Polise teslim ettiği oğlunu bir daha göremedi
Hanife Yıldız, adli suçtan aranan oğlu Murat'ı kendi eliyle polise teslim etti. Üç gün sonra, 'oğlunun intihar ettiği' haberini aldı ama ortada ceset yoktu.
2015.02.09 15:30 - Son Güncellenme: 2015.02.09 15:31 - Güncel - HABER MERKEZİ
Aradan tam 20 yıl geçti, Murat hâlâ yok. Görevi ihmal gerekçesiyle iki polise önce ceza verildi, sonra ertelendi ve dosya kapatıldı. Anne Yıldız, şimdi zaman aşımına uğramak üzere olan dosyanın açık kalması için mücadele ediyor.
Hanife Yıldız, 20 yaşındaki tek çocuğu Murat Yıldız ile İzmir'de yaşıyordu. Şubat 1995'te bir polis ekibinin evlerine geldiğini ve kendisini emniyete götürdüğünü anlatıyor. Anlatımına göre; polisler, "oğlunun havaya ateş etmek suçundan dolayı arandığını söyledi" ve bulup emniyete getirmesini istedi. Hanife Yıldız da oğluna ulaştı, ikna etti, bir avukat tuttu, oğlunu da alarak İzmir Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğü Özkanlar Asayiş Şubesi'ne gitti. Polisler, anne Hanife Yıldız'a oğlunun kullandığı silahın İstanbul'da olduğunu belirterek, "İstanbul'a gideceğiz, silahı alıp geleceğiz" dedi.
Anne Yıldız, polislerin kendisinden o zamanın parasıyla 4 milyon lira da yol parası aldıklarını söylüyor, "Oğlum da arabadaydı. Ben de gitmek istedim. 'Gerek yok, yarın gelip oğlunu görürsün' dediler. Kaygılıydım ama gidemedim" diyor.
Emniyetin görevlendirme yazısı
Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün, Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne yazdığı 23 Şubat 1995 tarihli görevlendirme yazısında, "29 Ocak 1995 tarihinde Bornova ilçesinde akşam saatlerinde meskun mahalde havaya bir el ateş edip olay yerinden firar eden, sonra kimliği tespit edilen Murat Yıldız adlı şahıs arandığını öğrenince teslim olmuştur... Yapılan araştırmalar neticesinde şahsın olayda kullanmış olduğu silahı Kartal'da (İstanbul) yerini göstereceğini, silahı bir evden çaldığı çaldığını, silahın bir astsubaya ait olduğu söylediği tesbit edilmiştir" deniliyor. Aynı yazıda Şahismail Öztürk ve Tahir Şerbetçi adlı polislerin Murat Yıldız'ı İstanbul'a götürmek için görevlendirildiği belirtiliyor.
"Feribottan denize atladı" iddiası
Anne Hanife Yıldız, bir gün sonra Emniyet'i aradı, oğlunu sordu ama henüz dönmediğini öğrendi. Aradan üç gün geçti, polisler Hanife Yıldız'ın yeğenini gözaltına aldı. Annenin anlatımına göre, polisler yeğenine, "Murat Yıldız'ın Topçular'dan Eskihisar'a feribotla giderlerken saat 22:00 sıralarında denize atladığını, yüzerek kurtulduğunu" anlattı. "Murat'ın nerede olabileceğini, yerini söylemelerini istedi. Bunun üzerine yeğeni iş yerine giderek, polislerin kendisine aktardıklarını anne Yıldız'a aktardı. Hanife Yıldız, "O an anladım, bir şeyler dönmüş" diyor.
İşyerinden izin alan Yıldız, Eskihisar'a gitti, sahil güvenlik ekiplerine oğlu Murat'ın akıbetini sordu. Bir sonuç elde edemedi. 1 Mart 1995'te Gebze Cumhuriyet Savcılığı'na dilekçe vererek, oğlunun akıbetiyle ilgili kendisine bilgi verilmesini istedi. Bunun üzerine savcılık, aynı gün Gebze Jandarma Komutanlığı'na "Murat Yıldız'ın sıkı bir şekilde aranması, bulunup cumhuriyet savcılığında hazır bulunması rica olunur" yazısı yazdı.

Hanife Yıldız o gün savcı ile yaptığı görüşmeyi şöyle anlatıyor:
"Savcı, olaydan haberi olduğunu söyledi ve 'oğlun yüzmüş, kurtulmuş, bir gün çıkar gelir' dedi. "
Ama Murat Yıldız ortaya çıkmadı. Anne Yıldız da, Bursa'da, Eskihisar'da sahillerde balıkçılara, askeri karakollara, bulabildiği herkese oğlunu sordu, bir ize ulaşamadı. Anne Yıldız 1996, 1998 tarihlerinde de aynı savcılığa dilekçe ile başvurdu ama bu başvurularda da bir sonuç çıkmadı:
"Her yerde aradım bulamadım, oğlum hâlâ yok. Ne oldu bilmiyorum? Ya kafasına ya da öldürücü bir yerlerine vurdular. Polisler, denize atlayıp intihar etti dediler. Buna nasıl inanayım ki? Gemide bir sürü insan var, kimse atladığı anı görmemiş. Cesedini de bulamadılar. Adalet gerçeği ortaya çıkarmalı. Ne oldu oğluma, uçmadı ya?"
