ÖZİNCE: SANIRIM BİZİ DE GELİP GÖTÜRECEKLER
Babacan'ın 'Bunu polisiye tedbirlerle yapmak istemiyoruz' sözlerine Özince'den tepki..
2011.03.30 10:05 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Ekonomi - HABER MERKEZİ
İŞ Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Devlet Bakanı Babacan'ın bankacılık sektörüne yönelik önlemler için "Bunu polisiye tedbirlerle yapmak istemiyoruz" sözlerine veryansın etti.
BASINDAKİ GİBİ ALIP GÖTÜRMEK KALDI
Devlet Bakanı Ali Babacan'ın Merkez Bankası'nın 'düşük faiz, yüksek karşılık' politikası sonrasında kredi hacmini değerlendirme tarzı Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince'yi rahatsız etti. "Ortalamayı yükselten üç-dört banka tesbit ettik, bunun geçici olduğunu düşünüyoruz. Bunu polisiye tedbirlerle yapmayı tercih etmiyoruz" diyen Babacan'a Özince, "Polisiye derken, herhalde geriye sanırım basındaki gibi gelip götürmek kaldı" sözleriyle karşılık verdi. Gazeteci Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutuklanma sürecine atıfta bulunarak tepkisini dile getiren Özince devamında da "Basındaki yöntemler uygulanacaksa, yok teslim. Munzam karşılıklar artmaya devam etsin. Hatta tamamını verelim" dedi.
HUKUK DEVLETİ DEĞİL MİYİZ
İş Bankası'nın Erbil'de şube açılışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özince, şunları dedi: "Bu hakikâten şaka gibi. Polisiye ne tedbir uygulayabilirsiniz ki bir bankaya? Hukuk devletinde değil miyiz? Ne biçim ifadeler bunlar. Hangi polisiye? Polislik birşeyimiz varsa yerimizde durduğumuz kabahat zaten. Görevini yanlış yapan bankacıya çok rahatlıkla otorite 'ben bunu uygun görmüyorum' diyebiliyor. Ama halka açık bir anonim şirketi bu şekilde ele alamazsınız. O zaman Türkiye, yönetimin doğru düzgün ve güvenilir olduğu bir ülke olmaktan çıkar."
Banka bazında, kredi bazında politikalar değil de genele yönelik politikalar izlendiğine dikkati çeken Özince, "Deniyor ki bazı bankalara birtakım el altından bilgiler uçuruluyor. Hep bazı bankalar teşhisi vardır. Bazı bankaya kızılır, bütün bankaya laf edilir. Bazı bankanın bir konusu yetersizdir, bütün bankalara teşmil edilir. Kimin kimden ne şikâyeti varsa devletin mekanizmaları bunun gereğini yapmaya müsait. Mahalle hocası mantığıyla bütün sınıfı falakaya yatırmaya gerek yok" diye konuştu.
ÜZERİMİZE ÇOK GELİYORLAR
Özince, son dönemde bankacılık sektörüne yönelik alınan kararların sektöre etkilerine ilişkin de şu görüşleri dile getirdi: "Korkarım şu olacak; biz milyonlarca müşteriye 'pardon kredi bitti, limite dayandık' diyemeyeceğimize göre az sayıdaki kurumsal müşteriden, büyük ihtimalle daha çok büyük müşterilerden çekileceğiz. Veyahut bazı imkânı olan bankalarımız, eğer yurtdışında bir bankanın iştirakiyse oraya gönderecekler. Daha olmadı yurtdışındaki bankalarla birtakım yapılandırmalara girip krediyi buradan verip orada gösterecekler. Daha da olmadı birtakım kredilerini yurtdışındaki bankalara satacaklar. Yani ben dış ticaret açığıyla mutlaka mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama bu sadece ithalatı azaltmaya çalışmakla olamaz. İhracatı artırma işini kim yapacak? Bu politikalar etkin olur mu olmaz mı bilmiyorum, ama canımızı çok yaktığı kesin. Peki canı yanan kim? Canı yanan ben değilim. Ben zaten bankanın maaşlı çalışanıyım. Banka hissedarı olan milyonlarca insan var. Sadece İş Bankası hissedarı olan 200 bin yatırımcı var. Bu yatırımcılar bugün buraya koydukları sermayenin kârını tahsil dahi edemiyorlar. BDDK, en güçlü bankalarımızda dahi elde edilen kârı çoğunlukla sermayeye ekletiyor. Devamlı bankacılık sektörünün çok kârlı olduğu söyleniyor. Hatta bu konuda en fazla şikâyeti olan birtakım sivil toplum yöneticisine 'sizin kâr beklentiniz nedir' dediğimde, 'yüzde 40' diyebilecek kadar da Türkiye'de kârlı işadamları var.
