ŞU AN TURBO DEMOKRASİYİ YAŞIYORUZ
Radikal'den Ezgi Başaran'ın söyleşisi...
2011.04.04 11:34 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Magazin - HABER MERKEZİ
Aylin Aslım genelde lafını sakınmaz. Şarkılarında da sosyal medyada da. Her zaman muhaliftir, hep taraftır. Ama son dönemde birçok insan gibi kendini fasit bir dairede dönüyormuş gibi hissediyor.
Ergenekon'la ne zamandan beri ilgileniyorsunuz?
İlgilenmiyorum, maruz kalıyorum. Çünkü televizyonda ve gazetelerde başka bir şey yok.
Sizce nedir bu dava?
İktidarı askerden alıp sivillere vermek iddiasında olan bir dava. Ama olay benim için Ergenekon filan değil. Demokrasi var mı? Bana göre şu anda ilerinin ilerisine geçtik, turbo demokrasiyi yaşıyoruz!
Pek ciddiye almıyorsunuz galiba, AKP'nin ileri demokrasi vaadini?
Çünkü kendi içinde bir karikatüre dönüştü bu kavram. İleri demokrasi lafıyla dalga geçiyorum. Geçme özgürlüğüm var, illa mizahçı mı olmam gerekiyor? Sulandırmak diye bir suç varsa, ben onu her gün bol bol işliyorum, var mı? Demokrasiyi gönülden isteyen, insan haklarına gerçekten bağlı insanın darbeyi haklı görmesi söz konusu olamayacağı için bir darbe karşıtı hareket zaten desteklenir. Ama bugün olay ya AKP'cisin ya darbecisin kısırdöngüsüne geldi. Burada bir problem var. Yoksa benim ne AKP umurumda, ne Ergenekon ne de CHP.
Niye?
Hiçbiri benim hayal ettiğim özgürlüğü ve demokrasiyi önermiyor. Hiçbirini savunmak zorunda değilim. Hiçbirini beğenmiyorum ve benim gibi çok insan var. Ama maalesef bir taraf olmak zorundaymışız baskısı hissediyorum. Ya bu baskı bir strateji ya da bunu dayatanlar gerçekten çok zehirlenmiş insanlar.
Kim onlar?
AKP yandaşı gazeteciler, akademisyenler, sivil toplum örgütleri. Madem ki AKP'ye karşısın, demek ki darbecisin gibi bir ilkokul mantığıyla koca koca adamların televizyona çıkıp salya saçmasını izah edemiyorum. Kafası çalışan hiç kimse bunu yemez.
'Taraf olmayan bertaraf olur' anlayışına mı karşısınız?
Yoo taraf olmak gerekir de onların belirlediği taraflardan birine ait olmak istemiyorum. Şahsen kadın ve azınlık özgürlüklerinin tarafıyım, inanç özgürlüğünün tarafıyım. O kadar. AKP'nin bu konularda büyük adımlar attığı söyleniyor ama resim ortada. Kadın cinayetlerinin yüzde 1400 arttığı bir dönemdeyiz.
'TÜRKİYE'DE ROCK ŞEHİRDEN ÇIKTI, SORUN O'
Türkiye'deki rockçıların, bir araya geldiklerinde Ergenekon diye bir konusu var mı?
Siz gazetecilerin gördüğünün çok ötesinde bu konuyla ilgilenen sanatçılar yok açıkçası. Çoğunluk tepkisini pek dışavurmuyor. Türkiye'deki sanatçı tanımı böyle zaten.
O ne demek?
Türkiye'de para kazanmak istiyorsan belli markalara ve konulara eşit mesafede durmak zorundasın. Yoksa kimse seni reklamına çıkarmaz. Ya da "Aman tuttuğum takımı bile söylemeyeyim de üç beş kişi varsa beni sevecek onları da kaybetmeyeyim" mantığı vardır. Sinemacılar ve tiyatrocular bizden çok daha açık ve net tavır sergiliyor bence.
Bunun tek sebebi pazar baskısı mı?
Hayır, Türkiye'de rock'ın ruhu Batı'dakiyle aynı değildir. Batı'da rock, işçi sınıfından doğduğu, alttan gelen isyanının sesi olduğu için sözünü sakınmaz. Bizde rock hep şehirli, orta sınıf adamların elinden çıkar, o yüzden de biraz böyle kokmaz, bulaşmazdır. Yani sadece pazar baskısı değil, yapısal olarak çevresindeki gelişmelerin itici gücü değil, izleyicisi olmayı tercih eder. Ayrıca darbelerin de sindirilmiş insanlar yaratmak konusundaki katkısını unutmayalım. Sindirilmiş insanlar, sindirilmiş rockçı'lar... Örneğin ben Twitter'da güncel siyasetle ilgili bir espri yapıyorum, hemen uyarı mesajları geliyor.
Ne uyarısı?