'Beni görür diye bekledim'
Hanife Yıldız, oğluyla ilgili çıkacak haberi beklerken, İstanbul Galatasaray Meydanı'nda bir grup annenin Cumartesi günleri oturma eylemi yaparak kaybolan yakınlarının akıbetini sorduklarını öğrendi. Üç yıl boyunca bazı haftalar O da İzmir'den İstanbul'a gelerek oturma eyleme katılmaya başladı. "Belki oğlum beni orada otururken görür de ortaya çıkar" diyerek.
Bu düşünceyle 1998'de İstanbul'a yerleşmeye karar verdi, ardından her hafta Cumartesi Anneleri eyemine katıldı. Aradan tam 20 yıl geçti ama oğlu Murat Yıldız bir daha ortaya çıkmadı. Yıldız'ın kaybolmasıyla ilgili dosya da zamanaşımına uğramak üzere. 20 yıllık zamanaşımı süresi 23 Şubat'ta doluyor.
Dosyanın kapatılmamasını isteyen Anne Yıldız, "Oğlumun kaybedilmesiyle ilgili suçluların cezalandırılmasını, oğlumun akıbetinin bana açıklanmasını istiyorum. Bu devletin biz kayıp yakınlarına birer can borcu var. Bu borcunu suçluları cezalandırarak verebilir. Götürdüğüm evladımı bana getiremezler aynı şekilde biliyorum ama en azından bedeninden bir parça versinler, yeter" diyor.
Hanife Yıldız, oğlunu kendi eliyle polise götürmekten dolayı sürekli vicdan azabı çektiğini söylüyor.
Dosyası da kayıp
Avukat Gülseren Yoleri, Hanife Yıldız'ın istemi doğrultusunda vekalet alarak üç ay önce Murat Yıldız'ın dosyasına bakmaya başladı. Avukat Yoleri, ilk iş olarak dosyayı almak için Gebze Adliyesi'ne gitti. Ancak dosyanın tümünü bulamadı.
Al Jazeera Türk'e konuşan Yoleri, yaptığı araştırmalar sonucunda bazı bilgilere ulaştığını söylüyor:
"Tahir Şerbetçi ve Şahismail Öztürk adlı polisler hakkında görevi ihmal etmekten önce Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılıyor. Ardından dosya Gebze 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderiliyor. Yapılan yargılama sonucunda mahkeme 29 Mart 2000 tarihinde davayı sonuçlandırıyor. İki polise, üç ay hapis, 280 lira para cezası veriliyor. Hapis cezası da para cezasına çevriliyor. Yani toplamda o dönemin parasıyla 1 milyon 180, günümüz parasıyla 1.18 kuruş para cezası veriliyor. Hanife Yıldız'ın avukatı Yargıtay'a itirazda bulunuyor. Yargıtay'a giden dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca değerlendirilip ardından görevli dairelere gönderiliyor. Ancak dosya daha başsavcıdayken, bazı belli suçların beş yıl ertelenmesine ilişkin düzenlemenin olduğu, 4616 sayılı yasa değişikliği yapılıyor. Bu dava da bu kapsamında görülüp, dosya Gebze 2. Asliye Mahkemesi'ne geri gönderiliyor. Mahkeme de 2002'de iki polisin aldığı para cezasının beş yıl ertelenmesine, 2007 yılında ise, davanın bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar veriyor."
Yeniden suç duyurusu
Avukat Gülseren Yoleri, Gebze Adliyesi'ne giderek, imha edilen dosyaların listelerini incelediğini ama Murat Yıldız dosyasının imha edilen listelerde bulamadığını belirtiyor. Yoleri, "Kaç kez gittik, kaç kez arşive baktılar, aradılar ama dosya yok. Ne imha edildiği bilgisi var, ne de dosyanın kendisi. Dosyanın tümüne ulaşamadık. Dosya yok, kayıp. Sadece birkaç evrak bulabildik" diyor.
Hanife Yıldız'ın avukatı Yoleri, Murat Yıldız olayında, "intihar etti" denilerek soruşturmanın "görevi ihmal etmek"ten açılıp kapatıldığını hatırlatıyor ve şöyle devam ediyor:
"Oysa ortada bir insanın kaybolması var, ölüm var. Bu soruşturulmamış. İntihar etti deniliyor ama bunu sadece yanındaki iki polis diyor. Polislerden başka Murat Yıldız'ın denize atladığı anı gördüğünü söyleyen tek tanık yok. Sadece denizde yüzerken görenler var. Burada şüpheler var. En azından soruşturma kapsamında bunun aydınlatılması gerekiyordu, ama dosya görevi ihmalle açılıp kapatılmış."
Soruşturmanın Murat Yıldız'ın ölümüyle ilgili açık kalması gerektiğini belirten Avukat Gülseren Yoleri, geçen hafta Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'na yeniden bir suç duyurusunda bulundu.
Kaynak: Al Jazeera - Burhan Ekinci