"ÖTV artışlarının enflasyonu artırıcı etkisi olmayacak"

"ÖTV artışlarının enflasyonu artırıcı etkisi olmayacak"

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, yeni yıl itibarıyla yapılan ÖTV artışlarının otomotivde ve lüks tüketime yönelik olduğunu vurgulayarak, ÖTV artışlarının enflasyonu artırıcı etkisi olacağını düşünenlere katılmadığını vurguladı.

2014.01.02 19:47 - Son Güncellenme: 2014.01.02 19:47 - Ekonomi - HABER MERKEZİ
A
"ÖTV artışlarının enflasyonu artırıcı etkisi olmayacak"

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, yeni yıl itibarıyla yapılan ÖTV artışlarının otomotivde ve lüks tüketime yönelik olduğunu vurgulayarak, ÖTV artışlarının enflasyonu artırıcı etkisi olacağını düşünenlere katılmadığını vurguladı. Zeybekci, "Bu süreçte ekonomi kendi kurallarını koyacaktır. Böyle durumlarda talep olmayacağı için fiyatlar bir süre sonra kendi içinde düşecek ve bu süreçten sonra kendi dengesini sağlayacağını düşünüyorum" dedi.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin Ankara'da düzenlediği "2013 Yılı İhracat Değerlendirme Toplantısı"nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Ekonomi Bakanı Zeybekci, otomobil, alkollü içki, sigara ve cep telefonundaki ÖTV artışlarının enflasyona etkisini değerlendirdi. Ekonominin kuralları olduğunun altını çizen Zeybekci, aşırı sıkı politikalar ya da tüketimi kısıtlayıcı politikaların büyümeye de doğrudan etkisinin bir sene sonra yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Zeybekci şunları kaydetti:

"ÖTV artışlarıyla ilgili bu dönemde yapılan; lüks tüketim üzerine konulan ilave tedbirler Türkiye'de son dönemde yaşanan aşırı miktardaki kur artışları, TL'nin aşırı değer kaybıyla doğru orantılı bir şey. Kur artışlarında, dışarıya yüzde 100 bağımlı olduğumuz enerjide ve doğalgazda bunlar tüketiciye ve dar gelirli vatandaşlara yansıtılmamaya çalışılıyor. Tüm buradaki açıklar ve farklılıklar bütçe kaynaklarıyla karşılanıyor. Ancak kurdan kaynaklanan dış etkilerden, kaynaklanan ve tamamen suni olduğuna ve geçici olduğuna inandığımız bu artışların lüks tüketim ve bütçe imkanları ile karşılanmasını beklemek ekonominin kuralları açısından doğru olmaz diye düşünüyorum. Şu sıralar ekonomide ÖTV artışları otomotivde ve lüks tüketimde ki artışlardır. Bunun ekonomiye olumsuz etkisi olacağını düşünmüyorum. Enflasyonu artırıcı etkisi olacağını düşünenlere de katılmıyorum. Bu süreçte ekonomi kendi kurallarını koyacaktır. Böyle durumlarda talep olmayacağı için fiyatlar bir süre sonra kendi içinde düşecek ve bu süreçten sonra kendi dengesini sağlayacağını düşünüyorum."

"DÖVİZLE İLGİLİ ANİ HAREKETLER GEÇMİŞTE MAALESEF BİZİM DİKKATİMİZİ ÇEKTİ"
İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarıyla ilgili olarak bankaların ve şirketlerin döviz aldığı ve döviz kurlarının artmasıyla birlikte operasyondan sonra 2 milyar dolar kar elde ettiğine yönelik açıklamaları hatırlatılarak, Bakan Zeybekci'ye, böyle bir karın elde edilmesi için 35-40 milyar dolarlık döviz alınmasının gerekli olduğuna yönelik söylentiler soruldu.

