Sadri Şener'den çarpıcı açıklamalar

Sadri Şener'den çarpıcı açıklamalar

Trabzonspor'un eski başkanı Sadri Şener, Futbol Extra'nın Ağustos sayısına çarpıcı açıklamalar yaptı.

2013.08.05 12:42 - Son Güncellenme: 2013.08.05 12:43 - Spor - HABER MERKEZİ
A
Sadri Şener'den çarpıcı açıklamalar

Kulüp başkanlığını bıraktıktan sonra basına hiç demeç vermeyen Sadri Şener, suskunluğunu Futbol Extra'dan Yavuz Atalay'a bozdu. Şike soruşturması süreci ve Trabzon'da yaptığı icraatlara ışık tutan Sadri Şener, o dönemde Başbakan'la arasında geçen konuşmaları da Futbol Extra'ya açıkladı.

6 yıl önce Trabzonspor Başkanı oldunuz. Bu serüvenle başlayalım.

- Ben eskiden başkanlık işi filan bunları bırakmıştım. Faruk Özak ve Necmettin Aytekin geldiler bana, o dönem de Nuri Bey'li Trabzonspor pek de iyi gitmiyordu... Çok ısrar ettiler. Aileme, kardeşim Sani'ye, ablama filan. İstişare yaptık, girdik bu işin içine. İşin içine girince de çok başka bir boyut çıktı. 20 Sene önce başkandım, o zaman başkaydı işler, şimdi başka... Ama hem üstesinden geldiğimize hem de iyi işler yaptığımıza inanıyorum.

Başbakan ile stat işini konuştunuz mu?

- Tabi, kaç defa konuştuk. Projeleri çizildi. Sonra ilk müteahhit, bizim eski başkan oldu. Onlar biraz aksattılar, işi çok ucuza almışlardı. Spekülasyon konusu da oldu. Şimdi bu alan da ucuza aldı...

Başbakana demediniz mi ki, altı üstü bir stat. Nesini bitiremiyorsunuz, diye?

- Dedik. Kaç defa dedik. Konuştuk, ettik. Sen merak etme dedi, başbakan. E sonunda adamcağız da bıktı. Sonra bir ihale yaptı. Alan da benim hemşerim, Tonyalı. Çok ucuza aldılar. Müteahhit-Mühendis olduğumdan dolayı rahatça söylüyorum... Zor biter.

Neden zor biter?

- Yanlış yapıyorlar. Bak, Kayseri müteahhidi de battı, belediye üstlendi. Mersin müteahhidi, bizim Trabzonlu, Oflu, o battı, Limak bitirdi. Bursa müteahhidi battı, kayyumda şimdi.  Burada, işi ucuza ihale etmeye çalışıyorlar. Ucuz ihale edilen her iş battı.

Hacıosmanoğlu'nun çevresi geniş midir?

- Bizim Hacıosmanoğlu'nun çevresi olmaz. Öyle bir bakıyor ki, bununla dövüşeceğiz sanki, diyorsun.

Burak'ın gidişinde en çok merak edilen soru, bence şu: Hiç mi tahmin edemediniz, bu adamın yıldız olacağını ki tahmin etmek de zor değildi. Neden 10-15 Milyonluk Yıldız Futbolcunun sözleşmesine, 5 Milyon getiren alır, maddesi koydunuz?

- Burak'ın menajeri değişik işler yaptı. Yurt dışı filan dediler, bunların tabi hepsi hikaye senaryo yalan olduğu sonradan çıktı. Benim o kadar cinlik düşünecek halim yok. Burak için şu da var, Burak diyor ki, ben burada aldığım paradan daha azını alarak İstanbul'da yaşamak istiyorum. Ona bir şey yapamıyorsun. Bizden de beni eleştirenler var. Yahu beyler, bir de kendimize dönelim, bu şehre ne yaptık? Bir tane Novotel yapıldı. 6 Senede Trabzon'a bir Arap geldi, otel yapacakmış. Dedim ki, Arap otel yapmaz, satın alır. Yanlışın var vali beyciğim, dedim. Sonra benim dediğim gibi oldu. Ama 6 sene bunu tartıştık.

Valiye gelelim o zaman. Trabzon valisi Fenerbahçeli...

- Vali de Fenerbahçeli, Emniyet Müdürü de... Yapacak bir şeyim yok.

Emniyet Müdürü'nü, Trabzonspor'a tavrından ötürü görevden aldırmışsınız. Çevreniz geniş...

- Yok öyle bir şey. Ben böyle şeylere karışır mıyım?

Trabzonspor Başkanı, validen önce gelir Trabzon'da...

- O vali, Batman'da vali iken, Nihat Özdemir, bunu tuttu Fenerbahçe Kongre üyesi yaptı. Ben ne yapayım.

