PKK'nın eski yöneticisinden flaş açıklama

PKK'nın eski yöneticisinden flaş açıklama

PKK'nın eski yöneticilerinden Nizamettin Taş, örgütün, Abdullah Öcalan'ın silah bırakma çağrısına uyacağını belirterek, "Bu süreçte gündemi tamamen değiştirecek ciddi provokasyonlar olmazsa, PKK yönetimi, kongreye gidip Öcalan'ın çağrısına uygun olarak Türkiye'de silahlı mücadeleye son verdiğini ilan edecektir. Öcalan'ın kararına Kandil'de karşı çıkacak hiçbir güç yoktur" dedi.

2015.03.06 11:44 - Son Güncellenme: 2015.03.06 11:44 - Güncel - HABER MERKEZİ
A
PKK'nın eski yöneticisinden flaş açıklama


 

Irak'ın Erbil kentinde siyasi çalışmalarını yürüten Nizamettin Taş,  çözüm süreci kapsamında Öcalan'ın, PKK'ya silah bırakma çağrısını AA muhabirine  değerlendirdi.

Kandil'in, Öcalan'ın çağrısına uyacağının altını çizen Taş, "PKK, bu  anlamda kendisini bağladı. Yöneticileri, bu işin arkasında olduklarını, Öcalan'ın  tezini benimsediklerini dile getirdi. Kongre kaçınılmaz olarak gerçekleşecektir.  Şayet bu süreçte gündemi tamamen değiştirecek ciddi provokasyonlar olmazsa PKK  yönetimi kongreye gidip Öcalan'ın çağrısına uygun olarak Türkiye'de silahlı  mücadeleye son verdiğini ilan edecektir" ifadelerini kullandı.

"Kandil'de karşı çıkacak hiçbir güç yok"

"Öcalan'ın verdiği karara Kandil'de karşı çıkacak hiçbir güç yoktur"  diyen Taş, şöyle devam etti:

"Velev ki olsa bile bu Öcalan'ın talimatını yerine getirmeme düzeyinde  olmaz. Öcalan'ın çağrısını askıya alma, erteleme veya kabul etmeme gibi bir durum  söz konusu olamaz. Zaten PKK, Öcalan'ın çağrısını kabul ettiğini deklare  etmiştir. Önümüzdeki günlerde veya aylarda yapılacak kongrede, 'biz 30 yıllık  silahlı mücadele sürecine son veriyoruz ve bu temelde güçlerimizi çekiyoruz'  diyecekler. Yani bu kararı alacaklar."

Taş, PKK'nın sadece Türkiye devletine karşı silahlı mücadeleye son  verdiğini, diğer ülke topraklarında silah bırakmadığını ve gerilla gücünü tasfiye  etmediğini belirterek, şunları söyledi:

"Eski tecrübelerime dayanarak şöyle bir formül bulacağını tahmin  ediyorum: 'Türkiye'de silahlı mücadeleye son verdik. Dolayısıyla gerillayı  çekiyoruz. Siyasal demokratik mücadele yöntemlerini benimsiyoruz' diyecekler.  Bunu kararlaştıracaklar. Hemen ardından şunu diyeceklerdir: 'Gerilla Kürdistan'ın  savunma gücüdür. Rojava'da, Kürdistan bölgesinde savaş sürüyor. Dolayısıyla  gerilla, bu savaşta devrede olacaktır. Kürdistan savunma gücü olarak rol oynamaya  devam edecektir.' Böyle bir karara varılacak. Zaten Rojava'da PKK'nın ve PYD'nin  öncülüğünde bir savaş sürüyor. Bu gücü çok daha aktif bir şekilde Rojava'da  kullanacaklar. Belki İran'a karşı da kullanırlar. Yani alınacak karar sadece  Türkiye'ye dönük yanını durdurma ve bitirmedi. Kürdistan'ın diğer 3 parçası için  gerilla gücünü aktif halde tutmaya devam ederler. Yani savunma gücü adı altında  formüle edip işi böyle yürütecekler."

