Spor yazarları Bursa-Fener maçını böyle yorumladı

Spor yazarları Bursa-Fener maçını böyle yorumladı

Bursaspor'un Fenerbahçe karşısında aldığı 2-0'lık mağlubiyeti yaygın gazete ve yerel gazetelerin spor yazarları tarafından böyle yorumlandı.

2011.12.13 09:03 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Spor - HABER MERKEZİ
A
Spor yazarları Bursa-Fener maçını böyle yorumladı

Fenerbahçe hak etti
Erman TOROĞLU/Hürriyet

FENERBAHÇE, zorlanmadan kazandı.
Maç sabaha kadar oynansa, bu Bursaspor'u gene yener. Sarı lacivertliler, tempoyu çok fazla yükseltmedi. Çok baskı da yapmadı. Kontrollü oynadılar ve sürekli Bursaspor'un zaaflarını beklediler.
Bursaspor da maşallah, bu zaafları, Fenerbahçe'ye istemediği kadar verdi. Yeşil beyazlılar, biraz daha sıksalar küme düşme hattına giderler. Bir yerde sorunları var ama nerede? Çünkü sahadaki takım, Bursaspor'da bir veya birkaç arıza olduğunu gösteriyor.

Fark olabilirdi
Stoch, faydalı. Öncelikle çabuk adam. Türk futbolundaki en büyük noksanlık. Topa da iyi vuruyor. O zaman da bayağı iş yapıyor. Sarı lacivertliler, 2-0'ı biraz erken bulsalar; çok rahat farka giderlerdi.
Fenerbahçe ceza alanı içinde Ziegler'in Bursaspor kaptanı Ömer Erdoğan'a yaptığı hareket, net penaltı. Ömer Erdoğan'ın kaptanlık bandının çapını Ziegler, neredeyse yarım metre uzattı. Ama o sırada herhalde hakemin gözünde perde vardı.
Halis Özkahya'ya bir tavsiyem daha var. İyi niyetle kafaya çıkan futbolcu ile kambura yatanı ayıramazsan, işin zor. Benden söylemesi ve uyarması.
Ama Bursaspor sakın bir penaltı pozisyonunun arkasına sığınmasın. Çünkü Fenerbahçe bu karşılaşmayı hak ederek kazandı. Kendini sıkmadan, fazla zorlamadan.
Bursaspor, Fenerbahçe'yi zorlayamadı bile. Bırakın zorlamayı, hakeme itiraz edecek halleri yoktu.
Helal olsun, böyle bir maça bile bu kadar seyircinin gelmesine.

***

Kaçan gollere çok yazık
Ziya ŞENGÜL/Star

Fenerbahçe, Bursaspor karşısında oyuna çok iyi başladı. Maçın hemen başlarında Emre'nin gollük şutu takım arkadaşı Semih'ten döndü. Fenerbahçe de böylece 1 golden yoksun kaldı.
Daha sonraki bir pozisyonda Alex. mutlak gol olması gereken bir pozisyonu da harcadı. Ozan'ın gollük şutunu Gökhan Gönül kale çizgisinden çıkarırken, Semih Şentürk, atmış olduğu Fenerbahçe golünde ise fırsatçılığını hatırladı ve hatırlattı.
Özer, savunmayı birer birer geçip boş kaleye golü kaçırınca böylesi gol kaçıran futbolcuya kocaman beceriksizliktir derim. Ömer'in kafa şutunu Volkan gole izin vermeyerek harika bir kurtarış yaptı.
Fenerbahçe, akıl almaz 3-4 tane mutlak golü kaçırması nedeniyle rahat kazanacağı maçı sıkıntılı dakikalara soktu. Fenerbahçe'nin en büyük özelliklerinden bir tanesi Gökhan Gönül'ün ilk yarıda sağdan özellikle Stoch'un çok tehlikeli kanat akınları Bursaspor'u sıkıntılı zamanların içine sokmuş oldu.
Fenerbahçe'de orta saha patronluğunu bir kez daha Emre Belözoğlu üstlenirken, Semih'in atmış olduğu golde de asisti yapan adamdı.
Kanarya bu kadar iyi futbol sergiliyor diyorsak, olabildiğince pozisyon zenginliğine sahip oluyorsa bu kadar kolay golleri nasıl kaçırır insanın aklı duruyor. Bir gol önde götüren takım her zaman riskli ve de şanssızlığa mahkum olabilecek golleri kalesinde görebilir.
Maçın 84. dakikasında karşılaşmanın iyilerinden Gökhan Gönül, sağ kanattan topu güzel getirdi ve Stoch'a güzel bir pas çıkardı. Slovak yıldız, düzgün bir vuruşla galibiyeti getiren adam oldu. Stoch maç boyunca kaleyi yokluyordu, meyvesini 84'de aldı. Eğer büyük takımsan zirve mücadelesi veriyorsan kaçırdığın gollerle değil, attığın gollerle gündeme gelmelisin. Benim anladığım iyi futbolun karşılığı da böyle olmalı.
Her neyse zor bir deplasmandı, bu maçta kazanan Fener, 3 puanı alarak, hem moral hem de zirve avantajını bundan sonraki maçlara taşıyan oldu.

