Savaş ekonomisi ve Türkiye
Tarihsel gelişim sürecinde Suriye, Türkiye'nin politikalarında sürekli ön planda tuttuğu ülkelerden olmuştur.
2012.10.09 18:09 - Son Güncellenme: 2012.10.09 18:12 - Ekonomi - HABER MERKEZİ
GÖKHAN MOLLA / BURSADA BUGÜN
Türkiye'de yaşanan terörün destekçi ülkelerinden olduğu savunulan Suriye, izlemiş olduğu politikalarla Türkiye'yi batının destekçisi olarak görmüş ve Türk topraklarında hak iddia etmiştir. Yıllarca yaşanan bu gergin ilişki 2011 yılında Suriye'de yaşanan iç ayaklanmayla yeniden ön plana çıkmış durumda.
2010 yılında başlayan Arap Baharı'nın tarihsel etkileri görülürken, 2011 yılında başlayan Suriye'deki iç karışıklık halen devam etmekte olup bizim de başlıca problemimiz haline gelmiştir. Dış güçlerin de desteği ile muhalefet koalisyonun oluşması Esad rejimini ciddi anlamda tehdit ediyor. Yeni Ortadoğu düzeni kurulurken, birçok ülkenin enerji kaynağının da ekseninin değişmesine neden oluyor.
ABD, RUSYA VE ÇİN Üçgeni
Dünyanın büyük oyuncularının gözü Suriye'nin üzerinde. Avrupa'da yaşanan mali kriz, ABD'de çözülemeyen işsizlik sorunu, Çin'de çift haneli büyüme rakamlarının yerini düşük büyümeye bırakması, global ekonominin en önemli problemlerini oluşturmakta.
Böyle bir konjonktür devletlerin güç dengeleri arasındaki ilişkiyi çıkmaza sokuyor. ABD seçimlerden önce Ortadoğu'da yaşanabilecek bir kaostan endişelenirken, aynı durum gelişmekte olan ülkeler arasında olan Çin ve Rusya'da da var. Yaşanan gerginlik petrol fiyatlarını yukarıya taşıyacağı gibi, petrol kuyularına yapılabilecek bir sabotaj Suriye petrol arzını durdurmaya yetebilir.
Azalan petrol arzı, talebi karşılamaya yetersiz kalacağı için enflasyonist baskıyı tetiklemesi işten bile değil. Dünya ekonomisindeki büyümeyi desteklemek için faizleri sıfıra yaklaştıran FED'in, petrol fiyatlarındaki artışı durdurmakta yetersiz kalacağı kesin.
Türkiye Ekonomisi Savaşı Kaldırabilir mi?
2008 yılı global resesyondan sonra yaşanan toparlanmanın ardından Türkiye ekonomisi dışarıya göre daha sağlam yapıda. Fakat küresel ekonomide belirsizliğin bu kadar yoğun olduğu dönemde, savaş ekonomisine hazırlanmak ülke ekonomisini negatif ayrıştırır.
Euro bölgesinin sürdürülemez borç sorunu ve Euro liderlerinin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları devam ederken, Türkiye'nin sürdürülebilir bir büyüme yakalaması bile çok başarılıydı. Ama iş savaş ekonomisine geldiğinde sürdürülebilir büyüme devam eder mi?
Merkez Bankası'nın bir dizi önlemi sayesinde 1.80 civarına sabitlenen Dolar/TL kuru, Suriye tezkeresinin meclisten geçmesinin ardından yeniden 1.80'nin üstüne çıktı. Dövizin yükselmesi, petrol arzından yaşanabilecek gerginlik yurtiçi mal fiyatlarını yukarıya taşıyacaktır. Beklentilerin üstünde açıklanan TÜFE rakamları, yıl sonu enflasyon hedefini 7.5 seviyesine yükseltirken, Suriye savaşının patlak vermesi 2013 yılı 6.5 olan enflasyon hedefinin de gerçekleşmesini imkansız kılar.
Geçtiğimiz dönemde Hükümetin büyüme ve cari açığımızı azaltmak için aldığı tedbirler, bankaların kredi musluklarını kısmasına neden olmuştu. İç talebin savaş kaygıları nedeniyle azalması aynı zamanda banka kredilerinin daha fazla azalmasına neden olacaktır. Bu da Türkiye için yeni bir durgunluk kapısı demek oluyor. Son günlerde bütçe dengesini tutturamayan ve dengesizliği ek vergilerle telafi etmeye çalışan hükümetin savaş politikası vatandaşa, ek vergiler, daha az tüketim, daha yüksek faiz ve değersiz para birimi olarak geri yansıyacaktır.