Özal Savcısından gündem yaratacak iddialar
8'inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a yönelik suikast girişimini araştırmakla görevlendirilen Savcı Uğur Tönük ifadesinde, soruşturmayı bırakması için dönemin MGK Genel Sekreteri Sabri Yirmibeşoğlu'nun aracılarla tehdit ettiğini, kendisine de Malatya'da ateş edildiğini ve kızının kaçırıldığını anlattı.
2013.05.18 11:38 - Son Güncellenme: 2013.05.18 11:38 - Güncel - HABER MERKEZİ
Arzu Yıldız'ın Taraf'taki haberine göre, Tönük'ün ifadesinde öne çıkan ayrıntılar şöyle:
"Ben o dönemde Yargıtay Başsavcı Yardımcısı olarak görev yapıyordum. Sonra Yargıtay üyeliğine seçildim. Ben bu suikasttan önce Kemal Horzum olayının tahkikatını yapıyordum. Sonra beni bu olayla görevlendirdiler. Başlangıçta ben bu olayla ilgili olarak Emniyet'ten yardım aldım. Bilgi aldığım başka kurumlar da olabilir. Tahkikatla ilgili herhangi bir rapor hazırlamadım. Çünkü beni İstanbul Ulus'ta bir villaya çağırdılar. Üç kişi vardı. İsimlerini söylemediler ben de ulaşamadım. Sonrada herhangi bir yerde kimliklerini tespit edecek bilgiye ulaşamadım. Bana 'Paşamız bu tahkikatı yapmanızı istemiyor' dediler. Bu paşa dönemin MGK Genel Sekreteri Sabri Yirmibeşoğlu'ydu. Ortam çok gergindi. Hatırladığım kadarıyla mealen 'Bu soruşturmayı bırak, işi karıştırma çek git, yoksa senin akıbetin de iyi olmaz' gibi benzer ifadeler kullanarak beni tehdit ettiler. Ben bu işin suikast olduğu kanaatini edindim."
DOĞAN PAŞA VAATTE BULUNDU
"Ayrıca tetiği çeken Kartal Demirağ'ın başka bilinmeyen güçler tarafından yönlendirildiğini, asıl sorumluların bunlar olduğunu fark ettim. Daha sonra Ankara'da MGK Genel Sekreteri Doğan Beyazıt Paşa beni 'Bir işim var' diye çağırdı. Bana bizzat 'Seni Toplumla İlişkiler Başkanlığı'na getireceğim. Ancak benim dediğim kararları vereceksin' dedi. Aramızda münakaşa çıktı. Ben ona hakaret falan ettim. Bu olaydan 10 gün sonra isteğimle emekli oldum...
SABRİ YİRMİBEŞOĞLU
Toplumla İlişkiler Başkanlığı, başında Sabri Yirmibeşoğlu'nun olduğu, MİT, Emniyet, CIA ve Dışişleri temsilcilerinin bulunduğu özel bir kurumdu. Bu kurum askeri açıdan önemliydi. Sanırım benden çok daha önemli işler isteyecekleri için benden bunu istediler. Sabri Yirmişbeşoğlu beni bizzat tehdit etmedi. Bu kişilerin kim olduğunu bilmiyorum. Ancak Ulus semtinde MİT bürolarının olduğunu biliyorum."
SİLAHI DEMİRAĞ'A POLİSLER VERDİ
"Suikast eylemi sırasında silahın kongre salonuna nasıl girdiğine dair bir delil o dönemde yoktu. Ancak silahı Kartal Demirağ'a polislerin verdiğini düşünüyorum. Soruşturma sırasında kullanılan silahın kriminal incelemesi emniyetçe kullanılan silahlarla ya da askeriyede kullanılan silahlarla aynı olmadığına dair araştırma benim soruşturmamda dosya içerisinde yoktur. Bununla ilgili net bilgim yoktur."
ÖZAL'A SUİKASTİ ANLATTIM
"Ben suikasttan sonra Turgut Özal ile İstanbul Harbiye Orduevi'nde buluştum. Konuyu bizzat arz ettim. Ben olay hakkında ayrıntılı bilgi verdim. Yukarı da bahsettiğim gibi tek bir şahsın yapmadığını bahsettim. Bu konuyla ilgili Ahmet Özal da benimle birkaç defa konuştu."
'KIZIMI KAÇIRDILAR'
"Özal suikastıyla ilgili Malatya'da incelemeye gitmiştim. Ben Battal Gazi İlçesi'nde yol kenarında otururken bir araç yaklaştı ve içerisinden birkaç el silah sesi geldi. Kendimi yere atıp başka bir araca binmek suretiyle olaydan yara almadan kurtuldum. Olaydan sonra on gün eve gitmedim. Eve gitmediğim için eve gidip 'Baban kayboldu' diye kızım Gülsefa'yı alıp götürmüşler. Bu sırada kızım üniversite öğrencisiydi. Kızımı evden alıp götürenlerin resmî şahıslar olduğu kanaatindeyim. Bunun sebebinin de beni arayıp bulmak olduğunu düşünüyorum. Çünkü ben o dönemde de evde değildim. Ben Malatya'da tahkikata yalnız gittim. Eşim ve çocuklarım evde kalmışlardı. Kaçırma olayı bahsettiğim gibi oldu. Eşim ve çocuklarım evde kalmışlardı."