metrekareye 6,5 ton kurşun ve top düştüğünü, kurşunların havada çarpıştığını kaydetti. 1938'de Kirte'ye yerleştirilen Romanya göçmeni köylülerinin şehit kafataslarının dolu olduğu toprağı " kabak tarlası gibiydi" diye tanımladıklarını aktaran Prof. Dr. Baştaymaz, köylülerin kemikleri toplayıp domates biber ektiklerini, ayrıca topraktan topladıkları hurdaları ise 10 yıl boyunca satarak geçindiklerini anlattıklarına dikkat çekti. Çanakkale Savaşı'nın aynı zamanda bir asteğmenler savaşı olduğunu da belirten Prof. Dr. Tahir Baştaymaz, o dönemdeki en verimli ve eğitimli insan kaynaklarının da yitirildiğini bildirdi. Prof. Dr. Tahir Baştaymaz, sözlerini gençlere mutlaka Çanakkale'deki savaş alanlarını ziyaret etmelerini, atalarının fedakarlıklarını görüp, onlara layık olmalarını öğütleyerek sonlandırdı.