Silahın bırakılması durumunda PKK, KCK ve diğer kadın örgütlerinin  kongreye gitmek zorunda olduklarına dikkati çeken Taş, "KCK adı altında PKK,  askeri ve siyasi ne kadar örgüt ve parti varsa kongreye gidecektir. Çünkü bir  strateji ve sistem değişikliğine gidiliyor. Bu öyle basit toplantılarla  geçiştirilecek bir mesele değildir. PKK, kongreye giderek kendisini değişime ve  reforma tabi tutmak zorundadır. Aslında biz 11 yıl önce bunu yapmak istiyorduk.  Olan yıllara oldu. Türkiye'de PKK gibi illegal yasa dışı örgütlenmelere gerek  yok. Zaten siyasi partileri var. PKK gibi illegal ve farklı amaçlar uğruna  kurulmuş örgütler artık olmayacak. PKK, Tamamen demokratik ve siyasal mücadeleyi  hedef alan bir yapıdır" değerlendirmesinde bulundu.

"PKK bitmiştir"

   Nizamettin Taş, "Aslında PKK bitmiştir. Yani oynayacağı rolü oynamış  ve tarihe karışmıştır. Gerisi uzatma ve Türkiye'nin alacağı tavra bağlı olarak  şekillenecektir. Ancak PKK bitmiş ve tasfiye olmuştur. PKK dönemi tarihsel açıdan  artık kesinlikle kapanmıştır. Dolmabahçe açıklaması bunun fiilen gerçekleştiğini  ilan etmiştir. Bundan sonra stratejik anlamda geriye dönüş olmaz. PKK, Öcalan'ın  çağrısını kabul etmiştir. PKK, Türkiye'ye dönük silahlı mücadeleye son verir ve  güçlerini çekerse bir biçimde tasfiye olmuş olacaktır. Yani ismi ister kalsın  ister kalmasın varlık gerekçesi ortadan kalkacaktır. PKK kalsa bile varlık  gerekçesini yitirecek, ismi kalsa bile özünde eskisi gibi abla olmayacaktır.  Bundan 10 yıl önce de bu karara varılmıştı, nihayet şimdi hayata geçiriliyor. Bu,  niteliksel bir değişimdir. Bir sürecin ciddi olarak bitmesi anlamını taşır" dedi.

Örgüt tercih yapmak zorunda kaldı

PKK'nın silah bırakmada bir tercih yapmak zorunda kaldığını işaret  eden Taş, şunları kaydetti:

    "PKK, şu tercihle yüz yüze kaldı: Ya İran-Şii cephesinde yer alarak bu  süreci sabote edecekti ya da o tercihten vazgeçerek kendini çözüme yatıracaktı.  Anlaşıldığı kadarıyla Kandil de nihayetinde İran'dan uzaklaşarak, Şii cephesinden  giderek vazgeçip diğer tarafta yer alacak. Bunu biraz da zorlayan Kobani'deki ABD  öncülüğündeki koalisyon güçlerinin hava saldırısı, Peşmergelerin ağır silah  desteği sunması ve Türkiye'nin sınırını açması gibi etkenlerdir. Belki çok fazla  dile getirilmiyor ama Türkiye binden fazla YPG yaralısını kendi hastanelerinde  tedavi etti. Şu anda Rojava'nın lojistik bütün ihtiyaçlarını Türkiye karşılıyor.  Yani Türkiye kapıyı kapatsa, Rojava'daki Kürtler hiçbir yerden lojistik destek  alamaz. Bundan sonra ticareti, yeniden yapılanması ancak Türkiye üzerinden veya  Kürdistan bölgesi üzerinden olur. Her iki ihtimalde de eğer PKK, Şii cephesinde  yer almış olsaydı, hem Kürdistan bölgesinin kapısı kapanırdı hem de Türkiye'nin.  Böyle zorlayıcı, objektif faktörler de var."

  Silah bırakmanın bir sonucu olarak Kürtler arasındaki şiddetin de  durdurulması gerektiğini anlatan Taş, "PKK, Kürdistan'da Kürtler içinde yeni bir  sayfa açmak zorunda. İç barışı gerçekleştiremeyen dış barışı hiç  gerçekleştiremez. Bu çözümün bir parçası olarak Kürtler arasında da şiddet  mutlaka devre dışı kalmalıdır. Madem ki siyaset tercih ediliyor ve yoğunluk bu  sahaya kaydırılıyor, öncelikle Kürtler arasında iç barış, özgürlük ve demokratik  bir zihniyet şart. Bu kültürün en başta PKK tarafından içselleştirilmesi  gerekiyor" görüşünü dile getirdi.

