"Öğretmenlerin sorumluluğu çok, karar yetkisi yok"
Eğitim-Bir-Sen Bursa Şubesi, Eğitim-Bir-Sen Genel Merkezi'nin aldığı karara göre bu yıl ki 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutlamayacaklarını ilan etti.
2012.11.22 14:37 - Son Güncellenme: 2012.11.22 14:37 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
Şube yönetimi ve bazı üyeler eşliğinde konuyla ilgili basın açıklaması gerçekleştiren Eğitim-Bir-Sen Bursa Şube Başkanı Numan Şeker, "Öğretmenlik mesleğinin ekonomik ve mesleki itibarını hedef alan yaklaşımlar bertaraf edilmediği sürece, 24 Kasım Öğretmenler Günü etkinlikleri yapılmamalı ve hiç kimse kutlama mesajı yayınlamamalıdır" dedi.
Sendika olarak, 23. Başkanlar Kurulu Toplantısı'nda bu kararı aldıklarını ifade eden Şeker, "Ülkenin geleceğini inşa eden eğitimin en önemli unsuru olan öğretmenlerin fedakârlığının görmezden gelinmesi, itibar kaybına uğratılması, ek ödemeden mahrum edilerek kamuda en az maaş alan çalışan konumuna düşürülmesi; ayrıca 18. Milli Eğitim Şurası'nda alınan, 'Öğretmen ve yöneticilerin ekonomik durumlarının iyileştirilmesi amacıyla her yıl Kasım ayında bir maaş tutarında ikramiyenin verilmesi, ek ders ücretinin 12 TL'ye çıkarılması, görev alınan projeler için ek ders ücreti tahakkuk ettirilmesi, eğitim kurumu yöneticilerine makam tazminatı ödenmesi ve ek ders ücretinin maaşlara, ek ödemenin ise emekli maaşlarına yansıtılması' kararlarının hayata geçirilmemesi, Öğretmenler Günü'nü kutlamama kararı almamızın başlıca gerekçelerini oluşturmaktadır" şeklinde konuştu.
"İlme, irfana ve alime saygıyı esas alan bir medeniyetin devamı olan Türkiye'de, öğretmenlere, yürüttükleri kutsal mesleğin maddi karşılığının hakkıyla ödenmemesinin yanında manevi karşılığı olan saygı bile artık neredeyse çok görülmektedir" diyen Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hak ettiği saygıyı görmeyen öğretmenler; öğrencilerine, daha iyi bir gelecek, daha güçlü bir Türkiye, daha adil bir ülke hedefinde sorumluluk almaları gerektiğini nasıl anlatacak? Kendisi saygıya muhtaç hale getirilen öğretmenlerden, öğrencilerine 'insana ve haklarına saygı duymayı' ve 'insan onurunu esas almayı' öğretmeleri beklenmektedir."
Öğretmenlere yönelik söz konusu taleplerin; 4+4+4 kesintili ve kademeli yeni eğitim sistemi, Milli Güvenlik Dersi'nin kaldırılması, din eğitim ve öğretimine ilişkin özgürlük alanının genişletilmesi, Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı başta olmak üzere seçimlik ders sayısının artırılması, meslek liselerine yönelik katsayı dayatmasının sona erdirilmesi, yükseköğretimdeki başörtüsü yasağının sona erdirilmesi gibi son derece önemli ve millet iradesine dayanan reformların gerçekleştirildiği bir dönemde dahi karşılanmamış olmasını anlamakta zorluk çektiklerini ifade eden Şeker, şöyle devam etti:
"Biz, öğretmenliğin ne kadar yüce bir meslek olduğunu sadece 24 Kasımlarda haykıranlardan olmayacağız. Biz, öğretmenlerimizin hak ettiği saygıyı gördüğü ve her an yaşadığı bir Türkiye resmi oluşturuluncaya kadar her zaman ve zeminde öğretmenin değerini haykırmaya devam edeceğiz. 'Öğretmenler yetersiz ve çalışmıyor' gibi yaklaşımları kabul etmemiz mümkün değildir. Temennimiz, öğretmenlerin yeterliğini, fedakârlığını, diğerkâmlığını ve mensubu olduğu topluma hizmet etme aşkını bütün toplumun görmesidir. Tarihimiz, öğretmenlerin üstlerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirdiğini belgeleyen örneklerle doludur. Öğretmenlerimizin bu başarısının devam etmesi; maddi ve manevi olarak rahat olması, yaptığı işten haz duymaya devam etmesiyle yakından ilgilidir. Bütün bunları sağlayacak olan bizatihi siyasi iradedir."
'Eğitim Sistemindeki Sürdürülebilir Reform Hayaldir'
Eğitim sisteminin içerisinde görev alan bütün kamu görevlilerinin de kendileri için, eğitim çalışanı sıfatıyla önemli ve değerli olduğunu söyleyen Şeker, "Öğretmen dışındaki eğitim çalışanlarının; hizmetlinin, memurun, şefin, güvenlik görevlisinin, mutemetin, saymanın, tekniker ve teknisyenin, şoförün, aşçının, şube müdürlerinin, mühendislerin, denetmenlerin, akademisyenlerin ve üniversite idari personelinin hem mağduriyetlerini giderecek hem de haklı beklentilerini kazanıma dönüştürecek bir süreci başlatmak durumundayız. Bütün eğitim çalışanlarının sorunu çözülmedikçe, hak ettikleri maaş verilmedikçe, insan onuruyla bağdaşır çalışma şartlarına sahip olmadıkça eğitim sisteminde sürdürülebilir bir reform gerçekleştirmek hayaldir. Eğitim çalışanlarına beklentileri olan iyileştirmeler yapılarak bu hayali gerçeğe dönüştürmenin startı verilmelidir" dedi.
