Sindirim sistemi hastalıklarına dikkat! (ÖZEL HABER)
Yemek sonrası ağrılar, tuvalet alışkanlıklarındaki olumsuz değişimler ve ani kilo kayıpları sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklara işaret ediyor. Bu belirtilerin önemsenmesi ve doktora başvurulması büyük önem taşıyor. Sindirim sistemi bozuklukları hakkında bilmeniz gerekenleri Özel Esentepe Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Ali Ecer anlattı...
2020.06.22 09:28 - Son Güncellenme: 2020.06.22 10:26 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
İLGİLİ VİDEO
Sindirim sistemi hastalıklarına dikkat! (ÖZEL HABER)
GÜLNAME PAÇA / BURSADA BUGÜN
Uzm. Dr. Mehmet Ali Ecer, "Etrafımızda komşularımızdan ya da arkadaşlarımızdan, "karnım ağrıyor, midem ekşiyor" lafını mutlaka duymuşuzdur. Sindirim bozuklukları toplumda çok yaygındır. Neredeyse sindirim bozukluğu yaşamamış kimse yoktur. Bu hastalıkların kişiden kişiye göre şiddeti ve sıklığı değişmektedir. Şiddeti ve sıklığı az oldukça, çok fazla sorun yaratmaması nedeniyle geçici önlemlerle çözüm bulunabiliyor. Hatta hastalar kendileri de çözüm bulmaya çalışıyor. Sebep olan bir faktör varsa, hasta bu faktörlerden kendiliğinden uzak durarak korunmasını kendi kendine de yapmaktadır" dedi.
"REFLÜ ÖNEMLİ BİR SORUN VE HASTALARIMIZIN BUNU ÖNEMSEMESİ GEREKİYOR"
En çok bilinen sindirim bozukluğunun reflü olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Mehmet Ali Ecer, "Reflü hastalığı çok sık karşımıza gelir. Gastrit de aynı şekilde ya da ülser. Reflü hastalığı hepimizin başına gelen, mide asidinin yemek borusuna ve hatta ağzımıza kadar çıkmasıyla, yemek borusu zedelenmesi sonucunda ortaya çıkan hastalıktır. Bu hastalığın birçok sebebi var ve çok sık rastlanıyor. Haftada bir kere ya da ayda birkaç kere olup, geçebiliyor. Bazıları uykudan uyandırabiliyor ya da şiddetli olabiliyor. Buna mide fıtığı da sebep olabiliyor. Böyle durumlarda mutlaka hekime ihtiyaç vardır. Reflünün ileri dönemlerde ki sorunu da kronik teşhise bağlı olarak, kalıcı darlıklar, uzun süreli mide asidine bağlı olarak az da olsa kanserleşme riski taşımaktadır. Biz bu reflüleri ilaçsız olarak tedavi edebilmekteyiz. Hasta kiloluysa zayıflamasını öneriyoruz. Hasta abur cubur yiyorsa eğer bundan uzak durması söylüyoruz. Yan etki yapabilecek İlaç kullanıyorsa, bunlardan uzak durmasını söylüyoruz. Hasta yatmadan 2 saat önce bir şey yememeli. Bazı hastalara süt, asitli içecekler, alkollü içecekler ve sigara çok dokunuyor. Hasta bunlardan uzak durmalı. Yer çekimi olması nedeniyle, asit yukarıya doğru yer değiştirdiği için hasta yattığı zaman bu durum daha fazla olabiliyor. Bu yüzden hastalara dik pozisyonda yatmalarını öneriyoruz. Bunların dışında mide asidini azaltacak ilaçlarımızı var. Eğer altta yatan bir sebep varsa, biyopsi ile ya da hekimin uygun göreceği incelemeyle cerrahi tedavi de seçenek olarak elimizde mevcut. Yani çözülmeyecek reflü sorunu olmuyor. Reflü önemli bir sorun ve hastalarımızın bunu mutlaka önemsemesi gerekiyor" ifadelerine yer verdi.

"GASTRİTLER MEVSİMSEL ÖZELLİKLER DE GÖSTEREBİLİYOR"
Uzm. Dr. Mehmet Ali Ecer, "Gastrit ise beslenme bozukluklarına, bilinçsiz ilaç kullanımına, tüketilmemesi gereken yiyecekleri ve içecekleri tüketmeye, gazlı içecekler, alkollü içecekler midede kalıcı tahrişlere yol açabiliyor. Karın ağrısı ve şişkinlik gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Burada unutulmaması gereken şey, kronik gastritte helikobakteri dediğimiz bir mikroorganizmanın varlığı. Bunu çok farklı yöntemlerle görebiliyoruz. Kan testiyle ya da midede yapılacak biyopsi ile helikobakteri olup, olmadığı görünüyor. Bu test pozitif ise mutlaka ona yönelik antibiyotik tedavisi ve diğer tedavilerle bu hastalığın önüne geçebiliyor. En azından tekrarlamasını önleyebiliyoruz. Gastritler mevsimsel özellikler de gösterebiliyor. Özellikle sonbahar ve ilkbaharlarda biraz daha fazla olma ihtimali artıyor. Endoskopik erken müdahale ile kanser gibi hastalıkları da daha erken yakalama şansımız var. Gastrit midenin bütün bölümünde olabileceği gibi midenin çıkış bölümünde de, kızarıklıklar ve mukozada kırmızı kabarcıklar şeklinde görülebiliyor. Gerekirse biyopsi ile erken başlayacak bir hastalığın ön tanısını bulmuş oluyoruz " şeklinde konuştu.
"HASTALARIMIZ HASTANEYE GİTMEKTEN ÇEKİNMESİNLER"
Gastritler ilerlediğinde ve tedavisiz kaldığında, mukozanın daha da derin tabakasına indiği zaman ülserlerin oluştuğunun altını çizen Uzm. Dr. Mehmet Ali Ecer, "Ülser midede ya da midenin aşağısında onikiparmak bağırsağının altında da olabiliyor. Genellikle bu hastalıkların hepsine endoskopi ile tanı konuluyor. Mide ülseri saptanmışsa eğer, kötü huylu bir ülser olma ihtimali biraz daha fazla oluyor. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Onikiparmak ülserleri, mide ülserlerinden daha sık görülüyor ve tedavi daha iyi yanıt veriyor. Bu bütün rahatsızlıkların ortak özelliklerini benzer klinik bulgular veriyor. Benzer olumsuz sebeplerden etkileniyor. Beslenme alışkanlığını değiştirmek, kilo vermek ve ilaçlardan uzak durmak gibi önlemler alınabiliyor. Hasta kendinde büyük abdeste siyahlaşma ya da kan, kilo kaybı, yemek yememek ya da kansızlık ortaya çıkarsa, bunları mutlaka önemsemeli. Hastalarımız hastaneye gitmekten çekinmesinler. Pandemi sürecinde koronayı takip ederken strese giriyoruz. Bu da mide asidimizin artmasına yol açıyor. Bu süreçte mide şikâyetleri artıyor. Stresten uzak durmamız gerekiyor. Yaşam tarzımıza mutlaka dikkat etmeliyiz" dedi.