"Kendine zarar veriyorsun bunları yazarak" diyorlar. Kardeşim, benim zaten bugüne kadar yaptığım işler ortada, manyak bir reklam kariyerim filan da hiç olmadı. Tabii 10 kişi böyle diyorsa, hiç tanımadığım 100 kişiden de 'İşte tam da bunu istiyoruz' tepkisi alıyorum. Yani konuşan, kaçak dövüşmeyen sanatçı. Ben aslında tepkisini koymaktan çekinmeyen müzisyenlerin bir sendika veya örgüt kurması gerektiğini düşündüm hep. Çünkü annem babam hayatları boyunca sendikacılık yapmışlar. Dolayısıyla bu konuda ufak bir tedrisatım var. Çok da uğraştım ama başaramadım.
Siz kendi çevrenizde marjinal ve çok politik mi kaçıyorsunuz?
Yoo ama sıkıcı bulunduğum olmuştur. Böyle örgüt hayallerimden bahsedince filan bayıyorlar. Hiç de umurumda değil. Ben anlatırım, yürürüm, döviz tutarım.
'STEVE JOBS'A MEKTUP YAZMAYI DÜŞÜNÜYORUM'
En son gazetecilerin Ahmet Şık ve Nedim Şener için yürüşünde var mıydınız?
Konser yüzünden şehir dışındaydım, olmasaydım mutlaka gelirdim. O yürüyüşteki herkesle aynı fikirde olmam gerekmiyor, ben ifade özgürlüğü için yürümüş olacaktım. Ha önümde Oktay Ekşi, Tufan Türenç olmuş, ha CHP'liler... Önemli değil. O iki gazetecinin hapiste olduğu gerçeğidir mevzu.
Ahmet Şık ve Nedim Şener'i önceden takip ediyor muydunuz?
Nedim Şener'in Hrant Dink cinayetiyle ilgili kitabını okumuştum. Bu konuya en çok kafa yoran ve emek veren gazeteci olduğunu biliyordum. Ahmet Şık da yakın arkadaşlarımın arkadaşı, onlardan duyuyordum. Onları yakınen tanımam da gerekmiyor hapse atılmalarına tepki göstermem için. Bir word dosyasıyla insanların özgürlüğü elinden alındı. Yıllar sonra acı acı güleceğiz bu olanlara. Ben Steve Jobs'a bir mektup yazmak istiyorum mesela.
Ne diyeceksiniz?
Bizim ülkede böyle dijital belgelerle insanlar tutuklanıyor, sizin oralarda buna ne denir diye soracağım. Bilgisayarda bir problemim olduğunda bir arkadaşım uzaktan bilgisayarıma girip halledebiliyor. Böyle bir devirdeyiz. O yüzden word belgesiyle tutuklanma, herkesin frenini patlattı. Bu tutuklamalardan önce Ergenekon'la ilgili ne iddianame, ne tutanak okumuş bir insan değildim. Ama Ahmet ve Nedim olayıyla yakından ilgilendim ve sosyal medyada tavır aldım. Tavır diyorsam, alaycı bir tavır çünkü hayattaki tarzım bu.
Buna karşı Twitter'da saldırılar olduğunu gördüm.
Ben sadece internete düşen ve hepimizin indirdiği Ahmet Şık'ın kitabını okuduğumu söyledim aslında. Şu ana kadar Nedim Şener, Ahmet Şık ve Ergenekon davalarıyla ilgili yüzlerce şey yazmış insanlara değil de, kırk yılın başı bu konuyla ilgilendiğini söyleyen müzisyene tepki verildi.
Neden sizce?
Şarkıcı parçası da ne anlar bu işlerden. Bunun altında yatan sebebi de biliyorum: Küçük burjuva kafan bunlara basmaz demeye getiriyor. Boğaziçi'nde okudum, Almanya'da doğdum diye, ilk klibim ABD'de çekildi diye benim züppe ve burjuva bir kız olduğumu zannedenler var yıllardır. Halbuki ben bayağı açlık yokluk görmüşümdür. Annemle babam 10 yaşından beri fabrikada çalışmış işçi emeklileri. Bana uzaydan ışınlanmışım da hayat gerçeklerinden kopuk biriymişim gibi davranıldığında kan beynime sıçrıyor.
'BİRİNE EYVALLAH DİYECEK OLSAM AİLEME DERDİM'
Kaygılı mısınız?
Evet ama sırf bu yüzden bazılarınca darbeci oluyorum. Ama bu 2008 seçimlerinden beri böyle. Ya AKP'yi savunuyorsun ya da darbecisin kardeşim! Bir de tersi var: Ya Ergenekon'a tamamen karşısın ya da yakında İran olacağız haberin yok! Ne münasebet. Ben bu saçma sepetlerinizden hiçbirine ait değilim. Annemle babama isyan etmişim ben yıllarca, siz kim oluyorsunuz da bana nerede durduğumu anlatıyorsunuz? Birinin bana önerdiği şeye eyvallah diyecektiysem ailemi dinlerdim. Öğretmen olurdum.
Aileniz nasıl görüyorlar gidişatı?
Benden çok daha karamsarlar. Almanya'da sosyal demokrasi görmüş işçiler olarak muhafazakârlaşmamız onları kötü etkiliyor ç ünkü böyle bir Türkiye hayali kurmamışlardı.
HABERTÜRK