Tanrıverdi: Bu işin tekniğini CIA gibi örgütler bilir

Tanrıverdi: Bu işin tekniğini CIA gibi örgütler bilir

Adalet Platformu, Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER), ASSAM, Üsküdar Üniversitesi, Yeni Yüzyıl Üniversitesi ve Hukukçular Derneği'nce düzenlenen panelde, "15 Temmuz Darbe Davaları" ele alındı.

2017.07.08 22:52 - Son Güncellenme: 2017.07.08 22:52 - Güncel - HABER MERKEZİ
A
Tanrıverdi: Bu işin tekniğini CIA gibi örgütler bilir

Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi  Derneği (ASSAM) Yönetim Kurulu Başkanı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Adnan  Tanrıverdi, 28 Şubat döneminde yaşananlara ilişkin, "Fetullah grubu ordudan  mütedeyyin insanların ayıklanması için çalışma başlayınca, eşlerinin başlarını  açtılar, ibadetlerini gizlediler, samimi Müslüman diğer arkadaşlar da  inandıklarını yaşamaya devam ettiler. 28 Şubat sürecinde bu inançlı kesim silahlı  kuvvetlerden tasfiye edildi." dedi. 

Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesi Emirnebi Konferans Salonu'nda  gerçekleştirilen panelde konuşan Tanrıverdi, terör örgütünün yapılanmasını "kökü,  yönetimi ve başı dışarıda olan örgüt" diye tanımlayarak, "Bu işin tekniğiniCIA  gibi örgütler bilir." ifadesini kullandı.

FETÖ mensubu darbeci askerlerin 28 Şubat sürecinde kendilerini  gizlemek için cemaatten olmayan mütedeyyin askerleri açığa çıkardıklarını anlatan  Tanrıverdi, şunları kaydetti:

"Silahlı kuvvetlerimizin içinde inançları yüzünden 28 Şubat'ta ihraç  edilen arkadaşlar, bunlarla kimisi sıra arkadaşı, kimisi devre arkadaşıydı.  FETÖ'cülerin konumunu en iyi bilen onlardır. Tespitimiz şudur ki; Ailede köklü  din eğitimi alanlar bu tuzağa düşmemiş. Dini, İslam'ı bunlardan öğrenenler bu  insanlara itaat etmişler. Fetullah grubu ordudan mütedeyyin insanların  ayıklanması için çalışma başlayınca, eşlerinin başlarını açtılar, ibadetlerini  gizlediler, samimi Müslüman diğer arkadaşlar da inandıklarını yaşamaya devam  ettiler. 28 Şubat sürecinde bu inançlı kesim silahlı kuvvetlerden tasfiye edildi.  Tasfiye edenler, o tedbir uygulayan merkezler aynı olduğu için 28 Şubat süreci  içinde silahlı kuvvetlerden çıkarılanların yüzde 99'u bu örgütle alakası olmayan  mütedeyyin, ailesinden köklü dini eğitim almış insanlardı. Diğer kalanlar da  Fetullahçıların üyeleri olarak kaldılar. Silahlı kuvvetlerden inançlı insanları  böylece ayıklamış oldular."

TBMM FETÖ'nün 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanı,  AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek de, "15 Temmuz'a gelene kadar bir terör  örgütü olarak ifade edilmeyen ama 17-25 Aralık 2013 tarihinden itibaren 'legal  görünümlü, illegal bir yapı' olarak devletin tanımladığı bir örgütten  bahsediyoruz. Yarım asırlık bir çalışma içinde örgütlenmiş, kökü dışarıda, sevk  edildiği merkez dışarıda olan bir örgütten söz ediyoruz." diye konuştu.

Petek, "FETÖ'nün devlete sızma girişimi nasıl ve neden fark  edilemedi?" sorusunu, "Araştırmalarımızda şunu gördük: Türkiye'nin sosyolojisini,  insan yapısını, dini yapısını, medeniyet reflekslerimizi çok iyi değerlendiren dış güçler, farklı siyasi, ideolojik gruplar üzerinde çalışmalarını sürdürürken,  tespitlerimize göre 1960 yıllarının sonlarına doğru keşfettikleri bir kişi  üzerinden farklı bir çalışmayı başlatmışlar. Bu, Fettullah Gülen hareketidir ve  onun talebeleridir." şeklinde yanıtladı.

Pasaport başvurusunda "Rabin" ismi

Fetullah Gülen'in memuriyete girişinde usulsüzlükler olduğunu, 7 yıl  asaletinin tasdik edilmediğini ancak kendisine devlet içindeki illegal yapıların  sürekli yardım ettiğini vurgulayan Petek, "Normal şartlarda yeşil pasaport alma  hakkı yokken, kendisineDiyanet İşleri Başkanlığı'ndan usulsüz ve sahte bir yazı  verilerek bunun alınması sağlanmış." dedi.