***
Yanlışlara rağmen
Selçuk YULA/Fotomaç

F.Bahçe son haftalarda iyi oynamıyor, kötü sonuçlar alıyordu. Hele G.Saray maçında ilk 45 dakikadaki futbol, F.Bahçe'lileri isyan ettirmişti. Bienvenu'nun sağ açık, Alex'in santrfor oynadığı ve yıllardır...
F.Bahçe son haftalarda iyi oynamıyor, kötü sonuçlar alıyordu.
Hele G.Saray maçında ilk 45 dakikadaki futbol, F.Bahçe'lileri isyan ettirmişti.
Bienvenu'nun sağ açık, Alex'in santrfor oynadığı ve yıllardır başarı sağlanan 4-4-1-1 sisteminden 4-3-3'e geçilmesi takımı çok yaralamıştı.
Aykut hoca, Bursa'da doğruyu bulup Alex gibi büyük bir ustayı yerine koydu ve oyuna her girdiği zaman maçı kazandıran Stoch'a da 11'de yer verdi.
Son 4 maçtır bulamadığı pozisyonları ve golü de buldu.
Bence yapılması gereken tek değişiklik Özer-Dia olmalıydı.
Çünkü sahada herkes görevini eksiksiz yapıyordu. Uzun zamandır oynamayan Serdar Kesimal, Yobo'yla uyum içinde.
Gökhan Gönül sağ, Ziegler sol kanadı mükemmel kullanıyorlar.
Semih aradığı golü en sonunda bulmuş. Alex geldiği günden beri attığı milimetrik pasları tekrarlamakta. Stoch ise zaten sahanın yıldızı.

Kulaklarını tıkasın
Yahu her şey zaten iyi gidiyor.
75'ten sonra G.Saray maçının ilk 45 dakikasına tekrar dönmek neyin nesi? Bienvenu sağ açık, Alex santrfor. Ne alakası var?
Bursa anında pozisyonlar bulmaya başladı. F.Bahçeliler "Allah'tan Alex'in muhteşem zekasıyla attığı pasla ikinci golü Gökhan'ın asistliğiyle Stoch tarafından bulduk" dediler. Yoksa maç hüsranla bitebilirdi. Şu unutulmasın ki; F.Bahçenin sistemi ve maçı kazandıracak elemanları bünyesinde mevcuttur. Fazla uğraşmaya gerek yok. Aykut kardeşime tavsiyem; dışardan gelen seslere kulağını tıkaması olacaktır.
Bursa eski günlerinden çok uzakta. Ama bunlara rağmen gene de beraberliği bulabilirdi.
Bunu sağlayamamasının nedeni karşısında başta Volkan olmak üzere Yobo, Serdar, Ziegler, Gökhan dörtlüsünün çok iyi gününde olmasıdır. O yüzden fazla üzülmesinler.

***

Pas denizinde boğulmak!
Gürcan BİLGİÇ/Sabah
Üst üste gelen sallantıların ardından Fenerbahçe oyuncuları büyük takımda oynadıklarını hatırlayarak, geçen sezon ki güvenli ve kararlı görüntüleri ile sahadaydılar.
Öne doğru istekli koşularla, ceza alanına mümkün olduğunca kalabalık girerek, oyun alanını beklerle büyütüp, tandemi de orta sahaya yaklaştırıp, mümkün olduğunca küçültüp, önemli bir rakibe karşı ev sahibi gibi oynamaya başladılar.
Geçen haftalardan farklı olan iki şey vardı; Semih ön tarafı organize edip, atakların sete dönmesini sağlıyor... Ayrıca Gökhan Gönül ve Ziegler ile iki bekin tekrar aksiyonların önemli rolüne soyunduklarını görüyorduk. Ertuğrul hoca, fizik kalitesi üst düzeyde olmasına rağmen, oyunu yönlendirip - detaylandıracak ayrıcalıklardan yoksun kadrosunu hamlesiz görmeye başladı. Sadece rakibi dengesiz yakalamaya dönük bir hücum planları vardı ve duran toplar dışında endişe yaratamıyordu takımı. Kulübesindeki tek hamle oyuncusu Batalla'yı da 46'da kullandı. Sonuçta rakibin "pas denizinde" kulaç atmaya çalışan acemiler kaldı elinde.