Çözüm süreci

Kürt sorununun çözümünde diğer bütün çevrelerin de sürece dahil  edilmesi gerektiğini savunan Taş, "PKK tek başına Türkiye'de Kürt sorununu  çözmeye kalkışırsa, bu yetki gasbı olur, irade gasbı olur. Yani Kürtlerin devrede  olmadığı, Kürtler adına iki gücün karar verdiği problemli bir durum olur. Yani  eğer PKK silahlı mücadeleye son verir ve gerilla gücünü Türkiye'den çekerse,  ondan sonraki süreçte Kürt halkı bütün kurum ve kuruluşlarıyla devreye  girmelidir" ifadelerini kullandı.

   "PKK'nin ilk başta gerilla mücadelesine başlamasının bir gerekçesi  vardı, devlet kurmak istiyordu" diyen Taş, "PKK, devlet kurma stratejisinden  vazgeçip hedef olarak demokratik cumhuriyet tezini savunmaya başlayınca artık  savaşı sürdürmenin de gerekçesini ortadan kaldırdı. Aslında şimdi değil 12-13 yıl  önce artık savaşı sürdürmenin izahı kalmamıştı. Zira demokratik cumhuriyet kurmak  için savaşa gerek yoktu. Demokrasinin kendisi savaşı reddeden bir sistemin  adıdır. PKK'nın 10 maddelik esas üzerinde hükümetle anlaşmasının böyle teorik bir  altyapısı var. PKK açısından zaten savaş gereksizdi. Çünkü savaşı gerekli kılacak  hiçbir amaç ve hedefe sahip değildi. Değişik nedenler ve dış koşullardan dolayı  zoraki bir savaşı sürdürme gerçeği vardı, o da nihayet son buluyor"  değerlendirmesinde bulundu.

HDP'nin baraj sorunu

Taş, barajı aşma potansiyeline sahip olan HDP'nin yüzde 15 oy  potansiyeli olduğunu belirterek, "Fakat bu, barajı aşacağı anlamına gelmiyor.  Eğer demokratik bir zihniyetle hareket etmez, herkesi kucaklayacak bir politika  izlemez, hala kimisine hayın kimisine düşman tavrını sürdürür ve eski  alışkanlıklarını devam ettirirse barajı geçemez. Fakat demokratik, kucaklayıcı,  herkesin kendi rengini yansıtabileceği ve kendi iradesini konuşturabileceği bir  zemin yaratırsa barajı zorlayabilir" diye konuştu.

"Türkiye'ye dönmek istiyor musunuz?" sorusuna Nizamettin Taş,"Bizim  varlık gerekçemiz Kürt sorununun çözümüne bağlıdır. Şahıs olarak gidip gitmememiz  hiç önem arz etmiyor. Kürt sorunu çözülecekse bin yıl dışarıda kalmaya razıyız.  Çözüme hizmet edecekse her türlü riski göze alarak gitmeye de hazırız. Burada  belirleyici olan Kürt sorununun çözümüne nasıl bir katkı sunacağımızdır. Bundan  sonra sorunun bir tarafıyız. Silahlar madem devreden çıkıyor, Kürt sorunu artık  devreye giriyor  ve bunun müzakeresi başlıyor, buna en çok emek veren bir kesim  olarak bir tarafız. Sorunu formüle etme, zeminini ve stratejisini oluşturma  noktasına elimizden gelen her türlü katkıyı sunmaya hazırız. Yeter ki Kürtlerin  kendi içinde ve Kürtlerle Türkler arasında barış gerçekleşsin. Dolmabahçe  Sarayı'ndaki anlaşma çözüme hizmet edecekse her türlü katkıyı sunmaya hazırız"  yanıtını verdi. 

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2015.03.06 11:44 - Son Güncellenme: 2015.03.06 11:44 - HABER MERKEZİ
A