KARLARA GEREKSİZ TIRPAN
Sonuçta ben bankacılık sektörünün çok zamansız ve çok gereksiz bir şekilde kârlılığının tırpanlandığını düşünüyorum. Hadi munzam karşılığı arttırdınız, anlamıyorum ben de... Bir nedeni, mantığı var. Peki bunun faizini vermemek niye? Faizi sıfır yapmak niye? Niye sıfır? Bir değil, iki, üç değil... Bunları söylediğimizde ülke örneği veriliyor. O ülkelerde bankalara devlet garanti veriyor. Biz bankacılık sektörüne devletin garantisini reddetmiş sektörüz. 'Katiyen yapılmamalı' dedik. Ben bu politikaların mutlaka doğru bir nedenden kaynaklandığını ama yanlış tedavi yöntemi olduğunu düşünüyorum. Doğru tedavi yönteminin ne olabileceğine dair birtakım önermeler yaptığımızda, bunların serbest piyasada uygulanamaz diye cevaplara şahit olduk. Serbest piyasa ekonomisinde hiçbir şey yapılamıyor da yapıla yapıla sadece bankalara mı yapılıyor?" Bankacılık sektörünün üzerine fazla gelindiğini ifade eden Özince, "Hiç hak etmediği şekilde üzerine gelindi. Biz özel teşvik alan sektör değiliz. Bankaların istikrar ortamına çok olumlu etkileri oldu. Bunların hepsi kriz aşmış bankalardır" dedi.
BÜYÜMEYİ YAVAŞLATMAK İSTİYORUZ
Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erdem Başçı da, Prag'da yaptığı açıklamada, hızla artan kredi büyümesini yavaşlatmanın banka olarak birinci endişeleri olduğunu söyledi. Başçı, özellikle sermaye girişleri nedeniyle hızlanan kısa vadeli kredilerdeki büyümeyi yavaşlatmaya çalıştıklarını belirterek, faizleri indiren zorunlu karşılıkları arttırmanın kredi büyümesinin engellenmesine ve hızlı sıcak para girişinin yavaşlatılmasına yardımcı olduğunu vurguladı.
IRAK'TA CİDDİ BÜYÜYECEĞİZ
Ersin Özince, Irak ile ilgili olarak da, "Irak'ta bugüne kadar bizi durduran yegane şey güvenlikti. Biz Irak'ta ciddi büyüyeceğiz. Ve burada bir şubeyle gördüğümüz gelişim, kısa zamanda dört-beş şubeye varacak. Bunlar Erbil, Bağdat, Basra ve Süleymaniye olabilir. Buna Zaho ve Dohuk da eklendi" dedi. Irak'ta lisans müracaatlarının olduğunu ifade eden Özince, imkân olursa buradaki teşkilatı Irak Bankası şekline dönüştürmeyi istediklerini belirterek, bölgede şube açmak yerine, bu ülkelerin hepsinde şubesi bulunan bir bankaya sahip olmanın doğru yaklaşım olacağını söyledi.
BANKA SERMAYESİ DIŞARI KAYAR
Alınan kararların kârlılığı 'çok kötü' etkileyeceğinin altını çizen Özince, "Benim kaygım şu; Türkiye'den dışarıya banka sermayesi kayar. Veya Türkiye'ye gelecek olan banka sermayesi başka ülkelere gider. Büyük banka alımı, böyle bir resimle çok fazla söz konusu olmaz. Alımı bir tarafa bırakın, büyük sermayesi girmez" dedi. Türkiye'deki tüketici kredilerinin AB ülkelerinin hangisiyle kıyaslanırsa kıyaslansın son sırada yer aldığına işaret eden Özince, "Ve biz şimdiden dış ticaret açığı engeline takıldık. Tüketicinin ve reel kesimin finansmanı nasıl büyüyecek? Dış ticaret açığı bu kadar önemliyse bunu sığ bankacılığı durdurarak mı önleyeceksiniz sadece? Bunun hiç mi çaresi yok? Merkez Bankası sürekli diğer önlemler, diğer önlemler diyor. Bir Allah'ın kulu çıksa da diğer önlemler neymiş açık açık söylese bunları da, biz 'hepsi yapılıyor, bir tek bankacılığa yüklenmekle kalınmıyor' desek... Neymiş diğer önlemler? Bunu bir bulup çıkartmakta yarar var" değerlendirmesi yaptı.
EN SON HABER.COM