KOCAMAN'DAN MUCİZE
Semih'in oyuna katkısı özellikle Stoch ile Özer'e sürpriz hücum kulvarları yarattı. Pozisyonlara baktığımızda, orta saha oyuncularının (Stoch, Özer ve Emre) gole bu kadar yaklaştıkları çok fazla maç olmamıştı. Oyun kalitesi, pozisyon sayısı veya deplasman hakimiyeti olarak da bu maç kadar iyisini oynamadılar.
Aykut Kocaman, Seyrantepe'de başını kaldıramayan takımını, üç günde bu seviyeye getirerek bir mucize yarattı. Ancak performans sorunlarına rağmen ısrar ettikleri veya hala form düzeylerini yükseltemedikleri nedeniyle dört dörtlük bir keyif yaşatamıyor. Bu maçın getirdiği güvenin, Pazar günü Saracoğlu'ndaki Trabzon derbisine getireceği çok ekstra var. Herkes Galatasaray maçını konuşuyor ama, Fenerbahçe'nin gerçek finali, geçen sezon başa baş koştuğu rakibine karşı olacak. Bursa maçı sadece üç puanı değil, bu maçın atmosferini de Fenerbahçe hanesine yükledi.
Bursalılar takımlarından memnun değiller. Bocalamaya başladılar. Ama kendimizce keseceğimiz raconda, "İyi ki Ertuğrul hoca var" demelilerini tavsiye ederiz. Bu ekibi toparlayıp, tekrar yarışa sokacak başka hoca yok.

***

Kocaman, Çetin, Hiddink
Uğur MELEKE/Glokal

Derbi kaybetmek belli ki Fenerbahçe'ye yaramış, çünkü Bursa'da bu sezonun en iyi 45 dakikasını oynayıp fena halde geçen yılın ikinci yarısını hatırlattılar. 17'de 16 yaptıkları Ocak-Mayıs 2011 döneminde oynadıkları top buna çok benziyordu: Maçlara etkili - presle başlıyorlar, beklerinin de katılımıyla kalabalık hücum ediyorlardı. İlk yarıda 1-2 gol bulduktan sonraysa vites küçültüp kontrol oyununa dönüyorlardı. Dün de öyle yaptılar, ilk yarıda hak ettikleri skoru buldular. 45-75 arası Batalla/Ramazan değişikliğinin etkisiyle bocaladılarsa da, Aykut Hoca'nın meşhur 4-3-3'üne dönüşüyle rüzgâr dindi, 3 puan sarı-lacivertlilere geldi.
Enteresandır, Ocak-Mayıs 2011 döneminde bu yolla yenemedikleri tek takım Bursa olmuştu; Eylül-Aralık 2011 arasındaysa bu planı sadece Bursa'ya karşı uygulayabildiler! Bu değişime F.Bahçe mi sevinmeli, Bursa mı üzülmeli bilemedim doğrusu!
Tabii bu değişimde geçen sezonki performanslarına yaklaşan Fenerbahçeliler'in payını yadsımamak gerek: Sorununun atlatamadığı sakatlığı olduğunu düşündüğüm Gökhan beni yanılttı, Bursa'da 2007-2010 dönemini hatırlatan bir fizik ve teknik kalite ortaya koydu. Bu sezon zaman zaman heykelinden ayırt edilemeyecek kadar durgun olan Alex de etkiliydi, o da özellikle ilk yarıda bahardan kalma günleri anımsattı! Stoch da aldığı her topla ceza alanı yayının hafif solundaki "Stoch noktası"na dripling yaptığı etkili bir gününde olunca Basser'in adalesi çekti; herhalde Slovak yıldızın karşısında ben olsam benim de bir adalem muhakkak çekerdi!
Kronik pozisyon üretememe sorununun sürdüğü (1 golden fazla atamadıkları maç serisini 10'a çıkardıkları), Fenerbahçe'deyse hemen herkesin çok iyi oynadığı bir maç olunca bu skor kaçınılmazdı tabii. Ama hâlâ benim anlayamadığım bir-iki şey var: Selçuk dün (açık ara kendine ait olan) lüzumsuz hatalı pas rekorunu geliştirmeye çok yaklaştığı bir akşamda nasıl 86 dakika oyunda kalabiliyor? Ya da kendi pozisyonuna (orta sahanın sağına) sadece santra anında sadık kalan Özer'in sorunu ne?
Aklıma ister istemez Hiddink'in Selçuk sevgisi ve Almanya deplasmanına Özer'le çıkmış olması geliyor ki bu iki konuda belli ki bizim anlayamadığımız, bizi aşan bazı şeyler var. Ve o şeyler konusunda galiba Hiddink, Oğuz Hoca ve Aykut Hoca aynı fikirdeler!