Bakan Zeybekci, şu değerlendirmede bulundu:

"Geçmişte Türk Ekonomisi'nin kırılgan dönemlerinden söz etmek istiyorum. 28 Şubat ve ondan sonraki Anayasa krizleri ve sonrasında kendi kendimize ürettiğimiz kriz dönemleri oldu. Türkiye kendi kendine kriz üretebiliyor. Kriz anlarında, olumsuzluk anlarında, sıkıntı anlarında geçmişte kötü anılarımız var. Devletin kayıtlarında dövizle ilgili ani hareketler geçmişte maalesef bizim dikkatimizi çekti. İçişleri Bakanımız Efkan Ala'nın söylemeye çalıştığı şudur: Ortada bir olumsuzluk varsa bunun mutlaka bir pozitifi olması gerek. Çünkü tabiatta hiçbir zaman hiçbir şey yoktan var olmaz. Bununda Türkiye olarak bankacılık sitemi içinde kayıtları mutlaka vardır. Ticaret özgürdür ancak ülkenin menfaatleri anlamında bir negatiflik varsa bunlar ortaya çıkacaktır. İnceleme ve çalışma olacaktır. Her kim ki ülke menfaatlerini olumsuz etkileyecek bir şey yaparsa sonuçlarını da görecektir tabi ki."

"MERKEZ BANKASI'NI GÖREV VE SORUMLULUK ALANI İTİBARIYLA MERKEZ BANKASI'NA BIRAKMAK LAZIM"
Bir soru üzerine önceki Bakanların söylemediklerini söylemek gibi bir gayret içinde olmadığını vurgulayan Bakan Nihat Zeybekci şunları söyledi:

"Şükürler olsun ki biz son üç Ekonomi Bakanı da aynı siyasi görüşe sahip ve aynı hükümet içinde birbirini devreden Bakanlarız. Bir devamlılık söz konusudur. Şunu söylemeliyim ki artık işi ehline bırakmamız gerekir. Merkez Bankası'nı görev ve sorumluluk alanı itibarı ile Merkez Bankası'na bırakmak lazım. Ekonomi Bakanlığı olarak tabi ki önceliğimiz ülkenin genel anlamda üretimi, istikrarı, refahı, kalkınması, daha çok ihracatın olması ve halkın mutlu olması yönünde olmalıdır. Merkez Bankası'nın almış olduğu tedbirler tamamen teknik ve profesyonel tedbirlerdir. Ama şöyle bir şeyde var Merkez Bankası'nın müdahaleleri mutlaka olmalı. Merkez Bankası ülkemizin döviz ihtiyaçlarını her dönemde karşılamalıdır. Ancak illaki dövizi düşürmeye yönelik bir gayreti olmazsa olmaz olmamalı. Zamanla bu dengeyi tutturacaktır diye düşünüyorum. (TİM Başkanı Büyükekşi'nin konuşmalarına işaret ederek) 'Türkiye'de cari açık problemi yoktur. Türkiye'de inovasyon problemi vardır.' Genel bir politika anlamında bir inovasyona ihtiyacımız vardır diye düşünüyorum. Türkiye olarak gerek hammadde de gerekse hammadde demek olan enerji ile bunu sürdürülebilir ve kontrol edilebilir duruma getirmemiz gerekiyor. Bunu da kültür coğrafyamıza yaslanarak yapmamız gerekiyor. Kültür coğrafyamızda Türkiye kendi dağıtım ağlarını kurarak her iki tarafı kontrol ettiği kendi alanını yaratabilir. Ama diğer taraftan Türkiye dünya standartlarında Ar-Ge ve inovasyon harcamalarına biran önce ulaşmalı."

"TÜKETİM TALEBİ ARTAN MİLLİ GELİRİN ÜZERİNDE"
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun kredi kartlarının taksitlendirilmesine sınırlama getiren düzenlemenin neleri kapsadığının ve bunun ekonomiye yansımalarının sorulması üzerine Zeybekci, geçmişte yapılan lüks tüketimlerle veya geleceğe borçlanarak yapılan harcamalarla olması gerekenden fazla bir pazarın ortaya çıktığını vurguladı.

Milli gelir 3.5 kat artarken tüketim hevesi ve talebinin bu 3.5 kattan çok daha fazla arttığını belirten Zeybekci şunları söyledi:

"2002 yılında ortalama cep telefonu fiyatları 150 dolarken bugün 220 dolara çıkmış olması sonucunda vatandaşlarımızın bu yöndeki taleplerini gözden geçirmesi gerektiğine inanıyorum. Bunlar sosyal problemler yaşanacağı ön görülerek alınan önlemlerdir. Keyfe keder tüketimle ilgili yapılan çalışmalardır. Yapılan düzenlemenin arkasındayım ve destekliyorum."

Diğer Ekonomi Haberleri için tıklayın


2014.01.02 19:47 - Son Güncellenme: 2014.01.02 19:47 - HABER MERKEZİ
A