Tahliyelerden sadece memnuniyet duyulur

Tahliyelerden sadece memnuniyet duyulur

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, ''Tahliyelerden sadece memnuniyet duyulur" dedi.

2012.03.12 20:33 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Siyaset - HABER MERKEZİ
A
Tahliyelerden sadece memnuniyet duyulur

Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, tutuklu gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık, Sait Çakır ve Coşkun Musluk'un tahliyelerine karar verilmesiyle ilgili bir soru üzerine, kendisinin de Bakanlar Kurulu toplantısı sırasında tahliye kararından bilgi sahibi olduğunu belirtti.
Arınç, ''Tabii tahliyelerden sadece memnuniyet duyulur. Özellikle gazeteci kimlikleri olan arkadaşlarımızın 375 gündür yani bir yıldan daha fazla içeride tutuklu kalmış olmaları üzüntüye muciptir" diye konuştu.
Bütün sanıklar için buna dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Arınç, ''Çünkü uzun tutukluluk bir cezaya dönüşmemelidir. Delillerin toplanmış olması, kaçma ihtimalinin olmaması gibi sebeplerle derhal tahliye kararı vermek gerekir'' dedi.
Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yargıyı etkilemek veya verdiği kararı tahlil etmek durumunda değilim ama bizim bildiğiniz gibi yargının hızlandırılmasıyla ilgili bir kanun tasarımız TBMM'ye sevk edilmişti. Sayın Adalet Bakanımız tarafından yapılan sunumda da bundan sonra mahkemelerin tahliye taleplerini ret kararlarının gerekçeli olması gerektiği hüküm altına alınmıştı. Demek ki Meclise sevk ettiğimiz ve bugünlerde görüşülmesi muhtemel olan bu tasarı çok haklı bir noktaya temas ediyor. Umuyorum ki bu gerekçelere dayanarak mahkemeler ellerindeki dosya ve ilgili sanıklar hakkında belki daha farklı kararlar verebilecektir. Yani tahliye taleplerinin basma kalıp bir takım sözlerle reddedilmiş olması ceza hukukunda sürekli eleştirilirdi. Hem tutuklamaların hem tahliyelerin gerekçeli olması asıldır. Mahkemenin buna uymuş olmasını ben doğrusu olumlu bir gelişme olarak görüyorum.''

Çapkın'ın merkeze alındığı iddiası
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın'ın merkeze alındığı'' iddiasının hatırlatılması üzerine ise şöyle konuştu:
"Kendisinin görevden alınması veya görev yerinin değiştirilmesiyle ilgili ne hükümetimizin ne de bakanlığın bir tasarrufu olmadı. Sayın Hüseyin Çapkın'ın görev yerinin değiştirilmesiyle ilgili bir tasarruf söz konusu değildir''

İddia sahiplerinin söylemesi lazım
Arınç, Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamadan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Arınç, ''CHP MYK bir bildiri yayımladı. Bu bildiride 'bu yasa çocuklarımızı çok erken yaşta çalışmaya, kızlarımızı erken evliliğe zorlayacaktır' ifadesi var. Bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?'' sorusuna şu yanıtı verdi:
''Bunların hiçbirisi varit değil. Neden ve niçinini sormamız lazım. '5N 1K' diye bir şey var. Şimdi bu bir hüküm cümlesidir. Kanunun neresinde, hangi hüküm çocuklarımızı erken yaşta evlenmeye yönlendirecektir? 'Bütün kız çocukları, bütün evlatlarımız mutlaka okumalı. Mecburi eğitim şu kadar yıl olmalı' diyen bir teklifte kızlarımızın neden, niçin, nasıl, hangi sebeplerle bu yöne itileceğini şüphesiz bu iddiaların sahiplerinin söylemesi lazım. Bunları söylemeleri için daha vakit var. Televizyonlarda, basın önünde, parti çalışmaları sırasında ve Genel Kurul'da rahatlıkla ifade edebilirler. Bu düşüncelerini kamuoyuyla paylaşırlarsa haklılık paylarının doğru olup olmadığını göreceklerdir.''

''Bu bir tekliftir''
Hükümet Sözcüsü Arınç, ''Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in bir açıklaması oldu. Okullarda Kürtçe'nin seçmeli ders olarak verilebileceğini, din dersinin de zorunlu olmaktan çıkarılabileceğini söylediler. Bakanlar Kurulu'nda böyle bir çalışma gündeme geldi mi?'' sorusu üzerine şunları kaydetti:
''Daha önce de söyledim, bu bir kanun teklifidir. Kanun tasarısı olarak TBMM'ye sevk edilmiş olsaydı hükümetin sorumluluğunu ben sizlerle paylaşırdım ama bu bir tekliftir ve bu teklifin en mükemmel şekilde çıkması ve olgunlaşması için biz katkı vereceğiz. Sayın Milli Eğitim Bakanımız, gördüğüm kadarıyla bugünlerde bütün televizyonlarda açıklayıcı programlar yapmaktadır. Bu kamu diplomasisinin de bir gereğidir. Çünkü bu konuda sorumlu olan bir bakanın bütün sorulara cevap vermesi, istifhamları gidermesi, olayı aydınlatması mutlaka gerekir. Sayın Bakanımız da bunu yapıyor. Seçmeli derslerin ne olabileceği, belki de TBMM görüşmeleri sırasında verilecek önerilerle bunun kapsamının ne şekilde belirleneceğini hep beraber göreceğiz.''

Diğer Siyaset Haberleri için tıklayın


2012.03.12 20:33 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - HABER MERKEZİ
A