Piyasayı şaşkına çevirdiler

Piyasayı şaşkına çevirdiler

Piyasada Merkez Bankası'ndan 16 Mayıs'ta gelmesi beklenen politika faizinde indirim beklentisine karşılık iki yabancı kurumdan gelen tam tersi görüş şaşkınlık yarattı.

2013.05.15 07:39 - Son Güncellenme: 2013.05.15 07:40 - Ekonomi - HABER MERKEZİ
A
Piyasayı şaşkına çevirdiler

Dünyada merkez bankalarından ardı ardına faiz indirimlerinin geldiği, içeride sermaye girişinin güçlü ekonomik görünümün zayıf seyrettiği bu dönemde, 16 Mayıstaki PPK toplantısında TCMB'nin yeniden politika faizinde indirime gitmesine neredeyse kesin gözle bakılıyor.


TCMB'nin faiz koridorunda değişikliğe gitmesinin yanısıra rezerv opsiyon katsayısında artışa gitmesinin beklendiği toplantıda genel kanı politika faizinde 25-50 baz puanlık indirim yönünde olsa da iki yabancı kurum TCMB'nin bu toplantıda politika faizinde değişikliğe gitmeyebileceğini bildirdi.

Dünyanın önde gelen kurumlarından Goldman Sachs ile Merrill Lynch'den gelen değerlendirmeler şaşkınlık yarattı.

TCMB NEDEN FAİZ İNDİRMEMELİ?

Uluslararası yatırım kuruluşu Merrill Lynch tarafından hazırlanan raporda, 16 Mayıs'ta düzenlenecek olan PPK toplantısında piyasadaki genel beklentinin aksine TCMB'nin faiz indirmemesi gerektiği savunuldu.

Bank Of America Merrill Lynch Küresel Araştırmalar tarafından hazırlanan Küresel Gelişmekte Olan Pazarlar Raporu'nun  Türkiye bölümünde "Piyasadaki 25-50 baz puanlık indirim beklentisine karşın biz TCMB'nin faiz oranlarını değiştirmemesi gerektiğini düşünüyoruz" denildi

Merkez Bankası'nın çok araçlı politikasının anlaşmazlığa neden olduğunun kaydedildiği raporda, politikanın çelişkili işaretler ve ani u-dönüşleri nedeniyle eleştirildiği bildirildi. Raporda, Merkez Bankası'nın politikasını uzun süre devam ettirmesi halinde iç tutarsızlığa neden olabileceğine yer verildi.

Raporda, Merkez Bankası'nın neden faiz indirmemesi gerektiği beş maddede özetlendi.

1. Politika faizinin TCMB'nin 2013 yıl sonu ve 2014 tahminleri ve hedefleri ile uyumlu.

2. Hızlanan kredi büyümesi şu an için yeni faiz indirimine ihtiyaç olmadığını gösteriyor.

3. TCMB halen TL'yi TL fonlamayı artırma ve Rezerv Opsiyon Mekanizması yılları ile zayıflatabilir.

4. Tahvil piyasası henüz önceki faiz indirimlerini bile fiyatlamadı.

5. Amerikan tahvili faizleri TCMB'nin hazırlıklı olması gerektiğini gösteriyor.

GOLDMAN SACHS: TCMB POLİTİKA FAİZİNDE DEĞİŞİKLİĞE GİTMEYEBİLİR

Kısa vadeli Türkiye'nin makro görünümünün güçlü olduğuna dikkat çeken Goldman Sachs, ekonomide belirgin toparlanmanın olası olduğunu bildirdi. İç talepte canlanmanın büyümeyi destekleyeceğini kaydeden kurum, ''enflasyon trendi olumlu seyredecek. Kısa vadede Türkiye konusunda yapıcıyız'' değerlendirmesinde bulundu.

Goldman Sachs, TCMB Para Politikası Kurulu'nun toplantısında politika faizinde indirime gitmeyebileceğini, ROK'ta sert artışa gidebileceğini savundu. TCMB'nin faiz koridorunun altı bandını, borçlanma faizini 25 baz puan indirerek yüzde 3.75'e indirmesini bekleyen Goldman Sachs, TCMB'nin aynı zamanda ROK oranlarını 30-40 baz puan gibi daha agresifşekilde artıracağını öngördüğünü belirtti.

Piyasanın beklentisinin de 25 baz puan indirim yönünde olduğunu belirten Goldman Sachs, ancak piyasanın ROK'ta artışı 10 baz puan olarak tahmin ettiğini vurguladı.

