"Seçim öncesi senaryoları etkisiz hale getireceğiz"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hizmet siyasetinin benimsendiğini belirterek, seçim öncesi ortaya konulan senaryoları etkisiz hale getireceklerini söyledi.
2013.12.08 11:35 - Son Güncellenme: 2013.12.08 14:30 - Siyaset - HABER MERKEZİ
Edirne Valiliği'nin düzenlediği kahvaltıda konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan, İstanbul'a ne yapılıyorsa aynı oranda Edirne'ye de aynısının yapıldığını belirterek, "Türkiye'yi bütün olarak kucaklıyoruz. Merkezi yönetimin yatırımları ve vizyonu yerel düzeyde de paylaşılmalı. Farklı siyasi partili belediyeler şehrrin içinden geçen karayolları istediği kadar bozulsun bakım uygulaması yapmadılar. Burası karayollarına ait dediyler. Halbuki şehir senin. Bazı yerlerde karayolu ilçenin içinden geçiyor. Bunun bakımını yapsan ne olacak. Zaman oldu oralara el atmak zorunda kaldık" dedi.
Arıtma tesislerini belediyelerin yapması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, "Atıksu parasını, içme suyu parasını belediyeler alıyor. Bu parayı alan belediye oraya atık su arıtma tesisini yapmıyor veya esik bırakıyor. Bakıyorsun Meriç kokuyor, Ergene kokuyor. İşte biz baktık bu belediyerle olmayacak ve bir adım attık. Sadece Ergene için 3.2 milyar lira ayırdık. DSİ bu işle ilgili çalışıyor. Trakya'yı geliştirmle projemiz var, 10 milyar lira ayırdık. Trakya'daki bu altyapıyı halledelim bütün derelerimizi pırıl pırıl yapalım, arıtma tesislerimizi kuralım suyu öyle bir hale getirelim ki çıkış noktasında neyse öyle bir hale gelsin. Trakya'nın bütün sulama işlemlerini öyle yapalım. Trakya Ovası daha verimli hale gelsin. bir çok arıtma tesisleri yapılacak. Tüm bu dereler koruma altına alınacak sanayi atıkları buralara atılamayacak" diye konuştu.
İleri standartlara sahip demokrasilerde idareciden eser, vizyon üretmesinin beklendiğini kaydeden Erdoğan, "Kimlik siyaset, etnik siyaset, korkular ve istismar üzerinden siyaset hizmet siyasetinin gerisinde kalır ve yok olmaya mahkumdur. Eski anlayış geride kaldı. Türkiye çok hızı bir şekilde bu siyaset tarzını benimsiyor. Hizmet siyaseti ile diğerlerinin farkı açık şekilde ortaya çıkıyor. Şu anda hizmet siyasetini tercih eden illerimizde çok ciddi kalkınma heyecanı yaşanıyor. İki ilçe arasında, iki belde arasında hizmet siyasetiyle diğerlerinin farkı net şekilde ortaya çıkıyor. Edirne'nin böyle bir vizyonsuzluk yaşamasını arzu etmiyoruz. Konya her alanda bir dünya markası haline geldi. Bursa aynı şekilde bir dünya markası oldu. İstanbul dünya şehriydi bu özelliğini daha da öne çıkardı. 88 yıl Osmanlı'ya başkentlik yapmış Edirne bu kadim başkentlerle aynı konuma yükselemedi. Edirne'nin kabuğunu kırıp bir dünya markası olarak yükselmesini hep birlikte sağlamak zorundayız" diye konuştu.
Ortak değerlerin istismarının bugüne kadar fayda sağlamadığının altını çizen Erdoğan, "Biz yola çıkarken tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet dedik. Türkiye'deki 36 etnik unsur bu kavramın içinde var. Bu ülke ne etnik bakımdan Türklerindir, ne de Kürtlerindir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 76 milyonundur. Kimse kimseye farklı gözlerle bakamaz. 76 milyonun her biri eşit vatandaştır. Bayrak, 76 milyonun ortak bayrağıdır. Bu ülkede ikinci bir bayrağın tasavvuru düşünülemez. Vatan toprakları 76 milyonundur. Burada kimsenin bir operasyon yapma yetkisi, hakkı yoktur. Bu bize ecdadımızdan böyle devredildi. Bedeli ne olursa olsun korumak zorundayız. Efendim şehitler geliyor, tabii gelecek. Şehadet bir makamdır. Bu toprakları korumak için. Şehitlerimiz hepimizin aynı derecede saygı duyduğu kutsallarımızdır. Şehidine bizler kadar sahip çıkan bir iktidar hiç bir zaman olmamıştır. Şehitlere saygı sloganla değil, şehitlerin can verdiği bu toprakları yüceltmekle olur.
Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Madem siz milliyetçisiniz de bu millet için ne yaptınız? Madem siz cumhuriyetçisiniz de bu cumhuriyet için ne yaptınız? Onlar iftira attılar, biz ise Türkiye'yi büyüttük. Hiç kimse çıkıp da bu bayrağı sizden daha çok seviyorum iddiasında bulunamaz. Kimse çıkıp da bu vatanı sizden daha çok seviyorum iddiasında bulunamaz. Bu ortak değerlerin yarıştırılması anlamına gelir ve kimseye fayda getirmez. Biz şehitlerin eşine yavrularına sahip çıktık. Bir çok imkanlar sağladık. Onların acılarını devleti olarak sahiplenelim, ruhlarının incinmesine fırsat vermeyelim diye. Milliyetçiyim demekle milliyetçi olunmaz, ben cumhuriyeti daha çok seviyorum diye cumhuriyetçi olunmaz. Şehit cenazelerini siyasi parti mitinglerine çevirmekle olmaz, vatanını seven ortaya hizmet eser koyar. Şehitlere saygı sloganla değil, uğruna can verdiği toprakları yüceltmekle olur. Afiş yapıştırmak, pankart açmak kolaydır. Zor olan millet için gelecek için iş, eser üretmek, Türkiye'nin itibarını yükseltmektir. Türkiye'nin itibarını her alanda ileriye taşımaktır. Gazi Mustafa Kemal'in ortaya koyduğu bir hedef var. Biz Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine çıkarıyoruz. Marmaray'la, yüksek hızlı trenle, ülkenin dört bir yanını demir ağlarla örmekle, 17 bin kilometre bölünmüş yolla. İktidara geldiğimizde 26 havalanı ve havalimanı vardı. Türkiye'de şimdi 52 tane havaalanı, havalimanı var. Milliyetçilik, cumhuriyete sahip çıkmak budur. İcraat yok, laf çok. Lafla peynir gemisi yürümüyor. Böyle bir yere varamazsınız. Cumhuryetçi olmak cumhura halka sahip çıkmaktır".
Bir ülkenin borçluluğunun, milli gelirine olan oranla ölçüldüğünü belirten Erdoğan, "Milli gelirimiz nedir borcumuz nedir oranlarsanız buna göre bu ülkenin borcu artıyor ya da eksiliyor. Göreve geldiğimizde oran yüzde 73'tü. Şimdi nerede şimdi milli gelire oran yüzde 36'ya düştü. Demek ki geri gidiyor. Türkiye'nin itibarına itibar kattık. Vergi gelirleri giderlerimiz karşılayamıyordu. Şimdi karşılmanın çok çok ötesinde yatırımlarımızı rahatça yapar durumdayız. Halkımızı enflasyon canavarına da ezdirmedik. Paradan altı sıfır atınca enflasyon patlayacak diyorlardı. Enflasyon patladı mı hayır çatladı. Altı sıfır atılınca anıracağım diyen köşe yazarları vardı. Anırdı mı? Hayır. Anıracak meydan bulamadı herhalde. Ama köşelerinde devam ediyorlar" dedi.
AK Parti'nin çevreciliğini de anlatan Erdoğan, "Türkiye'de Geziciler, çevreciler vardı ya, onlar biraz da Ergene'nin etrafında dolaşsınlar. Hesabını bir sorsunlar. Çevreciyiz dediler. On tane ağaç sökülüp başka yere dikiliyor. Milyarlarca fidan diktik, böyle bir iktidara yeşil düşmanı diyecek kadar cüretkarlar. Türkiye'de yeşil deyince akla AK Parti iktidarı gelir" dedi.
