Serbest bırakılan iki Türk gazeteci İstanbul'da
Suriye'de serbest bırakılan Türk gazeteciler Adem Özköse ve Hamit Coşkun, ailelerine kavuştu. Gazeteci Adem Özköse, ''Hayatımızın belgeselini çekmişiz onu fark ettik. Bu 2 ay içinde aksiyon filmlerine, romanlara konu olabilecek şeyler yaşadık'' dedi.
2012.05.13 08:33 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Güncel - HABER MERKEZİ
Özel uçakla Tahran'dan İstanbul'a getirilen Gerçek Hayat Dergisi Orta Doğu Temsilcisi ve Milat Gazetesi yazarı Adem Özköse ile kameraman Hamit Coşkun'u, Atatürk Havalimanı'nda, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ile Özköse ve Coşkun'un aileleri ve yakınları, İHH Başkanı Bülent Yıldırım ve vakıf yetkilileri karşıladı.
Özköse ve Coşkun, kendilerini karşılamaya gelen yakınlarına sarılarak hasret giderdi.
Adem Özköse ve Hamit Coşkun ile birlikte Atatürk Havalimanı VIP Salonu'nda düzenlenen basın toplantısında konuşan Atalay, iki gazetecinin, gazetecilik yapmak ve belgesel çekmek için Suriye'ye gittiğini ifade ederek, ''Kaçırıldılar ve o günden bu yana da uzun bir süredir özgürlüklerinden mahrum kaldılar. Türkiye'de, gazetecilerimizin kaçırılmaları büyük olay oldu. Burada Cumhurbaşkanımızdan, Başbakanımızdan, Dışişleri Bakanlığımızdan değişik girişimlerde bulunuldu'' dedi.
Sivil toplum kuruluşları ve basın kuruluşlarının da bu yönde çabaları olduğunu anlatan Atalay, bütün bu çabalar sonucunda iki gazetecinin özgürlüklerine kavuştuğunu söyledi.
Atalay, bu anlamda emeği geçen kişi ve kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşlarına teşekkür edip, ''geçmiş olsun'' dileğinde bulunarak, şunları kaydetti:
''Ailelerine 'geçmiş olsun' ve 'gözünüz aydın' diyorum. Adem'in çocukları da buradaydı, babalarına kavuştular. 65 günlük bir mahrumiyette, insanlık dramımın yaşandığı Suriye'de birçok olaya da tanıklık ettiler. Dileğimiz, Suriye'de şiddetin bitmesi, bütün insanların huzura kavuşmasıdır. Ama biz, iki gazetecimiz burada olduğu için şükrediyoruz. Tekrar hoş geldiniz diyorum.''
Hayatımızın belgeselini çekmişiz
Gazeteci Adem Özköse de Türkiye'den haber alamadıkları için neler olup bittiğini bilmediklerini belirterek, Suriye'ye hem belgesel çekmek hem de haber yapmak için gittiklerini hatırlattı.
''Tahran'a indik, gelişmeleri takip ettik, konuştuk. Hayatımızın belgeselini çekmişiz, onu fark ettik. Bu iki ay içinde, aksiyon filmlerine, romanlara konu olabilecek şeyler yaşadık'' diyen Özköse, ''Özgürlüğe kavuşmamızda büyük emeği olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve özellikle vicdani, insani diplomasi yürüterek çıkmamızda en büyük payı olan İHH İnsani Yardım Vakfı ve onun başkanı Bülent Yıldırım olmak üzere, tüm sivil toplum kuruluşları ve bizim için dua eden herkese çok teşekkür ediyorum'' şeklinde konuştu.
İşkenceye maruz kalmadık
Gazetecilerin, ''Özel bir işkenceye maruz kaldınız mı, sağlık durumunuz nasıl?'' şeklindeki sorusuna Özköse, ''Bir sağlık sorunumuz yok. Özel bir işkenceye maruz kalmadık. Küçücük bir hücrede günlerce yalnız kalıyorsunuz. Kaçırıldık. Kaçırıldığımız zaman 11 gün boyunca ölüm kokusuyla karşı karşıyaydık. Başımıza silah dayadılar. Bu başlı başına bir işkence, ama özel fiziksel bir işkenceye maruz kalmadık, çok tehdit edildik. Ama sanırım bu dualar, Türkiye'deki bu kamuoyu, Türkiye devletinin baskısı ve İHH'nın yürüttüğü diplomasi bizim orada işkence görmemizi engelledi diye düşünüyorum'' yanıtını verdi.
Özköse, ''Casus olmanızdan şüphelendiler mi?'' sorusuna karşılık, ''Birtakım pazarlıklar, yani bizi birtakım şeylerin karşılığında vermek istiyorlardı. Bizi bilgilendirmiyorlardı. O müzakereler, görüşmelerden dolayı süreç uzadı. Gerçi biz, daha da uzar diye düşünemiyorduk. Çok şükür iki ay içinde çıktık. Özgürlüğün kıymetini bilmek lazım. Özgürlük gerçekten çok güzel bir şey'' diye konuştu.
Gazetecilerin, ''Suriye sizi esir almakla Türkiye'ye bir mesaj mı verdi?'' şeklindeki sorusuna karşılık Özköse, ''Türkiye'ye kızgınlıkları vardı, ama tam olarak konuşma imkanı olmuyordu. Diyalog kuramıyorduk. Türkiye vatandaşı olmamız ve son dönemdeki ilişkiler nedeniyle bununla ilgili şeyler söylüyorlardı'' ifadesini kullandı.
Özköse ve Coşkun, basın toplantısının ardından, kendilerini karşılamaya gelenlerle birlikte Atatürk Havalimanı'ndan ayrıldı.
Dünyanın en güzel şeyi özgürlükmüş
Suriye'de kaybolan Türk gazetecilerden Hamit Coşkun, Kocaeli'nin Karamürsel ilçesindeki baba ocağına geldi.
Başbakanlığa ait özel uçakla Tahran'dan İstanbul'a getirildikten sonra, babası Ali Coşkun ve ağabeyi Yahya ile Karamürsel'e gelen Hamit Coşkun'u, Hacımehmet Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Bulvarı'ndaki evlerinde annesi Nazmiye Coşkun ve yakınları, sevinç gösterileriyle karşıladı.
Karşılama sırasında Coşkun, annesine uzun süre sarılarak, hasret giderdi.
Burada, AA muhabirine açıklama yapan Coşkun, hücredeyken ailesini çok özlediğini belirterek, aklına sürekli annesi, babası ve yeğeninin geldiğini söyledi.
Coşkun, ''Çok mutluyum, dünyanın en güzel şeyi özgürlükmüş, bunu fark ettik. Allah tüm mazlumlara ve masumlara özgürlüğü nasip etsin. Anneme, anneler gününde kavuştum, büyük bir hediye oldu'' dedi.
Baba Coşkun ise oğullarına kavuştukları için mutlu olduklarını anlatarak, kendilerini yalnız bırakmayan ve yakından ilgilenen yetkililere teşekkür etti.