''ÖZEL SEKTÖRÜN BORCU BÜYÜYOR''

Goldman Sachs, dış borç finansmanın kalitenin bozulduğuna dikkat çekerek daha fazla güvensiz kaynak kullanıldığı, portföy yatırımlarının ana finansman kalemi olduğu, borç finansmanının yüzde 46'sının portföy yatırımı olduğu ve 2007'de bu oranının yüzde 36 düzeyinde olduğunu belirtti. Özel sektörün çok fazla dış borç biriktirdiğine değinen kurum, Türk özel sektörünün kaldıracağının yükseldiğine dikkat çekti. Bankacılığın net dış borcunun GSYH'nın yüzde 10,8'ine tekabül ettiğini bildiren kurum, banka dışı için bu oranının yüzde 20'yi aştığını dile getirdi.

DÜNYADA FAİZ İNDİRİMİ FURYASI

Avrupa Merkez Bankası, Avustralya, Hindistan, G.Kore, Vietnam, Sri Lanka, Polonya ve son olarak İsrail Merkez Bankası'nın faiz indirimine gittiği bu dönemde
son bir ayda merkez bankalarından kaynaklanan faiz indirimi trendiyle birlikte küresel sermayede gelişmekte olan ülkelere doğru bir kayış olduğuna dikkat çeken ekonomistler TCMB'den faiz indirimi gelmesinin kaçınılmaz olduğunu belirttler.

''EKONOMİK TOPARLANMA ZAYIF, FAİZ İNDİRİMİ İÇİN ALAN VAR''

Erste Securities Başekonomisti Nilüfer Sezgin, faiz indirmenin belli riskleri olduğunu kaydederek fazla gevşemenin faizde aşırı düşüş ve iç talepte aşırı ısınmaya yol açma gibi riskleri olabileceğini belirtti.

Şu anda ekonomik aktivitede toparlanmanın zayıf gittiği bir döenmde politika faiz indiriminin çok riskli bir hareket olmayacağı görüşünü paylaşan Sezgin, diğer gelişmekte olan ülkelerde faiz indirimlerinin devam ettiğini, Merkez Bankası'nın buna tepkisini toplu bir şekilde Nisan ayında verdiğini, Nisan ayından bu zamana geçen süreye bakıldığında ise bazı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde 25 baz puan ağırlıkta olmak üzere faiz indirimlerine devam edildiğini söyledi. Sezgin, Merkez Bankası'nın bir miktar daha faiz indirimi için alan olduğunu iddia etmenin çok yanlış olmayacağını dile getirdi.

Merkez Bankası'nın faiz indirimine sebep olan ve piyasayı faiz indirimine beklentisine sokan temel gerekçenin kur olduğunu savunan Sezgin, sepet kurun bulunduğu 2,08 seviyelerinin reel efektif kur endeksini 120 seviyelerine doğru yaklaştıran seviyeler olduğunun altını çizdi. Bu seviyelerin faiz indirimi ihtiyacını azaltan seviyeler olduğunu bildiren Sezgin, agresif faiz indiriminin kur tarafında risk yaratabileceğini söyledi.

Merkez Bankası'nın aşırı değerlenmeyi engellemek için faiz indiriminden bahsettiğini fakat bu durumun hep böyle gitmeyeceğinin göz önünde bulundurulabileceğine dikkat çeken Sezgin, ''Örneğin ABD 10 yıllık tahvillerdeki yükseliş paralelinde ABD'deki toparlanmanın hızlı olacağı, çıkış stratejisi vs bunlar kapsamında bize yansımasının olacağı, faiz seviyelerini yukarı itebileceği, kurda bir zayıflamaya yol açma ihtimali de olabileceği gibi gelişmeler dikkate alındığında çok agresif bir faiz indirimine gitmesi riskli olabilir ama 25 baz puan şu aşamada sıkıntı olmaz diye düşünüyorum. Merkez Bankası yalnızca faiz politikasına güvenmiyor. Kurda olası bir atakla mücadele etmek için rezerv opsiyon mekanizmasına da güveniyor. Kısa vadeli hızlı sermaye çıkışı dönemlerinde rezerv opsyion mekanizmasının devreye girerek TL'deki değer kaybını sınırlamasını bekliyor. Dolayısıyla tek aracı bu olmadığı için şu anda çok riskli durmuyor'' diye konuştu.