Siyasileri konuşalım. Faruk Özak, Erdoğan Bayraktar...

- Faruk, Trabzon'a gelmiş iyi değerlerden biridir. Benim de iyi arkadaşımdır.

Aranızda ki ilişkiyi ben çözemedim açıkçası. Bir kavga ettiniz, bir tartıştınız, bir çıkıp protokolde poz verdiniz... Çok değişik...

- Aynı yerde staj yaptık Faruk ile. Kırmızı Faruk'tu. Çok sevdiğim biridir. İlişkilerimiz, çok iyi. Oğlu hala bizim TAV'da çalışır. Benim her lafıma kızar Faruk. Çünkü ben her şeyi lambur lumbur diyorum Faruk'a. Millet diyemiyor ya... Özel ilişkimiz vardır. Erdoğan Bey'e gelince... Erdoğan Bey ile çok hukukumuz yoktur ancak pratik bir adam. İnşallah faydalı olur Trabzon'a ancak Trabzon'u çok sevdiğine inanmıyorum. İstanbul'u daha çok seviyor yani... O da haklı. Trabzon'da her gün başına mı yığılıyorlar ne...

Şenol Güneş konusu...

- Şenol Güneş çalışılması çok zor bir hocadır. Parayı sever. Önce para, sonra diğer işler gelir. Değişik, ummadığım biri çıktı.

Şenol Güneş'in, bana sorulmadan transfer yapıyorlar, iddiası..?

- Olur mu ya? İstifa et o zaman...

Sizce niye etmedi?

- Para alacak ondan.

Ünal Karaman konusu... Galiba Şenol Hoca demiş size, ben gideceğim, Ünal'ı benim yerime getirebilirsiniz...

- Olur mu öyle şey? Kimin hoca olacağına ben karar veririm. Öyle bir şey bana diyemez ki. Ünal'ı gönderdi, sonra geri aldı. Sonra onları düşünmeden kendi gitti.

Hacıosmanoğlu bu borcu kapatabilir mi?

- Bilmiyorum. O biraz yetenek, biraz çevre ve ilişki işi. Sempati... Bence, sermaye artışı yapmaları lazım... O zaman kulübe 30-35 Trilyon para girer. Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray öyle yaptı. Ama bu bilimsel bir iştir. Lambur lumbur bir iş değildir. Hiç oyuncu transfer etmeden de tribünleri dolduramazsınız...

3 Temmuz sürecine girelim yavaş yavaş... Aziz Yıldırım'ı aldılar. Nezarete götürdüler. Siz bazı şeyler söylediniz. Başbakan ile görüştünüz mü?

- Başbakan ile görüştüm. Dedi bana ki, çok sert demeçler veriyorsun. Dedim ben de, burası Trabzon, ne yapayım. Ben de ondan ricada bulundum, karışmasanız bu işe iyi olur, diye. Hakikaten de karışmadı. Öyle böyle bugüne geldi. Ama kupanın verilmesinde, siyaset de var...

Trabzonspor Başkanı olduktan sonra, Başbakan ile konuşmalarınız, ne çehrede olmuştur?

- Daha çok yatırım ile ilgili konuştuk. Stat ile ilgili konuştuk. O yönde bize yardımları oldu. 20 Trilyon para harcadım Avni Aker'e... Ben geldiğimde, orada fareler dolaşıyordu. Sonra UEFA'dan teşekkür plaketi aldık. Bunun 5-6'sını Başbakan verdi. Sağ olsun. Geri kalanını kulüp bütçesinden aldık. Diyorsun ki 170 Trilyon borç var... E parayı buralara harcadık. Yeni, 1461 binası yaptık. Türkiye'de hiçbir kulüpte yok. 2-3 Trilyon oraya harcadık. Millet zannediyor ki, bunlar öpücükle olmuyor. Bunlar parayla oluyor, parayla...

Başbakan size telefonda hiç tepki gösterdi mi?

- Yok, yani... Çok sert konuşuyorsun, ortamı germeyin, dedi. Ama yardımcı oldu bize. Doğruya, doğru. Sadece bu kupanın bize verilmesine çok tavır koymadı.

TFF Başkanı verseydi. Siz, Demirören'e ciddi destek oldunuz.

- Yıldırım Bey'e biz oy verirken, bu kupayı şart koşmuştuk ama vermedi.

Mahmut Özgener'i de desteklemiştiniz, onun da tapelerde değişik konuşmaları var.

- Var. Kötü, rezalet...

Başkanı seçtiniz. Demirören'i... Kupayı vermedi. Demediniz mi ki, yapacağım diye söz verdiğin şeyi neden yapmıyorsun?

- Dedim. Kaç defa... O da gülüyor. Abi bilmiyor musun, diyor. Yani Başbakan böyle istiyor, demek istiyor...