***

Koş vatandaş koş sen de kap
Mustafa TUNÇAKIN/Bursa Hakimiyet

Gizliden "Ayşe tatile çıksın" denilirken, göz göre göre ve kendi kendine Bursaspor tatile çıktı.
Çünkü bu takımın bu sene gol atması çok zor.
Allahım biz ne günah işledik ki, bu Bangura, olmayan Tagoe, Sestak ve N'Diaye eziyetini çekmek zorunda kaldık?
Şampiyonluk cezası mı bunlar? Merak ediyorum, "Acaba kilo ile satabilir miyiz?" diye.
Her hafta birbirinin aynısı. Bursaspor geriye çok iyi oynuyor ama ileriye çıkarken hala ezberini unutmuş ilkokul tembeline dönüyor.
Ne zaman bitecek bu çile, kestirmek mümkün değil. Belli ki Ertuğrul Sağlam'ın kontrolünden de çıktı bu iş.
Fenerbahçe'de düğün bayram, "Gol atıyorum" diye seviniyor. Yahu bu takıma gol atmayanın ehliyet, ruhsat ve lisansını alırlar, 6 ay değil ömür boyu geri vermezler. Niye bu kadar seviniyorsun ki?
Stoch, sağ tarafı 7.4 ile salladı, Basser göçük altında kaldı. Yerine Serdar Aziz, asaleten değil vekaleten atandı, onu da artçılar aldı.
Üç stoper ile oynuyorsun, bir de Carson, eder dört. Emre'nin penaltı civarına yaptığı aşırtmaya, metrekareye dört Bursasporlu düşerken, arada kalan bir tek Semih dokunuyor.
Rüyasında görse inanmaz.

YAZININ DEVAMI...


***

Yaklaşan tehlikenin farkında mısınız?
Engin AKSÖZ/Olay

Bursaspor'un orta alandaki zaafını; tepemizde turlayıp duran 'UFO'lar bile ezberledi artık!..
Hem top gerektiği kadar kendi kontrolünüzde kalmıyor, hem de savunmaların arkasına derinlemesine paslarla adam kaçırmayı beceremiyorsanız ; sizi değil Fenerbahçe; Bank Asya Ligi'nden birisi çıkıp gelse tokatı çakıp gider.
Dün gece Fenerbahçe önüne çıkan beşli orta saha, -biraz Ozan İpek hariç- (Diğerleri Sestak, N'Diaye, İnsua, Ramazan Sal) sonradan oyuna dahil olan Batalla da dahil; aralarında iki pas yapıp, rakip kaleye inemedi. Topu çok zor kazanıp, anında  kaybederek pozisyon veren böyle bir beşi biryerdeye(!) futbol tarihinde zor rastlanır...
Gol yememeye üzerine kurgulanmış oyunu, Basser'in talihsiz sakatlığı bozdu. Kadro zaafiyeti; stoper Serdar Aziz'i zorunlu olarak sağ beke çektirdi. Hesapta olmayan bu rotasyon, sol kulvarda ışık hızıyla oynayan Stoch'un Bursaspor'un sağ kulvarını yol geçen hanına çevirmesine yetti.

YAZININ DEVAMI...



***

Daha ne bekliyorsunuz?
Serkan YETİŞMİŞOĞLU/Bursa Gerçek

İnanamıyorum... Gerçekten inanamıyorum... Bir takım bu kadar kısa bir sürede nasıl böyle sıradanlaşır, ekip ruhunu kaybeder?
Haftalardır biz yazmaktan, söylemekten bıktık, yeşil beyazlı futbolcular kötü oynamaktan bıkmadı!..
İnanın, geçen seneki takım dünkü Fenerbahçe'yi böyle yakalasa hallaç pamuğu gibi atardı...
Adamlar korka korka gelmişler... Ama gel gör ki, ilk devrede oyunu kendi sahasında kabul etmek zorunda kalan, hücuma çıkamayan ve adeta mahkumları oynayan takım Bursaspor'du.
Ön liberoda Ramazan Sal fantezisini görünce, zaten 'eyvah' dedim. Ama nafile... N'Diaye desen, dönünceye kadar mevsimler değişiyor.
15'te Ozan'ın şutunu Gökhan Gönül'ün çizgiden çıkarması dışında ilk devrede aklınızda kalan bir tehlike var mı?
İkinci yarıda Ramazan Sal yanlışından dönen hocanın Batalla'yı sokmasıyla orta saha biraz işler hale gelip, 1-0'a yatıp ani ataktan 2. golü aramayı planlayan Kanarya'nın üzerine gitti.
Gitti de ne oldu?

YAZININ DEVAMI...



 

Diğer Spor Haberleri için tıklayın


2011.12.13 09:03 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - HABER MERKEZİ
A