Seçimler öncesinde sahneye konan her senaryonun milletin iradesinde etkisiz hale geleceğini kaydeden Erdoğan, "Millet doğruyu yanlışı ayıracak ferasete sahip. Milletin hakemlik gücünü güçlendirmeye devam edeceğiz. 30 Mart'ta Edirne'de yeni bir süreç başlayacağına ben yürekten inanıyorum. Edirne bir medeniyet kenti. Siz merkezi yönetim olarak kime verirseniz verin yerel yönetimlerin de buna bir katkısı olması lazım. Bu destek olmayınca istediğinizi alamıyorsunuz. 30 Mart itibariyle buradaki yerel dönüşüm Edirne'yi layık olduğu yere getirecektir. Tarihi olmayanın geleceği olmaz. Bu hükümet başarılı olacağına Edirne'de ocaklar sönsün analar ağlasın istiyorlar. Biz milletimizin çizdiği yolda ilerlemeye devam edeceğiz. Kışkırtmalar milletin duasında eriyecek" dedi.
"MİLLETİN MECLİSİNE, O MECLİSTEN ÇIKMIŞ HÜKÜMETE HİÇ KİMSE DİZ ÇÖKTÜREMEDİ, BUNDAN SONRA DA ÇÖKTÜREMEYECEK"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Milletin meclisine, o meclisin içinden çıkmış hükümete bugüne kadar hiç kimse diz çöktüremedi. Bundan sonra da hiç kimse diz çöktüremeyecek. Bu ülkede sermayenin değil, manşetlerin değil, çetelerin değil artık sadece milletin dediği olacak, milletin arzusu olacak" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Edirne'de katıldığı toplu açılış töreninde yaptığı konumasına, Edirneli olan Edirne'de doğan Fatih Sultan Mehmet'i, Edirne'yi donatan, Edirne'ye ustalık eserlerini veren, Edirne'ye tarihin ve yeryüzünün en güzel mimari eseri Selimiye'yi imar eden Mimar Koca Sinan'ı rahmet ve minnetle yad ederek başladı.
Konuşmasının başında Edirne'den övgüyle bahseden Erdoğan, "Öyle şehirler vardır ki adeta bir kutup yıldızıdır, adeta bir deniz feneridir. Öyle şehirler vardır ki tarihleriyle, medeniyetleriyle, insanlarıyla, mimari eserleriyle millete ufuk çizen, istikamet çizen, ülkeye yol gösterirler. Selçuklu'nun başkenti Konya işte böyle bir şehirdir. Osmanlı'nın ilk başkenti Bursa böyle bir şehirdir. İstanbul bütün şehirlerin kutup yıldızıdır. Bütün şehirlerin annesi olarak böyle bir şehirdir. İşte Edirne de böyle büyük ve önemli bir şehirdir. Edirne bizim gururumuzdur. Edirne bizim medar-ı iftiharımızdır. Edirne'ye hizmet etmek Edirne'ye eser kazandırmak, Edirne'de Fatihlerin, kahramanların, şehitlerimizin izinden gitmek bizim tarihi vazifemizdir. Biz büyük bir milletin, büyük bir ecdadın, kadim bir tarih ve medeniyetin mirasçılarıyız. Bize küçük düşünmek yakışmaz. Biz Edirne Fatihi 1. Murat kadar büyük düşüneceğiz. Edirne'de doğan, İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet kadar büyük düşüneceğiz. Selimiye'nin mimarı mimar Sinan kadar büyük düşüneceğiz. Küçük düşünmek, küçük hesaplar yapmak, küçük meselelerde kaybolup gitmek en başta şehitlerimizin, kahramanlarımızın hatırasına saygısızlık olur" dedi.