Reşat Petek, Gülen'in 1999'da yurt dışına kaçışının yine devlet  içindeki örgüt elemanları yardımıyla gerçekleştiğini söyledi. Terör örgütü  liderinin resmi yazışmalarda zaman zaman hileli yollara bizzat başvurduğunu  tespit ettiklerini vurgulayan Petek, "Kendi el yazısı ile yaptığı müracaatlarda   bazı yerlerde anne adını 'Rabia' diye, bazı yerlerde 'Rafia' diye yazmış, ABD'ye  gidişi için pasaport müracaatında kendi el yazısı ile yazdığı kağıda bakıyorsunuz  anne adını 'Rabin' olarak yazmış. 'Rabin' bir Yahudiismi biliyorsunuz. Bu,  belgelerle  elimizde var." diye konuştu.

Gülen'in kendisini örgütüne fakir biri olarak tanıttığını ancak  gerçekte ailesinin zengin olduğunu aktaran Petek, şunları kaydetti:

"Gülen'in dedeleri çok zengin. Bizzat Gülen, bu bilgilere 'Küçük  Dünyam' adlı bir kitabında bahsetmiş ancak bu kitap, kendisini kullanan güçler  tarafından ortadan kaldırılmış. Garip gureba olarak kendini gösteren bu adam  yılda 4 defa yurt dışına çıkmış. Bir devlet memuru hangi parayla yılda 4 defa  yurt dışına çıkar?"

Petek, Gülen'in devlete sızmış militanlarının 15 Temmuz darbe  girişimine kadar aktif olduklarını ifade ederek, "17-25 Aralık'ta yargı ve  emniyet içindeki FETÖ mensupları kullanılarak darbe girişimine maruz kalmış ve  ciddi bir girişimi atlatmışız. Cumhurbaşkanımız o gün başbakan olarak  meydanlarda, televizyonlarda bağırıyor, 'bu bir örgüttür, evlatlarınızı buradan  çekin, inlerine gireceğiz' diyor ama devlet kadrolarına öyle bir sızmışlar ki  darbe girişimine kadar Gülen emekli maaşı almaya devam ediyor." dedi.

"Hablemitoğlu'nun ölümüyle ilgili detaylar ortaya çıkacak"

2002 yılında uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Necip  Hablemitoğlu'nun, yazılarından dolayı FETÖ'nün hedefinde olduğunu dile getiren  Petek, şunları söyledi:

"Cemaat hakkında olumsuz konuşanları aforoz etmişler. Hablemitoğlu  biraz televizyonlarda söylemiş. O da hayatını kaybetmiş. Çünkü 99 yılındaki  konuşmalarında çok önemli tespitleri var. Nasıl bir örgütlenme olduğunu, bunun  bir dini cemaat olmadığını ekranlardan söylemiş. Bu yüzden hayatı mahvedilmiş,  öldürülmüş. Onunla da ilgili detaylar zamanla ortaya çıkacak."

FETÖ mensuplarının halen örgüte bağlılıklarını devam ettirdiklerini ve  buradan aldıkları talimatlara göre mahkemelerde ortak savunmalar yaptıklarını  belirten Petek, "Hala hücre tipi yapılanma ile iletişimlerini devam ettiriyorlar.  Cezaevindeki tutuklular dahil, bu iletişimlerini devam ettiriyorlar. Nasıl  savunma yapılması gerektiğini, talimatları doğrudan ya da dolaylı olarak verilen  birtakım mesajlarla da örgüt birlikteliğinin ve motivasyonun devam ettirilmeye  çalışıldığı görülüyor." diye konuştu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk de 15 Temmuz darbe  girişiminin siyasettarihi açısından önemli olduğunu dile getirerek, "15  Temmuz'un 28 Şubat'tan farkı yoktur. 27 Mayıs'la 15 Temmuz'un bir farkı yok ki.  Bunlar birbirinin tamamlayıcısıdır. Ama dün darbeler sol Kemalist çizgide  gerçekleştiriliyordu. Türkiye'yi kapitalizme entegre etmek üzere, yerli ve milli  bir duruştan uzaklaştırmak için askeri darbeler yönetilerek, sisteme ayar  çekildi. Biz 12 Eylül, 27 Mayıs generallerine duyduğumuz öfkenin ardındaki aklı  anlayamadık, arkasındaki güçleri göremedik." diye konuştu.

ASDER Genel Başkanı ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü, Psikiyatrist,  Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise konuşmasında darbe süreçlerinin psikolojik  operasyonlarını anlattı. Tarhan, "Darbe olmaz dediğiniz an darbecinin oyununa  gelirsiniz. Şimdi de davaların sulandırılması için psikolojik ortam  hazırlıyorlar." ifadesini kullandı.

Panelin ardından, 15 Temmuz şehitlerinin ailelerine plaket takdim  edildi.

Panele, Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar  Hacısalihoğlu, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka,  gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak ve Hukukçular Derneği Başkanı Cavit Tatlı da  konuşmacı olarak katıldı. 

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2017.07.08 22:52 - Son Güncellenme: 2017.07.08 22:52 - HABER MERKEZİ
A