Sadece 13 ay içinde oldu: "Haziran'da vizesiz Avrupa'dan" "denetim süreci"ne...

Sadece 13 ay içinde oldu: "Haziran'da vizesiz Avrupa'dan" "denetim süreci"ne...

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Türkiye'yi demokrasi bağlamında Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Moldova ve Rusya gibi ülkelerle aynı lige düşürdü. Oysa yaklaşık 13 ay önce Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında bahar havası esiyordu.

2017.04.25 16:03 - Son Güncellenme: 2017.04.25 16:03 - Dünya - HABER MERKEZİ
A
Sadece 13 ay içinde oldu: "Haziran'da vizesiz Avrupa'dan" "denetim süreci"ne...

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), son dönemde yaşanan insan hakları ihlâlleri, demokratik kurumların işleyişindeki sorunlar ve hukuk devleti normlarında yaşanan olumsuzluklar nedeniyle Türkiye'yi 2004 yılında tamamladığı 'denetim süreci'ne geri alınması kararlaştırdı.

Bu kararla Türkiye, demokrasilerinde çok ciddi yapısal sorunlar bulunan Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Bosna-Hersek, Moldova, Sırbistan, Rusya ve Ukrayna ile aynı pozisyona düşmüş oldu.

Oysaki yaklaşık bir yıl önce Ankara ile Brüksel arasında bahar havası esiyordu. Türkiye ile AB, Avrupa'ya göçmen akışının önüne geçmek için 20 Mart'ta anlaşmaya varmış; bu kapsamda, "en geç Haziran 2016 sonuna kadar Türk vatandaşlarının AB ülkelerine vizesiz girişinin önü açılacak"tı.

Tabii bunun için Türkiye'nin şart koşulan 72 kriteri yerine getirmesi gerekiyordu. Geçen bir yılı aşkın süre zarfında, Ankara tüm kriterleri sağlayamadı. Vizesiz Avrupa ihtimali uzaklaştıkça, karşılık restleşmeler zirve yaptı. Avrupa da üzerine düşen şartları yerine getirmedi.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki tansiyon, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yükselmeye başladı. Avrupa komiserleri, toplu tutuklamalar ve görevden almalar ile medyaya yönelik baskı ve ifade özgürlüğü ihlâlleri nedeniyle Türkiye'ye peş peşe çok sert tepkiler gösterdi. Ankara ise Avrupa'dan gelen tepkilere kulağını tıkayarak, aynı sertlikte karşı yanıtlar verdi.

Avrupa ile Türkiye arasındaki ipler ise, Türk bakanların 16 Nisan referandumu için başta Almanya ve Hollanda olmak üzere birçok ülkede miting yapmasına izin verilmemesiyle kopma noktasına geldi.

Hollanda'nın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun uçağının iniş iznini iptal etmesinin ardından, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın Rotterdam'daki Türk Büyükelçiliği'ne sokulmaması dünyada geniş yankı uyandırdı. Ankara Yönetimi topyekûn Hollanda'ya yönelik çok sert mesajlar verdi.

REFERANDUM SONRASI TEPKİ MESAJLARI

16 Nisan anayasa değişikliği referandumunun ardından da Avrupa'dan peş peşe tepki açıklamaları geldi. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri, kişisel internet sitesinde kaleme aldığı analizde, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile muhtemel ilişkisini masaya yatırmıştı. "Bu Türkiye'deki tüm demokratlar için üzücü bir gün" diyen Piri'nin makalesinin en dikkat çeken bölümü şöyleydi:

"Güçler ayrılığına saygı göstermeyen ve denge-kontrol mekanizması bulunmayan anayasaya sahip bir ülkenin AB'ye giremeyeceği çok açık. Paket değişmeden yürürlüğe girerse, bu, AB'ye katılım müzakerelerinin resmi olarak askıya alınmasına yol açacaktır."

Piri, "Bugün çıkan sonuç, Avrupa değerlerinden büyük bir sapma anlamına geliyor. Erdoğan'ın otokratik tavrı Türk toplumunu derinden kutuplaştırdı ve ekonomiye zarar verdi. Avrupa liderlerine yönelik "nazi uygulamaları" yönündeki suçlamaları, Türkiye'nin siyasi bir ortak olarak güvenirliğinin ciddi bir şekilde altını oydu" yazmıştı.

Türkiye Raportörü'nün değerlendirmesi anayasa değişikliklerine 'hayır' diyenlere yönelik şu mesajla sona eriyordu: "Türkiye'de demokrasi ve temel insan hakları için savaşan herkes dayanışmaya devam edeceğim. Bugün çıkan sonuç gösteriyor ki Avrupa değerlerini paylaşan ve ülkeleri için farklı bir gelecek seçen milyonlarca Türk vatandaşı var. AB onlara kapıyı hiçbir zaman kapatmayacaktır."

TÜRKİYE'NİN LİDER KADROSUNA UYARI

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, anayasa referandumunda 'evet' sonucunun çıkmasının ardından Türkiye'nin lider kadrosunun bir sonraki adımları konusunda dikkatle düşünmeleri gerektiğini söylemişti.

Jagland'ın yazılı açıklamasında şu ifadeler yer almıştı: "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde yer alan hukukun üstünlüğü ilkesine uygun bir şekilde, yargının bağımsızlığının sağlanması çok önemlidir. Türkiye'nin tam üyesi olduğu Avrupa Konseyi bu süreçte ülkeye destek vermeye hazırdır."

Avrupa Komisyonu ise Türkiye'ye mutabakat çağrısı yapmıştı: "Referandum sonucunun birbirine yakın olması ve anayasa düzenlemelerinin geniş kapsamlı muhtemel sonuçları göz önüne alındığında, Türk yetkililere uygulamada en geniş kapsamlı ulusal mutabakat arayışı çağrısında bulunuyoruz."

Diğer Dünyadan Haberler için tıklayın


2017.04.25 16:03 - Son Güncellenme: 2017.04.25 16:03 - HABER MERKEZİ
A