Şam'da uyarmış
Bugün Gazetesi yazarı Yavuz Arslan Suriye helikopteri düşürülmeden önce Pilotların Suriyeli makamlarla yaptığı görüşme ve bu konunun detaylı perde arkasını yansıtan yazısını köşesine taşıdı.
2013.09.18 09:56 - Son Güncellenme: 2013.09.18 09:56 - Güncel - HABER MERKEZİ
Suriye merkezli gelişmeler gündemin ilk sırasındaki yerini koruyor.
Önceki gün Suriye'ye ait MI-17 tipi bir askeri helikopterin Türk savaş uçakları tarafından düşürülmesiyle tansiyon bir anda daha da yükseldi.
Dün de sınırın Suriye tarafında şiddetli bir patlama oldu. Öte yandan diplomatik kanallarda yoğun bir trafik sürüyor.
Gelelim helikopter olayının detaylarına.
Türkiye, sınırda düşürülen helikopterle ilgili ilk bilgileri Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın açıklaması ile duydu. Ardından Genelkurmay doğru bir adımla kamuoyunu detaylı şekilde bilgilendirdi.
Hatta radar izlerini de yayınladı.
TSK'dan yapılan açıklama sınır ihlalini açıkça gösteriyordu. Yani helikopterin yanlışlıkla vurulması söz konusu değil.
Her ne kadar müzmin muhalif bazı çevreler helikopter olayında Türkiye'yi suçlayacak bir şeyler arasa da Ankara'nın eli çok rahat.
Çünkü eldeki veriler sadece radar izleri değil.
1 Ocak 2012'de bu köşede Türkiye'nin en hassas kulaklarının MİT'e devredildiğini yazmıştım. Bayrak Garnizonu olarak bilinen GES Komutanlığı tüm teçhizatları ve personeli ile birlikte MİT'e geçmişti.
Kendi sistemlerinden uyarı aldılar
İşte o sistemler Suriye helikopteri ile ilgili çok net verilere sahip. Suriye hava sahasındaki kayıtlar Türkiye'nin elinde.
Kayıtlarda; pilotların sivillere havadan 'varil bombası' attığı, Suriye makamları ile düzenli haberleştikleri hatta Türkiye sınırına yaklaştıkları yönünde kendi sistemlerinden uyarı aldıkları, pilotların 'sınırı görüyorum' dedikleri, Türkiye tarafından uyarıldıkları açıkça görülüyor.
Yani pilotların yolunu kaybetmesi ya da yanlışlıkla Türkiye tarafına geçmeleri söz konusu değil.
Ancak Türkiye için önemli olan bir an önce akan kanın durması.
Bu açıdan diplomatik kanallar sonuna kadar zorlanıyor. Önceki gün Paris'te yapılan P3+1 toplantısı bu açıdan önemliydi.
Doğrusu Suriye'de tablo parlak değil.
Ancak unutmamak gerekir ki çevremiz ateş çemberi ve bazı olaylar size rağmen yaşanıyor.
Evet Paris toplantısından bizim istediğimiz eylem planı çıkmadı denebilir. Ama Amerika, İngiltere ve Fransa ile masada olmak önemlidir. Kaldı ki Davutoğlu Paris'e gitmeden Suriye muhalefeti ile Ankara'da, Katar ve Suudlu bakanlarla da Paris'te görüştü.
Lavrov ile de Petersburg'da görüşmüştü.
Paris'teki P3+1 toplantısında kimyasal silahların teslimi ile ilgili karar alındı.
Bu durum Esed'e can simidi oldu.
Suriye'ye dönük iki olumsuz etki
Böylece en az bir yılı garantiye aldı. Türkiye 'yetmez ama evet' modunda. Kimyasal silahların teslimini destekliyor ama Esed'in de bir an önce gitmesini istiyor.
Fakat bu çok kolay değil.
Çünkü İngilizler parlamentolarından veto yedi. Obama hem kamuoyunda hem de kongrede sıkıntılı. Ayrıca El Kaide takıntısı sürüyor.
O da çıkış arıyordu ki imdadına Rusya yetişti.
Belki Obama durumu toparladı ama ciddi prestij kaybetti. Yapamayacağı şeyin sözünü veren lider haline geldi.
Bu durumun Suriye'ye dönük iki olumsuz etkisi var. Birincisi Esed yaptıklarının cezasız kalacağını gördü. Daha da azacak. İkincisi muhalefet iyice kenara itildi ve zayıfladı.
Gelinen noktada Suriye'deki krizin kolay bir çözümü yok.
Bugün Gazetesi