"Öz ana babasını unutturmayın"
Diyanet'in koruyucu aile ile ilgili yaptığı '"Öz çocuk gibi değil, din kardeşi gibi muamele edin" yorumunu sorduk
2015.01.16 08:51 - Son Güncellenme: 2015.01.16 08:51 - Güncel - HABER MERKEZİ
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, koruyucu olmak isteyenler ailelerin sorduğu "Koruyucu aile olmanın hükmü nedir?" sorusunu yanıtladı. Kurul, İslam'a göre himayeye muhtaç çocukların bakımının insanlık ödevi olduğunu vurgularken, kimsesiz çocukların bakımını üstlenirken yeni kıstas getirdi. Kurul, "Kimsesiz çocuklara yardım eli uzatılmalı; eğitilip sanat ve meslek sahibi yapılarak topluma kazandırılmalıdır. Fakat bunu yapmak için hiçbir kimsenin, çocuğun kendi soy kütüğü ile ilişkisini kesme, öz ana babasını unutturma hakkı olmadığı gibi kanuni mirasçıları arasına katma, aile içi tesettür ve mahremiyet bakımından öz evlat gibi davranmak da doğru değildir. İslam'ın tavsiyesi; ona öz çocuk gibi değil, bir din kardeşi gibi muamele etmektir" tavsiyesinde bulundu. Kurulun görüşü tartışma yarattı...
'Diyanet'ten maksadını aşan bir açıklama'
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Mehmet Hayri KIRBAŞOĞLU: İslam hukukunda bugünkü gibi bir üvey evlatlık sistemi olmadığı için, bunun hukuki sonuçlarını düşünerek bunu söylemişler. Maksadını aşan bir açıklama. Yoksa sevgi, ilgi bakımından tamamen öz çocuğu gibi bakması lazım. O çocuğu kanuni mirasçıları arasına katamayabilir ama ailenin maddi durumu iyiyse çocuğun geleceğini teminat altına almak için ona malından birtakım yardımda bulunabilir. Bu yardımın sınırı yok. Müslüman olmayanlara bile bir Müslüman malından yardımda bulunabilir. Bugünkü pozitif hukukta böyle bir çocuğun durumu belli, İslam hukukunda belli. Dolayısıyla burada niçin "Öz çocuğu gibi bakmamalı" gibi ifade kullanılır? Bunu açıklamaları gerekir. Yanlış anlamaya elverişli, problemli bir ifade.
'Bu söylemi ciddiye almak gerekiyor'
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr Talip ÖZDEŞ: Diyanet'in bu değerlendirmelerini ciddiye almak gerekiyor ama üslup açısından söylemler yeniden gözden geçirilmeli. Bu söylemler insanların bu çocuklara sahip çıkmasına engel olmamalı. Hukuken zaten evlatlık alınan kimse sizin öz evladınız gibi olamaz ama çocuğumuz gibi bakmamıza, onu yetiştirmemize engel olmamalıdır. Diyanet'in açıklaması genel bir çerçeve çiziyor ama daha ayrıntılı değerlendirmesi daha doğru olurdu.
'Çocuğu alıp işkence yapmıyorlar'
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan GÜLLÜ: Koruyucu aile sıfatını aldığında da zaten bu adamlar evlat muamelesi yaparak koruyor, kolluyor. Göstermelik değil, koruma içgüdüsünü ortaya koyuyor. Çocuğu alıp işkence yapmıyorlar. Aldıktan sonra mirastan mahrum bırakarak da taciz etmiyorlar. Soy kütüğüne evlatlık geldiği de işleniyor zaten. Söyledikleri cümlelerde kendileriyle çelişen bir açıklama bu. Bu konuda ben Diyanet'in açıklamasının neyi amaçladığını anlayabilmiş değilim.
'Mahremiyet ilişkisi olmamalı'
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Prof. Dr Şaban Ali DÜZGÜN: Koruyucu aile olarak maddi-manevî her türlü bakım ve sorumluluğunu aldığımız kız ya da erkek bir çocuğa evimizin kapılarını açarken düşünmemiz gereken ilk şey onunla mahremiyet ilişkimiz olmamalıdır. Kuran'a göre; bu çocuklar koruyucu ailenin gerçek çocukları değildir. Burası doğru. Ama onların çocuk oldukları da doğru olan başka bir şey. Yapılması gereken şey, koruyucu ailenin yanındaki çocukların 13 yaşına kadar aileyle birlikte kalmaları, daha sonra devletin kontrolündeki ev ve yurtlara geçmeleridir.
'Öz evlat zaten olamaz'
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr Abdülaziz BAYINDIR: Diyanet'in "Hiçbir kimsenin, çocuğun kendi soy kütüğü ile ilişkisini kesme, öz ana babasını unutturma hakkı olmadığı gibi kanuni mirasçıları arasına katma, aile içi tesettür ve mahremiyet bakımından öz evlat gibi davranmak da doğru değildir" açıklamasına tamamıyla katılıyorum. Orada yazıldığı gibi davranmak gerekiyor. Öz evlat zaten olamaz. İlk günden itibaren kimin çocuğu olduğunu bilmesi lazım.