Türkiye'nin 10 yıllar boyunca küçük meselelerle vakit kaybettiğini belirten Erdoğan, "Türkiye küçük sorunlara takılıp büyük sorunlarını öteledi, erteledi. Türkiye kendi içine kapatılmak istendi, kendi kendisiyle uğraştı, kendi vatandaşıyla uğraştı. 10 yıllar boyunca dünyadan geri kaldı, imkanlardan geri kaldı, büyük fırsatlardan geri kaldı. İçinde kapanan bir ülke büyük hayaller kuramaz. Kendi kendisiyle uğraşan ülke büyük hedefler ortaya koyama. Kendi vatandaşıyla, kendi vatandaşının diliyle, kendi vatandaşının kökeniyle, inançlarıyla, değerleriyle, yeme - içmesiyle, giyim kuşamıyla, yaşam tarzıyla meşgul olan bir ülke büyük adımlar artamaz, büyük ufuklara yelken açamaz. Kendi vatandaşını düşman ilan eden, kendi vatandaşını tehdit olarak gören, kendi vatandaşları arasında ayrım yapan, vatandaşlarının bazılarını horlayan, inkar eden, yok sayan bir ülke büyük eseler inşa edemez. Edirne'de soruyorum. 10 yıllar boyunca bu ülkede Kürt demek, Laz demek, Roman demek, Gürcü demek, Boşnak, Arnavut, Pomak hor görüldü, yasaklandı. Türkiye bölünür dediler, dağılır dediler. 11 yıldır herkes kimliğini özgürce beyan ediyor. Herkes düşüncesini, fikrini özgürce beyan ediyor. Soruyorum. Bölündük mü?, parçalandık mı? Hazmedemeyenler yok mu? Hala var. Bakıyorsunuz öyle bir gençler var ki üniversiteli genç ağzından küfürler çıkıyor. Hele hele bayanın ağzından küfür çıkar mı? Erkek genç küfür eder mi? Fikrine güvenen fikir özgürlüğünden korkmaz. Düşüncesine güvenen düşünce özgürlüğünden korkmaz, inancına güvenen inanç özgürlüğünden korkmaz. Ama bunlarda maalesef fikrine, düşüncesine, inancına güvenmediği için karşı düşüncede olanlara saldırıyorlar. Kimisi silahla saldırıyor, kimisi palayla saldırıyor, kimisi kavga gürültü peşinde, molotof kokteyliyle dolaşıyor. Bunlar özgürlük arayanı değildir. Bunlar ülkemizi karıştırmaktan başka derdi olmayandır. Türk kardeşim de, Kardeşim de, Roman kardeşim de, Pomak, Boşnak, Çerkez, Laz, Gürcü kardeşim de bu ülkede haklarına tek tek kavuşuyor. Türkiye bölünmüyor, Türkiye parçalanmıyor, Türkiye dağılmıyor. Tam tersine Türkiye güçleniyor, büyüyor, kardeşliğini daha da pekiştiriyor. 10 yıllar boyunca bu ülkenin inansını irtica diyerek, gericilik diyerek, bölücülük diyerek en temel haklarından, milli değerlerinden koparmaya çalıştılar. Şimdi isteyen gidiyor bütün okullarda istediği şekilde özgürce seçiyor Kuran-ı Kerim okuyor, seçiyor Peygamber Efendimizin hayatını öğreniyor. Ne oldu bölündük mü? Parçalandık mı? Bırakın okusunlar. Kat sayı getirdiler meslek liselerine. Kaldırdık kat sayıyı. Ne oldu parçalandık mı? Bölündük mü? Normalleştik, normalleştik" dedi.
Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Başörtülü kızlarımızı okulların kapısından geri çevirdiler. Ne oldu şu anda üniversitelere başörtülü kızlarımız rahatlıkla girebiliyor. Ne oldu? Dinamit mi oldular? Ne oldu? Molotof kokteyli mi attılar? Niçin bu kadar çekindiniz, korktunuz? Onların eğitim- öğretim özgürlüğünü niye ellerinden aldınız yıllarca? Bu yıl devletin kurumlarında şimdi başörtülü, başı açık beraberce çalışmaya başladılar. Ne oldu yıkıldık mı? Bölündük mü? Parçalandık mı? Tam aksine haklarını iade ettik. Bu bir lütuf değildi. Devletin yerine getirmesi gereken görevdi. Türkiye şimdi normalleşiyor. Demokrasi bu. Ama demokrasi dediler maalesef kendileri müsaade ettiği kadar düşündürdüler. Müsaade ettikleri kadar dediler hareket alanın var. Bunların hepsi yanlış. Yanlışları bir kenara koyduk. Doğrularla yolumuza devam ediyoruz. Ve böyle gideceğiz. Bize korkmak yakışmaz. Millet olarak yakışmaz. 