Eğitim-Bir-Sen Bursa Şube Başkanı Numan Şeker'in açıkladığı "Türkiye ve Dünyada Öğretmenlik" raporundan bazı başlıklar ise şöyle:
Öğretmenlerin Karar Yetkisi Ya Sınırlı Ya Da Hiç Yok
Öğretmenlerin eğitime ilişkin en temel konularda bile karar yetkisi, ya sınırlı ya da hiç yoktur. Müfredatın belirlenmesi ve yenilenmesi, kitap seçimi, okul fonunun kullanılması, öğrencilerin sınıf tekrarı yapıp yapmayacağına karar verilmesi, disiplin kurallarının belirlenmesi gibi çok sayıda temel konuda öğretmenlerin görüşleri ya dikkate alınmamakta ya da çok az dikkate alınmaktadır.
Birçok ülke gibi Türkiye'de de öğretmenlerin ciddi anlamda, umutsuzluğa kapıldıkları ve cesaretlerinin kırıldığı görülmektedir.
Öğretmenlerden daha az zamanda daha çok iş yapmaları beklenmektedir. Eğitim reformları dolayısıyla, öğretmenler ders dışında daha çok süre çalışmak zorunda kalmaktadır.
Alan Sınavı Yapılmalıdır
Tükiye'de uygulanan KPS sınavı, adayların genel kültür, genel yetenek ve eğitim bilimleri bilgisini ölçmektedir. Birçok ülkede öğretmenler atanırken ya da öğretmenlik lisansı alırken alan bilgisi sınavına girmektedir. Türkiye'de ise öğretmenler seçilirken herhangi bir alan sınavı yapılmamaktadır. Yapılan araştırmalar, öğretmen adaylarının kendi alanlarında sınav yapılmasına olumlu baktıklarını ortaya koymuştur. Bu çerçevede, öğretmenliğe atanmaya esas sınavda alan bilgisi de ölçülmelidir.
Öğretmen İstihdamında İlave Ödemelerle Adalet Sağlanmalıdır
Öğretmenlerin bölgeler arası ve kent-kırsal arasındaki dengesiz dağılımını gidermeye yönelik düzenlemeler yapılmalı, öğretmenlerin öğretmen istihdamında zorluk çekilen hizmet alanlarını tercih etmesi ve orada uzun süre kalmaları özendirilmelidir. Bu amaçla, öğretmenlerin maaşlarında hizmet ettikleri bölgelerin zorluk derecesine göre ilave ödeme yapılmasına imkan sağlayan kalemlere yer verilmelidir.
Genç Öğretmen Nüfusu Avantaja Dönüştürülmelidir
Türkiye'de 30 yaş ve altı öğretmen oranı yüzde 27, 40 yaş altı öğretmen oranı ise yüzde 69'dur. Türkiye, genç öğretmen oranı açısından diğer bütün OECD ülkelerinden çok daha avantajlı bir durumda görünmektedir.
Öğretmenler Emekli Olmak İstemiyorlar
Türkiye'de emeklilik yaşı bugün itibariyle kadın öğretmenler için 58, erkek öğretmenler için ise 60 yaştır. Türkiye'de genel olarak öğretmenler süreyi doldurdukları halde (başta ek ödeme ve ek ders ücreti kaynaklı kayıplara bağlı olarak) fiilen çalıştıkları dönemdeki aylık gelirlerin büyük oranda düşmesi ve emekli maaşının son maaşlarının %60 seviyelerine inmesi nedeniyle emekli olmayı tercih edememektedir.
Çalışma Hayatında Kadın-Kadın Eşitliğinin Sağlanması İçin Başörtüsü Yasağına Son Verilmelidir
Başörtülü kadınlara uygulanan ayrımcılık nedeniyle kadınların nitelikli işgücü içerisinde yer alması, daha üniversite girişinde veya üniversitede engellenmiş ve bu barikatları aşanların ise görevlerine son verilmiştir. Temel bir insan hakkı ihlali olduğu tartışmasız olan kamuda başörtüsü ile çalışma yasağı bir an önce sonlandırılmalıdır.
Ek Ödemeler Artırılmalı, Maaşlarda İyileştirme Yapılmalıdır
2011 yılında yürürlüğe giren 666 sayılı KHK ile diğer birçok kamu çalışanının maaşında önemli bir iyileştirme yapılırken, öğretmenlere yönelik bir iyileştirme yapılmamıştır. Öğretmenlerde mağduriyet algısı oluşturan bu düzenlemenin, öğretmenlerin taleplerini dikkate alacak şekilde yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç vardır.
Türkiye'de Öğretmenler OECD Ortalamasının Üzerinde Çalışıyor
Türkiye'de ortalama sınıf mevcudu birçok OECD ülkesine oranla daha yüksektir. Benzer şekilde, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, öğretmenlerin çalışma hayatlarını ve iş memnuniyetini doğrudan etkilemektedir. Türkiye'de ilköğretim kademesinde öğrenci/öğretmen oranının ortalaması OECD ortalamasından yüksektir. Hem ortalama sınıf mevcudu hem de öğretmen başına düşen öğrenci sayısı çalışma koşulu açısından değerlendirilecek olursa, Türkiye'de öğretmenlerin çalışma koşullarının (özellikle ders dışı çalışma koşullarının) diğer OECD ülkelerine göre daha zor olduğu söylenebilir.
Şeker, "Kutlamayacağımız Öğretmenler Günü'ne iki gün var, bütün eğitim çalışanlarının gün görmesini sağlayacak adımların acilen atılmasını talep ediyoruz" diyerek açıklamasını sonlandırdı.