Türkiye Kupası Final maçında soyunma odasına girip, kupayı alın, kalayım, demişsiniz...

- Öyle bir şey demedim. Şöyle dedim, Kupayı alın. Her şey başka şekil alabilir. Alamadılar. Her şeyin hayırlısı...

Alsalardı, kalacak mıydınız?

- Yok. Düşünmüyordum. Olsaydı, şimdi burada keyifle oturamayacaktım. Yurt dışında bir yerlerde, bir mahkeme salonunda, bunlarla uğraşacaktım. Ama ektiğimizi biçtik. Çok güçlü savunmalar yapmasaydık, bu cezalar gelmezdi. Ben her yolu denedim. Bana kimse, şu yolu denemedin diyemez. Her şeyi denedim. Sonuçlar da geliyor...

3 Temmuz geldi. Aziz Yıldırım'ı aldılar. Sizi de o gün mü sonra mı ne almışlardı...

- 3 Temmuz'da Aziz'i aldılar. Beni de 4-5 Temmuz muydu neydi...

Başbakanı veya TFF Başkanını aradınız mı?

- Hayır. İstanbul'daki eve sabah polis geldi. Götürdü beni. 6'da gelmişlerdi.

Gelen polisler ne dedi size?

- İfadenizi almak üzere sizi emniyete getireceğiz, dedi. Savcılık kararını gösterdi. Peki dedim. Giyindim, gittim. Sonra hastaneye gittik, sağlık kontrolü için. Sonra nezarete. Bir baktık ki herkes orda. Polisler çok kibar davrandı bize. Giderken dediler ki buraya sizin gibi biri gelmedi. Yani orda da pek bir kural yoktu. Avukatla görüşebiliyorsun sadece, kimseyle görüşemiyorsun. O da iyi oldu, kim dost kim düşman anladık.

İçeri girdiniz. Nezarettesiniz. Kimlerle konuştunuz?

- Mahmut (Özgener) ordaydı. Nevzat'ı göremedim, o Kıbrıs'taydı.

Mahmut Özgener ile bir şeyler konuştunuz mu?

- Mahmut'un biraz şeydi durumu, hoş değildi. İlaç verdim ona, iç bunu dedim. Biraz kendine gel, sakin ol dedim. Gece yarısına doğru ifademi aldılar, savcıya gittik sabah.

İfadenizi alan polisle ne konuştunuz?

- Dedim bunlar mı sorular? Evet dedi. E dedim bunlar için içeri adam alınır mı? Haklısın, dedi. Sonra gittik savcıya.

Savcı ile ne konuştunuz?

- Savcı dedi, idari bir şey koymak istiyoruz. Tahdit mi ne... 200 Milyar dedi, koyuyorum. Olur dedim. Sonra hakime gittim. Hakim dedi, 200 Milyarı gece bulamazsın. Çıkman için gece yatırman lazım. Bunu yurt dışı yasağına çevireyim. Sonra itiraz edersin, kaldırırlar. İtiraz ettik. Kaldırıldı. Kardeşim Sani de dışarıda hazırlamıştı 200 Milyarı. Çıkarken de, benim yanımda bir Oflu vardı yardımcım. Çıktığımı haber verdi. 2 Bin kişi karşıladı beni. Mahmut'u kimse karşılamadı, çok üzüldü ona.

Rize'ye Eren ile Sercan'ı neden sattınız?

- Başbakan rica etti. Biz de dedik, komşu il. İlişkilerimiz düzelir... Doğru da yaptım. 1461'de de iddia yoktu. Öyle bir derdim de yoktu. Çünkü benim oyuncu yetiştirmem lazımdı. Gördüğünüz gibi de yetiştirdik.

Siz Başkanken, İbrahim Hacıosmanoğlu bir maça gelmiş. Şeref Tribünü'nün merdivenlerinden çıkarken "Ben başkanken, Hacıosmanoğlu buraya giremez" demişsiniz. O da geri döndü. İddialar bu yönde...

- Hiç karışmadım protokole, oraya buraya. Ben bile bir iki defa oturdum protokole. Hiç de merak etmem. Trabzon'dakiler bayılır öyle şeylere...

Şimdi de Hacıosmanoğlu penceresinden bir iddia var. O da, "Başkan ben oldukça Sadri Şener buraya giremez"  diyor.

- Nereye giremem?

Stada...

- Bütün stada girerim, kimseyi de sokmam oraya. Ben Oflu değilim ha, Tonyalıyım.

TFF Başkanı Olur musunuz?

- Olmam.

Diğer Spor Haberleri için tıklayın


2013.08.05 12:42 - Son Güncellenme: 2013.08.05 12:43 - HABER MERKEZİ
A