1. Murat korksaydı Edirne'yi fethedemezdi. Edirneli Fatih Sultan Mehmet korksaydı İstanbul'u fethedemezdi. Şükrü Paşa korksaydı Edirne'yi kahramanca savunamazdı. Eğer Mehmetçik korksaydı yanı başımızda tarihin en büyük destanını yazmadı. Eğer Gazi Mustafa Kemal korksaydı Samsun'a çıkamaz, milli mücadelenin kıvılcımını yakamazdı. Eğer merhum Menderes, merhum Özal korksaydı bu ülkeye bu kadar hizmet, eser kazandıramaz, bu ülkede demokrasiye bu kadar güç katamazdı. İşte bizler de korkmuyoruz korkmayacağız. Başbakanlar olarak, bakanlar olarak, milletvekilleri, idareciler olarak korkmayacağız. Millet olarak, vatandaş olarak korkmayacağız. Ecdadımız gibi, tarihimiz gibi cesur olacak, büyük odaklar belirleyecek, bu büyük hedeflere emin adımlara yürüyeceğiz. Bizi korkutanlara boyun eğmeyeceğiz. Bizi tehdit edenlere boyun eğmeyeceğiz. Kışkırtmalar, tahrikler, saldırılar karşısında asla geri adım atmayacağız. Türkiye şu anda kutlu bir yürüyüş yapıyor. Türkiye büyüyor, gelişiyor. Türkiye dünyada artık sözü dinlenen, sözünün ağırlığı olan, sözleri kabul gören, dikkate alınan bir ülke olarak görülüyor. Artık Türkiye gündemi belirlenen ülke değil, gündem belirleyen ülkedir. Hiç kimsenin bunu durdurmasına, bunu sekteye uğratmasına, bunu engellemesine müsaade etmeyeceğiz".
Millet ne derse onun olacağını kaydeden Erdoğan, "Türkiye'de karar milletindir, söz milletindir, yetki milletindir. Türkiye'nin istikametini sadece millet belirler. Millet ne derse o olur. Millet neye arzu ederse, millet neyi isterse, millet nasıl bir istikamet talep ederse o yerine getirilir.
Türkiye'de artık çetelerin dönemi sona ermiştir. Türkiye'de sermayenin, medyanın, karanlık örgütlerin hükümet kurup hükümet devirme sona ermiştir. Bu ülkede meclisi artık sadece siz şekillendirir, hükümetleri artık sadece siz göreve getirir, siz görevden alabilirsiniz. Milli irade üzerinde Allah'tan başka hiç bir güç yoktur. 30 Mart seçimlerine sadece 3 buçuk ay kaldı. Her seçim öncesinde Türkiye'de uygulanmak istenen kirli senaryolar bugünlerde yeniden devreye girmeye başladı. Her seçim öncesinde oluşturulmak istenen kaos ve kargaşa ortamı bugünlerde yeniden sahne alma niyetini belli etti. Her seçim öncesinde milletin milli iradenin, özgür iradenin üzerine ipotek koyma girişimi bugünlerde yeniden harekete geçti. 11 yılda 3 genel seçime, 2 mahalli seçime, 2 halk oylamasına girdik. Her birinin öncesinde işte bu bayat senaryolar, bu çirkin oyunlar oynanmak istendi. Allah'a hamdolsun milletim 7 seçimde de bunlara prim vermedi. Millet artık iradesine çok güçlü şekilde sahip çıkıyor. İnşallah bundan sonra da güçlü şekilde sahip çıkacak. eğer olların tuzağı varsa hiç merak etmesinler milletin de bir tuzağı var.
Eğer onların bir hesabı varsa hiç merak etmesinler Allah'ın da bir hesabı var. Bütün kirli ittifaklar, milletin hesabı karşısında bugüne kadar darmadağın oldu. Bundan sonra da darmadağın olacak. Bütün kirli ilişkiler, nankörlükler, ahde vefasızlıklar, kanunsuzluklar, çirkin oyunlar, tehditler bugüne kadar sandıktan döndü. 30 Mart'ta bir kez daha inşallah sandıktan dönecek. Milletin meclisine, o meclisin içinden çıkmış hükümete bugüne kadar hiç kimse diz çöktüremedi. Bundan sonra da hiç kimse diz çöktüremeyecek. Bu ülkede sermayenin değil, manşetlerin değil, çetelerin değil artık sadece milletin dediği olacak, milletin arzusu olacak" diye konuştu.