Bu sene muhtemelen büyümenin yüzde 4'ün altında kalacağını bildiren Sezgin, pek çok merkez bankasının faiz indirimine gittiği, Avrupa Merkez Bankası'nın dahi faiz indirimi olmasa bile başka kanallarla gevşemeye devam edeceğinin görüldüğü ortamda TCMB'den gelecek 25 baz puanlık faiz indiriminin sürpriz olmayacağını dile getirdi.

Politika faizinin yanısıra bankanın alt ve üst bantta 25'şer baz puan indirime gitmesini beklediklerini kaydeden Sezgin, gecelik faizlerin yüzde 4'e geldiğini, Merkez Bankası'nın likidite politikasını oldukça gevşetmiş durumda olduğunu belirtti.

Merkez Bankası'nın Enflasyon Raporu'nda yer alan ''politika faizi asıl faiz olacak, gecelik faizinin de politika faizine yakın seviyelerde oluşmasını öngörmek lazım'' yönündeki söylemine dikkat çeken Sezgin, Merkez Bankası gevşemenin hazırlığını yapıyor gibi gözüküyor ve beklentiden de öte Merkez

Bankası'nın likidite politikasıyla da politika faiz indiriminin olabileceğinin sinyali biraz biraz alınıyor aslında'' değerlendirmesinde bulundu.

''BOL LİKİDİTE DÖNEMİ YAPISAL RİSKLERİ AZALTIYOR''

Ekspress Yatırım Başekonomisti Özlem Derici, bol likidite döneminin Türkiye'nin yapısal risklerini azalttığını belirtti. Merkez Bankası'nın rezerv opsiyon mekanizmasıyla 35-40 milyar dolarlık biriktirdiği kaynak olduğunu kaydederek, TCMB'nin bankacılık sistemi açısından bir cephane biriktirilmesine aracılık ettiğini ifade etti. Derici, hızlı bir sermaye çıkışı riskinin gerçekleşmesi durumunda bu kaynağın kullanılmasının söz konusu olacağını dile getirdi.

''FAİZ İNDİRİMİNE GİDİLMEZSE FARK AÇILIR, SERMAYE AKIMLARI HIZLANIR''

Şeker Yatırım Ekonomisti İbrahim Aksoy, Merkez Bankası'nın politika faizi, alt bant ve üst bantta 50'şer baz puanlık indirime gitmesini, ROK'ta ise döviz tarafında 0,2 puanlık artış beklediğini belirtti.

Aksoy, Merkez Bankası'nın özellikle üretim tarafında ekonomik aktiviteye destek olmak ve TL'yi dış ticaret açısından rekabetçi tutmak için faiz indirimine bu toplantıda devam edeceğini ifade etti. İlk çeyrekte yüzde 1 civarında büyüme beklediğini belirten Aksoy, tüm yıl için yüzde 4 büyüme hedefinin yakalanması için Merkez Bankası'nın desteğine gerek olduğuna dikkat çekti.

Kurun bu seviyelerdeki seyrine devam etmesi halinde reel efektif kur endeksinin Mayıs'ta 121,5 civarında gerçekleşmesini beklediğini kaydeden Aksoy, geçen toplantıda bankanın 50 baz puan indirime gitmesine rağmen kurda değer kazancı görüldüğünü söyledi. Bankanın 25 baz puan indirime gitmesi durumunda sepet kurun 2,06 seviyesine doğru gevşeyeceği öngörüsünü paylaşan Aksoy,  bunun Merkez Bankası tarafından arzu edilmeyeceğini belirtti.

Aksoy kredi büyümesindeki hızlanmaya rağmen bunun halen reel ekonomiye yeterince yansımasının olmadığını kaydederken, imalat sanayi göstergelerinden PMI verisinin halen 50'nin üzerinde olsa da Nisan itibariyle 51,3'e düşmesinin parasal koşullardaki gevşemenin üretim tarafına henüz çok yansımadığının başka bir göstergesi olduğunu dile getirdi.

Gelişmekte olan piyasalarda faiz indirimi sürecinin devam ettiğine dikkat çeken Aksoy, bu süreçte Merkez Bankası'nın faiz farklarını azaltmak için faiz indirimine gideceğini dile getirdi. Bankanın faiz indirimine gitmemesi durumunda faiz farkı açılacağı için Türkiye'ye kısa vadeli sermaye akımlarının daha fazla gelmeye başlayacağını, bol likidite ortamında bunu engellemek için bankanın faiz indireceğini söyledi. 

Diğer Ekonomi Haberleri için tıklayın


2013.05.15 07:39 - Son Güncellenme: 2013.05.15 07:40 - HABER MERKEZİ
A